Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Vaṣl-ı yāri ‘āşıḳa olmaz müfīd itmek heves
Cānib-i dil-dārdan bir iltifat olursa bes
Cān bedende fikr-i aġyār ile bir bülbül durur
Kim aña zāġ u zeġan cem‘ olup olmış hem-ḳafes
Rişte-i ümmīd göñlüm ṣaldı zülfüñ bendine
Ṣañasın ḳayd oldı dām-ı ‘ankebūt içre mekes
‘Işḳ içinde ‘āşıḳ isterse rıżāsın bulmaġı
Dōstuñ aña rıżāsın gözlemek olsun heves
Dest-i res olsa viṣāle dest-i res mümkin midür
Dest-i resle olsa ‘Adlī bulur idi dest-i res

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgiliye kavuşmayı arzulamak âşığa bir fayda vermez; gönül alan sevgili tarafından bir iltifat gelirse o yeter.

2. Rakipleri düşünen beden içindeki can, kargalar ve küçük kargalarla bir araya getirilip aynı kafese konmuş bir bülbüle benzer. (İBB "aynı kafeste" yerine "aynı nefesi paylaşan" okur.)

3. Gönlüm umut ipini zülfünün bağına saldı; sanki bir sinek örümcek ağına tutuldu.

4. Âşık aşk içinde rızasına ermek isterse, arzusu dostun ona karşı rızasını gözetmek olsun. (Beyit iki türlü okunabilir: ilk mısradaki "rızâ" âşığın kendi gönül hoşnutluğu ya da sevgilinin onayı olarak anlaşılabilir; iki okumada da yol sevgilinin hoşnutluğunu gözetmekten geçer.)

5. Vuslata uzanacak bir el olsa, ona erişmek mümkün olur mu? Erişmek uzanan elle olsaydı, Adlî çoktan erişirdi. ("Dest-res" sözlük anlamıyla eli yetişme, erişme gücü demektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi yoktur; kafiye "-es" sesidir: heves, bes, kafes, mekes ve res. Matlaın ilk kafiye kelimesi "heves" dördüncü beyitte yeniden kafiye yerinde kullanılmıştır. Kısa gazellerde böyle bir tekrar dikkat çeker, ama burada anlamla ilgilidir: matlada boşuna olduğu söylenen "heves", dördüncü beyitte doğru yöne çevrilmiş bir arzu olarak geri gelir. Gazel neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB) ve divanın "sîn" harfiyle biten redifler bölümündedir. Bayram'ın aparatına göre T ikinci beyitte "olmış" yerine "olmışlar", İBB "hem-kafes" yerine "hem-nefes" okur; OR ve İBB dördüncü beyitte "isterse" yerine "ister kim", OR beşinci beyitte "dest-res olsa" yerine "dest olsa" yazar. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana düşüncesi, vuslatın âşığın çabasıyla elde edilemeyeceği, sevgilinin lütfuna bağlı olduğudur. Matla bunu açıkça söyler: kavuşmayı arzulamak bir işe yaramaz, sevgiliden gelecek tek bir iltifat âşığa yeter. Beşinci beyit aynı fikri söz oyunuyla kapatır ve gazelin başıyla sonu birbirine bağlanır.

İkinci beyitte can, beden kafesindeki bir bülbüle benzetilir. Bu benzetme divan şiirinde sık görülür; Adlî'nin beyitte eklediği ayrıntı, bülbülün kafeste yalnız olmamasıdır. Âşık rakipleri düşündükçe, canı kargalarla (zâğ u zeğan) aynı kafese kapatılmış bir bülbüle döner. Bülbülün güzel sesiyle kargaların çirkin sesi arasındaki karşıtlık, âşıkla rakipler arasındaki farkı gösterir; bülbül, karga ve kafes arasında da tenasüp vardır. Üçüncü beyitte sevgilinin zülfü bir tuzağa, örümcek ağına benzetilir. Gönül "rişte-i ümmîd" (umut ipi) ile zülfe tutunmak ister, ama sonuç ağa takılan bir sineğin durumudur. İp ile ağın aynı türden şeyler olması benzetmeyi pekiştirir: umut ipi, zülfün ağıyla iç içe geçmiştir.

Dördüncü beyitte gazelin öğüdü verilir. Âşık kendi rızasını bulmak istiyorsa, arzusunu dostun rızasını gözetmeye yöneltmelidir. "Rızâ" kelimesinin iki mısrada iki ayrı kişiye bağlanması beytin düğümüdür; ilk mısradaki rızanın kime ait olduğu açık olmadığından günümüz Türkçesi bölümünde iki okuma birlikte verildi. "Dost" kelimesi tasavvuf dilinde Allah için de kullanılır; beytin bu yönde de anlaşılabileceği söylenebilir, ama gazelin geri kalanı sevgiliyi anlatan bilinen hayallerle kuruludur.

Makta, "dest-res" (erişme, eli yetişme) ve "dest-i res" ifadelerini dört kez tekrar ederek kurulmuştur. Bu tekrar ve aynı kelimelerin küçük farklarla yeniden kullanılması tekrir ve cinas sanatlarına örnektir. Şair, vuslata uzanan bir elin bulunup bulunmadığını sorar ve cevabı kendi durumuyla verir: kavuşmak uzanan elle mümkün olsaydı, Adlî çoktan kavuşurdu. Böylece matlada söylenen düşünce, şairin kendi adına bağlanarak yinelenir.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 75, şiir no. 37 (nüsha farkları s. 75 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr