Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
‘Āşıḳa hicrānda olsa yine bir bī-dil enīs
Ṣan olur faṣl-ı ḫazānda bülbüle bülbül enīs
Ḳadd ü ruḫsāruñ firāḳında gülistān seyrine
Varduġumca baña olur servlerle gül enīs
Ṣanuram gülzār içinde bülbül ü gül cem‘ olur
Her ḳaçan kim ola ol ruḫsār ile kākül enīs
Ḫāk-i dergāhuñ gedāsından iñen ‘ār eyleme
Gāh olur kim şāha olur bende-i muḳbil enīs
Ruḫlaruñda ḫāl-i ‘anber-bāruñı gören didi
Ḫoş yaraşmış ki ola kāfūr ile fülfül enīs
‘Adliyā gel sen de inṣāf eyle şehlikden murād
Bu degül midür ki ola ol ṣaçı sünbül enīs
Bāreke'llāh sen gedā ol pādşāh-ı ḥüsndür
Olduġı var mı cihānda şāha ola ḳul enīs
Günümüz Türkçesiyle
1. Ayrılık içindeki âşığa yine gönlünü yitirmiş biri yoldaş olsa, sanki güz mevsiminde bülbüle bir bülbül yoldaş olmuş gibidir.
2. Boyunun ve yanağının ayrılığında gül bahçesini seyre gittikçe, bana serviler ve gül yoldaş olur. (Servi boyu, gül yanağı hatırlatır.)
3. O yanağa kâkül ne zaman yoldaş olsa, sanırım gül bahçesinde bülbülle gül bir araya gelir. (Siyah kâkül bülbüle, yanak güle benzetilir; beyit T'de yoktur.)
4. Eşiğinin toprağındaki dilenciden fazla utanma; bazen şaha talihli bir kul da yoldaş olur.
5. Yanaklarındaki amber kokulu beni gören dedi ki: Kâfurla karabiberin yan yana gelmesi ne hoş yakışmış. (Beyaz yanak kâfura, siyah ben karabibere benzetilir.)
6. Ey Adlî, gel sen de insaf et: Şahlıktan murat, o saçları sümbül gibi olan sevgiliye yoldaş olmak değil midir?
7. Maşallah, sen bir dilencisin, o ise güzellik padişahıdır; dünyada bir kulun şaha yoldaş olduğu görülmüş müdür?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "enîs" (yoldaş, dost), kafiye "-l" sesidir: bülbül, gül, kâkül, mukbil, fülfül, sünbül, kul. Neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB) ve divanın "sîn" harfiyle biten redifler bölümünün şiiridir. T'de üçüncü beyit yoktur; aynı nüsha beşinci beyitte "ruhlarunda" yerine "ruhlarında", "yaraşmış k'ola" yerine "imiş ola" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün beyitleri "enîs", yani yoldaşlık kavramı etrafında kurulur ve her beyitte birbirine eş düşen bir çift gösterilir. Matlada ayrılık içindeki iki âşık, güz mevsiminde bir araya gelen iki bülbüle benzetilir. Bülbül gülün açtığı baharda öter; güzün gül yoktur, bülbüller de ancak birbirinin derdine ortak olur. İkinci beyitte sevgiliden ayrı düşen âşık gül bahçesine gider ve orada servilerle gülü kendine yoldaş edinir, çünkü servi sevgilinin boyunu, gül de yanağını hatırlatır. Beyitte önce boy, sonra yanak; karşılıklarında da önce servi, sonra gül sayılır. Bu, sıranın korunduğu düzenli leff ü neşrdir.
Üçüncü ve beşinci beyitler sevgilinin yüzünü renk karşıtlıklarıyla anlatır. Kâkül siyah olduğu için bülbüle, yanak gül olarak düşünülür; kâkülün yanağa düşmesi gül bahçesinde bülbülle gülün buluşması gibidir. Beşinci beyitte beyaz yanak kâfura, siyah ben fülfüle, yani karabibere benzetilir. Kâfur ve amber güzel kokulu maddelerdir; benin "‘anber-bâr" (amber saçan) diye nitelenmesi bu yüzdendir. Beyaz ile siyahın yan yana gelmesi tezat, kâfur, amber ve fülfülün aynı attar dükkânından kelimeler olması ise tenasüptür.
Dördüncü, altıncı ve yedinci beyitlerde şah ile kul ilişkisi işlenir ve burada Adlî'nin şiirlerindeki ironi metnin içindedir. Dördüncü beyitte sevgili şahtır, âşık onun eşiğindeki bir dilenci; şair, sevgiliye bu dilenciden utanmamasını söyler, çünkü bazen talihli bir kul da şaha yoldaş olur. Altıncı beyitte ise şair kendine seslenir ve şahlığın amacını sorar: şahlıktan murat, saçları sümbül gibi bir sevgiliye yoldaş olmak değil midir? Bu soruyu soran, gerçekte bir padişahtır; beyitteki "şehlik" bu yüzden bir hükümdarın kendi saltanatı hakkında söylediği bir söz olarak da okunabilir. Makta bu umudu hemen geri alır. "Bârekallah" (maşallah) diye başlayan beyitte şair kendine gerçeği hatırlatır: sevgili güzellik padişahıdır, kendisi ise bir dilenci; dünyada kulun şaha yoldaş olduğu görülmemiştir. Dördüncü beyitte "olur" denen şeyin maktada "olduğu var mı" diye sorulması, gazelin umutla umutsuzluk arasında gidip gelen yapısını gösterir.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 73, şiir no. 35 (nüsha farkları s. 73 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr






