Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ārzū-yı cān u dil cānā viṣālüñdür senüñ
Görinen her laḥẓada gözde ḫayālüñdür senüñ
Rūz u şeb devr eyleyüp yiryüzini pür-nūr iden
Ay ile gün pertevi ‘aks-i cemālüñdür senüñ
Tīr-i āhum her nefes eflāke irgüren benüm
Ḳaşlaruñ yāyın ḳurup ‘arż-ı hilālüñdür senüñ
Dōstum ‘öẕrin diler beñzer dimişler ḥüsnüñe
İzüñe yüzin sürer gün pāy-mālüñdür senüñ
Gözlerüñ ḫançer çeküp her laḥẓa ḳanlar dökdügi
Fitne-i āḫir-zamānsın mekr ü ālüñdür senüñ
Bedr olup gün yüzine ḳarşu iñen lāf urma kim
Eyde iy meh bir gice ḥüsn-i kemālüñdür senüñ
Ol meh-i bedrüñ bilin ‘Adlī der-āġūş eylemek
Her gice tā ṣubḥa dek fikr-i muḥālüñdür senüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey can, canın ve gönlün dileği senin vuslatındır; her an gözde görünen senin hayalindir.

2. Gece gündüz dönerek yeryüzünü nurla dolduran ayın ve güneşin ışığı, senin güzelliğinin yansımasıdır.

3. Ahımın okunu her nefeste göklere ulaştıran, senin kaşlarının yayını kurup hilalini göstermendir.

4. Dostum, güneşin senin güzelliğine benzediğini söylemişler; güneş bundan özür diler, izine yüzünü sürer, o artık senin ayağının altında çiğnenen bir şeydir.

5. Gözlerinin hançer çekip her an kan dökmesi, senin ahir zaman fitnesi olduğunu gösterir; bu senin hilen ve oyunundur.

6. Ey ay, dolunay olup onun güneş yüzüne karşı fazla övünme; çünkü senin güzelliğinin tam hâli ayda bir gecedir. ("Eyde" kelimesi T nüshasında "k'ide" diye geçer; metin burada "ayda bir gece" anlamında anlaşılabilir.)

7. Ey Adlî, o dolunay yüzlünün belini kucaklamak, her gece sabaha kadar düşündüğün imkânsız bir hayaldir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-üñdür senüñ", kafiye "-âl" sesidir: visâl, hayâl, cemâl, hilâl, pây-mâl, âl, kemâl, muhâl. Redifte ikinci tekil şahıs iyelik eki ile "senüñ" kelimesi art arda gelir ve her beyitte söz sevgiliye döndürülür. Bayram'ın aparatına göre gazel beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur, ama nüsha farkı çoktur: OR ve İBB'de "cān u dil" yerine "cāvidān" (sonsuz); T, M1 ve M2'de "āhum" yerine "āhın", "‘öẕrin diler" yerine "izin sürer", "mekr ü ālüñdür" yerine "mekr-i ḫālüñdür" (beninin hilesi); OR'da "sürer gün" yerine "sürerken", T'de "sürdigün"; T'de "eyde" yerine "k'ide"; İBB'de "bilin" yerine "bilmez" okunur. Neşirde kef harfiyle biten şiirlerin bölümünde (Ḥarfü'l-kâf) yer alır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana konusu sevgilinin yüzünün ay ve güneşle yarışmasıdır. Matlada vuslat ile hayal karşı karşıya durur: âşığın dileği kavuşmaktır, ama gözünün önünde her an duran yalnız sevgilinin hayalidir. İkinci beyitte gece gündüz dönen ay ile güneşin ışığı, sevgilinin güzelliğinin aksi, yani aynadaki yansıması sayılır. Gök cisimlerinin ışığını sevgiliden aldığını söyleyen bu düşünce bir hüsn-i talildir.

Üçüncü beyitte okçuluk terimleri kullanılır. Kaş yaya, ah oka benzetilir: sevgili kaşlarının yayını kurup hilalini gösterdikçe, âşığın ahı ok gibi göklere yükselir. Ok, yay, kaş ve hilal arasında tenasüp vardır; hilal hem kaşın biçimini hem de gökyüzünü çağırır ve ahın göklere ulaşmasıyla bağlanır. Dördüncü beyit güneşi kişileştirir. Güneşin sevgilinin güzelliğine benzediği söylenince güneş utanır, özür diler ve sevgilinin ayak izine yüz sürer. "Pây-mâl" sözlük anlamıyla ayak altında çiğnenen demektir. Bu beyitte nüsha farkı çoktur ve okunuş kesinlik taşımaz; yukarıdaki aktarım neşrin metnine dayanır.

Beşinci beyitte sevgilinin gözleri hançer çekip kan döken birer savaşçıdır. Sevgili "fitne-i âhir-zamân", yani dünyanın sonuna yakın ortaya çıkacağı düşünülen büyük kargaşa diye anılır. Divan şiirinde güzelin göz ve bakışlarıyla insanları birbirine düşürmesi sık kullanılan bir mazmundur. "Mekr ü âl" hile ve aldatma demektir; T, M1 ve M2'deki "mekr-i hâl" okunuşu ise kötülüğü sevgilinin yüzündeki bene yükler.

Altıncı beyit aya seslenir ve ona övünmemesini söyler. Ay dolunay olduğunda güneş yüzlü sevgiliye karşı böbürlenir, ama onun tam güzelliği ayda yalnız bir gece sürer. Bayram'ın 2008'deki imlâ makalesine göre "iñen" Eski Anadolu Türkçesinde "çok, pek, daha çok" demektir; mısradaki "iñen lāf urma" bu yüzden "fazla övünme" anlamına gelir. Ay, güneş ve gece arasında tenasüp vardır; ayın bir gecelik kemali, sevgilinin hiç eksilmeyen güzelliğiyle karşılaştırılır. Bu düşünce 59. gazelde ayın "kem" güzelliğine karşı batmayan güneşin istenmesini hatırlatır.

Makta, ay hayalini ince bel mazmunuyla birleştirir. Sevgili "meh-i bedr", yani dolunaydır ve âşık onun belini kucaklamayı her gece sabaha kadar düşünür. Divan şiirinde sevgilinin beli yok denecek kadar incedir; bu yüzden onu kucaklamak "muhâl", yani imkânsızdır. Gece, sabah ve dolunay kelimeleri gazelin gök hayallerini sona kadar sürdürür.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 99, şiir no. 61 (nüsha bilgisi s. 99 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr
  • Yavuz Bayram, "Sultan İkinci Bâyezîd-i Velî (Adlî) Dîvânı'nın British Library Nüshasında İmlâ Husûsiyetleri", Turkish Studies 3/6 (Güz 2008), s. 109-142 ("iñen" kelimesinin anlamı s. 129).

Çevrimiçi kaynaklar