Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Olur mı şād göñül kim ġam içre zār degül
İder mi vaṣla heves ol ki dil-figār degül
Fiġāne ṣaldıyise kūhı nāle-i Ferhād
Fiġāne ṣalmışam āfāḳı kūhsār degül
Başuma gün mi ṭoġar kim yüzüñ firāḳında
Ḳara ṣaçuñ gibi ‘ālem gözüme tār degül
Eger dürüst ola Leylī viṣāl-i va‘desine
Ṣınursa kāsesi Mecnūn'a inkisār degül
Ne deñlü çoġ ise ‘ışḳ ehli olurlar bīzār
Şu ‘ömrden ki ġaraż aña vaṣl-ı yār degül
Viṣāl ümīdiyile hicri iḫtiyār itdi
Ne çāre eyleye ‘Adlī ki baḫtı yār degül
Günümüz Türkçesiyle
1. Gam içinde inlemeyen gönül sevinç bulur mu? Gönlü yaralı olmayan kişi vuslata heves eder mi?
2. Ferhad'ın iniltisi dağı feryada saldıysa, ben dağı değil, bütün ufukları (dünyayı) feryada saldım.
3. Başıma güneş mi doğar ki yüzünün ayrılığında dünya gözüme kara saçın gibi karanlık görünmesin? (Yüzünden ayrı kaldıkça dünya gözüme saçın gibi kararır, başıma güneş doğmaz.)
4. Leylâ kavuşma vaadinde sözünün eri olursa, Mecnun'un kâsesi kırılsa bile bu ona kırgınlık vermez.
5. (Ömür) ne kadar uzun olursa olsun, aşk ehli, amacı sevgiliye kavuşmak olmayan bu ömürden bezer. (Beyit şöyle de okunabilir: aşk ehli ne kadar çoksa, hepsi böyle bir ömürden bezer.)
6. Kavuşma umuduyla ayrılığı seçti; Adlî ne çare eylesin ki talihi ona yâr değil.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel altı beyittir ve müctes bahrinin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "degül", kafiye "-âr" sesidir: zâr, dil-figâr, kûhsâr, târ, inkisâr, yâr. Olumsuzluk bildiren redif, her beyitte bir şeyin öyle olmadığını söyler ve gazele bir itiraz havası verir. Bayram'ın aparatına göre gazel beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur. T'de matlaın ilk mısraında "kim" yoktur ve ikinci beyitte "ṣaldıyise" yerine "geldiyise" okunur; T, M1 ve M2'de beşinci beyitte "olurlar" yerine "oldılar" vardır. Neşirde ayrı bir lâm bölümü bulunmaz; lâm harfiyle biten bu gazel, kef bölümünün (Ḥarfü'l-kâf) sonlarında, mim bölümünden önce yer alır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, aşkın acı çekmeden kazanılamayacağı düşüncesiyle açılır. Matlada iki soru art arda gelir: gamda inlemeyen gönül sevinç bulur mu, gönlü yaralı olmayan vuslatı ister mi? İki sorunun cevabı da açıktır ve beyit, sevincin ancak gamdan, vuslatın ancak yaradan geçilerek bulunacağını söyler. Şâd ile zâr arasında bir tezat vardır.
İkinci beyitte Ferhad'a telmih yapılır. Divan şiirinde Ferhad, Şirin'e kavuşmak için dağı delen âşıktır ve aşkın büyüklüğü onunla ölçülür. Şair Ferhad'la yarışır: onun iniltisi yalnız dağı inletmiştir, kendi feryadı ise bütün ufukları. Âşığın kendini Ferhad ve Mecnun gibi büyük âşıklardan üstün tutması divan şiirinde bilinen bir övünme biçimidir. "Kûh" ile "kûhsâr" (dağlık) aynı kökten gelir ve ikinci mısraın sonunda yeniden kullanılır.
Üçüncü beyitte gün ile karanlık karşılaştırılır. "Başuma gün mi ṭoġar" sözü bir sorudur ve cevabı olumsuzdur: sevgilinin güneş gibi yüzünden ayrı kalan âşığın başına güneş doğmaz. Dünya ona sevgilinin kara saçı gibi karanlık görünür. Yüz ile güneş, saç ile karanlık eşleşir; gün ile kara arasında da tezat vardır.
Dördüncü beyit Leylâ ile Mecnun'a telmihtir. Leylâ kavuşma vaadinde "dürüst", yani sözünün eri olursa, Mecnun'un kâsesinin kırılması onun için bir kırgınlık sayılmaz. Bayram'ın 2008'deki imlâ makalesine göre "ṣı(n)-" fiili Eski Anadolu Türkçesinde kırmak, kırılmak demektir. "İnkisâr" ise sözlük anlamıyla hem kırılma hem de gönül kırıklığı, küskünlük anlamına gelir. Böylece beyit kâsenin kırılması ile gönlün kırılması arasında bir bağ kurar: Leylâ vefalı olduğu sürece kırılan kâse Mecnun'un gönlünü kırmaz. "Dürüst" kelimesi de sözlük anlamıyla hem doğru hem de sağlam, kırılmamış demektir ve kırık kâse ile karşıtlık oluşturur.
Beşinci beyit, amacı vuslat olmayan bir ömrün âşığa anlamsız geldiğini söyler. "Ne deñlü çoġ ise" sözünün öznesi açık değildir; ömrün uzunluğu da âşıkların çokluğu da düşünülebilir. Maktada "yâr" kelimesi beşinci beyitte de kafiye olarak geçtiği için iki beyit arasında bir cinas kurulur: beşinci beyitteki yâr sevgilidir, maktadaki "bahtı yâr değil" sözünde ise yâr, yardımcı ve dost anlamındadır. Adlî kavuşma umuduyla ayrılığa katlanmayı seçmiştir, ama talihi ondan yana değildir. Vuslat ile hicir (ayrılık) arasındaki tezat, gazeli matladaki gam ve vuslat düşüncesine geri bağlar.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 106, şiir no. 68 (nüsha bilgisi s. 106 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr
- Yavuz Bayram, "Sultan İkinci Bâyezîd-i Velî (Adlî) Dîvânı'nın British Library Nüshasında İmlâ Husûsiyetleri", Turkish Studies 3/6 (Güz 2008), s. 109-142 ("ṣı(n)-" fiilinin anlamı s. 129).
Çevrimiçi kaynaklar






