Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Gülşen-i kūyuñ göñül murġına kim me’vā degül
Anuñ içün bülbül-i dil lāldür gūyā degül
Rā ḳaşuñla dal zülüfüñ ḥasretidür dōstum
Zāhidüñ ḳaddini lām iden ġam-ı ferdā degül
Kāse-i ḫūnīn çeşmümdür elinde sāḳinüñ
Devr iden meclis içinde sāġar-ı ṣahbā degül
Lāle daḫı dāġdār-ı ḫadd-i gül-gūnuñ durur
Gözlerüñ bīmārı ancaḳ nergis-i şehlā degül
‘Adli daḫı ol şeh-i ḫūbāna cāndan ḳul geçer
İşiginde bende olan Ḫusrev u Dārā degül

Günümüz Türkçesiyle

1. Mahallenin gül bahçesi gönül kuşuna yuva olmadığı için gönül bülbülü dilsizdir, ötmez.

2. Dostum, zahidin boyunu lam harfi gibi büken şey yarının (ahiretin) kaygısı değildir; ra harfine benzeyen kaşının ve dal harfine benzeyen zülfünün hasretidir.

3. Sakinin elindeki, benim kan dolu gözümün kâsesidir; meclis içinde dolaşan şarap kadehi değildir.

4. Lale de senin gül renkli yanağının yarasını taşır; gözlerinin hastası yalnız şehla nergis değildir.

5. Adlî de o güzeller şahına candan kul sayılır; onun kapısında köle olanlar yalnız Hüsrev ile Dârâ değildir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "degül", kafiye "-â" sesidir: me’vâ, gûyâ, ferdâ, sahbâ, şehlâ, Dârâ. Redifi bir önceki gazelle (68) aynıdır, ama vezni ve kafiyesi farklıdır. Bayram'ın aparatına göre gazel beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur ve nüsha farkı kaydedilmemiştir. Neşirde ayrı bir lâm bölümü bulunmaz; gazel kef bölümünün (Ḥarfü'l-kâf) sonlarında, mim bölümünden önce yer alır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin her beyti, "değil" redifiyle bir şeyi reddedip yerine başka bir şey koyar. Matlada gönül bir kuşa, sevgilinin mahallesi bir gül bahçesine benzetilir. Gönül kuşu bu bahçede yuva bulamadığı için bülbül olduğu hâlde ötmez. Sözlük anlamıyla "lâl" dilsiz, "gûyâ" konuşan, söz söyleyen demektir; iki kelime arasında tezat vardır. Gül bahçesi, kuş, yuva ve bülbül arasında tenasüp kurulur.

İkinci beyit harf benzetmeleri üzerine kuruludur. Arap harfleriyle yazılan şiirde harflerin biçimi sık sık benzetme konusu olur. Kavisli "rā" (ر) harfi kaşa, köşeli "dāl" (د) harfi kıvrık zülfe benzetilir; uzun ve ucu kıvrılan "lām" (ل) harfi de iki büklüm olmuş boyu anlatır. Beyitte zahid, yani dünyadan el çeken sofu, alaya alınır. Zahidin beli bükülmüştür; görünüşte bunun sebebi "gam-ı ferdâ", yani yarının, ahiretin kaygısıdır. Şair bunu reddeder: zahidin boyunu büken, sevgilinin kaşına ve zülfüne duyduğu hasrettir. Böylece zahidin sofuluğu altında gizli bir aşk bulunduğu ima edilir.

Üçüncü beyit meclis hayalini kullanır. Sâkî, meclise şarap dağıtan kişidir. Onun elinde dolaşan şey şarap kadehi değil, âşığın kan dolu gözüdür. Kan ağlayan göz, kırmızı şarap dolu bir kâseye benzetilir ve beyit bu benzetmeyi tersine çevirerek kadehin yerine gözü koyar. Sözlük anlamıyla "sâgar" kadeh, "sahbâ" kırmızı şaraptır. Kâse, sâgar, sâkî, meclis ve sahbâ arasında tenasüp vardır.

Dördüncü beyitte çiçekler âşık yerine konur. Lalenin ortasındaki siyah leke, divan şiirinde bir yanık izi (dâğ) olarak düşünülür; şair bu izin sevgilinin gül renkli yanağının açtığı yara olduğunu söyler. Nergis ise divan şiirinde göze benzetilir ve baygın, hasta bir göz olarak düşünülür. "Şehlâ" sözlük anlamıyla koyu mavimsi ela renkli, hafif şaşı ve güzel sayılan gözdür. Sevgilinin gözlerine hasta olan yalnız şehla nergis değildir; âşık da onların hastasıdır. Beyitte lale ile nergis, insan gibi âşık sayıldığı için bir teşhis sanatı vardır.

Makta şah ve kul hayalini işler. Sevgili "şeh-i hûbân", yani güzeller şahıdır; Adlî de ona candan kul sayılır. Kapısında köle olanlar arasında İran hükümdarlarının adı olarak geçen Hüsrev ile Dârâ da vardır. Divan şiirinde bu iki ad büyük hükümdarlığın simgesi olarak kullanılır; sevgilinin kapısında onların bile köle olması, güzelliğin her hükümdarlıktan üstün tutulduğunu gösterir. Beyitte gerçek bir ironi vardır: şiiri yazan bir Osmanlı hükümdarıdır ve kendini, Hüsrev ile Dârâ gibi hükümdarların yanında, güzeller şahının kulları arasına katar.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 107, şiir no. 69 (nüsha bilgisi s. 107 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr