Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Nigâr-ı ḫâl-dâra öykünürsin
Nedür ey mâh bu yüzler ḳarası

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ay, benli sevgiliye öykünüyorsun; peki bu yüz karası da ne? (Ayın yüzündeki koyu lekeler, sevgilinin yüzündeki güzellik benine özenmenin getirdiği bir utanç, bir "yüz karası" olarak gösterilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beyit, Latîfî'nin Sâfî maddesinde "Velehu" (yine onundur) başlığıyla verilen son beyittir. İki mısraı kafiyeli olmadığı için bir gazelin içinden alınmış olmalıdır. Vezin aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıdır; taktimde "ḫâl" ve "mâh" kelimelerindeki uzun hecelerden sonra birer kısa hece daha sayılır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit kısa, fakat iki katlı bir nükteye dayanır. Divan şiirinde sevgilinin yüzü aya benzetilir ve yanağındaki ben, onun güzelliğini artıran bir süs sayılır. Ayın yüzünde de çıplak gözle görülen koyu lekeler vardır. Sâfî bu lekeleri, ayın sevgiliye öykünmesine bağlar: ay da benli sevgili gibi görünmek istemiş, fakat yüzünde ben yerine lekeler belirmiştir. Tabiattaki bir olaya şairane bir sebep bulan bu düşünce, hüsn-i talil sanatının güzel bir örneğidir.

İkinci katman deyimdedir. Türkçede "yüz karası", insanı utandıran ayıp ve leke demektir. Ayın lekeleri hem gerçek anlamıyla yüzdeki koyuluklar hem de mecaz anlamıyla bir utançtır: sevgiliye öykünmeye kalkışmanın, onun güzelliğiyle yarışmaya kalkmanın cezası. Böylece "ben" ile "leke", güzellik ile ayıp arasında bir karşıtlık kurulur; "mâh" ile "nigâr" arasındaki eski benzetme de sevgilinin lehine bozulmuş olur. Gündelik bir deyimi gök cisimlerine uygulaması, Latîfî'nin Sâfî'yi mesel ve deyim ustası olarak anmasıyla örtüşür.

Kaynakça

  • Latîfî, Tezkiretü'ş-şu'arâ ve Tabsıratü'n-nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 322, Sâfî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr