Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Müyesser olsa yārüñ bāde-i la‘liyle hem-demlik
Görürlerdi ṣafā bezminde nice olduġın Cemlik
Bu Zāl-i dehr-i dūnuñ ol ḳadar çekdüm cefāsın kim
Cihāna dāstān oldı benüm ḥaḳḳumda Rüstemlik
Ḳamu ḥüsn ehlinüñ aġzına sen mühr-i sükūt urduñ
Senüñ aġzuñda ḫatm olmuş durur ‘ālemde ḫātemlik
Marīż-i ‘ışḳ olanlara eṭıbbā idemez tedbīr
Lebüñden olur olursa benüm derdüme emsemlik
Beḳāyı fikr ider olsañ fenā milkinde iy ‘Adlī
Cihāna pādşāh olmaḳ ḥaḳīḳat oldı bir demlik

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilinin la‘l dudağının şarabıyla can yoldaşı olmak nasip olsaydı, safa meclisinde Cem'in hükümdarlığı nasıl olurmuş görürlerdi. (Cem, şarabı bulduğu söylenen ve kadehiyle anılan efsanevi İran hükümdarı Cemşid'dir.)

2. Bu alçak dünya Zâl'inin öyle cefasını çektim ki benim Rüstemliğim dünyaya destan oldu. (Zâl ile Rüstem, İran destanlarının baba ve oğul kahramanlarıdır; sözlük anlamıyla "zâl" saçı ağarmış ihtiyar demektir ve dünya burada ihtiyar bir zalim gibi düşünülür.)

3. Sen bütün güzellerin ağzına susma mührü vurdun; dünyada mühür yüzüğü olmak senin ağzında son bulmuştur. (Sevgilinin küçük, yuvarlak ağzı mühür yüzüğüne benzer; ondan daha güzel bir "mühür" yoktur.)

4. Aşk hastası olanlara hekimler çare bulamaz; benim derdime ilaç olacak bir şey varsa o da senin dudağındandır.

5. Ey Adlî, bu fânilik ülkesinde kalıcılığı düşünürsen, dünyaya padişah olmak gerçekte bir anlıktır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve hezec bahrinin dört "mefâ‘îlün"den oluşan uzun kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-lik" ekidir, kafiye "-em" sesidir: hem-dem, Cem, Rüstem, hâtem, emsem ve dem. Bayram'ın aparatına göre gazel beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur. T'de "la‘liyle" yerine "nābıyle" (saf şarabıyla), T, M1 ve M2'de "ol" yerine "şol", T'de "sükūt" yerine "sükūn" okunur. Neşirde kef harfiyle biten şiirlerin bölümünde (Ḥarfü'l-kâf) yer alır. Bayram, 2008'de yayımladığı ve divanın British Library nüshasının (OR) imlâ özelliklerini incelediği makalesinde bu gazeli OR'un 14a varağından örnek metin olarak vermiş, "hemdemlik" ve "Rüstemlik" kelimelerini de bu nüshada "-lik" ekinin yazılışına örnek göstermiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beytinde İran'ın efsanevi hükümdar ve kahramanlarına göndermeler (telmih) vardır. Matlada şair, sevgilinin dudağının şarabıyla can yoldaşı olabilse meclisteki hâlinin Cem'in saltanatını bile gölgede bırakacağını söyler. Cem, divan şiirinde şarabın ve dünyayı gösteren kadehin sahibi olarak bilinir; dudak, şarap ve meclis kelimeleri bu yüzden Cem adını doğal biçimde çağırır. "Hem-dem" kelimesi sözlük anlamıyla aynı nefesi paylaşan, can yoldaşı demektir ve makta da aynı "dem" kelimesiyle bitecektir.

İkinci beyitte dünya "Zâl-i dehr", yani dünya ihtiyarı diye anılır. Zâl, İran destanlarında saçları ak doğmuş bir kahramandır ve Rüstem'in babasıdır; sözlük anlamıyla "zâl" ihtiyar demektir. Şair, bu yaşlı ve alçak dünyanın cefasına öyle katlanmıştır ki dayanıklılığı Rüstem'in kahramanlığı gibi dillere destan olmuştur. Zâl ile Rüstem arasındaki baba-oğul ilişkisi beyte ince bir ironi katar: Rüstem'in babasının adı, burada Rüstem'e eziyet eden dünyanın adı olur.

Üçüncü beyit ağız ve mühür üzerine kuruludur. Sevgilinin ağzı o kadar güzeldir ki öteki güzellerin ağzını mühürlemiş, onları susturmuştur. Sözlük anlamıyla "hâtem" mühür yüzüğüdür; küçük ve yuvarlak ağız divan şiirinde mühre benzetilir. "Hatm" ise bir şeyin sona ermesi demektir. İki kelime aynı kökten geldiği için beyitte bir iştikak sanatı vardır: mühürlük, sevgilinin ağzında "hatm" olmuş, en son ve en kusursuz biçimine ulaşmıştır. Dördüncü beyit aşkı hastalık, sevgiliyi de hekim olarak düşünen bilinen mazmunu işler. Hekimler aşk hastasına çare bulamaz, ilaç ancak sevgilinin dudağındadır. Sözlük anlamıyla "emsem" Eski Anadolu Türkçesinde ilaç, çare demektir; divanın 72. şiirinde de dudakla birlikte geçer.

Makta gazelin en çok dikkat çeken beytidir. Fânilik ülkesinde kalıcılık düşünülürse, dünyaya padişah olmak bile "bir demlik", yani bir anlık bir şeydir. "Fenâ" ile "bekā" arasında açık bir tezat vardır ve "milk" (ülke) kelimesi padişahlık fikrini hazırlar. Matladaki "hem-dem" ile maktadaki "bir dem" de birbirini karşılar: gazel meclisteki can yoldaşlığının "dem"iyle açılır ve ömrün "dem"iyle kapanır. Bu sözü söyleyen kişinin bir şehzade ya da padişah olması beyte ayrı bir ağırlık verir. Yine de beytin Amasya yıllarında mı, saltanat yıllarında mı yazıldığını gösteren bir kaynak yoktur ve ondan bir tarih çıkarmak yorum olur.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 98, şiir no. 60 (nüsha bilgisi s. 98 dipnotu; "emsem" kelimesinin ikinci geçişi için s. 110, şiir no. 72). ekitap.ktb.gov.tr
  • Yavuz Bayram, "Sultan İkinci Bâyezîd-i Velî (Adlî) Dîvânı'nın British Library Nüshasında İmlâ Husûsiyetleri", Turkish Studies 3/6 (Güz 2008), s. 109-142 (-lik ekinin yazılışı s. 122; gazelin OR 14a'dan örnek metni s. 134).

Çevrimiçi kaynaklar