Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Olmadı ‘ālem içinde bir nefes ḫurrem göñül
Olmadı bir laḥẓa bī-ġam olana hem-dem göñül
Her kime göñlüm ġamın didüm ġamından ġam yidüm
Ġālibā yoḳdur cihān içinde bir bī-ġam göñül
Ḫāk-i ādem ġam ile taḫmīr olupdur ġālibā
Bī-ġam olan olmaya cins-i benī-ādem göñül
Ġuṣṣa-i devrāndan bir dil ḫalāṣ olmuş degül
Sen degülsin mübtelā-yı ġam hemān epsem göñül
Şāhid-i şādī cemālin ‘arż ide bir gün ola
Böyle ḳalmaz ġam yime ḥāl-i cihān her dem göñül
Salṭanat ġavġāsıdur ‘Adlī seni dil-teng iden
Ḫırḳa-pūş olanda vardur var ise ḫurrem göñül
Ḳo ra‘iyyet ġuṣṣasını memleket ḳayġusını
‘Āḳil iseñ ḥālüñ añup eylegil mātem göñül

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül dünyada bir nefes bile şen olmadı; bir an bile gamsız olan birine dost olmadı.

2. Gönlümün gamını kime anlattıysam, onun gamından ben de gam çektim; galiba dünyada gamsız bir gönül yok.

3. Galiba insanın toprağı gamla yoğrulmuştur; ey gönül, Âdemoğulları arasında gamsız olan bulunmaz.

4. Hiçbir gönül zamanın kederinden kurtulmuş değil; gama tutulan yalnız sen değilsin, artık sus gönül.

5. Bir gün gelir, sevinç güzeli yüzünü gösterir; dünyanın hâli hep böyle kalmaz, gönül, her an gam yeme.

6. Adlî, seni daraltan saltanat kavgasıdır; gönlü şen olan biri varsa, o da hırka giyenler (dervişler) arasındadır.

7. Ey gönül, halkın derdini, memleketin kaygısını bırak; akıllıysan kendi hâlini düşünüp yas tut.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "gönül", kafiye "-em" sesidir: hurrem, hem-dem, bî-gam, âdem, epsem, her dem, mâtem; matladaki "hurrem" altıncı beyitte yeniden kafiye olur. Bayram neşrinde 73 numarayla yer alır ve beş nüshada (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur, ama her nüshada eksiksiz değildir: beşinci beyit M2'de, yedinci beyit T'de yoktur. T'de gazel böylece mahlas beytiyle biter; öteki nüshalarda mahlastan sonra bir beyit daha gelir. M1'de "epsem" kelimesi "ebsem" biçiminde, T'de "cemâlin" yerine "cemâlüñ" okunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin konusu gamdır ve "gam" kelimesi "bî-gam" ile birlikte ilk beş beyitte dokuz kez geçer; dördüncü ve yedinci beyitte buna "gussa" (keder) eklenir. İlk dört beyit gamın evrensel olduğunu adım adım kurar. Matlada gönül bir an bile şen olmamıştır. İkinci beyitte şair derdini anlatmak için başkalarına gider, ama her birinin kendi gamını dinleyip gamına gam katar. "Gamın didüm, gamından gam yidüm" mısraında aynı kelimenin üç kez tekrarı, bu birikmeyi sesle de duyurur. Üçüncü beyit gamın kaynağını yaratılışa bağlar: sözlük anlamıyla "tahmîr" mayalamak, yoğurmak demektir; insanın topraktan yaratılışına telmihle, Âdem'in toprağının gamla yoğrulduğu söylenir. Bu yüzden Âdemoğulları içinde gamsız biri bulunmaz. "Âdem" ile "benî-âdem" arasındaki tekrar beytin iki mısraını birbirine bağlar.

Dördüncü beyitteki "epsem", Eski Anadolu Türkçesinde "sessiz" demektir; Bayram bu kelimeyi divanın British Library nüshasındaki eski kelimeler arasında sayar. Şair gönlüne, gama tutulanın yalnız kendisi olmadığını hatırlatıp susmasını söyler. Beşinci beyitte ses değişir: "şâhid-i şâdî", yani sevinç güzeli, yüzünü gösterecek bir sevgili gibi düşünülür. Sevincin kişileştirilmesi teşhis sanatıdır ve dünyanın hâlinin hep aynı kalmayacağı düşüncesiyle birleşir.

Gazeli öteki gazellerden ayıran yer, son iki beyittir. Mahlas beytinde şair kendine seslenir ve gönlünü daraltanın "saltanat gavgası" olduğunu söyler. "Dil-teng" sözlük anlamıyla gönlü dar, sıkıntılı demektir. Şen gönül, varsa, "hırka-pûş" olanlarda, yani hırka giyen dervişlerdedir. Saltanat ile hırka burada iki ayrı hayatın karşılığıdır ve aralarında tezat vardır. Son beyitte "raiyyet gussası" ve "memleket kaygusu", yani tebaanın derdi ve ülkenin kaygısı, bırakılması gereken yükler olarak anılır; akıllı olan kendi hâlini düşünüp yas tutmalıdır. Bu sözler, bir ülkeyi yöneten birinin ağzından çıktığı için doğrudan bir itiraf gibi okunur. Divan şiirinde dünya işlerinden el çekmek yaygın bir konudur, ama "raiyyet" ve "memleket" kelimeleri bu beyitte o konuyu yönetme yükünün somut adlarıyla anlatır.

Âşık Çelebi, Adlî'nin saltanat meşgalesinden yorulup memleket işlerinden usandıkça "saltanatın yüce kulesinden şiir vadisine" indiğini yazar; TEİS bu sözü, şairin devlet işlerinden bunaldığında şiire bir sığınak gibi baktığına işaret olarak aktarır. TDV İslâm Ansiklopedisi de Bayezid'in padişahlığında ibadete ve hayır işlerine yöneldiğini belirtir. Bu bilgiler gazelin söylediğiyle uyuşur, ama gazelin hangi yıllarda yazıldığını göstermez. "Saltanat" kelimesinden şiirin tahta çıktıktan sonra yazıldığı sonucunu çıkarmak yorum olur; neşirde ve tezkirelerde bu gazel hakkında ayrıca bir kayıt yoktur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 111, şiir no. 73 (nüsha bilgisi s. 111 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr
  • Yavuz Bayram, "Sultan İkinci Bâyezîd-i Velî (Adlî) Dîvânı'nın British Library Nüshasında İmlâ Husûsiyetleri", Turkish Studies 3/6 (Güz 2008), s. 109-142 ("epsem" kelimesinin anlamı s. 129).
  • Yavuz Bayram, "Adlî (Sultan Bâyezîd-i Velî bin Fatih Sultan Mehmed)", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (TEİS), https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/adli-sultan-bayezid-i-veli-bin-fatih-sultan-mehmed (Âşık Çelebi'nin değerlendirmesi, Kılıç 1994: 54'ten aktarılarak).

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar