Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Dām-ı zülfüñle başa her dem belā eksük degül
Ḫışm-ı çeşmüñle dile dā’im cefā eksük degül
Serverā serv-i bülendüñ ser-firāz olmaġiçün
Cān u dilden rūz u şeb vird ü du‘ā eksük degül
Sen vefā vü ḫulḳ ile ‘ālemde meşhūr olalı
Māh-rūlardan saña medḥ ü s̱enā eksük degül
Nice kim gün yüzüñe oldı muḳābil didiler
Şem‘-i ḥüsnüñde senüñ günden żiyā eksük degül
Ḥüsn ile ḫurşīd-i enver çākerüñ lāyıḳ mıdur
Meclisüñde dem-be-dem bir bed-liḳā eksük degül
Vaṣl ile ‘ayş eylemiş gerçi raḳībüm hicr ile
Ḥamdüli'llāh bizde de ẕevḳ u ṣafā eksük degül
Öldürürse ġam seni yāre ne ġam çün her zamān
Biñ senüñ gibi gedā ‘Adlī aña eksük degül
Günümüz Türkçesiyle
1. Zülfünün tuzağı yüzünden başımdan her an bela eksik olmaz; gözünün öfkesi yüzünden gönlümden hiç cefa eksik olmaz.
2. Ey efendi, yüce selvi boyun hep yüksek olsun diye, candan ve gönülden gece gündüz okunan vird ve dua eksik olmaz.
3. Sen vefa ve güzel huyla dünyada ün salalı, ay yüzlülerden sana övgü ve sena eksik olmaz.
4. Güneş ne zaman yüzünün karşısına çıktıysa, (görenler) dediler ki: senin güzellik mumunda güneşten aşağı kalır ışık yok. (Mısra "senin güzellik mumunun ışığı güneşinkinden eksik değil" diye anlaşılır.)
5. Güzellikte parlak güneş senin kulun olmaya layık mıdır? (Oysa) meclisinde her an bir çirkin yüzlü eksik olmaz. (Güneş bile sana kul olmaya layık değilken, yanından kötü yüzlü rakipler ayrılmaz.)
6. Rakibim gerçi vuslatla eğlenmiş; hamdolsun, ayrılıkla bizde de zevk ü safa eksik değil.
7. Adlî, gam seni öldürürse sevgiliye ne gam; çünkü onun her zaman senin gibi bin dilencisi eksik olmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "eksük degül" (eksik değil), kafiye "-â / -a" sesidir: belâ, cefâ, du‘â, senâ, ziyâ, bed-likâ, safâ ve maktadaki "aña". Uzun bir redif olduğu için her beyit aynı hükümle biter: bir şey hiç eksik olmaz. Bayram'ın imlâ makalesine göre divanın British Library nüshasında bu kelime hem bugünkü gibi "eksik", hem de "eksük" biçiminde yazılmıştır. Bayram neşrinde 75 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur. T, M1 ve M2'de matladaki "her dem" ile "dâ’im" yer değiştirir; aynı üç nüshada "mâh-rûlardan" yerine "mâh-rûlarda" (ay yüzlüler arasında) okunur. T'de "meclisüñde" yerine "meclisinde", OR ve İBB'de maktada "seni" yerine "beni" vardır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla iki paralel mısradan oluşur: zülfün tuzağı başa bela, gözün öfkesi gönle cefa getirir. Zülf ile tuzak, divan şiirinde gönülleri yakalayan bir ağ olarak sık birleşir. İkinci beyitte "serverâ" (ey efendi), "serv" (selvi) ve "ser-firâz" (başı yüksek) kelimeleri art arda gelir; "ser" (baş) sesinin tekrarıyla kurulan bu sıralama bir ses oyunudur. Âşık, sevgilinin selvi boyu hep yüksek olsun diye gece gündüz dua eder; "vird", sözlük anlamıyla düzenli okunan dua demektir.
Üçüncü ve dördüncü beyitler sevgilinin ününü anlatır. Ay yüzlü güzeller bile ona övgü söyler; T, M1 ve M2'deki okuyuşa göre övgü ay yüzlüler arasında da eksik değildir. Dördüncü beyitte güneş sevgilinin yüzüyle karşılaştırılır ve görenler, onun güzellik mumunun ışığının güneşinkinden eksik olmadığını söyler. "Gün" kelimesi iki mısrada da güneş anlamında geçer; yüz ile güneş, mum ile ışık arasında tenasüp vardır.
Beşinci beyitte bir şikâyet başlar. Güneş bile güzellikte sevgiliye kul olmaya layık değildir; ama onun meclisinde her an bir "bed-likâ", yani çirkin yüzlü biri bulunur. Bu çirkin yüzlüler, divan şiirinde sevgilinin çevresini saran rakiplerdir; güneş ile çirkin yüz arasındaki tezat beytin dayanağıdır. Altıncı beyit rakibi doğrudan anar: rakip vuslatla eğlenmiştir, âşık ise ayrılıkta da zevk bulur. Vuslat ile hicran arasındaki tezat, "hamdolsun" sözüyle alaycı bir teselliye dönüşür.
Maktada âşık kendini bin dilenciden biri olarak görür. Gam onu öldürse sevgiliye bir şey olmaz, çünkü onun kapısında Adlî gibi bin dilenci vardır. Bu, Adlî'nin şiirlerinde dikkat çeken durumun açık bir örneğidir: beyti söyleyen bir hükümdardır, ama kendini sevgilinin kapısında "gedâ", yani dilenci olarak anar. OR ve İBB'de mısra "seni" yerine "beni" ile okunur; Bayram metne "seni" okuyuşunu almıştır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 113, şiir no. 75 (nüsha bilgisi s. 113 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr
- Yavuz Bayram, "Sultan İkinci Bâyezîd-i Velî (Adlî) Dîvânı'nın British Library Nüshasında İmlâ Husûsiyetleri", Turkish Studies 3/6 (Güz 2008), s. 109-142 ("eksik/eksük" yazılışı s. 128).
Çevrimiçi kaynaklar






