Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün
Ḥabīb-i cān-fezā sāz ögrenürmiş
Ciger sūz u cefā-sāz ögrenürmiş
Maḳāmāt añdı ṣordum būselikde
Ser-āġāz itdi şehbāz ögrenürmiş
Cefānuñ resmini ḫoş bilmiş ammā
Vefā āyinini az ögrenürmiş
Göñül virme güzeller leblerine
Ḥarīs olur yaramaz ögrenürmiş
Eger ‘Adlī ḥabībe hem-dem olsa
Lebinden ‘İsi i‘cāz ögrenürmiş
Günümüz Türkçesiyle
1. Cana can katan sevgili saz çalmayı öğreniyormuş; ciğer yakmayı ve eziyet etmeyi öğreniyormuş. ("Sâz" kelimesi ilk mısrada çalgı, ikinci mısrada "cefâ-sâz" birleşiğinde "yapan, eden" anlamındadır.)
2. Makamları andı, ben de ona Bûselik'i sordum; o şahin başlangıç yaptı, demek öğreniyormuş. (Bûselik bir musiki makamıdır; şahbaz, yani padişah doğanı, burada sevgilidir. Beyit iki türlü okunabilir: sevgili Bûselik makamına giriş yapmıştır ya da sorulan şeye yeni başlamıştır. Makam adının içinde Farsça "bûse" (öpücük) kelimesi de duyulur.)
3. Eziyetin yolunu yordamını iyi biliyormuş, ama vefa âdetini pek az öğreniyormuş.
4. Gönlünü güzellerin dudaklarına verme; gönül hırslanır, yaramazlık öğrenirmiş.
5. Eğer Adlî sevgiliyle can yoldaşı olsa, onun dudağından İsa'nın mucizesini öğrenirmiş. (Hz. İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiğine inanılır; sevgilinin dudağı da âşığa can verir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ögrenürmiş" (öğreniyormuş, öğrenirmiş), kafiye "-âz" sesidir: sâz, cefâ-sâz, şehbâz, az, yaramaz ve i‘câz. Bayram'ın aparatına göre gazel beş nüshadan yalnız T'de (44b) bulunur; OR, İBB, M1 ve M2'de yoktur. Neşirde "şîn" harfiyle biten redifler bölümünün son şiiridir, ardından "sâd" harfi bölümü başlar. Tek nüshaya dayandığı için aparatta nüsha farkı yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu, saz çalmayı öğrenmeye başlayan bir sevgilidir ve ilk iki beyit musiki terimleriyle örülmüştür. Redifteki "-mış" eki, şairin bu haberi başkasından duyduğunu ya da sonradan anladığını gösterir: sevgili saz öğreniyormuş. Matlaın iki mısraı aynı "sâz" sesiyle biter. İlkinde kelime çalgı demektir, ikincisinde "cefâ-sâz" birleşiğinde Farsça "yapan, eden" anlamına gelir; aynı sesin iki ayrı anlamda kullanılması cinastır. Böylece sevgilinin saz öğrenmesi, ciğer yakmayı ve eziyet etmeyi öğrenmesiyle bir tutulur: sazın sesi âşığın ciğerini yakar.
İkinci beyitte sevgili makamları anar, âşık da ona Bûselik makamını sorar. Bûselik, Türk musikisinin bilinen makamlarından biridir. Kelimenin içinde Farsça "bûse" (öpücük) sesi duyulur ve beyit bu yüzden bir tevriye taşıyor olarak okunabilir: âşığın Bûselik'i sorması, sevgiliden bir öpücük istemesi gibidir. Sevgili ise "şehbâz", yani padişah doğanı diye anılır; sözlük anlamıyla avcı kuşların en değerlisidir ve divan şiirinde güzel, gururlu sevgiliyi anlatır. "Ser-âğâz" kelimesi sözlük anlamıyla başlangıç demektir; sevgilinin yaptığı bu başlangıç, makama girişi ya da öğrenmenin henüz başında olmayı anlatabilir. Makâmât, Bûselik, ser-âğâz ve sâz kelimeleri arasında tenasüp vardır.
Üçüncü beyitte musiki benzetmesi bir öğretim diline döner. Sevgili eziyetin "resmini", yani usulünü iyi öğrenmiş, ama vefa "âyinini" pek az öğrenmiştir. Cefa ile vefa arasındaki karşıtlık tezattır; iki kelimenin ses bakımından birbirine yakın olması da beyte ahenk katar. Dördüncü beyit âşığa bir öğüt verir: gönül güzellerin dudaklarına verilmemelidir, çünkü dudağa gönül veren hırslanır ve yaramazlık öğrenir. Redifin bu beyitte sevgiliden gönüle geçmesi dikkat çeker; bu beyitte öğrenen gönüldür.
Makta, dudak hayalini Hz. İsa'ya yapılan bir göndermeyle (telmih) kapatır. İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiğine inanılır ve divan şiirinde sevgilinin dudağı ile nefesi bu mucizeye benzetilir. Adlî sevgiliyle can yoldaşı olabilse, onun dudağından İsa'nın mucizesini öğrenecektir; yani dudağın verdiği hayat âşığa da geçecektir. Dördüncü beyitte gönlü yaramaz yapan dudak, maktada dirilten bir dudak olur ve gazel bu karşıtlıkla biter.
Bayram'ın girişinde aktarıldığına göre kimi kaynaklar II. Bayezid'in müzikle ciddî biçimde uğraşan ilk Osmanlı padişahı olduğunu, bestekârlık yaptığını ve altı peşrev ile üç saz semâîsinin ona atfedildiğini belirtir. Gazelin musiki terimleriyle kurulmuş olması bu bilgiyle birlikte anılabilir, ama şiirin şairin kendi musiki ilgisiyle bir bağı olduğunu söyleyen bir kaynak yoktur.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 80, şiir no. 42 (nüsha bilgisi s. 80 dipnotu; II. Bayezid'in musikiyle ilgisi giriş s. 26). ekitap.ktb.gov.tr
- Osman Nuri Özpekel, "Şâir ve Bestekâr Osmanlı Padişahları", Osmanlı, C. 10, ed. Güler Eren, Ankara: Yeni Türkiye Yay., 1999, s. 609-610 (Bayram'ın girişinden aktarılmıştır).






