Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Gül germ oluben yoluña ṣaçılmasun ey dost
Ṣovuḳ geçer iken daḫî açılmasun ey dost
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey dost, gül hevese gelip yapraklarını yoluna saçmasın; daha soğuklar geçerken de açılmasın. (Beyit iki türlü okunabilir. Birinci okuyuşta söz gülün aceleciliğine yöneliktir: gül vakitsiz ısınıp kendini sevgilinin yoluna atmamalı, soğuk henüz geçmemişken açılmamalıdır. İkinci okuyuşta "germ olmak" ile "soğuk geçmek" sevgiliye ve onun yanındakilere ait davranışlar olarak anlaşılır: sevgili soğuk davranırken gülün sevinçle açılması yersizdir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beyit, iki mısraı kafiyeli olduğu için bir gazelin matlaıdır; gazelin geri kalanı tezkirelerde yoktur. Latîfî onu Sâfî maddesinde "Bu bir iki maṭlaʿ anuñ eşʿârındandur" diyerek verdiği örneklerin başına koyar; Kınalızâde Hasan Çelebi ve Beyânî de beyti Sâfî'nin "Sünbülüñ her dem" gazelinden sonra aktarır. Vezin aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıdır. Redif "-masun ey dost", kafiye "-açıl" sesidir: ṣaçıl, açıl. Kınalızâde ile Beyânî ikinci mısrada Latîfî'nin metnindeki "iken" yerine "igen" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Beytin bütün düzeni sıcak ile soğuk arasındaki karşıtlık üzerine kuruludur. "Germ olmak" hem ısınmak hem de bir işe hevesle girişmek, coşmak demektir; "ṣovuḳ" ise hem soğuk havayı hem de soğuk, ilgisiz davranışı anlatır. Şair bu iki kelimeyi aynı beyitte karşı karşıya getirerek bir tezat kurar. "Ṣaçılmak" ile "açılmak" fiilleri de hem ses hem anlam bakımından birbirine bağlıdır: gül açılır, yaprakları dökülüp saçılır. Gülün açılması ve yapraklarını dökmesi, bahar ile kış, sevinç ile yas arasındaki eski bir karşıtlığı çağrıştırır.
Beyit tek başına kaldığı için anlamı kesin olarak belirlemek zordur. Divan şiirinde gül, sevgilinin yanağını hatırlatan, bazen de güzellikte onunla yarışan bir çiçektir. Bu açıdan bakıldığında şair güle, sevgiliden önce davranıp yoluna saçılmamasını, mevsimi gelmeden açılıp güzelliğini sergilememesini söylüyor olabilir. Öte yandan "soğuk geçmek" sözü sevgilinin âşıklara soğuk davranmasını da düşündürür; o zaman beyit, sevgili soğuk davranırken bahçede sevinç gösterisi yapılmasını yersiz bulan bir âşığın sözü olur. Latîfî'nin Sâfî'yi şiirde mesel ve deyim kullanmanın öncüsü sayması da beyitteki "soğuk geçmek" gibi gündelik deyişlerin bilinçli olarak seçildiğini düşündürür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Latîfî, Tezkiretü'ş-şu'arâ ve Tabsıratü'n-nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 322, Sâfî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 495, Sâfî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
- Beyânî, Tezkiretü'ş-şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 107, Sâfî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr






