Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Ol dil-ber-i zībā gibi meh-çehre güzel yoḳ
Bu ḥüsn-i dil-ārāya cihān içre bedel yoḳ
Vuṣlat demidür çünki bu dem ḫāne-i dilden
İy ġam yüri gitgil ki daḫı saña maḥal yoḳ
Ṭurrañ ṣalalı silsilesin ḳalmadı kimse
Göñlinde anuñ ġuṣṣa vü ġam ṭūl-i emel yoḳ
Ṣūfī beru gel mey içelüm jeng-i ġam içün
Dil āyinesin ṣāf idici ġayrı ‘amel yoḳ
Sāḳī lebüñüñ āb-ı ḥayātını iden nūş
Ḥıżr oldı ebed āḫir aña hergiz ecel yoḳ
Miḥnet evidür dār-ı cihān eyleme feryād
Bu medrese-i ġamda göñül baḥs̱ u cedel yoḳ
Vaṣfında anuñ gerçi ġazeller didi ‘Adlī
Ol dil-ber-i ra‘nāyı beyān ide ġazel yoḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. O süslü, ay yüzlü gönül alan sevgili gibi güzel yok; gönülleri süsleyen bu güzelliğin dünyada bir dengi yok.

2. Mademki şimdi kavuşma vaktidir, ey gam, gönül evinden yürü git; artık sana orada yer yok. (Birinci mısradaki "gönül evinden" sözü ikinci mısradaki "git" emrine bağlanarak okunur. T nüshası "demidür" yerine "dahıdur" okur.)

3. Perçemin zincirini salıverdiğinden beri, gönlünde onun kederi, gamı ve bitmeyen isteği olmayan kimse kalmadı. (Perçem, alnın üzerine düşen saç demetidir; uzun ve halka halka olduğu için zincire benzetilir.)

4. Sofu, beri gel, gamın pasını silmek için şarap içelim; gönül aynasını parlatacak başka bir çare yok. (Eski aynalar madenden yapıldığı için pas tutar; gam gönül aynasının pası, şarap da onu silen şeydir.)

5. Saki, senin dudağının âb-ı hayatını içen Hızır oldu; artık ona sonsuza dek hiçbir zaman ölüm yok. (Âb-ı hayat, içeni ölümsüz kılan sudur; Hızır onu içip ölümsüzlüğe erişmiş sayılır. İBB nüshasında ikinci mısra "artık dünyada ona ölüm yok" anlamına gelecek biçimde okunur.)

6. Dünya yurdu bir sıkıntı evidir, feryat etme; ey gönül, bu gam medresesinde tartışma ve münakaşa yok. (Medresede ilmî tartışma yapılır; gam medresesinde ise itiraz edilmez, katlanılır.)

7. Adlî gerçi onun vasfında gazeller söyledi, ama o endamlı sevgiliyi anlatabilecek gazel yok.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve hezec bahrinin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "yok", kafiye "-el" sesidir: güzel, bedel, mahal, emel, amel, ecel, cedel ve gazel. Bir önceki gazel gibi bu şiir de her beyitte bir şeyin bulunmadığını söyler; redif, beytin vardığı hükmü her seferinde tek kelimeyle mühürler. Gazel neşirde beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB) ve divanın "kâf" harfiyle biten redifler bölümündedir. Nüsha farkları azdır: T ikinci beyitte "demidür" yerine "dahıdur", maktada "vasfında" yerine "vasfuñda" okur; İBB beşinci beytin ikinci mısraını farklı verir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla sevgilinin eşsizliğini ilan eder. Sevgili "meh-çehre", yani ay yüzlüdür ve güzelliği gönülleri süsler; dünyada bu güzelliğin karşılığı bulunmaz. İkinci beyit gazelin içinde bir sahne açar: kavuşma vakti gelmiştir ve şair, gönül evinde oturan gamı kapı dışarı eder. Gam burada evden kovulan bir konuk gibi kişileştirilmiştir. Üçüncü beyitte perçem bir zincire benzetilir; bu zincir salındığından beri herkesin gönlünde onun kederi vardır. "Tûl-i emel" sözlük anlamıyla uzun emel, hiç bitmeyen istek demektir. Perçemin uzunluğu ile emelin uzunluğu aynı sıfatta buluşur; zincir, perçem ve uzunluk arasında tenasüp vardır.

Dördüncü ve beşinci beyitler meclis diline geçer. Şair sofuyu şarap içmeye çağırır, çünkü gam gönül aynasında pas gibidir ve onu silecek başka bir iş yoktur. Ayna, pas ve parlatmak kelimeleri bir tenasüp kurar; sofunun şaraba çağrılması da divan şiirinde sık görülen bir şakadır. Beşinci beyitte saki sevgilinin yerine geçer: onun dudağı âb-ı hayattır ve onu içen, Hızır gibi ölümsüz olur. Dudak ile hayat suyu arasındaki benzetme, ölüm ile ölümsüzlük arasındaki tezatla birleşir.

Altıncı beyit dünyayı bir "mihnet evi", yani sıkıntı yurdu, gamı da bir medrese olarak anlatır. Medresenin işi bahs ve cedel, yani tartışmadır; ama gam medresesinde tartışma yoktur, öğrenci yalnız katlanır. Medrese, bahs ve cedel kelimeleri arasındaki tenasüp beyti bir öğretim sahnesine çevirir. Makta gazeli başladığı yere döndürür. Matlaın ilk sözü olan "Ol dil-ber" maktada yeniden kullanılır. Adlî sevgilinin vasfında gazeller söylediğini kabul eder, ama hiçbirinin onu anlatmaya yetmediğini söyler. Böylece şair kendi şiirini sevgilinin güzelliği karşısında yetersiz sayar. İlk beyitte kafiye yerinde duran "güzel" ile son beyitte kafiye yerinde duran "gazel" arasındaki ses yakınlığı da gazelin iki ucunu birbirine bağlar.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 88, şiir no. 50 (nüsha farkları s. 88 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr