Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Şems-i ruḫuñı eylemege şemse-i ġarrā
Çekdi ḳalem-i ḳudret aña ḫaṭṭ-ı semen-sā
Ḫaddüñ varaḳına yazılan ḫaṭṭ-ı ġubāruñ
Ḫoş virdi yüzüñ safḥasına zīnet-i zībā
Ṣan sūre-i İncīl idi ḫaṭṭuñ ki yazıldı
Göstermek içün la‘l-i lebüñ mu‘ciz-i ‘Îsā
Reyḥān ḫaṭuñı yazduġı bu kātib-i ḳudret
Tā āyet-i ḥaḳ ola cemālüñde hüveydā
Cān menzili olmaġa revāyiḥle mu‘aṭṭar
Müşgīn ṣaçuña oldı maḥal cennet-i ‘ulyā
Çün bāġ-ı behişt oldı benefşeyle müzeyyen
Gülzār-ı ruḫuñ olsa n'ola ḫaṭṭuña me’vā
Mecnūn olalı Leyli-i zülfüñ hevesinde
Sevdā-yı ḫaṭuñ itdi mekān ‘Adli'ye saḥrā

Günümüz Türkçesiyle

1. Yüzünün güneşini parlak bir şemse yapmak için kudret kalemi ona yasemin kokulu bir hat çekti. (Şemse, kitap kaplarında ve tezhipte kullanılan güneş biçimli süstür. "Hat" hem yazı hem yanaktaki ayva tüyleridir; yüz bir tezhipli sayfaya, ayva tüyleri de onun çevresine çekilmiş bir çizgiye benzetilir. M2 nüshasında "çekdi" yerine "yazdı" okunur.)

2. Yanağının yaprağına yazılan gubâr yazın, yüzünün sayfasına hoş ve güzel bir süs verdi. (Gubâr, toz zerresi kadar ince harflerle yazılan bir hat çeşidinin adıdır; kelime "toz" anlamına da geldiği için yanaktaki ince tüylere işaret eder.)

3. Sanki senin ayva tüylerin, yakut dudağının İsa mucizesini göstermek için yazılmış bir İncil suresiydi. (Hz. İsa ölüleri diriltmesiyle bilinir; sevgilinin dudağı da âşığa can verdiği için İsa'nın nefesine benzetilir. Kırmızı dudak yakuta, ayva tüyleri İsa'nın kitabı İncil'in yazısına benzetilmiştir.)

4. Bu kudret kâtibinin senin reyhânî hattını yazması, Hakk'ın ayeti senin güzelliğinde apaçık görünsün diyedir. (Reyhânî hem fesleğen kokulu ve yeşilimsi hem de bir hat çeşidinin adıdır. OR nüshasında "âyet-i hak" yerine "âyine-i hak" (Hakk'ın aynası) okunur.)

5. Can konağı hoş kokularla kokulansın diye, misk kokulu saçına yüce cennet yer oldu. (Beyit iki türlü okunabilir: saçın yeri en yüce cennettir, yani cennet gibi olan yüzün üstüdür; ya da en yüce cennet bile saça konak olmuştur. OR nüshasında "müşgîn" yerine "miskîn" okunur.)

6. Madem cennet bahçesi menekşeyle süslendi, yanağının gül bahçesi de ayva tüylerine yuva olsa şaşılır mı. (Yeşilimsi ayva tüyleri menekşeye, kırmızı yanak gül bahçesine benzetilir.)

7. Zülfünün Leylâ'sının hevesiyle Mecnun olalı beri, ayva tüyünün sevdası Adlî'ye çölü mekân etti. (Leylâ ile Mecnun hikâyesinde aşkından aklını yitiren Mecnun çöllere düşer. "Sevdâ" hem aşk hem kara renk demektir; kara ayva tüyleri ile aşk aynı kelimede buluşur.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yedi beyitlik bir gazeldir. Vezin, aruzun hezec bahrinden "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-â" sesiyle kurulur: ġarrā, semen-sā, zībā, ‘Īsā, hüveydā, ‘ulyā, me’vā, ṣaḥrā. Kafiye kelimelerinin çoğu Arapça ve Farsçadır ve uzun "â" sesi her beytin sonunda açık ve geniş bir kapanış yapar.

Gazel neşirde beşinci sıradadır ve elif harfiyle biten gazeller bölümündedir. OR, T ve M2 nüshalarında bulunur; M1 ve İBB nüshalarında yoktur. M2 nüshasında 2. ve 6. beyitler eksiktir; T nüshasında 5. ve 6. beyitlerin yeri değişiktir. Kime ve ne zaman yazıldığına dair bir kayıt bulunmamaktadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Bu gazelin bütün beyitleri tek bir konu etrafında döner: sevgilinin yanağındaki ayva tüyleri, yani divan şiirindeki adıyla "hat". Kelimenin hem "yazı" hem "ayva tüyü" anlamına gelmesi, şaire sevgilinin yüzünü bir kitap sayfası gibi anlatma imkânı verir. İlk beyitte yüz bir şemseye, ayva tüyleri de kudret kaleminin çektiği bir çizgiye benzetilir. İkinci beyitte yanak bir "varak" (yaprak, sayfa), yüz bir "safha" (sayfa) olur, tüyler de en ince hat çeşidi olan gubâr yazıyla yazılmıştır. Dördüncü beyitte yazının adı reyhânîdir ve yazan "kâtib-i kudret", yani Allah'tır. Kalem, hat, varak, safha, gubâr, sûre, âyet, kâtib ve reyhânî kelimeleri arasındaki tenasüp, gazeli baştan sona bir hattat atölyesinin diliyle örer.

Bu yazı imgesine dinî telmihler eklenir. Üçüncü beyitte ayva tüyleri İncil'den bir sureye benzetilir ve dudağın İsa mucizesini göstermek için yazıldığı söylenir. İsa'nın ölüleri dirilttiği ve sevgilinin dudağının da âşığa can verdiği düşüncesi divan şiirinde çok yaygındır; burada "la‘l" (yakut) kelimesi dudağın kırmızılığını, "mu‘ciz-i ‘Îsâ" da can bağışlayan gücünü anlatır. Dördüncü beyitte sevgilinin güzelliği Hakk'ın ayetini, yani Allah'ın kudretinin işaretini gösteren bir yazıdır. OR nüshasındaki "âyine-i hak" okuyuşunda ise yüz, Hakk'ın göründüğü bir aynaya dönüşür. Her iki okuyuşta da güzellik, onu yaratanın işareti olarak görülür.

Beşinci ve altıncı beyitlerde imge yazıdan bahçeye geçer. Misk kokulu saç cennette yer bulur; ayva tüyleri, cennet bahçesini süsleyen menekşelere benzetilir ve yanağın gül bahçesinde yuva kurar. Gül ile menekşe, kırmızı ile yeşilimsi koyu renk arasındaki karşıtlık, yanağın üzerindeki tüyleri renk bakımından anlatır. Altıncı beyitteki "n'ola" (ne olur, şaşılır mı) sorusu, divan şiirinde bir şeyin yerinde olduğunu söylemek için sık kullanılan bir kalıptır.

Makta beytinde Leylâ ile Mecnun hikâyesine telmih yapılır. Sevgilinin zülfü Leylâ'ya benzetilir; "Leylâ" adı Arapçada "gece" ile akraba olduğu için kara saçla iyi uyuşur. Zülfün aşkıyla Mecnun olan şair, ayva tüylerinin sevdasıyla çöllere düşmüştür. "Sevdâ" kelimesi hem aşkı hem kara rengi, eski tıpta da insanı deliliğe sürükleyen kara safrayı hatırlatır; bu yüzden Mecnun, sahrâ ve sevdâ kelimeleri arasında güçlü bir bağ vardır.

Bayram'ın girişine göre Bayezid, Amasya'da sancakbeyi iken ünlü hattat Şeyh Hamdullah'tan hat dersleri almıştı. Gazelin bütünüyle yazı sanatının terimleri üzerine kurulmuş olması bu bilgiyle birlikte dikkat çeker. Ancak gazelin yazılış tarihi bilinmediği için ikisi arasında doğrudan bir bağ kurmak mümkün değildir.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 43, şiir no. 5; giriş s. 16 (Şeyh Hamdullah'tan hat dersleri). ekitap.ktb.gov.tr