Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Muṣḥaf-ı ḥüsnüñde yazup müşg ile reyḥāni ḫaṭ
Eylemiş i‘rāb sünbül dāne-i fülfül nuḳaṭ
‘Ārıżuñda ḫaṭṭ-ı müşgīnüñ niçün ḳılduñ tırāş
Eylemez çün kātib-i Ḳudret bilürsin sehv ḫaṭ
Āteş-i āhum yaḳardı şem‘veş başdan beni
Çeşme-i çeşmüm benüm ger olmasa Ceyḥūn u Şaṭ
Çün ṭarīḳ-i ‘ışḳa cān virmekdür iy dil ibtidā
Kimse āḫir bulımaz aña nihāyet hem vasaṭ
Çün dehānuñ sırrınuñ idrākine irmez ‘uḳūl
Vehm ü ḥiss her ne ḫayāl eylerse olur hep ġalaṭ
Müşk-i çīn aldı ḳoḫu zülfüñden ammā Çīn'de
Olmadı bir nāfede zülfüñ gibi bir ca‘d-ı ḫaṭ
Çeşmüñ iy dil-ber senüñ yaġma idelden ‘Adli'yi
Varı ol bī-çārenüñ ‘ālemde mihrüñdür faḳaṭ

Günümüz Türkçesiyle

1. Güzelliğinin Mushaf'ına misk ile reyhânî yazı yazılmış, sümbül de karabiber tanelerini nokta yaparak onu harekelemiş. (Yüz Kur'an nüshasına, yanaktaki ayva tüyleri yazıya, saç sümbüle, benler karabiber tanesine ve yazının noktalarına benzetilir.)

2. Yanağındaki misk kokulu ayva tüylerini niçin tıraş ettin? Bilirsin ki kudret kâtibi (Allah) yanlış yazı yazmaz.

3. Gözümün pınarı Ceyhun ve Şat ırmakları gibi olmasaydı, ahımın ateşi beni mum gibi başımdan yakardı.

4. Ey gönül, aşk yolunun başlangıcı can vermek olduğuna göre, kimse o yolun ne sonunu ne de ortasını bulamaz.

5. Akıllar ağzının sırrını kavramaya yetmediğine göre, vehim ve duyu ne hayal ederse hepsi yanlış olur. (Sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki akıl onu kavrayamaz.)

6. Çin miski kokusunu senin zülfünden aldı, ama Çin'de hiçbir misk kesesinde zülfün gibi kıvırcık bir çizgi olmadı.

7. Ey dilber, gözün Adlî'yi yağmaladığından beri o çaresizin dünyada varı yoğu yalnızca senin sevgindir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi yoktur; kafiye "-at" sesidir: hat, nukat, Şat, vasat, galat, fakat. "Hat" kelimesi kafiye yerinde üç kez kullanılır (1, 2 ve 6. beyitler), ama her seferinde başka bir anlamı öne çıkar: yazı, yanaktaki ayva tüyü ve kıvrımlı çizgi. Gazel neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB) ve divanın "tâ" harfiyle biten redifler bölümünün tek şiiridir. Nüsha farkları çoktur: M1 matlaın sonunda "nukat" yerine "fakat", OR ise maktaın sonunda "fakat" yerine "nukat" okur; T, M1 ve M2 maktada "varı" yerine "yâri" yazar. Altıncı beytin son kelimesi de nüshalarda değişir (OR ve İBB'de "lat", T'de "kat"). Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti yazı ve kitap imgeleriyle kurulur. Sevgilinin yüzü bir Mushaf'tır; yanağındaki ayva tüyleri bu Mushaf'a misk mürekkebiyle yazılmış satırlar, siyah benler de harflerin noktaları ve harekeleridir. "Reyhânî" kelimesi sözlük anlamıyla hem bir hat türünün adı hem "reyhan otuna ait" demektir; böylece yazı ile koku birlikte anılır, misk ve sümbülle de tenasüp kurulur. "İ‘râb" harekeleme, "nukat" noktalar demektir. İkinci beyit bu teşbihi sürdürür: ayva tüyleri kudret kâtibinin, yani Allah'ın yazısıdır ve O yanlış yazmaz; öyleyse sevgilinin bu tüyleri tıraş etmesi, hatasız bir yazıyı silmek gibidir. Yazı, kâtip ve yanlış (sehv) kelimeleri tenasüp içindedir.

Üçüncü beyitte âşık kendini mum gibi baştan yanan biri olarak gösterir; onu tamamen yanmaktan koruyan, gözlerinden akan yaşlardır. "Çeşme-i çeşm" sözünde "çeşme" ile "çeşm" (göz) arasında ses benzerliği vardır. Ceyhun ve Şat, sözlük anlamıyla Orta Asya'daki Amuderya ile Dicle ve Fırat'ın birleşip oluşturduğu Şattülarap'ın adlarıdır; büyük ırmak adları gözyaşının çokluğunu abartmak için kullanılır. Dördüncü ve beşinci beyitler aşkın ve sevgilinin akılla kavranamazlığını işler. Aşk yolu can vermekle başlar; başlangıç, orta ve son kelimeleri arasında tenasüp vardır. Beşinci beyit divan şiirinde sık görülen küçük ağız mazmununa dayanır: ağız o kadar küçüktür ki akıl, vehim ve duyu onu bulamaz, hakkında söylenen her şey yanlış olur.

Altıncı beyit hüsn-i talil örneğidir. Çin miski güzel kokusunu sevgilinin zülfünden almıştır, ama misk kesesinde zülfün kıvrımı yoktur. "Nâfe" sözlük anlamıyla misk ceylanının göbeğindeki misk kesesidir. Maktada göz bir yağmacıdır; Adlî'nin elinde ne varsa almış, ona yalnızca sevgilinin sevgisini bırakmıştır. "Mihr" kelimesi sözlük anlamıyla hem "sevgi" hem "güneş" demektir. Gazelde şah ile kul ilişkisi geçmez.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 82, şiir no. 44 (nüsha farkları s. 82 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr