Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
İşigüñ dārü'ş-şifāsından şu dil kim dūr olur
Derdine dermān bulınmaz hicr ile mehcūr olur
İtleri ḳarşu gelüp veh veh dir idi ḥālüme
Ḫaste ḳaldum ḫaste olan dōstlardan dūr olur
Ruḫlaruñ şevḳiyle bir ‘āşıḳ ki cān vire senüñ
Ḳabri anuñ ḥaşr olınca dōstum pür-nūr olur
Ṣanuram cāndan belā-yı nā-gehānī def‘ olur
Her ḳaçan kim bāb-ı dil-berden raḳībi dūr olur
Ża‘f māni‘ oldı işigüñde cān virmeklüge
Ḫasteler işinde ihmāl eylese ma‘ẕūr olur
Niçe kāfir ḳal‘asın almaḳ naṣīb itdi Ḫudā
‘Adli dil-ber göñlini almaḳ kime maḳdūr olur
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin eşiğinin şifahanesinden uzak düşen şu gönül, derdine derman bulamaz; ayrılıkla terk edilmiş, yalnız kalmış olur.
2. Senin (mahallendeki) köpekler karşıma gelip hâlime "vah vah" derlerdi. Hasta kaldım; hasta olan, dostlarından uzak düşer.
3. Ey dostum, yanaklarının özlemiyle sana can veren bir âşığın kabri, mahşer gününe kadar nurla dolu olur.
4. Ne zaman rakip sevgilinin kapısından uzak olsa, sanırım ansızın gelen bela canımdan savuşur.
5. Senin eşiğinde can vermeme güçsüzlüğüm engel oldu; hastalar bir işi savsaklasa mazur görülür. (OR nüshasında "zayıflık" yerine "sanki" okunur.)
6. Tanrı nice kâfir kalesini almayı nasip etti; ama ey Adlî, sevgilinin gönlünü almak kimin elinden gelir?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel altı beyittir ve aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olur", kafiye "-ûr" sesidir: dûr, mehcûr, pür-nûr, ma‘zûr, makdûr. "Dûr" (uzak) kelimesi matlada, ikinci ve dördüncü beyitte üç kez kafiyeye girer; uzaklık şiirin asıl konusu olduğu için bu tekrar anlamla örtüşür. Gazel, beyitleri aynı kafiye ve redifle bağlanan, ilk beyti (matla) kendi içinde kafiyeli, son beytinde (makta) şairin mahlası geçen nazım şeklidir. Yavuz Bayram'ın neşrinde OR, T, M1 ve M2 nüshalarına dayanır; İBB nüshasında yoktur. Nüsha farkı yalnız iki kelimededir (5. beyitte "za‘f" yerine "sanki", 6. beyitte "kal‘asın" yerine "kal‘a", ikisi de OR'da). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin bütün beyitlerinde hastalık ile ayrılık birbirine bağlanır. Matlada sevgilinin eşiği bir "dârü'ş-şifâ", yani hastanedir; oradan uzak düşen gönül derdine çare bulamaz. Dert, derman ve şifa kelimeleri tenasüp oluşturur. İkinci beyitte divan şiirinin bilinen bir görüntüsü vardır: sevgilinin mahallesindeki köpekler. Âşık o kadar düşkündür ki halini gören köpekler bile ona acır, insan dostları ise hasta olduğu için yanından çekilmiştir. Beyitteki acı, acımanın insanlardan değil köpeklerden gelmesindedir.
Üçüncü beyit aşk uğruna ölmeyi bir kurtuluş gibi anlatır: sevgilinin yanağına duyulan özlemle can veren âşığın mezarı kıyamete kadar nurla dolar. Dördüncü beyitte rakip, sevgilinin kapısındaki bela olarak görülür; o uzaklaşınca âşığın canından da ansızın gelen belalar kalkar. Beşinci beyit ince bir özürdür. Âşık eşikte can vermek ister, ama hastalıktan buna bile gücü yetmez; hastanın ihmali bağışlanır.
Makta, Adlî'nin şiirlerinde sık görülen bir gerilimi taşır. "Almak" fiili iki ayrı anlamla kullanılır: kale almak, yani fethetmek ve gönül almak, yani birinin gönlünü kazanmak. Tanrı nice kâfir kalesini almayı nasip etmiştir, ama sevgilinin gönlü hiçbir güçle alınamaz. "Makdûr" kelimesi sözlük anlamıyla "güç yetirilebilen" demektir; soru, kale fethinin kolay, gönül fethinin imkânsız olduğunu söyler. Bayram, divanda şairin padişah kimliğine işaret eden kırktan fazla beyit bulunduğunu yazar; bu beyitlerin dökümünü verdiği bölüm e-kitapta basılmamıştır. Makta da kale fethini kendi hayatından bir şey gibi anar, fakat hangi seferlerin kastedildiğine ve şiirin Amasya yıllarında mı, saltanat döneminde mi yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 67, şiir no. 29 (nüsha farkları s. 67 dipnotu); padişah kimliğine işaret eden beyitler için giriş, s. 13. ekitap.ktb.gov.tr






