Özgün Metin

Vezin: kaynakta belirtilmez (birinci mısra: Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün)

ابتلى قلبى بداى الحب لا يبغى طبيبا
او دوا الحب وصل و هوان كان نصيبا

İbtelā ḳalbī bi-dā’i’l-ḥubbi lā yebġī ṭabībā
Ev devā’ü’l-ḥubbi vaṣlun ve hve in kāne naṣībā

ذاب من نار الهوى قلبى هو جارى وما […]
[…]ر يبغى الخدود قد اتاك سايلا فاهم غ[…]

Ẕābe min nāri’l-hevā ḳalbī hve cārī ve mā […]
[…]r yebġi’l-ḫudūde ḳad etāke sā’ilen fe-[rḥam] ġa[rībā]

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlüm aşk derdine tutuldu; hekim istemez. Ya da aşkın ilacı kavuşmaktır, o da nasip olursa. (Neşirdeki çeviri ikinci mısraı başka türlü anlar: "Bu dert, onun nasibi, kaderidir." Arap harfli metinde "و هوان" bitişik basıldığı için mısra "aşkın ilacı vuslat ve hor görülmektir" diye de okunabilir.)

2. Gönlüm aşkın ateşinden eridi; akıp gidiyor ve [ilk mısraın sonu ile ikinci mısraın başı okunamadı] yanakları arar (eriyen gönül gözyaşı olup yanaklara iner). Sana dilenerek geldi; bu garibe acı. (Neşirdeki çeviri: "Aşk derdiyle eriyen kalbimin ateşi yanaklarıma vuruyor. Sana gelmiş olan bu garibe yardım et.")

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Harîmî'nin divançesinde Türkçe olmayan tek parça bu iki beyittir. Divançenin bilinen tek nüshası Millet Kütüphanesi'nde, Ali Emîrî koleksiyonunun manzum eserler kısmında 104 numarada bulunur. Filiz Kılıç'ın tanıttığı bu yazma, Hâşim-i Mekkî adlı bir müstensih tarafından hicrî 1324'te talik yazıyla kopya edilmiştir. Kılıç, gazellerin ve iki Türkçe beytin çeviriyazısını verdiği makalesinin son sayfasında bu şiire "Velehü Şi'r-i 'Arabî" (Onun bir Arapça şiiri) başlığını koyar; Arap harfli metni küçük bir görüntü olarak basıp altına parantez içinde Türkçesini ekler, ama Latin harfli bir okuma vermez.

Basılan görüntü çok düşük çözünürlüktedir ve ikinci beytin iki ucu kırpılmıştır. Birinci mısraın son kelimesi "وما" ile kesilir. İkinci mısra baştan tek bir "ر" harfiyle başlar ve sonda yalnız "غ" harfi görünür. Bu son kelime, kafiye düzeni (ṭabībā, naṣībā) ve neşirdeki "garibe yardım et" çevirisi dikkate alınarak "ġarībā" diye tamamlandı; tamamlanan harfler köşeli ayraç içinde gösterildi. Aynı mısradaki "فاهم" kelimesi de anlam vermez. Çevirideki "yardım et" ifadesi "فارحم" (fe-rḥam, merhamet et) okumasını düşündürür. Bu okuma kesin değildir; Arap harfli metin neşirde basıldığı gibi bırakıldı.

Arap harfli metnin altındaki Latin harfli okuma ve beyit beyit aktarım bize aittir. Kılıç'ın çevirisi metnin genel anlamını verir, ama kelimeleri tek tek izlemez. İki çeviri arasındaki ayrılıklar aktarımda ayrıca gösterildi.

Dört mısraın üçü "-ībā" sesiyle biter. İki mısraı birbiriyle kafiyeli olan birinci beyit bir matla'dır ve bu, parçanın bir gazelin ya da daha uzun bir manzumenin açılışı olduğunu düşündürür. Neşir vezni belirtmez. Birinci mısra, remel bahrinin dört "fâ'ilâtün"lük kalıbına tam uyar: ib-te-lā ḳal / bī bi-dā’il / ḥub-bi lā yeb / ġī ṭa-bī-bā. Öteki mısralarda okuma belirsizliği yüzünden kesin bir taktî yapılamadı.

Anlam ve Söz Sanatları

Aşk bir hastalıktır, ama âşık bu hastalık için hekim aramaz; derdin ilacı ancak sevgiliye kavuşmaktır. Divan şiirinin de çok sevdiği bu zıtlık birinci beytin temelidir. Arapça "dā'" (dert, hastalık) ile "devā'" (ilaç) kelimeleri aynı beyitte karşı karşıya gelir. "Ṭabīb" (hekim) ile birlikte bunlar tıp alanından bir tenasüp oluşturur. "İbtelā" fiili de bir derde ya da belaya tutulmayı anlatır.

İkinci beyitte hastalık imgesi ateşe ve suya döner. Aşkın ateşinde eriyen gönül bir sıvı gibi akar. Neşirdeki çeviriye göre bu ateş âşığın yanaklarına vurur, yani yüzü kızarır. Metinden çıkan başka bir anlam da şudur: eriyen gönül gözyaşı olup yanaklardan aşağı akar. Son mısra şiiri bir dilekçeye çevirir. Âşık sevgiliye "sā'il" (dilenci, bir şey isteyen) olarak gelmiştir. Kendini "ġarīb" diye anar: yurdundan uzak, kimsesiz kimse. Hekimi reddeden âşık, şiirin sonunda ancak sevgiliden merhamet bekler.

Tarihî Bağlam

Şiirin ne zaman ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur. Şehzade Korkut'un divançe dışındaki bilinen eserlerinin hepsi Arapçadır. Fıkıh, hadis ve tasavvuf üzerine yazdığı bu eserler, onun Arapçayı bir yazı dili olarak rahatça kullandığını gösterir. Kılıç'ın tanıttığı Kitâb fi't-tasavvuf adlı eserinde de kendi şiirleri yer alır. Arapça şiir yazmış olması bu yüzden şaşırtmaz; ne var ki ondan bize ulaşan Arapça şiir bu iki beyitle sınırlı kalır.

Korkut 1509'da, kardeşleri arasında taht kavgası kızışırken inzivaya çekilmeye karar verip Mısır'a gitmiştir. Kılıç, divançedeki "Tâc u kabâyı terk idüp uryân olayum bir zemân / Gurbetde seyrân eyleyüp püyân olayum bir zemân" beytini bu kararla ilişkilendirir. Arapça şiirin "ġarīb" kelimesiyle bitmesi akla bu gurbet yıllarını getirir. Bu yalnız bir ihtimaldir; ne neşir ne de öteki kaynaklar şiiri Mısır yolculuğuna bağlar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104 (müstensih Hâşim-i Mekkî, h. 1324).

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar