Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Bize bir ḳāmeti nihāl gerek
Bize bir kaşları hilāl gerek
Meh gibi kem cemāli neyleyelüm
Bize bir mihr-i bī-zevāl gerek
Āl ile degme dil-ber almaz dil
Zülfi ḳara yañaġı al gerek
Ṭūṭi gibi şeker-efşān oluban
Leb-i la‘lini ḫoş-maḳāl gerek
Levḥ-i dilden ġubārı maḥv içün
Ḫaṭṭ-ı reyḥānı bī-mis̱āl gerek
‘Āşıḳuñ ḳāmetin ḫam itdügine
Ser-i zülfini aña dal gerek
Bili vaṣfında ḳıl yarar olsañ
‘Adliyā incerek ḫayāl gerek

Günümüz Türkçesiyle

1. Bize boyu fidan gibi bir güzel gerek; bize kaşları hilal gibi bir güzel gerek.

2. Ay gibi eksik bir güzelliği ne yapalım; bize hiç batmayan bir güneş gerek. (Ay küçülüp büyür, güzelliği eksilir; güneşin ışığı ise tamdır.)

3. Her dilber hileyle gönül alamaz; saçı kara, yanağı al olmalı.

4. Papağan gibi şeker saçarak konuşmalı, la‘l dudağı tatlı sözlü olmalı.

5. Gönül levhasındaki tozu silmek için reyhan gibi yüz tüyleri eşsiz olmalı. (Hat, yüzdeki ince tüylerdir; aynı kelime yazı anlamına da gelir. Ayrıntı yorumdadır.)

6. Âşığın boyunu büktüğüne, zülfünün ucu ona bir "dâl" olmalı. (Beyit iki türlü okunabilir: kıvrık zülüf, âşığın boyunu büktüğünü gösteren bir delildir; ya da zülfün ucu Arap harflerinden kıvrık "dâl" harfine benzer ve bükülmüş boyun simgesi olur.)

7. Ey Adlî, belini anlatmakta kıl kadar ince düşünceye yetsen bile, ondan daha ince bir hayal gerek. (Sevgilinin beli kıldan incedir; onu anlatmak için kıldan ince bir hayal ister.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve hafif bahrinin "fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; kısa mısraları ve tekrarlanan "bize bir" sözüyle akıcı bir şiirdir. Redif "gerek", kafiye "-âl" sesidir: nihâl, hilâl, bî-zevâl, al, hoş-makâl, bî-misâl, dal, hayâl. Bayram'ın aparatına göre gazel beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur ve neşir hiçbir nüsha farkı kaydetmez. Neşirde kef harfiyle biten şiirlerin bölümünde (Ḥarfü'l-kâf) yer alır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, âşığın istediği güzeli parça parça sayar: boy, kaş, yüz, saç, yanak, dudak, yüz tüyleri, zülüf ve bel. Divan şiirinde sevgilinin güzelliklerini bu biçimde sıralamak yaygındır; burada her parçanın arkasından gelen "gerek" redifi şiire bir istek listesi havası verir. Matlada boy fidana (nihâl), kaş hilale benzetilir. İkinci beyit ay ile güneşi karşılaştırır: ay eksilip yeniden dolduğu için güzelliği "kem", yani eksiktir; âşık ise hiç batmayan bir güneş (mihr-i bî-zevâl) ister. Aynı kelimenin sözlük anlamıyla "kötü" anlamı da vardır, ama beyitte esas anlam eksikliktir.

Üçüncü beyit bir ses oyunu üzerine kuruludur. İlk mısradaki "âl" hile demektir, ikinci mısradaki "al" kırmızı; "almaz" fiili de aynı sesi taşır. Bu cinas, sevgilinin gönlü hileyle alamayacağını, ancak kara saç ve al yanakla alabileceğini söyler. Dördüncü beyitte sevgilinin sözü papağanın (tûtî) şeker saçmasına benzetilir. Divan şiirinde papağan şekerle anılır ve tatlı, ustaca konuşmanın simgesidir.

Beşinci beyit yazı sanatından alınmış kelimelerle örülür. Sözlük anlamıyla "levh" yazı yazılan levha, "gubâr" toz, "hat" hem yazı hem yüzdeki ince tüylerdir; "reyhânî" reyhan otuna benzeyen demektir ve aynı adla bilinen bir yazı çeşidi de vardır. Gubâr da ince bir yazı türünün adı olarak bilinir. Böylece beyit iki düzlemde okunur: sevgilinin yüzündeki ince tüyler, âşığın gönül levhasındaki kederi siler; aynı zamanda levha, toz, hat ve reyhânî arasında yazı sanatına dayanan bir tenasüp kurulur. Bayram'ın girişine göre Bayezid hat sanatına Amasya'daki görevi sırasında Şeyh Hamdullah vesilesiyle ilgi duymuş ve ondan hat dersi almıştır. Bu beyitle şairin hattatlığı arasında bağ kuran bir kaynak ise yoktur.

Altıncı beyitte "dal" kelimesi, kıvrık biçimiyle bilinen Arap harfi dâl'dır. Divanın başka bir gazelinde de (69. şiir, 2. beyit) zülüf dâl harfine benzetilir. Sözlük anlamıyla "dâl" aynı zamanda "gösteren, delâlet eden" demektir. Bu yüzden beyitte iki anlam iç içedir: zülfün kıvrık ucu, âşığın boyunu büktüğünün delilidir ve bükülmüş boyun da dâl harfine benzer. Makta, sevgilinin incecik belini anlatmanın zorluğunu söyler. "İncerek" daha ince demektir; bel kıldan da incedir ve onu anlatmak için kıldan ince bir hayal gerekir. Kıl, ince ve hayal kelimeleri arasındaki tenasüp, matlaındaki fidan boyla birlikte sevgilinin inceliğini öne çıkarır.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 97, şiir no. 59 (nüsha bilgisi s. 97 dipnotu; Şeyh Hamdullah'tan hat dersi giriş s. 15 ve 25; zülüf ile dâl benzetmesi için s. 107, şiir no. 69). ekitap.ktb.gov.tr