Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ben beni yār işiginde gāh derbān eylerem
Bu ḫayāl ile gehī kendümi ṣulṭān eylerem
Bu müferriḥle güşād olmaz göñül ġamgīnligi
Bāde-i la‘lüñ ḫayālātında ḥayrān eylerem
Gül yüzi ḳarşusına dil bülbülin nālān idüp
Gülşen-i kūyını cāna bāġ-ı Rıḍvān eylerem
Ġamzeñ oḳları irerse kimseye bildürmezem
Ben ki sīnemde cefā tīġini pinhān eylerem
Güller açup dāġlardan ġoncalar peykāndan
Sīnemi ben ‘Adliyā tāze gülistān eylerem

Günümüz Türkçesiyle

1. Kimi zaman kendimi sevgilinin eşiğinde kapıcı yaparım; bu hayalle kimi zaman da kendimi sultan yaparım. (Sevgilinin kapısında kapıcı olmak, âşık için sultanlıkla eş değerdir.)

2. Gönlün kederi bu ferahlatıcıyla açılmaz; (gönlü) lal dudağının şarabının hayalleri içinde kendinden geçmiş bir hâle getiririm. Beyit iki türlü okunabilir: "bu ferahlatıcı" ilk beyitteki sultanlık hayalidir ve o hayal kederi gidermeyince âşık dudağın şarabına sığınır; ya da "bu" sözüyle şarap kastedilir ve âşık, kederi gidermeyen şarabın yerine dudağın hayalini koyar. M1 ve M2'deki "bir" okuyuşuyla mısra "gönlün kederi hiçbir ferahlatıcıyla açılmaz" demektir.

3. Gönül bülbülünü onun gül yüzünün karşısında inletip mahallesinin gül bahçesini cana cennet bahçesi yaparım.

4. Bakışının okları bana değerse bunu kimseye bildirmem; ben ki cefa kılıcını göğsümde gizli tutarım.

5. Ey Adlî, yaralarımdaki dağlardan güller, (göğsüme saplı) temrenlerden goncalar açtırıp göğsümü taze bir gül bahçesi yaparım. (Kızıl yanık izleri güle, göğse saplanmış ok uçları goncaya benzer.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "eylerem" (eylerim), kafiyesi "-ân" sesidir: derbân, sultân, hayrân, Rıdvân, pinhân, gülistân. Neşirde 86 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 21b, T 28a-28b, M1 28b-29a, M2 22b, İBB 15a). Nüsha farkı iki yerdedir: M1 ve M2 ikinci beyitte "bu" yerine "bir" okur, OR ise maktada "ben" yerine "sen" der; bu okuyuşta göğsü gül bahçesine çeviren sevgilinin kendisidir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, Adlî'nin şiirlerinde sık görülen bir durumun en açık örneklerinden biridir. Divan şiirinde âşık kul, sevgili sultandır; bu gazeli yazan ise gerçek bir sultandır. Âşık kendini sevgilinin eşiğinde "derbân", yani kapıcı olarak hayal eder ve bu hayal onu sultan yapar. Kapıcılık ile sultanlık arasındaki tezat beyti taşır: sevgilinin kapısında en aşağı hizmeti görmek, âşığın gözünde tahtın kendisidir. Bir padişahın kaleminden çıkınca beyit, saltanatı sevgilinin eşiğindeki bir hizmetin altına yerleştirmiş olur.

İkinci beyitte "müferrih" sözlük anlamıyla ferahlık veren, gönül açan şey demektir; "güşâd" açılmak, "hayrân" ise şaşkın, kendinden geçmiş anlamındadır. Ferahlatıcının gönlün kederini açamaması ile dudağın şarabının âşığı kendinden geçirmesi karşı karşıya konur. "Bâde-i la‘l", hem kırmızı şarap hem lal renkli dudak demektir; dudak ile şarap arasındaki bu benzetme divan şiirinde çok yaygındır.

Üçüncü beyitte gül ile bülbül mazmunu kullanılır: sevgilinin yüzü gül, âşığın gönlü o gülün karşısında inleyen bülbüldür. Bu inleyişle sevgilinin mahallesi bir gül bahçesine, o gül bahçesi de "bâğ-ı Rıdvân"a döner. Rıdvân, TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre cennetin muhafızı kabul edilen melektir; "Rıdvan'ın bahçesi" bu yüzden cennet demektir. Gül, bülbül, gülşen ve bâğ arasında tenasüp vardır.

Dördüncü beyit âşığın sabrını anlatır. Sevgilinin "gamze"si, yani süzgün bakışı ok atar; âşık bu okların yarasını kimseye söylemez, çünkü cefa kılıcını zaten göğsünde gizli taşımaktadır. Ok ve kılıç arasında tenasüp vardır; "bildürmezem" ile "pinhân" (gizli) da aynı düşünceyi iki mısrada tekrarlar.

Makta ilk dört beytin acılarını bir bahçeye çevirir. "Dâğ" sözlük anlamıyla dağlama, kızgın demirle yakılarak açılan iz demektir; divan şiirinde âşığın göğsündeki aşk yaraları kızıl renkleri yüzünden güle benzetilir. Göğse saplanmış ok uçları, yani "peykân"lar da goncaya benzer. Böylece yaralarla dolu göğüs "tâze gülistân" olur. Bu benzetme Adlî'nin 85 numaralı gazelindeki bir beyitle ters yönde bağ kurar: orada âşık goncalardan temren yapar, burada temrenler goncaya dönüşür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar