Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Ciger tennūr sīnemde dem olmaz kim kebāb olmaz
Gün olmaz rūz-ı hicrüñde gözüm yaşı şarāb olmaz
Göñülde seng-i cevrüñle dilüm bir ḫāneyidi kim
Devām-ı devr-i çarḫ ile zevāl irüp ḫarāb olmaz
Dirīġ itme lebüñ būsın nigārā ḫaste dillerden
Kim anuñ rūz-ı maḥşerde s̱evābına ḥisāb olmaz
Neye ḳılsa naẓar çeşmüm ḫayālüñ görinür anda
Dü ‘ālem ḥā’il olursa ḫayālüñe ḥicāb olmaz
Gözüm yaşı işigüñe gider her laḥẓa sā’ildür
Niçün ebvāb-ı şefḳatden aña bir fetḥ-i bāb olmaz
Ṣatarsañ leblerüñ la‘lin behā cānlar virüp dirler
Cihān içinde bī-ḳıymet bu renge la‘l-i nāb olmaz
Firāḳ odına kūyuñda nigārā ‘Adli'yi yaḳma
Buyurdı çünki Peyġamber behişt içre ‘aẕāb olmaz
Günümüz Türkçesiyle
1. Göğsümde ciğerim bir tandırdır; kebap olmadığı bir an yoktur. Ayrılık zamanında gözümün yaşının şarap olmadığı bir gün yoktur. (Kanlı gözyaşı şaraba benzetilir; İBB'de "ayrılık gününde" yerine "ayrılık meclisinde" okunur.)
2. Gönlüm, senin cefanın taşlarıyla gönülde kurulmuş öyle bir evdi ki feleğin dönüşü sürdükçe ona çöküş gelip harap olmaz. (Beyit kapalıdır. T, M1 ve M2'de "dilüm" yerine "gamun" okunur; bu okumayla anlam "Senin gamın, cefa taşlarıyla gönülde kurulmuş öyle bir evdi ki…" olur.)
3. Ey güzel, dudağının öpücüğünü gönlü hasta olanlardan esirgeme; çünkü onun sevabının mahşer gününde hesabı olmaz (sayısızdır).
4. Gözüm neye baksa orada senin hayalin görünür; iki dünya araya girse bile senin hayaline perde olamaz.
5. Gözümün yaşı her an eşiğine giden bir dilencidir; niçin ona şefkat kapılarından bir kapı açılmaz?
6. Dudaklarının lalini satsan, bedel olarak canlarını verip derler ki: Dünyada bu renkte saf bir lal ucuz olmaz. (Beyit iki türlü okunabilir: "bî-kıymet" "değersiz" anlamında alınırsa böyle; "paha biçilmez" anlamında alınırsa "Dünyada bu renkte paha biçilmez bir saf lal daha yoktur" demek olur.)
7. Ey güzel, Adlî'yi mahallende ayrılık ateşinde yakma; çünkü Peygamber buyurdu: Cennette azap olmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olmaz", kafiye "-âb" sesidir: kebâb, şarâb, harâb, hisâb, hicâb, bâb, nâb, ‘azâb. Neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB), ancak T'de beşinci beyit yoktur ve son beyitte "Peygamber" kelimesi eksiktir. Nüsha farkları bu gazelde sıktır. İkinci beyitte "dilüm" yerine T, M1 ve M2'de "gamun", "devâm-ı" yerine İBB'de "mürûr-ı", OR'da "o dâma"; altıncı beyitte "satarsan" yerine T'de "satar senün", OR ve İBB'de "sunarsan", "cânlar" yerine OR ve İBB'de "diller", "bu renge" yerine T'de "nûruna" okunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, ayrılığın âşığın bedeninde yaptığı tahribatı mutfak ve meclis kelimeleriyle anlatır. Göğüs bir tandırdır, ciğer onun içinde durmadan kebap olur; gözden akan kanlı yaş da şaraptır. Kebap ile şarap, divan şiirinde meclisin iki temel unsuru olarak birlikte anılır; burada meclisin malzemesi âşığın kendi ciğeri ve gözyaşıdır. İkinci beyit gazelin en kapalı beytidir. Neşirdeki "dilüm" okumasıyla gönül, cefa taşlarıyla örülmüş ve zamanın yıkamayacağı bir evdir; nüshaların çoğundaki "gamun" okumasıyla gönülde yer eden ev sevgilinin verdiği gamdır. Her iki okumada da taşlar evi yıkmaz, sağlamlaştırır; âşığın derdi zamanla eskimez.
Üçüncü beyit dinî bir söz dağarcığıyla oynar. Sevgilinin dudağından bir öpücük hastaya verilen bir sadaka gibidir ve sevabı kıyamet gününde hesaba sığmayacak kadar büyüktür. Dördüncü beyitte hayal ile perde (hicâb) karşı karşıya gelir: iki dünya, yani bu dünya ile öbür dünya araya girse bile sevgilinin hayalini örtemez. Beşinci beyitte gözyaşı kapı kapı dolaşan bir dilencidir. "Sâ'il" kelimesi sözlük anlamıyla hem "dilenen, isteyen" hem "akan" demektir; gözyaşına yakışan bu iki anlam beyitte bir tevriye oluşturur. Kapı (bâb) ile "fetḥ-i bâb" (kapı açılması) arasında da tenasüp vardır.
Altıncı beyitte sevgilinin dudağı bir lal, yani kırmızı değerli taştır; onu satın almak isteyenler bedel olarak canlarını verir. "Nâb" sözlük anlamıyla "saf, katışıksız" demektir; lalin kırmızılığı, matlada şaraba benzetilen kanlı gözyaşının rengini hatırlatır. Maktada sevgilinin mahallesi cennet sayılır; Peygamber'in cennette azap olmayacağını bildirdiği hatırlatılarak âşığın orada ayrılık ateşiyle yakılması bu hükme aykırı gösterilir. Şair kendi durumunu, bir hükme dayanarak hakkını arayan biri gibi sevgiliye karşı savunur. Beyit, dayandığı sözün hangi rivayet olduğunu belirtmez.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 70, şiir no. 32 (nüsha farkları s. 70 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr






