Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Ol dil-bere mümkin ola mı bir naẓar itmek
Yüz üzre anuñ ḫāk-i derinden güẕer itmek
Ḫarc ideyidüm yollarına la‘li gözümden
Kūyına anuñ olsa müyesser sefer itmek
Āhumuñ oḳı geçdi felekden senüñ iy dōst
Sengīn dilüñe olmadı mümkin es̱er itmek
Tā ṣubḥa degin nālem ile ḫalḳa niçe bir
Sevdāsiyile sünbülüñüñ derd-i ser itmek
Cānı ala dir ġamzeleri dil ḥaẕer eyler
Aṣṣı ide mi uġrıdan iy dil ḥaẕer itmek
Ḫışm ile gözüñ tīġ çeker merdüm-i şūḫuñ
Mest olsa ḳaçan ‘ādetidür şūr u şer itmek
‘Adlī gibi ger ḳaṣd ide ‘uşşāḳ arasında
Geldükçe müjeñ tīrine sīne siper itmek
Günümüz Türkçesiyle
1. O gönül alan sevgiliye bir kez bakmak, yüzüm üstünde onun kapısının toprağından geçmek mümkün olur mu? (Âşık, sevgilinin eşiğinin toprağına yüzünü sürerek geçmeyi diler. T, M1 ve M2 "kapısının toprağı" yerine "kapısının yolu" okur; T ve M1'de "güzer" (geçme) yerine "hazer" (sakınma) vardır.)
2. Onun mahallesine yolculuk etmek nasip olsaydı, gözümden akan lali onun yollarına harcardım. (Lal kırmızı bir değerli taştır; burada âşığın kanlı gözyaşını anlatır.)
3. Ey dost, ahımın oku felekten geçti, ama senin taş gönlüne bir etki etmesi mümkün olmadı. (T "dilüñe" yerine "dilüñi", M2 "mümkin" yerine "hergiz", yani "asla" okur.)
4. Ne zamana kadar sabaha dek iniltimle, senin sümbül saçının sevdası yüzünden halka baş ağrısı vereceğim?
5. Gamzeleri "canı alalım" der, gönül de sakınır; ama ey gönül, hırsızdan sakınmak bir işe yarar mı? (Gamze, divan şiirinde gönül ve can çalan bir hırsız olarak anılır. T, M1 ve M2 "cānı ala dir" yerine "cān ala deyü", yani "can alayım diye" okur.)
6. Senin şuh gözbebeğin öfkeyle kılıç çeker; ne zaman sarhoş olsa kavga ve kötülük çıkarmak onun âdetidir. (Sevgilinin baygın gözü sarhoş sayılır.)
7. Âşıklar arasında biri Adlî gibi, senin kirpiğinin oku geldikçe göğsünü ona kalkan etmeye niyetlense... (Beytin şart cümlesinin sonucu söylenmemiştir; beyit, gerçek âşığın böyle davranan kişi olduğu biçiminde tamamlanarak anlaşılır. T, M1 ve M2 "sîne" yerine "sînem", yani "göğsümü" okur.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve hezec bahrinin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "itmek", kafiye "-er" sesidir: nazar, güzer, sefer, eser, derd-i ser, hazer, şer ve siper. Beşinci beyitte "hazer" kelimesi hem birinci mısrada hem kafiye yerinde kullanılmıştır. Gazel neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB) ve divanın "kef" harfiyle biten redifler bölümünü açar. Nüsha farkları birkaç beyte yayılır; en dikkat çekeni matladadır: T ve M1, ikinci mısrada "güzer" (geçme) yerine "hazer" (sakınma) okur, böylece kafiye beşinci beyitteki kelimeyle aynı olur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, sevgiliye bir kez bakabilmenin bile imkânsız göründüğü bir soruyla açılır. Âşığın dileği, sevgilinin kapısının toprağına yüzünü sürerek geçmektir; eşik toprağı divan şiirinde âşığın en çok değer verdiği şeylerdendir. İkinci beyit bu dileği bir yolculuğa çevirir. Sevgilinin mahallesine gitmek nasip olsa, âşık gözünden akan lali onun yollarına saçacaktır. Lal kırmızı bir değerli taştır ve kanlı gözyaşını anlatır; yolculuk, yol ve harcamak kelimeleri arasında tenasüp vardır. Yola para saçmak gibi gözyaşı saçmak, beyitte bir istiare olarak işlenmiştir.
Üçüncü beyitte ah bir oka benzetilir. Bu ok gökleri delip geçmiştir, ama sevgilinin taş gönlüne işleyemez. Felek ile taş arasındaki bu karşıtlık beytin anlamını taşır: en yüksek göğü aşan ok, en yakındaki gönülde iz bırakmaz. Dördüncü beyitte âşık, sevgilinin sümbül saçının sevdasıyla sabaha dek inler ve halkı rahatsız eder. "Derd-i ser" sözlük anlamıyla baş ağrısı, yani başkalarına sıkıntı vermektir. "Sevdâ" kelimesi de sözlük anlamıyla hem aşk hem kara renk demektir; siyah saçla birlikte düşünülünce iki anlam birden duyulur. Sümbül, saç, baş ve sevda arasında tenasüp vardır.
Beşinci beyit gamzeyi bir hırsız olarak gösterir. Sevgilinin gamzeleri "canı alalım" der ve gönül tedbir alır; ama şair gönle, hırsızdan sakınmanın bir işe yaramadığını hatırlatır. "Hazer" kelimesinin bir beyitte iki kez kullanılması, gönlün bütün tedbirinin boşa çıktığını vurgular. Altıncı beyitte "merdüm" sözlük anlamıyla hem insan hem gözbebeği demektir; şuh gözbebeği öfkeyle kılıç çeken bir kişi gibi anlatılır. Göz sarhoştur ve sarhoşluğunda kavga çıkarmak onun âdetidir. Kılıç, öfke, sarhoşluk ve kavga kelimeleri bir meclis kavgası sahnesi kurar.
Makta okçuluk imgesine geri döner. Kirpikler sevgilinin oklarıdır; âşık bu okların önüne göğsünü kalkan eder. Beytin şart cümlesi tamamlanmadan bırakılmıştır ve sonucu okura kalır: âşıklar arasında böyle davranan kişi ancak Adlî gibi biri olabilir. Ok (tîr), kalkan (siper) ve kılıç (tîğ) kelimeleriyle gazelin son iki beyti bir savaş sahnesine dönüşür.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 91, şiir no. 53 (nüsha farkları s. 91 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr






