Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Ṣoḥbetde müyesser olur ise neġam olmaḳ
Dīvāne vü āşüfte vü rüsvā ne ġam olmaḳ
‘Āşıḳ ki lebüñ yādına mey nūş ide ṭañ yoḳ
Cem kendü olup sāġar aña cām-ı Cem olmaḳ
Ser-‘asker olursam ne ‘aceb ehl-i cünūna
‘Ālemlere dīvāneliğile ‘alem olmaḳ
Ġam deştini kim ḳat‘ iderem mümkin olur mı
Mecnūn ile Ferhād baña hem-ḳadem olmaḳ
‘Adlī deheni sırrına irmek diler iseñ
Lāzım durur evvelde vücūduñ ‘adem olmaḳ
Günümüz Türkçesiyle
1. Sohbet meclisinde nağmeler (musiki) bulunmak nasip olursa, divane, perişan ve rezil olmak ne gam. (Mısra sonundaki "neġam", yani nağmeler, ikinci mısranın sonundaki "ne ġam" ile aynı sesi taşır. OR nüshası "sohbetde" yerine "muhabbetde" okur.)
2. Senin dudağını anarak şarap içen âşığın kendisinin Cem olması, kadehinin de ona Cem'in kadehi olması şaşılacak şey değildir. (Cem, İran efsanelerinde dünyayı gösteren kadehin sahibi sayılan hükümdardır.)
3. Delilerin başkomutanı olursam, divaneliğimle âlemlere bayrak olmam (dillere düşmem) şaşılacak şey mi? (M2 nüshasında bu beytin ilk mısraı yoktur; OR "olursam" yerine "olur isem", T "dîvâneliğile" yerine "dîvâneliğe" okur.)
4. Gam çölünü öyle bir aşıyorum ki Mecnun ile Ferhad'ın bana yoldaş olabilmesi mümkün mü? (Mecnun, Leylâ için çöllere düşen; Ferhad, Şirin için dağı delen âşıktır. OR ve İBB "baña" yerine "ile hem" okur.)
5. Adlî, onun ağzının sırrına ermek istiyorsan, önce senin varlığının yokluğa dönmesi gerekir. (Divan şiirinde sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki "yok" sayılır; o yokluğun sırrına ermek için âşığın da yok olması gerekir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve hezec bahrinin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olmak", kafiye "-em" sesidir: neğam, ne gam, câm-ı Cem, alem, hem-kadem ve adem. Gazel neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB). Divanın "kâf" harfiyle biten redifler bölümünün son şiiridir; bir sonraki gazelle "kef" harfi bölümü başlar. Nüsha farklarının en önemlisi M2'de üçüncü beytin ilk mısraının bulunmamasıdır; öteki farklar tek kelimelik ayrılıklardır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir ses oyunu üzerine kuruludur. Birinci mısranın sonundaki "neğam" sözlük anlamıyla nağmeler, ezgiler demektir; ikinci mısranın sonundaki "ne gam" ise "ne önemi var" anlamına gelir. İki söz yazılışta ve söyleyişte birbirine çok yakındır ve bu benzerlik, bir kelimenin iki kelimeyle karşılandığı bir cinas oluşturur. Beytin anlamı da bu oyuna yaslanır: meclisin musikisi varsa, divane, perişan ve rezil olmanın kaygısı yoktur. Musiki ile gam arasındaki karşıtlık ses benzerliğinin içine yerleşmiştir.
İkinci beyit meclisi efsanevi bir hükümdarlığa yükseltir. Sevgilinin dudağını anarak şarap içen âşık, Cem'in kendisi olur; elindeki kadeh de Cem'in dünyayı gösteren kadehine döner. Dudak, mey, sâgar (kadeh) ve câm arasında tenasüp vardır; "Cem" adının bir mısrada iki kez kullanılması da beyte ağırlık verir. Üçüncü beyitte divanelik bir ordu olarak düşünülür. Âşık "ehl-i cünûn"un, yani delilerin başkomutanıdır ve divaneliğiyle âlemlere "alem", yani bayrak olur. Sözlük anlamıyla "alem olmak" bir işle tanınmak, herkesin dilinde olmak demektir. Ser-asker ile alem (bayrak) arasında tenasüp, "âlem" ile "alem" arasında da ses yakınlığı vardır.
Dördüncü beyit divan şiirinin iki büyük âşığını anar. Mecnun Leylâ'nın aşkıyla çöllere düşmüş, Ferhad Şirin için dağı delmiştir. Âşık gam çölünü öyle aşmaktadır ki bu iki ünlü âşığın bile ona ayak uydurması mümkün görünmez. Bu, âşığın kendi derdini bütün efsanelerin üstünde tutan bir övünmedir (tefahür). Çöl ile Mecnun, ayak ile yol arasında tenasüp kurulur.
Makta küçük ağız mazmununa dayanır. Divan şiirinde sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki yok sayılır ve bir sır gibi düşünülür. Adlî bu sırra ermek istiyorsa önce kendi varlığını yok etmelidir. Vücûd (varlık) ile adem (yokluk) arasında açık bir tezat vardır. Beyit, sözlük anlamıyla "yok olma" demek olan ve tasavvufta benliğin ortadan kalkması için kullanılan "fenâ" düşüncesini de hatırlatır; ama şiirde bu kelime geçmez ve beytin ilk anlamı aşk mazmunudur.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 90, şiir no. 52 (nüsha farkları s. 90 dipnotu; "kef" harfi bölümünün başlangıcı s. 91). ekitap.ktb.gov.tr






