Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Subh-ı vasl irdi kanı câm-ı sabûh
Sun berü sâkî ki oldur kût-ı rûh
Dil lebünden bûse cerr itse ne tan
Dil-durur miftâh-ı ebvâb-ı fütûh
Mısr-ı hüsnün Yûsuf’ısın lîkin âh
Sabr-ı Eyyûb andurursın ömr-i Nûh
Tevbe arz eyler bize zâhid müdâm
Gül deminde tevbe m’olur yâ nasûh
Gün bigi Sâfî gönül âyînesin
Rûşen ider pertev-i câm-ı sabûh
Günümüz Türkçesiyle
1. Kavuşma sabahı geldi; hani sabah şarabının kadehi? Ey saki, beri uzat, çünkü o ruhun gıdasıdır. ("Sabûh", sabahleyin içilen şaraptır.)
2. Gönül, dudağından bir öpücük dilenip koparsa şaşılır mı; dil, açılış kapılarının anahtarıdır. ("Dil" Farsçada gönül, Türkçede söz söyleyen dil demektir; beyit iki anlamla da okunur. "Cerr" dilenerek toplamak, "fütûh" ise kapıların açılması ve istenmeden gelen bağış anlamına gelir.)
3. Güzellik ülkesi Mısır'ın Yusuf'usun; ama ah, sen insana Eyyûb'un sabrını ve Nûh'un ömrünü hatırlatıyorsun. (Seni beklemek Eyyûb peygamberin sabrını ve Nûh peygamberin uzun ömrünü gerektirir.)
4. Zahit bize durmadan tövbe teklif eder; gül mevsiminde tövbe mi olur, hele kesin ve içten bir tövbe? ("Tevbe-i nasûh", bir daha dönülmemek üzere edilen içten tövbedir.)
5. Ey Sâfî, sabah kadehinin ışığı gönül aynasını güneş gibi parlatır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik bu gazel, aruzun remel bahrinin kısa bir kalıbıyla, "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" ile yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "-ûḥ" sesidir: ṣabûḥ, rûḥ, fütûḥ, Nûḥ, naṣûḥ. Arapça kökenli ve sonu aynı sesle biten bu kelimelerin kafiye olarak seçilmesi, kısa ölçüyle birlikte gazele sık ve tok bir ses kazandırır. Mahlas son beyitte geçer. Metin, Cezerî Kasım Paşa divanının Ahmet Sevgi ile Hakan Sevindik tarafından yapılan neşrinden (s. 129) İsmail E. Erünsal'ın Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki maddesinde aktarılan metindir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir sabah sahnesiyle açılır. "Ṣubḥ-ı vaṣl", yani kavuşma sabahı gelmiştir ve şair saki'den "sabûh" ister. Sabahleyin içilen şarap anlamına gelen sabûh, divan şiirinde ayrı bir eğlence âdeti olarak anılır. Şair onu "kût-ı rûh", ruhun gıdası diye niteler. Kavuşma, sabah ve şarap bir araya geldiğinde gazelin neşeli havası ilk beyitte kurulmuş olur.
İkinci beyit gazelin en yoğun söz oyunlarını taşır. "Dil" kelimesi Farsçada gönül, Türkçede ağızdaki dil anlamına gelir; şair iki anlamı da aynı beyitte işletir. Gönül, sevgilinin dudağından bir öpücük "cerr" ederse, yani dilenip koparırsa şaşılmamalıdır, çünkü dil açılış kapılarının anahtarıdır. "Cerr" eski medrese talebelerinin köy köy dolaşıp yardım toplamasına verilen addır; "fütûh" ise hem kapıların açılması hem de dervişlere istenmeden gelen bağışlar için kullanılır. Bu kelimeler arasında kurulan ilgi beytin tenasübünü oluşturur ve dilenmek ile bağış arasındaki ilişki öpücük dileğine şakacı bir ton katar.
Üçüncü beyitte üç peygambere telmih yapılır. Sevgili güzellik ülkesinin Yusuf'udur; Hz. Yusuf divan şiirinde güzelliğin örneğidir ve Mısır'la birlikte anılır. Ama bu güzellik âşığa başka iki peygamberi hatırlatır: hastalığa ve belaya sabrıyla bilinen Eyyûb ile çok uzun yaşadığı rivayet edilen Nûh. Sevgiliye kavuşmak için Eyyûb'un sabrı ve Nûh'un ömrü gerekir. Üç peygamber adının bir beyitte bu şekilde bir araya getirilmesi telmih sanatının güzel bir örneğidir.
Dördüncü beyitte divan şiirinin bilinen zahit tipi ortaya çıkar. Zahit, yani kuru sofu, âşıkları sürekli tövbeye çağırır. Şair ona gül mevsiminde, baharda tövbe edilip edilmeyeceğini sorar ve "tevbe-i nasûh" terimine, Kur'an'da geçen kesin ve içten tövbeye gönderme yapar. Bahar ile şarap arasındaki eski ilişki bu beyitte zahide karşı bir savunma olarak kullanılır. Son beyitte mahlas bir anlam oyununun parçası olur. "Sâfî" kelimesi saf, temiz, berrak demektir; ayna da ancak saf ve berrak olunca parlar. Sabah kadehinin ışığı gönül aynasını güneş gibi aydınlatır; böylece gazel, ilk beyitteki sabah ve sabûh imgesine geri dönerek kapanır. Divan şiirinde gönlün bir ayna olduğu ve şarabın onu cilaladığı düşüncesi, tasavvufî bir okumaya da açıktır.
Kaynakça
- Ahmet Sevgi - Hakan Sevindik (hzl.), Cezerî Kasım Paşa Sâfî Dîvânı, Konya: Palet Yay., 2016, s. 129 (İsmail E. Erünsal, "Sâfî, Cezerî Kâsım Paşa", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/safi-cezeri-kasim-pasa, maddesindeki aktarımla).
- İsmail E. Erünsal, "Kasım Paşa, Cezerî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, İstanbul 2001, s. 545-546. islamansiklopedisi.org.tr
Çevrimiçi kaynaklar






