Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Eger olmaz isem yār ile mūnis
Oluram āh ile zār ile mūnis
Göñül ġam gicesinde yār olmaz
Oluram çeşm-i bīdār ile mūnis
Bedenden vaḥşet eyler cān ile dil
Ḳaçan yār ola aġyār ile mūnis
Alur göñlin virür barmaḳ ḥisābın
Kim olsa zülfi ṭarrār ile mūnis
Ḫazān-ı hicre nice ṣabr ḳılsun
Şu bülbül k'ola gülzār ile mūnis
Eger dār-ı ṣafā isterseñ olma
Bu dār içinde deyyār ile mūnis
Ne ġam bī-keslügüñden ‘Adliyā ger
Olur iseñ seg-i yār ile mūnis

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgiliyle dost olamazsam, ahla ve inlemeyle dost olurum.

2. Gam gecesinde gönül bana yoldaş olmaz; ben de uykusuz gözle dost olurum. (Gönül sevgiliye kaptırılmıştır, geceyi yalnız uyanık göz paylaşır. M1 ve M2 "uykusuz göz" yerine "uykusuz beden" okur.)

3. Sevgili ne zaman rakiplerle dost olsa, can ile gönül bedenden ürker, ondan kaçıp uzaklaşır.

4. Kim o yankesici zülüfle dost olsa, zülüf onun gönlünü alır, karşılığında ona parmak hesabını verir. ("Barmak hisâbı" sözlük anlamıyla parmakla yapılan sayım demektir; beyit, zülfün gönlü çalıp karşılığında parmakla sayılacak kadar küçük bir hesap verdiği biçiminde anlaşılabilir, ama deyimin burada tam olarak neyi kastettiği açık değildir.)

5. Gül bahçesiyle dost olan bülbül, ayrılığın güz mevsimine nasıl sabretsin.

6. Eğer safa yurdunu istiyorsan, bu yurtta hiç kimseyle dost olma. (Bu yurt dünyadır; "dâr" sözlük anlamıyla ev, yurt, "deyyâr" bir yerde oturan, kimse demektir.)

7. Ey Adlî, sevgilinin köpeğiyle dost olursan, kimsesizliğinden ne gam.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ile mûnis" (ile dost, ile ünsiyet kurmuş), kafiye "-âr" sesidir: yâr, zâr, bîdâr, ağyâr, tarrâr, gülzâr, deyyâr ve maktada yeniden yâr. Matlaın ilk mısraındaki "yâr" kelimesinin maktada aynı yerde dönmesi gazelin iki ucunu birbirine bağlar. Neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB) ve divanın "sîn" harfiyle biten redifler bölümünde, 35 numaralı gazelin hemen ardından gelir. Bayram'ın aparatında tek bir nüsha farkı vardır: M1 ve M2 ikinci beyitte "çeşm-i bîdâr" (uykusuz göz) yerine "cism-i bîdâr" (uykusuz beden) okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu, sevgiliden uzak düşen âşığın kimlerle ünsiyet kurduğudur. "Mûnis" kelimesi sözlük anlamıyla alışkın, cana yakın, yoldaş demektir ve her beyit bu yoldaşlığın başka bir türünü gösterir. Matlada âşık sevgiliyle dost olamazsa ah ile inlemeyi kendine arkadaş edinir. İkinci beyitte gönül bile ona yoldaşlık etmez, çünkü sevgiliye kaptırılmıştır; gam gecesinde âşığın yanında yalnız uyuyamayan gözü kalır. Üçüncü beyitte iş tersine döner: sevgili rakiplerle (ağyâr) dost olunca âşığın canı ve gönlü bedeninden ürker. Yâr ile ağyârın aynı mısrada karşı karşıya getirilmesi tezattır, iki kelimenin ses bakımından birbirini çağırması da beyte ayrı bir ahenk verir.

Dördüncü beyitte sevgilinin zülfü "tarrâr", yani sözlük anlamıyla yankesici, kese kesen hırsız diye anılır. Zülfün gönül çalması divan şiirinde bilinen bir hayaldir; burada hırsız, aldığı gönlün karşılığında bir de "parmak hesabı" verir. Deyimin bu beyitteki anlamı açık olmadığından günümüz Türkçesi bölümünde çekinceyle aktarıldı. Beşinci beyit gül ile bülbül hayalini ayrılığa uygular: gül bahçesine alışmış bülbül güzün gelişine dayanamaz, sevgiliye alışmış âşık da ayrılığa dayanamaz. Gülzâr, bülbül ve hazân arasında tenasüp vardır.

Altıncı beyit gazelin öğüt veren beytidir. "Dâr-ı safâ" ile "bu dâr" arasındaki karşıtlık beytin anahtarıdır: safa yurdunu isteyen, bu dünya yurdunda kimseyle bağ kurmamalıdır. "Dâr" ile "deyyâr" aynı kökten gelen kelimeler olduğu için birlikte kullanılmaları iştikak sanatına örnektir. Makta bu öğüdü âşık için yeniden yorumlar. Sevgilinin kapısında bekleyen köpek, divan şiirinde sevgilinin eşiğine en yakın varlıktır; âşık onunla dost olabilirse kimsesizliğine yanmaz. Şair burada kendine seslenip "bî-keslik" (kimsesizlik) sözünü kullanır. Bu sözün bir padişahın kaleminden çıktığını hatırlamak beyte ayrı bir ağırlık katar, ama gazelin hangi dönemde yazıldığı bilinmediği için bundan bir sonuç çıkarılamaz.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 74, şiir no. 36 (nüsha farkları s. 74 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr