Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün
Yine şādum ki ol gül-çehreden būy-ı vefā geldi
Küdūret gitdi göñlümden bi-ḥamdillāh ṣafā geldi
Günümüz Türkçesiyle
1. Yine sevinçliyim, çünkü o gül yüzlü sevgiliden vefa kokusu geldi; gönlümden keder gitti, Allah'a şükür, neşe geldi. (Küdûret sözlük anlamıyla bulanıklık, keder; safâ ise duruluk, gönül ferahlığı demektir. Bi-hamdillâh, "Allah'a hamd olsun" anlamına gelen Arapça bir sözdür.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Tek beyitlik bir matla‘dır ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "geldi", kafiye "vefâ" ve "safâ" kelimelerindeki "-fâ" sesidir; iki mısra da aynı redif ve kafiyeyle bittiği için beyit bir gazelin açılış beyti biçimindedir. Bayram neşrinde 150 numarayla "Matla‘lar" bölümünde yer alır ve neşrin dipnotuna göre beş nüshadan yalnız M2'de (36a) bulunur. Ali Emîrî'nin istinsah ettiği bu nüsha, öteki nüshalarda görülmeyen bazı kısa parçaları da içerir; Bayram'ın sayımına göre M2'de 131 gazel, 1 murabba‘, 2 kıt‘a, 3 matla‘, 1 müfred ve 2 ferd bulunur ve şiirler türlerine göre adlandırılmıştır. Beytin bir gazelin parçası olup olmadığı bilinmiyor. Kime ve ne zaman yazıldığı da bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Divan şiirinde sevgili çoğu zaman vefasız ve cefakârdır; âşık da bu vefasızlıktan yakınır. Bu beyit ise bunun tersi bir anı yakalar: sevgiliden vefa haberi gelmiş ve âşığın gönlü ferahlamıştır. Beytin "Yine" kelimesiyle açılması, bu sevincin daha önce de yaşandığını, âşığın hâlinin keder ile sevinç arasında gidip geldiğini düşündürür. Sevgili "gül-çehre", yani gül yüzlü diye anılır ve ondan gelen vefa bir koku olarak tasarlanır. Soyut bir kavram olan vefaya koku verilmesi bir istiaredir; gül ile koku arasında da tenasüp vardır. Gül nasıl kokusuyla uzaktan kendini belli ederse, sevgilinin vefası da âşığa önce bir koku gibi ulaşır.
İkinci mısraın asıl sanatı "küdûret" ile "safâ" arasındaki tezattır. İki kelime de sözlük anlamıyla suyun hâlini anlatır: küdûret bulanıklık, safâ duruluktur. Mecaz anlamlarıyla da biri keder, öteki neşe demektir. Böylece gönül, bulanıkken durulan bir suya benzetilmiş olur. "Bi-hamdillâh" sözü beyte gündelik konuşmanın sıcaklığını katar; âşık sevincini bir şükür cümlesiyle dile getirir. İki mısraın "geldi" redifiyle bitmesi de haberin ve sevincin art arda gelişini vurgular: önce vefa kokusu gelmiş, ardından gönle safâ gelmiştir. Beytin dili sade, kuruluşu yalındır. Tek bir duygu, sevgiliden gelen küçük bir işaretin doğurduğu ferahlık, birkaç kelimeyle anlatılmıştır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 186, şiir no. 150 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda; M2 nüshasının tanıtımı s. 32). ekitap.ktb.gov.tr






