Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Zülfinüñ zencīrine dil-ber dil ü cān baġlamış
Ġāret itmiş milk-i dīn ẓulm ile īmān baġlamış
Zülfi kāfirlik idüp her bir ḳılında biñ esīr
Aṣmaġa ḳaṣd eylemişdür çoḳ Müselmān baġlamış
Bi'llāh iy ehl-i naẓar eyleñ temāşā k'ol ṣanem
Zülfine her tābda bir māh-ı tābān baġlamış
Māh u ḫurşīdi felek meydānına ṭūp itmege
Çīn idüp gīsūların müşg ile çevgān baġlamış
Lu‘bla cāẕūlıġ içün her bir ṭarafda çeşmine
Rişte-i cānlar alup bir deste reyḥān baġlamış
Zülf ü ḫaṭṭuñ dir görenler ‘anberīn zencīr ile
Siḥr idüp cāẕū gözi ḫurşīd-i raḫşān baġlamış
‘Adli'nüñ naẓmın gören vaṣf-ı ruḫuñla didi kim
Cem‘ idüp evrāḳ-ı gül bir tāze dīvān baġlamış
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül alan sevgili, zülfünün zincirine gönülleri ve canları bağlamış; din ülkesini yağmalamış, zulümle imanı bağlamış.
2. Zülfü kâfirlik edip her bir telinde bin esir bağlamış; asmaya niyet ederek nice Müslümanı bağlamış. (Zülfün siyahlığı küfrün karanlığıyla bir tutulur; tellere bağlanan esirler, ipe asılmak üzere olan kişilere benzetilir. OR "zülfü" yerine "zâtı", yani "kendisi" okur.)
3. Allah aşkına, ey anlayış sahipleri, seyredin: o put güzeli zülfünün her kıvrımında parlak bir ay bağlamış. (Ay sevgilinin yüzüdür; kıvrımlar arasından görünen yüz, her büklüme bağlanmış bir ay gibidir.)
4. Ay ile güneşi feleğin meydanında top yapıp sürmek için saçlarını kıvırmış, miskle bir çevgân bağlamış. (Çevgân sözlük anlamıyla atlı top oyununda kullanılan ucu eğri sopadır; kıvrık ve misk kokulu siyah saç bu sopaya benzetilir.)
5. Oyunla büyü yapmak için gözünün her bir yanında canların ipliklerini alıp bir deste reyhan bağlamış. (Reyhan sözlük anlamıyla fesleğendir; divan şiirinde yüzdeki ince tüyler için de kullanılır. Beyit nüshalarda farklı okunur: T, İBB, M1 ve M2 "oyunla" yerine "oyunda", T, M1 ve M2 "büyü yapmak için" yerine "büyücü niçin", M1 ve M2 "gözüne" yerine "güzelliğine", T ise "hastaya" okur. Bu yüzden beytin anlamı tam olarak açık değildir.)
6. Görenler zülfün ve ayva tüylerin için şöyle der: büyücü gözün büyü yapıp parlak güneşi amber kokulu bir zincirle bağlamış. (Güneş yüz, amber zincir siyah ve güzel kokulu saç ile tüylerdir.)
7. Adlî'nin senin yanağını anlatan şiirini gören dedi ki: gül yapraklarını toplayıp yepyeni bir divan bağlamış. (Gül yanağı anlatan şiirler gül yaprakları, onların bir araya getirilmesi de ciltlenmiş bir divan gibidir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "bağlamış", kafiye "-ân" sesidir: cân, îmân, Müselmân, tâbân, çevgân, reyhân, rahşân ve dîvân. Neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB) ve divanın "şîn" harfiyle biten redifler bölümünün ilk şiiridir. Nüsha farkları en çok beşinci beyitte yoğunlaşır; aparat bu beyit için dört ayrı ayrılık kaydeder. Bunların dışında M1 ile M2 matlada "zencîrine" yerine "zencîrile", üçüncü beyitte "eyleñ" yerine "itmeñ" (İBB de böyle), altıncı beyitte "hattuñ" yerine "haddüñ" (İBB de böyle) okur; OR ve İBB dördüncü beyitte "müşg" yerine "misk" yazar. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün beyitleri sevgilinin saçı etrafında kurulur ve "bağlamış" redifi bu saçın türlü işlerini sıralar. Zülüf, divan şiirinde uzunluğu, siyahlığı, kıvrımları ve kokusuyla anılır. Matlada zülüf bir zincirdir; gönüller ve canlar ona bağlanmıştır. Aynı beyitte sevgili bir yağmacı gibi din ülkesini talan etmiş ve imanı zulümle bağlamıştır. Bu dinî dil ikinci beyitte sürer: zülüf kâfirlik eder, her telinde bin esir tutar ve nice Müslümanı asmak için bağlar. Siyah saçın küfre, yani karanlığa benzetilmesi; telin ipe, bağlananların asılacak esirlere dönüşmesi istiare yoluyla kurulmuştur. Din, iman, kâfir ve Müselman kelimeleri arasında tenasüp vardır.
Üçüncü ve dördüncü beyitlerde gökyüzü hayalleri öne çıkar. Sevgili "sanem", sözlük anlamıyla put diye anılır; bu da güzelin tapılacak kadar güzel olduğunu söyleyen bilinen bir benzetmedir. Zülfün her kıvrımına bir ay bağlanmıştır. Beyitteki "tâb" kelimesi sözlük anlamıyla hem büklüm, kıvrım hem de parıltı demektir, ardından gelen "tâbân" (parlak) kelimesiyle de ses bakımından eşleşir; bu yüzden beyitte tevriye ve cinas birlikte bulunur. Dördüncü beyit saray çevresinin oyunlarından birine, atlı top oyunu çevgâne başvurur. Sevgili ay ile güneşi feleğin meydanında top gibi sürmek için saçını kıvırıp miskle bir çevgân sopası yapmıştır. Meydan, top ve çevgân arasında tenasüp vardır; ay ve güneşin topa dönüşmesi, sevgilinin güzelliğinin gök cisimlerini geride bıraktığını anlatan bir mübalağadır.
Beşinci ve altıncı beyitlerde saçın yanında göz ve yüzdeki tüyler (hat) de büyü hayaliyle anlatılır. Göz büyücüdür, saç ve tüyler bu büyünün bağlarıdır. Beşinci beytin nüshalarda pek çok farkla geçmesi anlamını belirsizleştirir; günümüz Türkçesi bölümündeki aktarım neşrin seçtiği okumaya dayanır. Altıncı beyitte büyücü göz parlak güneşi, yani yüzü, amber kokulu bir zincirle bağlamıştır.
Makta gazeli şiirin kendisine bağlar. Adlî'nin sevgilinin yanağını anlatan şiirlerini gören, onun gül yapraklarını toplayıp yeni bir divan bağladığını söyler. "Evrâk" kelimesi sözlük anlamıyla hem yapraklar hem de kâğıt sayfalar demektir; "dîvân bağlamak" da şiirleri bir cilt içinde toplamayı akla getirir. Gül yanak, gül yaprağı, sayfa ve divan arasında kurulan bu tevriye, Adlî'nin kendi şiir derlemesine yaptığı bir göndermedir. Redifin baştan beri saçın bağlarını anlatırken son beyitte bir kitabın ciltlenmesini anlatması gazele derli toplu bir kapanış verir.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 76, şiir no. 38 (nüsha farkları s. 76 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr






