Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Görse dil gözüñi ‘ayş u ṭarab u yād eyler
İçse cām-ı lebüñi nāle vü feryād eyler
Ṣanma dil sen var iken iy yüzi gül gülşende
Heves-i būy-ı gül ü sāye-i şimşād eyler

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül senin gözünü görse zevki, eğlenceyi hatırlar, onları anar; dudağının kadehinden içse inleyip feryat eder. (Beyit iki türlü okunabilir: dudağın verdiği şarap gönlü sarhoş edip ağlatır ya da o kadeh gönle ancak hasret ve acı getirir.)

2. Ey yüzü gül olan, sen varken gönül gül bahçesinde gülün kokusuna ve şimşirin gölgesine heves eder sanma. (Gül sevgilinin yüzünü, şimşir de sevgilinin boyunu çağrıştırır; asılları yanındayken gönül bunların benzerlerini aramaz.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Neşirde "Nazm" başlığıyla verilen iki beyitlik bir şiirdir; TEİS'te aktarılan Bayram sayımındaki "1 nazm" budur. Remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "eyler", kafiye "yâd", "feryâd" ve "şimşâd" kelimelerindeki "-âd" sesidir. İlk beytin iki mısraı kendi arasında kafiyelidir ve ikinci beyit aynı kafiyeye döner; kafiye düzeni bu yüzden bir gazelin ilk iki beytine benzer, ama şiirde mahlas yoktur. Bayram neşrinde 147 numarayla yer alır ve neşrin dipnotuna göre yalnız T nüshasında (45a) bulunur; OR, İBB, M1 ve M2'de yoktur. Bir gazelin kalan parçası mı yoksa baştan iki beyit olarak mı söylendiği bilinmiyor. Kime ve ne zaman yazıldığı da bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyit sevgilinin iki güzelliğini, gözünü ve dudağını, karşıt iki etkileriyle anlatır. Göz görülünce gönül "ayş u tarab", yani zevk ve eğlence hatırlar; dudak kadehten içilince gönül inler ve feryat eder. "Ayş u tarab" ile "nâle vü feryâd" arasında açık bir tezat vardır. "Câm-ı lebüñ" (dudağının kadehi) terkibinde dudak kadehe benzetilmiştir; benzetme edatı ve benzetme yönü söylenmediği için bu bir teşbîh-i belîğdir. Dudak ile şarap kadehinin yan yana getirilmesi divan şiirinde sık görülür; kırmızı renk, tatlılık ve sarhoş edicilik bu benzetmenin ortak yönleridir. Beytin ikinci mısraı iki türlü okunabilir: dudağın şarabı gönlü kendinden geçirip ağlatır, ya da o kadehten içmek gönle sevinç değil, acı ve hasret getirir.

İkinci beyitte sevgili "yüzi gül" diye çağrılır ve gül bahçesinin gülü ile şimşiri onun karşısında değerini yitirir. Gül, gülşen, bûy (koku), sâye (gölge) ve şimşâd kelimeleri arasında tenasüp vardır. Şimşir sözlük anlamıyla düzgün gövdeli, sık yapraklı bir ağaçtır; divan şiirinde servi gibi sevgilinin boyuna benzetilir. Gül kelimesinin hem "gülşen"de hem "yüzi gül"de hem de "bûy-ı gül"de tekrarlanması beyti tek bir imge çevresinde toplar: gönül, gerçek gülü yanında bulduğu için bahçedeki gülün kokusunu istemez. "Sanma" diye başlayan mısra, sevgilinin olası bir kuşkusuna verilmiş bir cevap gibidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar