Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Kākülinden olımaz bu dil-i ġamnāk ḫalāṣ
Murġ kim dāma düşe olmaya bī-bāk ḫalāṣ
‘Işḳa ṭa‘n eyleridüm başuma geldi āḫir
Yansa ‘ālem ola mı bir ḳurı ḥāşāk ḫalāṣ
Baḥr-ı eşkümde şināver geçer idi līkin
Olmadı merdümek-i dīde-i nemnāk ḫalāṣ
Ol ki tīr-i müjesiyle dil ü cān ṣayd eyler
Ġamzesinden ola mı sīne-i ṣad-çāk ḫalāṣ
Ol ḳaşı yāy eger ‘Adlīye meyil eylemeye
Olmaya āhum oḳından ṭoḳuz eflāk ḫalāṣ

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu gamlı gönül onun kâkülünden kurtulamaz; tuzağa düşen kuş, ne kadar pervasız olsa da kurtuluşa eremez. (Kâkül tuzağa, gönül tuzağa düşmüş kuşa benzetilir.)

2. Aşkı ayıplardım, sonunda o da başıma geldi; bütün dünya yansa, kuru bir çöp kurtulabilir mi? (Âşık kendini aşk ateşinde yanan kuru bir çöpe benzetir.)

3. Gözümün bebeği gözyaşı denizimde yüzerek geçerdi, ama ıslak gözün bebeği de kurtulamadı. Beyit iki türlü okunabilir: gözbebeği bu denizde yüzücü sayılırdı, ama sonunda boğulmaktan kurtulamadı; ya da gözbebeği bu denizi yüzerek geçmeye çalışırdı, ama gözyaşından kurtuluşu olmadı.

4. Kirpiğinin okuyla gönül ve can avlayan o sevgilinin gamzesinden, yüz yerinden yırtılmış bir göğüs kurtulabilir mi?

5. O kaşı yay sevgili eğer Adlî'ye meyletmezse, dokuz kat gök ahımın okundan kurtulamaz. (Âşığın ahı göğe yükselip felekleri delen bir ok gibidir; OR nüshası "okından" yerine "odından", yani "ateşinden" okur.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "halâs" (kurtuluş), kafiye "-âk" sesidir: gamnâk, bî-bâk, hâşâk, nemnâk, sad-çâk, eflâk. Bütün beyitler aynı soruya bağlanır: aşka düşen kurtulabilir mi? Redif her beyitte bu sorunun cevabını tekrarlar ve cevap her seferinde olumsuzdur. Gazel neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB) ve divanın "sâd" harfiyle biten redifler bölümünün tek şiiridir. Nüshalar arasındaki tek fark son beyitteki "okından / odından" ayrılığıdır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla avcı ile av imgesi üzerine kuruludur. Kâkül tuzaktır, gönül o tuzağa düşmüş bir kuştur; "bî-bâk" sözü, kuşun ne kadar gözü pek olursa olsun ağdan çıkamayacağını söyler. İkinci beyitte şair kendi geçmişine döner: bir zamanlar aşkı ayıplayan kendisiydi, şimdi aynı ateş onun başına gelmiştir. Bütün dünyanın yandığı bir yangında kuru bir çöpün kurtulamayacağı, âşığın çaresizliğini gündelik bir gözlemle anlatır. Bu, bir hükmü somut bir örnekle desteklemektir; divan şiirinde buna irsâl-i mesel denir.

Üçüncü beyit gözyaşı ile gözbebeği arasında kurulur. "Merdümek" kelimesi sözlük anlamıyla hem "küçük insan" hem "gözbebeği" demektir; şair bu ikinci anlamla gözbebeğini gözyaşı denizinde yüzen küçük bir insan gibi gösterir. Deniz, yüzücü ve ıslaklık kelimeleri arasında tenasüp vardır. Dördüncü ve beşinci beyitler ise okçuluk dünyasından alınmıştır: kirpik ok, gamze avcı, kaş yaydır. Son beyitte bu imgeler âşığın tarafına geçer. Sevgilinin kaşı yay ise, âşığın ahı da oktur ve eğer o yay Adlî'ye "meyletmezse" bu ok dokuz kat göğü deler. "Meyl" kelimesi sözlük anlamıyla hem "gönül verme" hem "eğilme" demektir; yayın eğilmesi ile sevgilinin âşığa yönelmesi aynı kelimede buluşur. "Dokuz felek" eski gök anlayışındaki dokuz gök katıdır. Beyitteki abartma (mübalağa) âşığın ahının gücünü gösterir: sevgili yüz çevirirse göklerin bile bu ahtan payını alacağı söylenir.

Gazelde şah ile kul karşıtlığı geçmez; şair kendini av, tuzağa düşmüş kuş ve kuru çöp olarak gösterir. Hükümdar kimliğine işaret eden bir söz yoktur.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 81, şiir no. 43 (nüsha farkları s. 81 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr