Amasya'da kütüphane, müze ve sahne kurumlarının hemen hepsi tarihî bir yapının içindedir. Bir külliye medresesi yüzyıllar sonra yazma eser kütüphanesi olmuş, Genelge'nin yazıldığı kışla yeniden kurulup halk kütüphanesine ev sahipliği yapmış, bir bimarhane tıp müzesine, birkaç Yeşilırmak konağı etnografya ve şehzade müzelerine dönüşmüştür. Kentin kültür kurumlarını anlamak için bu yapıların kendi geçmişini bilmek gerekir, çünkü bugünkü işlevleri bu geçmişin üzerine inşa edilmiştir.

Medrese Geleneğinden Cumhuriyet Kurumlarına

Osmanlı döneminde Amasya'nın ilim hayatı medreselerin çevresinde örgütlenmişti. Valilik kayıtlarında yer alan bir değerlendirmeye göre on yedinci yüzyılda şehirde otuz altı medrese, yedi dârülkurrâ, beş dârülhadis ve iki dârülmesnevî eğitim veriyordu. Sultan II. Bayezid Külliyesi'ndeki Sultaniye Medresesi bunların en itibarlılarındandı. Hüsameddin Bey'in aktardığına göre müderrislik Amasya müftülerine tahsis edilmişti ve ilk hocası şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi olmuştu; ondokuzuncu yüzyılın sonuna kadar gelen müderrislerin adları Cahit Baltacı'nın Osmanlı Medreseleri adlı eserinde ayrıca sıralanır.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu düzen kökten değişti. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler, tekkeler ve türbeler kapatılınca bu kurumların kitapları ve yazma eserleri dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Amasya'da bunların bir kısmı Bayezid Külliyesi'nin medresesinde toplandı; eski ilim kurumunun mekânı böylece yeni dönemin kamusal okuma ve koruma kurumuna dönüştü. Aynı sürecin bir başka sonucu kentin müze geleneğidir: arkeoloji müzesi de ilk kez bu medresenin iki odasında, küçük bir eser deposu olarak şekillenmiştir.

Beyazıt Külliyesi'ndeki Kütüphane

Kütüphanenin içinde bulunduğu yapı, II. Bayezid'in talimatıyla Amasya sancakbeyi Şehzade Ahmed tarafından 1485-1486 yıllarında yaptırılmıştır. Külliyenin camisi, kitabelerine göre Receb 891'de, yani Temmuz 1486'da tamamlanmıştır. Cami, ırmak kıyısında geniş bir alana yayılan yapı grubunun ortasındadır; sağında medrese, solunda aşhane ve imaret ile tabhâne yer alır. Medresenin girişinin tam karşısında kare planlı, kubbeli bir dershane-mescit bulunur. Ortasında şadırvan olan avluyu üç yönden sütunlu revaklar çevreler, revakların gerisinde ise kubbeli ve ocaklı on sekiz hücre sıralanır. Bina yaklaşık bin beş yüz metrekarelik bir alana sahiptir.

Külliye, Amasya'nın depremlerle ve Yeşilırmak taşkınlarıyla sınanmış yapılarından biridir. Muharrem 999'daki (Kasım 1590) depremde cami büyük zarar görmüş, kubbeleri ve kemerleri yıkılmış, imaretin kubbeleri kısmen çökmüş, ancak yapı hemen onarılmıştır. 1668-1669 depremindeki hasar daha ağır olmuş, kubbeler yıkılmış, minareler eğilmiş, imaret ve tabhânenin kubbeleri çökmüştür. Külliyenin mütevellisi Merzifonî İbrahim Ağa bir yıl içinde bütün hasarı gidermiştir.

Resmî kurum kayıtlarına göre Cumhuriyet'in ilanından sonra, 1922'de Atatürk'ün talimatıyla buradaki yazılı ve arkeolojik eserler toplanmış ve bina tamamen kütüphane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Kütüphanenin 1960'ta Kütüphaneler Genel Müdürlüğü'nün kurulmasıyla resmî statüsünü pekiştirdiği, eski metinde yer alan bir bilgidir; bu tarih başka bir belgeyle doğrulanamadı. Amasya il yıllıklarına dayanan ansiklopedi maddelerinde medrese, "iyi bir tamirle kurtulmuş" ve yıllardır il halk kütüphanesi olarak kullanılan bir yapı diye anılır.

Son yıllarda kütüphanenin işlevi değişti. İl halk kütüphanesi fiziki koşulların yetersizliği nedeniyle 2022'de başka bir binaya taşınınca, mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait medrese binası yazma eserlere ayrıldı. Bina 10 Eylül 2021'de Vakıflar tarafından 10 Eylül 2031 tarihine kadar Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı'na tahsis edildi; 2022'de basit bir onarım yapıldı, ardından Yazma Eserler Kurumu'nun finansmanı ve İl Özel İdaresi'nin katkısıyla kapsamlı restorasyon tamamlandı. Bayezid Yazma Eserler Kütüphanesi 16 Haziran 2023'te, Cuma namazının ardından cami bahçesinde halka lokma ikram edilen bir törenle yeniden hizmete açıldı. Vali Mustafa Masatlı'nın açılışta verdiği rakamlara göre koleksiyonda 2.503 yazma eser ve 19.145 matbu eser bulunuyordu. Külliyenin ve kütüphanenin ayrıntılı tarihi sitedeki Bayezid Külliyesi yazısında ayrıca anlatılmıştır.

Saraydüzü Kışlası: Kütüphane ve Millî Mücadele Müzesi

Amasya'nın bugünkü il halk kütüphanesi, Yeşilırmak kıyısındaki Saraydüzü Kışla Binası'nda hizmet verir. Saraydüzü mevkii yaklaşık üç buçuk yüzyıl boyunca Osmanlı şehzadelerinin ikamet ettiği sarayın bulunduğu yerdi; saray uzun yıllar boş kaldıktan sonra bakımsızlık ve depremler yüzünden 1883'te ortadan kalktı. Aynı alanda önce bir rüştiye mektebi, sonra 1892-1897 arasında bir idadi mektebi yapıldı. Kışla binası ondokuzuncu yüzyılın sonunda inşa edildi; kimi kaynaklarda yapım yılları 1898-1900, kimilerinde tamamlanma tarihi 5 Nisan 1901 olarak geçer.

Kışlanın asıl şöhreti, Mustafa Kemal Paşa'nın 12 Haziran 1919'da Amasya'ya gelişiyle başlar. Paşa ve arkadaşları burada kaldı, Amasya Genelgesi 21-22 Haziran 1919'da burada hazırlanıp yayımlandı. Bina 1922'de Merkez Ordu karargâhı oldu, 1930'dan sonra önemini yitirdi, 1935'te kısmen, 1944'te heyelan yüzünden tamamen yıkıldı. Yerine askerî lojman ve subay orduevi yapıldı; bu yapı da heyelan tehlikesi yüzünden 1986'da boşaltılıp yıktırıldı. Kışlanın bilinen tek fotoğrafını 1944'te Abdülkadir Ziyagül çekmiştir. 1997'de aslına uygun yeniden inşa kararı alındı; heyelan riski nedeniyle yapı Yeşilırmak kıyısında, eski yerinden uzakta 2006-2007 arasında inşa edildi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkısıyla 9 Haziran 2007'de Saraydüzü Kışla Binası Millî Mücadele Müzesi ve Kongre Merkezi olarak açıldı.

Müzenin zemin katındaki Millî Mücadele Salonu'nda Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya'ya gelişi ve karşılanışı, ayrıca Amasya Tamimi'nin Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf ve Ali Fuat Bey tarafından kaleme alınışı balmumu heykellerle canlandırılır. Millî Egemenlik, Amasya Tamimi ve Hüseyin Rauf salonlarında genelgenin eski ve yeni nüshaları, dönem belgeleri, silahlar ve kılıçlar sergilenir. Binadaki amfi tipi salon, toplantı odaları ve sergi salonları kültür merkezi olarak da kullanılmış, amfi salonda tiyatro ve şiir dinletileri ile Cumhuriyet resepsiyonu gibi programlar yapılmıştır.

2021'de yapı yeniden ele alındı. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı ile İl Özel İdaresi'nin yaklaşık üç milyon liralık, Kütüphaneler Genel Müdürlüğü'nün yaklaşık bir buçuk milyon liralık desteğiyle yenilenen üç katlı binanın üst katı müze olarak korundu, alt katlar çocuklar, gençler ve yetişkinler için kütüphaneye ayrıldı. Vali Masatlı, şehirde modern bir il halk kütüphanesi eksikliği bulunduğunu, bu eksikliği tarihî bir yapıyı kullanarak gidermek istediklerini söyledi. Açılışta bildirildiğine göre kütüphanede 52 bin kitap, yetişkin ve çocuk bölümleri, iki sessiz çalışma alanı, bir kitap kafe ve 336 kişilik bir konferans salonu yer alıyor; kütüphanenin haftanın yedi günü gece yarısına kadar hizmet vermesi planlanmıştı. Açılışa katılan dönemin Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, bir kütüphanede kitaplarla birlikte şiirden tiyatroya, müzikten sinemaya uzanan toplantıların da yapılması gerektiğini söyledi.

Amasya Müzesi

Şehrin merkezî müzesi olan Amasya Müzesi'nin geçmişi 1925'e uzanır. II. Bayezid Külliyesi medresesinin iki odasında az sayıda arkeolojik eser ile İslam dönemi mumyaları bir araya getirilmiş ve bir müze deposu oluşmuştur. Müzenin resmî kuruluşu Haziran 1958'dir. Eserler çoğalıp teşhir alanı gerekince 1962'de on üçüncü yüzyıldan kalma Selçuklu yapısı Gökmedrese'ye nakledildi. Müze, Mustafa Kemal Paşa Caddesi'ndeki bugünkü modern binasına 22 Mart 1977'de taşındı ve eserler kronolojik düzenle yeniden yerleştirildikten sonra 14 Haziran 1980'de ziyarete açıldı.

Koleksiyonun büyüklüğü ve kapsadığı uygarlıkların sayısı kaynağa göre değişir. Müzenin kendi tanıtımında 23.476 eserden söz edilirken, farklı bir dökümde 5.574 arkeolojik, 17.287 etnografik ve 1.247 etüt eseri sayılır. Uygarlık sayısı da on bir ile on üç arasında verilir. Bu fark, farklı zamanlarda yapılan envanterlerden kaynaklanıyor olmalıdır. Kapsam yine de açıktır: Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik çağlardan başlayarak Tunç Çağı, Hitit, Urartu, Frig, İskit, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler arkeoloji, etnografya, sikke, mühür, el yazması ve mumya başlıkları altında sergilenir. Müze, Hazeranlar Konağı ve Kral Kaya Mezarları Örenyeri ile birlikte üç birim halinde işletilir.

Müzenin en çok anılan eseri, Hitit Fırtına Tanrısı Teşup'un bronz heykelciğidir. Hakmiş'e, bugünkü Doğantepe köyündeki Mesken Höyük'te 1962'de yüzeyden dört metre derinlikte bulunan heykelcik 21,5 santimetre yüksekliğinde ve 1.340 gram ağırlığındadır. Kol ve bacakları ile etek kısmının altı kayıptır; başında konik, sivri bir tanrısal başlık vardır, göz çukurlarının özgün halinde lapis lazuli gibi kıymetli taşlarla dolu olduğu düşünülür. Eser arkeoloji yazınında Amasya Heykelciği olarak da geçer ve Hititlerin Yukarı Ülke'deki bir kült merkezine ait olabileceği yorumlanır. Doğantepe'nin, Hitit başkenti Boğazköy'e yaklaşık yüz elli kilometre uzaklıkta, Kaşkaların saldırısına uğrayan bir sınır merkezi olduğu bilinir.

Müzenin öbür dikkat çeken eserleri arasında Aktarla Lahdi vardır. Krem renkli kireç taşından yapılan lahdin kapağının altında beş satırlık Grekçe bir kitabe bulunur ve mezarı soymaya kalkanlara beddua eder; mezarı korumak için Gorgon figürlerinin gözleri de kırmızı boyayla boyanmıştır. 2013'te Yavru köyü Küpderesi'nde yapılan kurtarma kazısında ortaya çıkan Elmalı Mozaik, Roma döneminde kırsal villa olan, dördüncü yüzyıl sonlarından itibaren şapele, sonra kiliseye çevrilen bir yapıdan gelir ve Amasya misket elmasının yaklaşık 1700 yıl önce de tanındığını gösterdiği için ayrıca anılır. Üç kaideli, çam kozalağı biçimli Osmanlı güneş saati on bir saatlik zaman dilimini gösteren kabartmalarıyla tek örnek sayılır. 1486 tarihli Bayezid Camii'nin pencere kanatları 2000 yılında müzeye getirilmiştir; üzerlerindeki Kayı boyu damgası Osmanlı coğrafyasında tek örnek olarak anılır, kanatlardaki Farsça beyit ise Molla Camii'nin kaleminden çıkmıştır.

Müzenin bahçesinde, Selçuklu sultanı I. Mesud'un türbesinde, İlhanlı dönemine ait mumyalar sergilenir ve ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği bölüm burasıdır. Müzenin tanıtımına göre sekiz mumya vardır; bunların on dördüncü yüzyılda İlhanlıların Anadolu'daki hâkimiyeti sırasında Amasya'da nazırlık ve emirlik yapmış İşbuğa Nuyin ile Cumudar İzzeddin Mehmed Pervane Bey'e, onun cariyesine ve kız ile erkek çocuklarına ait olduğu sanılır. Başka bir dökümde mumyaların sayısı altı olarak geçer; bunların Amasya'daki iki cami mezarlığından buraya nakledildiği belirtilir.

Hazeranlar Konağı

Hatuniye Mahallesi'nde, Yeşilırmak kıyısında eski sur duvarlarının üzerine oturan Hazeranlar Konağı, Amasya'nın etnografya müzesidir. Bakanlığın bilgisine göre konak 1865'te Amasya mutasarrıfı Ziya Paşa'nın muhasebecisi Hasan Talat Efendi tarafından yaptırılmıştır; başka bir anlatımda yapı ondokuzuncu yüzyılın sonlarına tarihlenir. Adını uzun yıllar burada oturan Hazeran Hanım'dan alır. Zaman zaman veraset yoluyla el değiştiren konak Kültür Bakanlığı tarafından kamu himayesine alınmış; kamulaştırma tarihi için 1976 ve 1979, müze olarak açılış için 1983 ve 1984 yılları verilir. Restorasyonun 1979'da başladığı ve dört yıl sürdüğü, konağın 1984'te müze ev olarak açıldığı anlatımı en yaygın olanıdır.

Üç katlı konak, haremlik ve selamlık olarak iki bölümden oluşur; orta sofalı ve dört eyvanlı plan kapalı bir iç avluyla birleşir. Alt kat konferans salonu ve resim galerisi olarak kullanılır, üstteki iki kat müzeye ayrılmıştır. Tüm odaların pencere önünde ahşap bir sedir bulunur. Selamlık başodası, yani paşa odası, konağın en geniş ve en gösterişli mekânıdır; Yeşilırmak'a, Hatuniye Camii'ne ve karşı yakadaki şehre bakar, tavanı da konağın en özgün tavanlarından biri sayılır. Çeyiz odası, ebeveyn yatak odası, mabeyin ve hizmetçi odaları ondokuzuncu yüzyıl yaşamının düzenini gösterir. Amasya müzelerindeki eserlerden örnekler de burada sergilenir.

Şehzadeler Müzesi

Alçak Köprü'nün sol başında, Hatuniye'nin girişinde yer alan Şehzadeler Müzesi, kentin şehzadelik geçmişini anlatır. Bina, 1800'lü yıllarda yapılıp mal sahibi tarafından 1986'da yıktırılan, Yalıboyu evleri adıyla bilinen 67 tescilli konaktan birinin yerine, 2007'de Amasya Valiliği tarafından aslına uygun olarak inşa edilmiştir. İl Özel İdaresi'ne ait müze 2008'de ziyarete açılmıştır. Eski sur duvarlarının üzerine oturan iki katlı ahşap yapının alt katında Amasya'da valilik yapıp tahta çıkamayan şehzadelerin, üst katında ise Amasya'da sancakbeyliği yaptıktan sonra padişah olanların balmumu heykelleri bulunur.

İç mekânın tasarımında bu şehzadelerin yaşadığı yaklaşık yüz elli yıllık dönemin süsleme anlayışı esas alınmıştır. Alçı üzeri kalem işi desenler, duvarlardaki çini panolar, tavan göbekleri, hat, tezhip, minyatür ve ebru on dördüncü ile on altıncı yüzyıl zevkini yansıtır. Alt kattaki 20x20 santimetrelik 150 parçalık çini panoda rumi desenler arasındaki cennet servileri genç yaşta ölen şehzadelerin cennete gittiğini ifade eder; üst kattaki 160 parçalık panoda ise lale motifleri arasında bir hayat ağacı yer alır. Müzedeki halıların tamamı el dokuması ve kök boyalı yün halılardır.

Sabuncuoğlu Müzesi ve Darüşşifa

Amasya'nın en eski kültür yapılarından biri olan Darüşşifa, kentin tıp tarihini anlatan bir müzeye dönüştürülmüştür. Kapı nişini üç yönde saran Arapça kitabeden, yapının 1308'de İlhanlı hükümdarı Sultan Olcaytu Mehmed Han ile eşi İlduz Hatun adına, Anber bin Abdullah tarafından yaptırıldığı anlaşılır; mimarı bilinmez, 1312 tarihli vakfiyesi ise günümüze ulaşmamıştır. Yapı İlhanlı döneminden Anadolu'ya ulaşan tek eser olarak anılır. Avlulu ve iki eyvanlı planı, revak başlıkları ve taç kapısıyla Anadolu Selçuklu mimarisinin geleneğini sürdürür; kapının kilit taşında yalnız bu bimarhaneye özgü, diz çökmüş bir insan kabartması bulunur. Binanın Anadolu'da müzikle tedavi uygulanan ilk hastane olduğu da kaynaklarda belirtilir.

2011'den itibaren yapı Amasya Belediyesi tarafından Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi olarak işletilir. Sabuncuoğlu Şerefeddin, ünlü bir hekim ailesine mensuptu; Çelebi Sultan Mehmed'in hekimbaşısı Sabuncuoğlu Hacı İlyas Çelebi'nin torunudur. Amasya Darüşşifası'nda on dört yıl hekimlik yaptıktan sonra Cerrahiyyetü'l-Haniyye adlı eserini Fatih Sultan Mehmed'e sunmuştur. Müzede bu eserdeki çizimlerden hareketle üretilmiş, on ayrı branştaki tıp ve cerrahi aletlerin sergilendiği Sabuncuoğlu Salonu, ameliyat ve tedavilerin canlandırıldığı Sabuncuoğlu Kliniği ve müzikoterapide kullanılan çalgılarla Türk müziği makamlarının tanıtıldığı Müzik Tedavi Salonu yer alır.

Şeyh Hamdullah Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi

Hatuniye'deki üç katlı, nostaljik bir Amasya evi görünümündeki bu müze 2018'de Amasya Belediyesi tarafından açılmıştır. Adını taşıdığı Şeyh Hamdullah Amasya'da yetişmiş, II. Bayezid'in hokkasını tutacak kadar saraya yakın olmuş ve Osmanlı hat ekolünü kuran hattat olarak bilinir. Hat ile okçuluğu birlikte yürütmesi, kısa sürede Kıbletü'l-Küttâp ve Şeyhü'r-Râmiyân unvanlarıyla anılmasına yol açmıştır; hicrî 911 tarihli bir menzil taşında adı bu unvanlarla yazılıdır. Müzede yüz hattata ait 182 eser sergilenir ve bunların 169'u hat levhasıdır. Mısır, Sümer ve Hitit yazılarından başlayan yazının gelişimi, ciltçilik, ebru ve tezhip gibi yan sanatların uygulamalı olarak tanıtılmasıyla birlikte anlatılır. Açılış töreninde konuşan hattat Uğur Derman, dünyada bir hattat adına kurulan ilk müzenin burası olduğunu söyledi; binaya yüz yıl aradan sonra ilk kez ebced hesabıyla yazılmış bir kitabe konulduğu da açılışta belirtildi.

Kenti Anlatan Küçük Müzeler

Minyatür Amasya Müzesi, 1914'te çekilmiş bir fotoğraftan hareketle Amasya Valiliği ve İl Özel İdaresi tarafından 2008'de yapımına başlanmış ve iki yıllık çalışmanın ardından 2010'da hizmete açılmıştır. Bayezid Külliyesi imaretinin bir salonunda, 80 metrekarelik alanda 1/150 ölçekli bir şehir maketi sergilenir; makette 1.860 yapı, hareketli figürler, Yeşilırmak, tren ve şehir aydınlatmaları bulunur, sunum Türkçe ve İngilizce yapılır. Harşena Dağı'nın maketi 125 milyon noktanın taranmasıyla elde edilen veriye göre üretilmiştir. Türkiye'nin ölçek bakımından en büyük kent maketi olarak anılır.

Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi Amasya Belediyesi tarafından yapılmış ve 2013'te açılmıştır. Ferhat Arası adıyla bilinen yöredeki su kanalının yakınında bulunan müzenin bahçesinde temsilî Ferhat ve Şirin mezarları yer alır; içeride üç ve iki boyutlu silikon maketler, kabartmalar, dönem aksesuarları, ışık ve müzik düzenlemeleriyle efsane anlatılır. Anlatıya Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi başka aşk hikâyeleri ile Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre'nin ilahi aşk anlayışı da eklenmiştir.

Kültür Merkezleri ve Sahne

Müzelerin yanında kentin sahne ve toplantı mekânları da çeşitlenmiştir. Ellibeşevler'de, Mehmet Varinli Caddesi üzerinde bulunan Amasya Belediyesi Kültür Merkezi'ndeki Şehzade Salonu festival, konser ve tiyatro gösterimlerine ev sahipliği yapar. Bayezid Külliyesi'nin imaret binasında Amasya Üniversitesi'nin kurduğu İmaret Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi 2024 yazında hizmete açılmıştır; merkezde hat eserleri ve bir hilye-i şerif sergilenir, dinî musiki programları yapılır. Merzifon'da 1414-1415'te Çelebi Sultan Mehmed tarafından yaptırılan medrese de restorasyonun ardından Amasya Üniversitesi tarafından Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi olarak yeniden işlevlendirilmiş; Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile üniversite arasında imzalanan protokol bu devrin dayanağı olmuştur.

Vali Masatlı'nın 2023'te saydığı çalışmalar arasında Kılıçarslan İlköğretim Okulu'nun restore edilerek Geleneksel Türk Sanatları Merkezi'ne dönüştürülmesi de yer alır. Aynı bina için Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı'nın 2018 fizibilite desteğiyle bir kent müzesi projesi de hazırlanmıştı; bu müze, Amasya'nın yaşam öyküsünü her yaştan insana anlatacak bir eğitim ortamı olarak tasarlanmıştır. İki plandan hangisinin binanın nihai işlevi olduğu kaynaklarda açık değildir.

Halkevleri

Cumhuriyet'in kültür seferberliğinin en yaygın kurumu olan halkevleri 1932'den itibaren ülke genelinde açılmış, Amasya'da da kütüphane, tiyatro, müzik, halk oyunları ve okuma yazma kursları gibi faaliyetlerle şehrin kültür hayatının merkezi olmuştur. Konferanslar, sergiler ve temsiller bu kurumun gündelik çalışmasıydı. Halkevinin ayrıntılı hikâyesi sitede ayrı bir yazıda anlatılmıştır.

Kronoloji

1308: Olcaytu adına Darüşşifa'nın yaptırılması (kitabeye göre).

1414-1415: Merzifon'da Çelebi Sultan Mehmed Medresesi'nin yapılması.

1485-1486: Bayezid Külliyesi'nin yapımı; cami Temmuz 1486'da tamamlandı.

1883: Saraydüzü'ndeki şehzade sarayının ortadan kalkması.

12 Haziran 1919: Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya'ya gelişi; Genelge 21-22 Haziran'da hazırlandı.

1922: Bayezid Külliyesi medresesinde kütüphane faaliyetinin başlaması.

1925: Medresenin iki odasında müze deposunun oluşturulması.

1932: Halkevlerinin açılmaya başlaması.

Haziran 1958: Amasya Müzesi'nin resmî kuruluşu.

14 Haziran 1980: Müzenin bugünkü binasında ziyarete açılması.

1984: Hazeranlar Konağı'nın müze ev olarak açılması (başka bir anlatımda 1983).

9 Haziran 2007: Saraydüzü Kışla Binası Millî Mücadele Müzesi'nin açılması.

2008: Şehzadeler Müzesi'nin açılması.

2010: Minyatür Amasya Müzesi'nin açılması.

2011: Darüşşifa'nın tıp müzesine dönüştürülmesi.

2013: Ferhat ile Şirin Âşıklar Müzesi'nin açılması.

2018: Şeyh Hamdullah Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi'nin açılması.

2021-2022: Saraydüzü'nün kütüphaneye dönüştürülmesi; il halk kütüphanesinin buraya taşınması.

16 Haziran 2023: Bayezid Yazma Eserler Kütüphanesi'nin restorasyonun ardından yeniden açılması.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar