Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Bir mülāyim dil-bere ‘ālemde ḳıymet var mıdur
Ḫāk-i pāyine yüz urmaḳ deñlü ‘izzet var mıdur
Baḳışuñdan añlayup ḫalvet ṭurup biñ nāz ile
Ṭolaşup tenhā gelüp diye ki ḥiẕmet var mıdur
İverek la‘l-i lebinden būse iḥsān eyleye
Ya‘ni kim cānda anuñ mānendi leẕẕet var mıdur
Cevre baḳup ḫavf ile gitse ḫırāmān oluban
Bundan artuḳ daḫı ‘ālemde ḳıyāmet var mıdur
Ḫāk-i pāyi cevherine naḳd-i cān ister nigār
‘Adliyā sulṭān geçersin sende ḳudret var mıdur
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünyada yumuşak huylu, gönül alıcı bir sevgiliye denk bir değer var mıdır? Onun ayağının toprağına yüz sürmek kadar bir şeref var mıdır?
2. Senin bakışından ne istediğini anlayıp, tenhada bin nazla kalkıp, dolaşarak yalnız gelip "bir hizmet var mı?" diye sorsa. (T nüshasında "bakışından" yerine "ya kaşınla" okunur: kaşınla işaret edince anlayıp.)
3. Acele edip yakut dudağından bir öpücük bağışlasa, sanki "canda bunun gibi bir tat var mıdır?" demek ister gibi. (OR nüshasında "lezzet" yerine "izzet" okunur: bunun gibi bir şeref var mıdır?)
4. Korkuyla çevresine bakıp salınarak gitse, dünyada bundan büyük bir kıyamet var mıdır? (Kıyamet burada hem mahşer hem de güzel boyun ve yürüyüşün kopardığı kargaşa demektir. "Cevre" kelimesi "cevr", yani eziyet ile de ilişkilendirilebilir.)
5. Sevgili, ayağının toprağı olan cevhere karşılık can nakdi ister. Ey Adlî, sen sultan geçinirsin; sende bunu ödeyecek güç var mıdır?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik bir gazeldir. Remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "var mıdur", kafiye "-et" sesidir: kıymet, izzet, hizmet, lezzet, kıyâmet, kudret. Gazel yalnız OR ve T nüshalarında bulunur; İBB, M1 ve M2'de yoktur. Yavuz Bayram'ın dipnotlarında farklar özellikle T nüshasında toplanır: ikinci beyitte "bakışuñdan" yerine "ya kaşuñla", "hizmet" yerine "hidmet"; üçüncü beyitte "iverek" yerine "ol perî", "lebinden" yerine "lebüñden". OR'da ise üçüncü beyitte "lezzet" yerine "izzet" yazılıdır. Neşir metni ikinci beyitte kelimeyi "hiẕmet" diye verir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti redifteki "var mıdur" sorusuyla biter. Bu sorular bilgi almak için değil, bir şeyin eşsizliğini vurgulamak için sorulur; buna istifham sanatı denir. Matla‘da sorulan şudur: yumuşak huylu bir sevgiliden daha değerli, onun ayağının toprağına yüz sürmekten daha şerefli bir şey var mıdır? İlk mısradaki "mülâyim" sıfatı gazelin anahtarıdır. Divan şiirinin alışılmış sevgilisi cefa eden, âşığı kapısından kovan bir güzeldir; bu gazelde ise şair, kendiliğinden gelen, hizmet soran, öpücük bağışlayan yumuşak huylu bir sevgiliyi hayal eder.
İkinci ve üçüncü beyitler bu hayalin sahnesini kurar. Sevgili âşığın bakışından ne istediğini anlar, tenhada kalkar, bin nazla dolaşıp yalnız gelir ve "bir hizmet var mı?" diye sorar. Bu soru, sevgilinin âşığa hizmet etmesi gibi alışılmışın tersine bir durum yaratır. Üçüncü beyitte sevgili acele ederek bir öpücük bağışlar; "ihsan" kelimesi, bağışın büyüklerden küçüklere yapılan bir lütuf olduğunu hatırlatır. Fiillerin dilek-şart kipinde ("diye", "eyleye", "gitse") kullanılması, bütün sahnenin gerçekleşmemiş bir dilek olduğunu gösterir.
Dördüncü beyitte sevgili, birileri görür korkusuyla çevresine bakarak salınıp gider. "Kıyâmet" kelimesi burada iki anlamda kullanılmıştır: hem dünyanın sonu hem de güzel bir boy-posun yürürken kopardığı kargaşa. Kıyâmet ile salınarak yürüyüş (hırâmân) arasındaki bu bağ, eski şiirde sevgilinin boyunun (kâmet) kıyamet koparmasıyla sık sık kurulur. "Cevre" kelimesi metinde "c" ile yazılmıştır; eski yazıda "c" ile "ç" aynı harfle gösterildiği için kelime "çevre" (etraf) diye okunur, ama "cevr" (eziyet) kelimesini de akla getirir.
Mahlas beyti gazelin en dikkat çekici yeridir. Sevgili, ayağının toprağına bir cevher değeri biçer ve karşılığında can nakdi ister. Şair kendine seslenir: "Ey Adlî, sultan geçinirsin; sende bunu ödeyecek kudret var mıdır?" Burada âşığın sultanlığı ile sevgilinin istediği bedel karşı karşıya konmuştur. Şiiri yazanın gerçekten bir sultan olduğu düşünülünce beyit bir şakaya, hatta bir kendini küçümsemeye dönüşür: dünyanın en güçlü hükümdarlarından birinin hazinesi bile bu bedeli ödemeye yetmez, çünkü istenen şey canın kendisidir. Nakd (nakit), cevher ve kudret kelimeleri bu alışveriş hesabının tenasübünü kurar.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 64, şiir no. 26 (nüsha farkları s. 64 dipnotlarında). ekitap.ktb.gov.tr






