Amasya'nın Cumhuriyet dönemi, çoğu zaman şehzadeler çağının ve Millî Mücadele'nin ardından gelen sakin bir ek bölüm gibi anlatılır. Oysa bu dönemde kentin idari statüsü, nüfusu, ekonomisi, eğitim hayatı ve tarihî dokuya bakışı baştan aşağı değişti. Osmanlı'da bir sancak merkezi olan, on dokuzuncu yüzyılın sonunda Sivas vilayetine bağlı sekiz kazadan oluşan bu şehir, Cumhuriyet'le birlikte kendi adını taşıyan bir ilin merkezi oldu; demiryolu, fabrikalar, bir yükseköğretim kurumu ve sonunda bir üniversiteyle tanıştı.

Millî Mücadele'den Cumhuriyet'e Geçiş

Cumhuriyet dönemi Amasya'sını anlamak için Haziran 1919'a bakmak gerekir. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktıktan sonra 12 Haziran'da Amasya'ya geldi ve burada kaldığı günlerde direnişin gerekçesini, yöntemini ve örgütlenme biçimini belirleyen metni hazırladı. 21-22 Haziran gecesi, yaveri Cevat Abbas Bey'e yazdırdığı esaslar kısa sürede Amasya Genelgesi (Tamimi) olarak bütün mülki amirlere ve askerî komutanlara telgrafla iletildi. Genelge, vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, İstanbul Hükûmeti'nin üstlendiği sorumluluğu yerine getiremediğini bildiriyor, milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararının kurtaracağını söylüyor, Sivas'ta toplanacak millî bir kongre için her sancaktan üç temsilcinin yola çıkmasını istiyordu. Doğu illeri adına Erzurum'da ayrı bir kongre toplanacağı da aynı metinde yer alır. Metni Mustafa Kemal'in yanı sıra Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Paşa da imzalamıştır; Nutuk'ta bu üç ismin açıkça anılmadığı, Cevat Abbas Gürer'in hatıralarından anlaşılmaktadır. Telgrafların çekildiği yer, bugün Millî Mücadele Müzesi ve Kongre Merkezi olarak kullanılan Saraydüzü Kışlası'dır.

TDV İslâm Ansiklopedisi, Amasya'nın Osmanlı sonrası tarihindeki en önemli olayın bu hareket olduğunu özellikle belirtir. Genelgenin ardından kongreler Erzurum ve Sivas'ta toplandı, Amasya ise yeni idari düzende bir il merkezi olarak yoluna devam etti. 1919'daki rolü yine de kentin kimliğinde kalıcı bir yer tuttu; Amasya Üniversitesi'nin amblemine Yeşilırmak ve Kral Kaya Mezarları ile birlikte Amasya Genelgesi'ne gönderme yapan bir öğenin konması bunun yakın tarihli örneğidir.

İl Oluşu ve İlk Yönetim Kadroları

Cumhuriyet 29 Ekim 1923'te ilan edildiğinde Amasya'nın idari statüsü hemen değişmedi; şehrin il olduğu tarih konusunda kaynaklar tam olarak uyuşmaz. TDV İslâm Ansiklopedisi bu tarihi gün vererek 20 Nisan 1924 olarak kaydeder, genel ansiklopedi maddeleri de 1924 der; kimi kaynaklar ise 1923 yılında yapılan idari yapılanmadan söz eder. Yönetici listeleri iki tarihin neden ayrı anıldığına dair bir ipucu verir: Görev yapmış valilerin listesi 1923'te İsmail Hakkı Mumcu ile başlar, 1924'ten itibaren Ahmet Hilmi Ergenli'yi (1924-1927) sayar. Belediye tarafında ise Osmanlı'nın son şehreminlerinden Veysibeyzade Nafız Bey'in 1921-1923 arasındaki görevinin ardından Cumhuriyet'in ilk belediye başkanı olarak Veysibeyzade Sıtkı Bey (1923-1926) görünür. Bu örnekler geçişin 1923 ile 1924 arasına yayılan bir süreç olduğunu düşündürür; kesin resmî karar tarihi için TDV'nin verdiği 20 Nisan 1924 en ayrıntılı kayıttır.

Yeni ilin idari yapısı sonraki on yıllarda değişti. Bugün Amasya merkez ilçe ile birlikte yedi ilçeden oluşur: Göynücek, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Merzifon, Suluova ve Taşova. TDV'nin 1980'li yılların verilerine dayanan tablosunda il, merkez ilçeyle birlikte altı ilçe, on altı bucak ve 360 köyden oluşuyordu; güncel anlatımlarda ise sekiz belde ve 372 köy sayılır. Nüfus tablosundaki notlar da ilçe kuruluşlarının merkezin nüfus rakamlarını doğrudan etkilediğini gösterir: Göynücek'in ilçe olması ve 1960 sayımından önce Suluova'nın ilçe yapılması, merkez ilçenin köy ve belde nüfusunu belirgin biçimde düşürmüştür.

Nüfusun Seyri

Amasya'nın şehir nüfusu Cumhuriyet'in ilk yarım yüzyılında çok yavaş, sonraki elli yılda ise belirgin biçimde arttı. Sayım sonuçlarına göre 1927 sayımında merkez ilçenin toplam nüfusu 60.479 idi ve bunun yalnızca on iki bin kadarı şehirde yaşıyordu; TDV ise aynı sayım için şehir nüfusunu 12.481 olarak verir. Rakam 1950'de 14.470'e, yani yirmi üç yılda ancak iki bin kişi kadar yükselmişti. Asıl sıçrama 1950'li yılların ikinci yarısında başladı: 1960'ta şehir nüfusu 28.525'e, 1970'te 36.646'ya, 1985'te 53.431'e, 2000 sayımında ise 74.393'e ulaştı. Aynı dönemde köy ve belde nüfusu 1950'deki yaklaşık 71 binden 2007'de 47 bine, 2023'te 32 bine geriledi. Yani merkezdeki artış kısmen kırdan kente göçün, kısmen de ilçelerin ayrılmasının sonucudur.

İl bütününe bakıldığında tablo farklıdır. TDV'ye göre 1985 sayımında 5520 kilometrekarelik il 358.289 nüfusa sahipti. 2024 rakamı 342.378'dir; yani il bugün kırk yıl öncesine göre biraz daha az nüfus barındırır. 2007-2025 arasındaki yıllık verilere göre nüfus 320 ile 342 bin arasında dalgalanmış, 2011-2014 arasında 322 bin dolayında seyretmiş, sonraki yıllarda yavaşça yükselmiştir. Amatör bir nüfus derlemesinde 2025 için 342.242 değeri görünür; derleme resmî olmadığını açıkça belirttiği için bu rakam yalnızca eğilimi göstermek amacıyla kullanılabilir. Aynı derlemenin 2008-2014 yıllarına ait göç tablosunda her yıl bin altı yüz ile iki bin yedi yüz arasında net göç kaybı bulunur. Güncel ansiklopedi anlatımları da Amasya'yı göç veren iller arasında sayar ve gençlerin eğitim ve iş imkânları nedeniyle büyük şehirlere gittiğini yazar.

2024 verilerine göre il nüfusunun yüzde 74,99'u il ve ilçe merkezlerinde, yüzde 25,01'i belde ve köylerde yaşar; nüfus yoğunluğu kilometrekare başına 61 kişidir. İlçelere göre dağılım şöyledir: merkez 151.058, Merzifon 76.854, Suluova 47.101, Taşova 30.348, Gümüşhacıköy 22.663, Göynücek 10.787, Hamamözü 3.567. Merzifon ile Suluova'nın birlikte ele alındığında ilin ikinci ve üçüncü büyük yerleşimleri olması, Amasya ekonomisinin yalnızca merkezde toplanmadığını gösterir.

Ulaşım ve Altyapı

Amasya Anadolu'nun iç kesimlerini Samsun Limanı'na bağlayan yolların üzerinde yer alır ve bu konum şehrin yüzyıllardır ticaret hayatını belirlemiştir. Cumhuriyet döneminin kente getirdiği en somut altyapı yeniliklerinden biri 1930'da tamamlanan demiryolu hattıdır; TDV'ye göre bu hat şehri doğal liman olan Samsun'a bağlamış ve ulaşımı kolaylaştırmıştır. Geç dönemde yapılan bir başka yatırım, 2008'de hizmete giren Amasya-Merzifon Havalimanı'dır ve bu, ilin ulaşım altyapısını güçlendiren gelişme olarak anılır. Şehrin kuruluş yeri bu gelişmelere ayrıca bir sınır koyar: Yeşilırmak şehir içinde yaklaşık dört kilometre boyunca dar bir vadide akar, sol kıyıda kale kalıntıları ile kral mezarları arasında yalnızca ince bir yerleşim şeridi bulunur, asıl büyüme ırmağın sağ kıyısında güneydoğu ve güneybatıya doğru olur. TDV, şehrin fiziksel koşulları yüzünden büyük bir genişleme gösteremediğini açıkça yazar.

Tarım ve Sanayi

İlin başlıca ekonomik faaliyeti Cumhuriyet döneminde de tarım olarak kaldı. Suluova, Gümüşova ve Taşova gibi akarsu boylarındaki verimli ovalar üretimin merkezini oluşturur. TDV'ye göre 1954'te Amasya Şeker Fabrikası'nın kurulması ve Et Balık Kurumu tesislerinin yapılması şeker pancarı üretimini ve hayvancılığı teşvik etmiştir. Şeker pancarı bugün de ilin en önemli endüstriyel bitkisidir ve Amasya Şeker Fabrikası'nda işlenir. Buğday, mısır, arpa, yeşil mercimek ve patates yaygın ekilen ürünlerdir; ayçiçeği, haşhaş ve soğan da önemli yer tutar. Dokuma tezgâhlarının yanında un, yağ, yem ve meyve suyu fabrikaları ziraî ürünleri işler; TDV ayrıca büyük un fabrikalarını, bir süt fabrikasını ve bir beton yapı elemanları fabrikasını sayar. Hayvancılığa dayalı sanayi, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı ve süt üretimi ile birlikte ilin ekonomik tabanını tamamlar.

Bu ekonomik yapı bir sanayi atılımından çok, tarıma bağlı sanayinin yavaş büyümesine benzer. Nüfus tablolarındaki göç kaybı bu yapının sınırını gösterir. Şehir tarihte de büyük bir sanayi merkezi olmamıştır. TDV'nin anlattığına göre on altıncı yüzyılda burada bir boyahane, şemhane ve darphane bulunuyor, ipek dokumacılığı yaygın biçimde yapılıyordu; on dokuzuncu yüzyıl sonunda ise yaklaşık 2500 dokumacısıyla canlı bir ticaret kentiydi. Cumhuriyet dönemi bu ticarî canlılığın yerine tarım ve tarıma dayalı fabrikaları koymuş, tarihsel dokuma geleneğinden geriye ise el sanatları kalmıştır.

Amasya Elması

Amasya denince akla gelen ilk ürün, hiç kuşkusuz elmadır. İl, meyvecilikte özellikle Amasya elmasıyla tanınır; yüksek aroması ve dayanıklılığı nedeniyle yerel ve ulusal pazarlarda tercih edilir. Yöre bu elmayı kısaca misket elması olarak da anar; sert, küçük ve tatlıdır, kendine has kokusu ve uzun süre dayanması ile bilinir. Kiraz iç ve dış pazara satılır; şeftali, armut, ayva, kayısı, üzüm ve erik de ilde yetiştirilen diğer meyvelerdir. Yeşilırmak vadisinin mikroklimasının bu üretimde belirleyici olduğu söylenir: Amasya, Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş özelliği gösterir, yıllık yağış 436 ile 458 milimetre arasındadır, ilkbahar en yağışlı, yaz ise kurak mevsimdir. Kış aylarında vadi tabanında kar ya etkisiz kalır ya da kısa sürer.

Yalıboyu evlerinin arkasındaki bahçeler ve ırmağın kıyısındaki meyve ağaçları kentin görünümünün bir parçasıdır. Elma dışında Amasya'nın coğrafi işaret taşıyan ürünleri arasında Amasya Beji Mermeri ve Amasya Çiçek Bamyası yer alır. Mutfakta ise 2021 ve 2022 yıllarında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescil edilen Amasya baklalı dolması, Amasya çöreği, Amasya etli çiçek bamyası yemeği, Amasya toyga çorbası, Amasya patlıcan pehli, burmalı Amasya çöreği, Amasya yağlısı ve Amasya keşkeği bulunur.

Eğitim ve Kültür Reformları

Amasya'nın medrese geleneği Cumhuriyet'le birlikte hukuki dayanağını yitirdi. 3 Mart 1924'te çıkan Tevhid-i Tedrisat Kanunu bütün eğitim kurumlarını Maarif Vekâleti'ne bağladı ve medreselerin kapanmasının yolunu açtı. Şehrin ilim hayatı yüzyıllar boyunca bu kurumların çevresinde şekillenmişti; dolayısıyla kanunun Amasya'daki etkisi, ülkenin pek çok yerinden daha derin hissedilmiş olmalıdır. 1928'de Latin harflerinin kabulüyle birlikte Millet Mektepleri açıldı ve yetişkinlere yeni harflerle okuma yazma öğretilmeye başlandı; 1932'den itibaren kurulan Halkevleri ise konferans, tiyatro, kütüphane ve kurs faaliyetleriyle kültür hayatının merkezi hâline geldi. Bu düzenlemeler bütün ülkeyi kapsıyordu ve Amasya'da da uygulandı; ancak derlenen kaynaklarda şehre ait kurs sayıları, halkevinin açılış tarihi ya da okuma yazma oranları yer almadığı için burada yalnızca genel çerçeve çizilebilmektedir.

Yeni dönemin kültür kurumlarından biri müzedir. Amasya Müzesi 1925'te kuruldu, bugünkü bina 1977'de yapıldı ve 1980'de Amasya Arkeoloji Müzesi olarak ziyaretçiye açıldı. Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik çağdan Osmanlı dönemine kadar on üç ayrı uygarlığa ait arkeolojik ve etnografik eserlerden oluşan koleksiyon yirmi dört bine yaklaşmıştır.

Eğitim ve Amasya Üniversitesi

Amasya'nın ilim şehri olma özelliği Osmanlı döneminde güçlüydü. TDV, 1861'de şehre gelen seyyah G. Perrot'nun Amasya'yı "Anadolu'nun Oxford'u" olarak andığını, medreselerinde yaklaşık iki bin öğrencinin okuduğunu yazdığını aktarır; XIX. yüzyıl başında yaşayan Mustafa Vâzıh Efendi de şehri bir talebeler şehri olarak niteler. Cumhuriyet döneminde bu geleneğin yerini önce eğitim kurumları aldı. Bugünkü üniversitenin temeli, Millî Eğitim Bakanlığı'nın 1974'te kurduğu Eğitim Fakültesi ile atıldı; ertesi yıl Amasya Meslek Yüksekokulu açıldı. 1981'de Yükseköğretim Kurulu'nun kurulmasıyla bu iki birim Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ne bağlandı, aynı yıl Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ne bağlı bir Eğitim Yüksekokulu kuruldu. Merzifon Meslek Yüksekokulu 1991-1992, Amasya Sağlık Yüksekokulu ise 1992-1993 öğretim yılında açıldı.

Amasya Üniversitesi, 17 Mart 2006'da yürürlüğe giren ve on beş yeni üniversite kuran kanunla bağımsız bir devlet üniversitesi hâline geldi. Üniversitenin ilk fakülteleri Eğitim ve Sağlık Bilimleri idi; Fen-Edebiyat ve Mimarlık fakülteleri 2006'da kuruldu ama eğitim vermeye sonraki yıllarda başladı. Teknoloji Fakültesi 2009'da, Tıp Fakültesi 2011'de, İlahiyat Fakültesi 2012'de, Merzifon İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 2014'te kuruldu. 2021-2022 öğretim yılında üniversitede 8.532 ön lisans, 6.482 lisans, 1.254 yüksek lisans ve 31 doktora öğrencisi, yani toplam 16.299 öğrenci okuyordu; 2022'de 705 akademik personel görev yapıyordu. 2021 itibarıyla kurum sekiz fakülte, bir yüksekokul, sekiz meslek yüksekokulu ve üç enstitüden oluşur. Kampüsler Milli Hakimiyet, Yeşilırmak ve İpekköy ile Tıp Fakültesi yerleşkesini ve ilçelerdeki meslek yüksekokullarının binalarını kapsar.

Üniversitenin Tıp Fakültesi'nin 2011'de kurulması, şehrin sağlık hizmetleriyle de bağ kurdu. Kentin başlıca hastanesi bugün Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi adını taşır; ad, on beşinci yüzyılda Amasya'da yetişen cerrah Sabuncuoğlu Şerefeddin'e gönderme yapar. Hastane yönetimi tıp fakültesi öğretim üyeleriyle birlikte çalışır ve çocuk kardiyolojisi gibi branşlarda hizmet verir. Cumhuriyet'in ilk on yıllarında kurulan sağlık kurumlarına dair ayrıntılı bir kayıt, derlenen kaynaklarda bulunmamaktadır.

Tarihî Dokuyu Korumak

Cumhuriyet döneminin ikinci önemli yönü, şehrin Selçuklu ve Osmanlı mirasını büyük ölçüde ayakta tutabilmesidir. TDV'nin saydığı anıtlar bugün de kentin ana çizgisini oluşturur: Burmalı Minare Camii (1237-1247), Gökmedrese Camii (1266-1267), Gümüşlü Camii (1326), Beyazıt Paşa Camii (1414-1419), Yörgüç Paşa Camii (1430), II. Bayezid Camii ve Külliyesi (1486), Hatuniye Camii (1510) ve Dârülhadis Camii (1502). Eski evler de bu mirasın ayrı bir parçasıdır. Yalıboyu'nun ahşap konakları, 1865'te yapılan Hazeranlar Konağı ve onun yanındaki Hatuniye Camii kent siluetinin bilinen görüntüsüdür. Amasya Kalesi, Harşena Dağı'nın üstünde, kral mezarları onun hemen altındaki kayalıkta durur.

Bu mirasın her parçası korunamadı. Nergis Köprüsü üzerinde 1865'te Ziya Paşa'nın yaptırdığı saat kulesi, Hükümet Köprüsü'nün yapımına engel olduğu gerekçesiyle Şubat 1940'ta yıktırıldı; kule 2002'de özgün hâline sadık kalınarak yeniden inşa edildi. Yıkımdan önceki hasarın nedeni kaynaklarda aynı biçimde anlatılmaz: belediyenin kent tarihi sayfası yapımından yetmiş beş yıl sonra yaşanan bir depremden söz eder, Vikipedi ise kulenin 1938 depreminde ciddi hasar gördüğünü yazar. Roma döneminde kale çevresini Yeşilırmak'ın karşı yakasına bağlamak için kurulan Alçak Köprü'nün dört kemerinin ayakları zamanla yükselen nehir yatağına gömülmüş, 1865'te kemerlerin üzerine ayaklar yapılarak köprü bugüne ulaştırılmıştır.

Müzecilik bu mirasın yeni biçimlerinden biridir. Hazeranlar Konağı Etnografya Müzesi olarak kullanılır; Sultan Mesud Türbesi Amasya Arkeoloji Müzesi'nin bahçesindedir; Saraydüzü Kışlası Millî Mücadele Müzesi ve Kongre Merkezi'ne dönüştürülmüştür. 2010'da açılan Minyatür Amasya Müzesi, şehrin 1914'teki halini ölçekli olarak gösteren ve Türkiye'de ölçek bakımından en büyük kent maketi olduğu söylenen bir çalışmadır. Bunların yanında Şehzadeler Müzesi, Sabuncuoğlu adını taşıyan tıp müzesi, Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi ve Kara Mustafa Paşa Hamamı kentin ziyaret edilen yapılarındandır. Restore edilen Yalıboyu evlerinin bir kısmı butik otel ve konak restoran olarak hizmet vermekte, kaya mezarları ile kale geceleri aydınlatılmaktadır. Bu yatırımların turizm gelirini ne ölçüde artırdığına dair güvenilir bir rakam derlenen kaynaklarda yer almaz; yine de kültür turizminin yerel ekonomide artan bir yer tuttuğu genel kanıdır.

Gündelik Hayat ve Kentin Bugünü

Amasya bugün yaklaşık 342 bin nüfuslu, merkezi 411 metre yükseklikte kurulmuş, Ankara'ya 336, İstanbul'a 671, Samsun'a 131 kilometre uzaklıkta bir il merkezidir. İl yönetimi merkezden atanan vali tarafından yürütülür; 1923'ten bugüne kırk iki vali görev yapmıştır. Belediye başkanlığı ise 1923'ten beri otuz kadar isim arasında el değiştirmiştir; listelere göre Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi mensupları bu görevi farklı dönemlerde yürütmüş, 2024'te seçilen Turgay Sevindi bugünkü başkandır.

TDV, 1989 Diyanet İstatistikleri'ne dayanarak ilde 550 cami bulunduğunu, bunun 132'sinin il ve ilçe merkezlerinde, 418'inin kasaba ve köylerde olduğunu yazar. Bu rakam, Amasya'nın bir yandan şehirli, öte yandan köylü bir yapıya sahip olduğunu da hatırlatır: il halkının dörtte biri bugün de belde ve köylerde yaşar. Yeşilırmak kıyısında balık ekmek, haşhaş ekmeği, toyga çorbası ve hasuda tatlısı yörenin bilinen lezzetleridir. Borabay Gölü, Yedikuğular Kuş Cenneti ve Terziköy, Hamamözü ve Gözlek kaplıcaları kentin doğa turizmi için öne çıkan noktalarıdır. Bu yerlerin hepsi Cumhuriyet'ten çok önce de vardı; bunların tanıtılması, korunması ve ulaşılabilir kılınması ise bu dönemin işidir.

Tarihî dokunun korunmasında Amasya'nın büyük bir avantajı, kentin dar bir vadiye sıkışmış olmasıdır. TDV, şehrin fiziksel koşulları nedeniyle büyüyemediğini bir eksiklik olarak yazar; ancak aynı kısıt, tarihî merkezin hızlı bir yapılaşmaya maruz kalmamasının nedenlerinden biri olmuş olabilir. Şehir, Selçuklu ve Osmanlı anıtlarının ırmağın iki yakasında bir arada bulunduğu ender Anadolu kentlerinden biri olarak kalmıştır. Bunun bedeli ise sanayi ve istihdam sınırlılığıdır ve nüfus tablolarındaki göç eğilimi bu bedeli rakamla gösterir.

Kronoloji

12 Haziran 1919: Mustafa Kemal Amasya'ya gelir.

21-22 Haziran 1919: Amasya Genelgesi hazırlanır ve telgrafla ülkeye iletilir.

29 Ekim 1923: Cumhuriyet ilan edilir.

1923-1924: Amasya il statüsü kazanır; TDV'ye göre il oluş tarihi 20 Nisan 1924'tür.

3 Mart 1924: Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkar.

1925: Amasya Müzesi kurulur.

1927: Cumhuriyet'in ilk genel nüfus sayımında merkez ilçenin nüfusu 60.479'dur.

1928: Yeni harflerin kabulüyle Millet Mektepleri açılır.

1930: Demiryolu hattı Samsun'a bağlanır.

1932: Halkevleri kurulmaya başlar.

1940: Amasya Saat Kulesi yıktırılır.

1954: Amasya Şeker Fabrikası kurulur, Et Balık Kurumu tesisleri yapılır.

1974-1975: Eğitim Fakültesi ve Meslek Yüksekokulu açılır.

1981: Bu birimler Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ne bağlanır.

1980: Amasya Arkeoloji Müzesi bugünkü binasında hizmete açılır.

2002: Saat Kulesi yeniden inşa edilir.

17 Mart 2006: Amasya Üniversitesi kurulur.

2008: Amasya-Merzifon Havalimanı hizmete girer.

2010: Minyatür Amasya Müzesi açılır.

2021-2022: Amasya mutfağının birçok yemeği coğrafi işaretle tescil edilir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar