Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Vaṣl-ı cānān her nefes maḳṣūd-ı cānumdur benüm
Dilde mihri ḥüsnüñüñ rāz-ı nihānumdur benüm
Olmasa dilde ġamuñ ten zinde olmaz bir nefes
Dōstum bildüm ġamuñ cān u cihānumdur benüm
Nice yaşlar dökmesün çeşm-i revān arduñca kim
Terk idüp giden beni rūḥ-ı revānumdur benüm
Dest-i cevrüñle büküp sen ḳaddüm itdükçe kemān
Tīr-i āhumla felek her dem nişānumdur benüm
Rūz u şeb mihr ü mehüñ şem‘ini āhumdur yaḳan
Görinen çarḫ-ı felek dūd-ı duḫānumdur benüm
Ḳıṣṣa-i ġuṣṣam yazup şerḥ itmedüm yā Rab neden
Söylenen dillerde şimdi dāstānumdur benüm
Cevr ile her günde biñ kez öldürürseñ ‘Adli'yi
Ḥaḳ bilür bir kez dimez boynuña ḳanumdur benüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgiliye kavuşmak her nefeste canımın amacıdır; güzelliğinin gönlümdeki sevgisi gizli sırrımdır.
2. Gönlümde senin derdin olmasa beden bir nefes bile yaşamaz; dostum, anladım ki senin derdin benim canım ve dünyamdır.
3. Akıp duran gözüm senin ardından nasıl çok yaş dökmesin; beni bırakıp giden, benim akıp giden ruhumdur (canımdır).
4. Sen zulüm elinle boyumu büküp yay ettikçe, ahımın okuna her an gök (felek) hedef olur.
5. Gece gündüz güneşin ve ayın mumunu yakan benim ahımdır; görünen gök kubbe benim ahımın dumanıdır.
6. Ya Rabbi, ben dert hikâyemi yazıp açıklamadım; nasıl oluyor da dillerde dolaşan destan şimdi benim destanım? Beyit iki türlü okunabilir: "neden" sorusu birinci mısraa bağlanırsa anlam "Ya Rabbi, dert hikâyemi neden yazıp açıklamadım" olur ve ikinci mısra bunun sonucunu söyler: "dillerde dolaşan destan şimdi benim destanımdır."
7. Zulümle Adlî'yi her gün bin kez öldürsen, Allah bilir ki bir kez bile "kanım senin boynuna" demez (ölümünden seni sorumlu tutmaz).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dur benüm", kafiye "-ânum" sesidir: cânum, nihânum, cihânum, revânum, nişânum, duhânum, dâstânum, kanum. Matlanın iki mısraının ve bütün beyitlerin "benüm" kelimesiyle bitmesi gazele baştan sona birinci şahsın, âşığın kendi hâlini anlatan sesini verir. Bayram neşrinde 83 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde (OR, T, M1, M2, İBB) bulunur. Nüsha farkları şunlardır: T'de "giden" yerine "gider" ve "âhumdur" yerine "âhumda", T ve M1'de "kıssa" yerine "hisse" (pay), OR'da maktanın ilk mısraında "kez" kelimesi yoktur, İBB'de ikinci mısradaki "kez" yerine "gün" okunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada "mihr" kelimesi sözlük anlamıyla hem sevgi hem güneş demektir; burada sevgi anlamındadır, ama güzelliğin güneşi diye de okunabilir. Beşinci beyitte aynı kelime "mihr ü meh" (güneş ve ay) ifadesinde güneş anlamıyla geri döner. İkinci beyit âşığın derde bağımlılığını anlatır: dert olmasa beden yaşamaz, çünkü dert canın ta kendisidir. Divan şiirinde âşığın derdinden şikâyet etmeyip ona sarılması sık işlenen bir tutumdur.
Üçüncü beyit bir cinasa dayanır. "Revân" sözlük anlamıyla hem akan, yürüyen hem can, ruh demektir. Birinci mısrada "çeşm-i revân" akan göz, ikinci mısrada "rûh-ı revân" can anlamındadır. Gözün akması ile ruhun gitmesi aynı kelimede buluşur: giden sevgili âşığın canıdır, bu yüzden göz onun ardından akar.
Dördüncü ve beşinci beyitler mübalağa ile göğe uzanır. Dördüncüde sevgilinin zulmü âşığın boyunu yay gibi büker; bükülen boy yay olunca âşığın ahı ok, gök de hedef olur. Yay, ok ve hedef (kemân, tîr, nişân) arasında tenasüp vardır ve âşığın ahının göğe kadar ulaştığı söylenir. Beşinci beyit bu mübalağayı daha da ileri götürür: güneşi ve ayı mum gibi yakan âşığın ahıdır, gördüğümüz gök kubbe de bu ahın dumanıdır. Gök kubbenin rengini âşığın ahının dumanına bağlamak hüsn-i talil sanatıdır. "Dûd" ve "duhân" ikisi de duman demektir ve art arda kullanılmıştır.
Altıncı beyit âşığın şöhreti üzerinedir. Şair dert hikâyesini kendisi yazıp anlatmadığını söyler, ama herkesin dilinde onun destanı dolaşır. Aşk acısının saklanamayıp dillere düşmesi divan şiirinin bilinen konularındandır. T ve M1'deki "hisse" okuyuşuyla mısra "dertten payıma düşeni yazmadım" anlamına yaklaşır.
Makta, Türkçedeki "kanı boynuna" deyimiyle kurulur; sözlük anlamıyla bir ölümün sorumluluğunu birine yüklemek demektir. Âşık, sevgili onu her gün bin kez öldürse bile kanını onun boynuna yüklemeyeceğini söyler. Bin kez öldürmek ile bir kez dememek arasında bir karşıtlık vardır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 121, şiir no. 83 (nüsha bilgisi s. 121 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr






