Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Gün yüzüñ nūrıyile oldı münevver ‘ālem
İy ḳamer rūşen olursa n'ola çeşm-i ādem
Yoḳ ‘aceb mürdelere irse ḥayāt-ı ebedī
Söze başladı meger nāz ile ol ‘Īsi-dem
Ḳıble ḥaḳḳı ṣanemā Ka‘be olaldan kūyuñ
Gözlerüm yaşını ḳıldum o ḥaremde zemzem
İy perī-şān perīşān olalıdan zülfüñ
Ḳalmadı ‘ālem içinde daḫı ḳalb-i bī-ġam
‘Adliyā ayaġı topraġına cān eyle fedā
Pāy-būsı o şehüñ çün ele girmez her dem
Günümüz Türkçesiyle
1. Güneş gibi yüzünün ışığıyla dünya aydınlandı; ey ay yüzlü, insanın gözü aydın olsa buna şaşılır mı?
2. Ölülere sonsuz hayat erişse şaşılacak bir şey yok; anlaşılan o Îsâ nefesli sevgili nazla söze başladı. (Hz. Îsâ'nın nefesiyle ölüleri dirilttiğine inanılır; sevgilinin sözü de ölüleri diriltecek kadar can verir.)
3. Ey put gibi güzel, kıble hakkı için, mahallen Kâbe olalı beri gözlerimin yaşını o kutsal bölgede zemzem yaptım.
4. Ey peri yüzlü, zülfün dağılıp perişan olalı beri dünyada artık gamsız bir gönül kalmadı.
5. Ey Adlî, onun ayağının toprağına canını feda et; çünkü o şahın ayağını öpmek her zaman ele geçmez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi yoktur; kafiye "-em" sesidir: âlem, âdem, dem, zemzem, gam, dem. "Dem" kelimesi kafiye olarak iki kez geçer, ama iki ayrı anlamla: ikinci beyitte "nefes", maktada "an, vakit". Neşirde 90 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 22a, T 29b, M1 30a, M2 23b, İBB 15a). Neşirde bu gazel için nüsha farkı gösterilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla güneş ve ay ile açılır. Sevgilinin yüzü güneştir ve dünyayı aydınlatmıştır; şair ona "ey ay" diye seslenir. Böylece aynı beyitte sevgili hem güneşe hem aya benzetilir. "Rûşen" sözlük anlamıyla aydınlık demektir ve "çeşm-i âdem rûşen olmak", yani insanın gözünün aydın olması, hem ışıkla görmeyi hem de sevinmeyi anlatır; Türkçedeki "gözün aydın" söyleyişi de bu ikinci anlamı taşır. Güneş, nur, münevver, ay ve rûşen arasında tenasüp vardır.
İkinci beyit Hz. Îsâ'ya dayanan bir telmihtir. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Îsâ" maddesinin Türk edebiyatı bölümüne göre Îsâ'nın etkili nefesiyle hastaları iyileştirip ölüleri diriltmesi divan şiirinde en çok anılan özelliklerinden biridir; şairler bu özelliği sevgilinin dudağını, nefesini ve sözünü anlatmak için kullanır. Adlî de sevgiliyi "Îsî-dem", yani Îsâ nefesli diye anar. Ölülere sonsuz hayatın erişmesi şaşılacak bir şey değildir, çünkü o sevgili nazla konuşmaya başlamıştır. Ölülerin dirilmesinin sebebi olarak sevgilinin konuşmasının gösterilmesi bir hüsn-i talil örneğidir.
Üçüncü beyit Mekke'ye ait kelimelerle kurulmuştur: kıble, Kâbe, harem ve zemzem. Sevgilinin mahallesi âşık için Kâbe olmuştur; âşık o kutsal bölgede gözyaşlarını zemzem yapar. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre zemzem, Mescid-i Harâm'da Kâbe'ye yakın bir kuyudan çıkan ve müslümanların büyük değer verdiği sudur. "Harem" sözlük anlamıyla kutsal sayılan, dokunulmaz bölge demektir. Bu kelimelerin yanına sevgiliye seslenen "ṣanemâ" (ey put) sözü gelir; Kâbe ile put arasındaki tezat, divan şiirinde sevgiliye "put" denmesinin alışılmış olmasıyla birlikte beyte keskin bir karşıtlık katar. Kâbe, kıble, harem ve zemzem arasında tenasüp vardır.
Dördüncü beyit bir cinasa dayanır. "Perî-şân" sözlük anlamıyla peri görünüşlü, peri şanlı demektir; "perîşân" ise dağınık, darmadağın. Aynı sesler iki ayrı kelimeyi kurar ve mısraın başında yan yana gelir. Sevgilinin zülfü dağılınca dünyada gamsız bir gönül kalmamıştır; dağınık saç, dağılmış gönüllerin sebebidir. Divan şiirinde zülf ile gönül arasındaki bu bağ yaygındır ve beyit onu cinasla güçlendirir.
Makta Adlî'ye kendi canını sevgilinin ayağının toprağına feda etmesini öğütler, çünkü o "şah"ın "pây-bûs"u, yani sözlük anlamıyla ayağını öpme fırsatı her zaman ele geçmez. Ayak ile el arasında tenasüp, toprak ile can arasında bir karşıtlık vardır. Sevgilinin "şah" diye anılması Adlî'nin şiirlerinde sık görülen bir durumdur; burada bir padişah, başka bir "şah"ın ayağını öpmek fırsatını kaçırmamayı kendine öğütler.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 128, şiir no. 90 (nüsha bilgisi s. 128 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Mustafa İsmet Uzun, "Îsâ (Türk Edebiyatı)", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 22, İstanbul 2000, s. 473-475, https://islamansiklopedisi.org.tr/isa.
- Mustafa Sabri Küçükaşcı, "Zemzem", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 44, İstanbul 2013, s. 242-246, https://islamansiklopedisi.org.tr/zemzem.
Çevrimiçi kaynaklar






