Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Muḥtesib ‘āşıḳları mest olıcaḳ ta‘ẕīr ider
Mes’ele budur ki ‘āşıḳlar anı tekfīr ider
Ehl-i tezvīr ile ḳalb elinde olur pāy-māl
Milk-i dil çün zülfüñ ile ḳaşlaruñ el bir ider
Ẓulmi kim şāh eyleye kim virür anuñ dādını
Ḫānei mi‘mār yıḳsa anı kim ta‘mīr ider
Ġam çerisiyle muḳābil olmaġa ‘āşıḳlaruñ
Ḳāmetin ḳılup keman āhını aña tīr ider
Göñli milkin ‘Adli'nüñ ġam leşkeri yaḳmaḳ diler
Hey meded erkān-ı devlet aña ne tedbīr ider
Günümüz Türkçesiyle
1. Muhtesip (çarşıyı ve kamu ahlakını denetleyen görevli), âşıklar sarhoş olunca onları cezalandırır; mesele şudur ki âşıklar da onu kâfir sayar. ("Mesele" burada bir fıkıh sorusu gibi ortaya konmuştur.)
2. Zülfün ile kaşların el birliği ettiği için, gönül ülkesi hilekârlar yüzünden kalpazanların elinde ayaklar altında kalır. (Kalb hem "gönül" hem "sahte, kalp para" demektir; zülf ile kaş, gönül ülkesini ele geçiren iki hilekâr gibi düşünülmüştür.)
3. Şahın yaptığı zulmün hakkını kim verir, kim onun öcünü alır? Evi mimar yıkarsa onu kim onarır? (M2'de ilk mısra yoktur; OR ve T'de "virür" yerine "vire" okunur.)
4. Âşıklar, gam ordusunun karşısına çıkmak için boylarını yay yapar, âhlarını da o yaya ok eder. (Gamdan bükülen boy yaya, göğe doğru yükselen âh oka benzetilir. T'de "kâmetin" yerine "kâmetüñ", yani "senin boyunu" okunur.)
5. Gam ordusu Adlî'nin gönül ülkesini yakıp yıkmak istiyor; imdat, ey devletin ileri gelenleri, buna ne tedbir alırsınız? (OR'da "ne" yerine "kim" okunur: bunun tedbirini kim alır?)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik bir gazeldir. Remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ider", kafiye "-îr/-ir" sesidir: ta‘zîr, tekfîr, bir, ta‘mîr, tîr, tedbîr. Gazel OR, T, M1 ve M2 nüshalarında bulunur, İBB'de yoktur. Yavuz Bayram'ın dipnotlarına göre üçüncü beytin ilk mısraı M2'de yoktur; üçüncü beyitte ayrıca OR ve T "virür" yerine "vire", T "hânei" yerine "hânei kim", M1 ve M2 "hâne kim" okur. Dördüncü beyitte T'de "kâmetüñ", son beyitte OR'da "ne" yerine "kim" yazılıdır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin dili baştan sona kamu düzeni ve devlet kavramlarıyla örülmüştür: muhtesip, ta‘zîr, tekfîr, mesele, mülk, şah, zulüm, dâd (adalet), ordu, erkân-ı devlet ve tedbir. Matla‘ divan şiirinin bilinen rint ile muhtesip karşıtlığını işler. Muhtesip, çarşıyı ve ahlakı denetleyen, sarhoşları cezalandıran görevlidir; "ta‘zîr" de kadının takdirine bırakılan cezadır. Şair bunu bir fıkıh meselesi gibi koyar: muhtesip âşıkları cezalandırır, âşıklar da onu "tekfîr" eder, yani kâfir sayar. "Ta‘zîr" ile "tekfîr", ceza ve hüküm diline ait iki kelime olarak birbirinin karşısına konmuştur.
İkinci beyitte "kalb" kelimesi tevriyelidir: hem gönül hem sahte para, kalpazanlık anlamına gelir. "Ehl-i tezvîr" (hilekârlar) ve "kalb eli" (kalpazanlar) sözleri, zülf ile kaşın el birliği edip gönül ülkesini ayaklar altına almasını bir sahtekârlık suçu gibi anlatır. Beyitte "el bir etmek" deyimi ile "kalb eli" sözündeki "el" kelimesi arasında bir söz oyunu da vardır.
Üçüncü beyit, gazelin en ağır sözünü taşır: şah zulmederse onun hakkını kim verir, mimar evi yıkarsa onu kim onarır? İkinci mısra birinciyi bir örnekle destekler; bu irsâl-i meseldir. Aşk dili içinde okunduğunda şah sevgili, ev de âşığın gönlüdür; gönlü yapan da yıkan da aynı sevgilidir. Ama beyit aynı zamanda adaletin en üstteki kişiye bağlı olduğunu söyleyen bir hüküm cümlesidir. Bu sözün bir padişahın divanında yer alması dikkat çekicidir. Yavuz Bayram, Bayezid'in mahlasının da işaret ettiği gibi adalete büyük önem veren padişahlardan olduğunu ve devrinin şairlerinin bunu sık sık dile getirdiğini yazar. Beytin bu düşünceyle ilgisi bir yorumdur; şiirin hangi vesileyle yazıldığına dair bir kaynak yoktur.
Dördüncü beyitte âşık bir askerdir. Gamdan bükülmüş boyu yay, göğe yükselen âhı oktur; âşık bunlarla gam ordusunun karşısına çıkar. Kâmet, keman (yay) ve tîr (ok) arasında tenasüp vardır. Mahlas beyti bu savaş sahnesini bir devlet meclisine taşır. Gam ordusu Adlî'nin gönül ülkesini yakmak ister ve şair "erkân-ı devlet"e, devletin ileri gelenlerine, bir tedbir için seslenir. Devletin başındaki kişinin kendi vezirlerinden yardım dilemesi bu beyte ince bir ironi katar; padişah olan şair, gönül ülkesi söz konusu olunca çaresizdir. Benzer bir söyleyiş divandaki Gazel 137'nin mahlas beytinde de vardır: orada aşk gönül mülküne galip gelmiştir ve şair "erkân-ı devlet bunun tedbirini alsın" der. Aynı gazelin üçüncü beytinde muhtesibin ta‘zîri de anılır. Âşık Çelebi'nin, Bayezid'in saltanat meşguliyetinden ve memleket işlerinden usandıkça şiire yöneldiğini söylemesi bu beyitlerle birlikte okunabilir, ama tezkireci bu sözü belli bir şiir için söylemez.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 66, şiir no. 28 (nüsha farkları s. 66 dipnotlarında); giriş, s. 23-24 (Bayezid'in adalete verdiği önem); Gazel 137, s. 175. ekitap.ktb.gov.tr
- Yavuz Bayram, "Adlî (Sultan Bayezid-i Veli bin Fatih Sultan Mehmed)", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (TEİS) (Âşık Çelebi'nin değerlendirmesi, Kılıç 1994: 54'ten aktarılarak).
Çevrimiçi kaynaklar






