İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ahmed Ağa-Mîr-i Alem

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 130 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Sultân Selîm Han’ın mîrahorluğundan vezîr olan Bıyıklı Mehmed Paşa’nın birâderidir. Gençliğinde gayet kuvvetli bir pehlivân olup uzun boylu bir devenin altına girip kaldırdığı meşhûrdur. Sultân Ahmed’in pehlivânı olup 918’de menkûb olmuşdu. Ba’dehû kuvvet ve şecââti sâyesinde terakkî görüp mîr-i alem oldu. Hayli muhârebelerde bulunarak ün aldı. 940 yılına doğru vefât etdi. “Sekbân-ı rüzgâr” dendi. Tîrendâzân üstâdlarından bir pehlivân idi. Tîrendâzân risâlelerinde adı meşhûrdur.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Sultan Selim Han'ın mirahurluğundan vezirliğe yükselen Bıyıklı Mehmed Paşa'nın kardeşidir. Gençliğinde son derece güçlü bir pehlivandı; uzun boylu bir devenin altına girip onu kaldırdığı meşhurdur. Sultan Ahmed'in pehlivanı olduğu için 918 [1512] yılında gözden düşmüştü. Sonra gücü ve yiğitliği sayesinde yükselerek mîr-i alem oldu. Birçok savaşta bulunarak ün kazandı. 940 [1533-34] yılına doğru öldü. Kendisine "Sekbân-ı rüzgâr" (çağın sekbanı) dendi. Okçuların üstatlarından bir pehlivandı; okçuluk risalelerinde adı meşhurdur.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mîrahor: saray ahırlarının başı
  • pehlivân: güreşçi, güçlü kuvvetli yiğit
  • menkûb: gözden düşmüş, felakete uğramış
  • şecâat: yiğitlik, cesaret
  • mîr-i alem: padişahın sancak, tuğ ve mehterinden sorumlu saray ağası
  • sekbân: aslen av köpeklerine bakan, sonra yeniçeri ocağına bağlanan asker sınıfı; burada yiğit asker anlamında
  • rüzgâr: zaman, devir, çağ
  • tîrendâzân: ok atıcılar, okçular
  • risâle: küçük kitap, inceleme

Ağabeyi Bıyıklı Mehmed Paşa

Ahmed Ağa'nın kardeşi olarak gösterilen Bıyıklı Mehmed Paşa, Yavuz Sultan Selim devrinin doğu fetihlerinde en çok öne çıkan kumandanlarındandır. Bugünkü kaynaklar onun menşei ve hayatının ilk yılları hakkında bilgi bulunmadığını, Akkoyunlulara mensup olduğunun ileri sürüldüğünü, muhtemelen kul kökenli olup Enderun'da yetiştiğini söyler. Hüsameddin'in iki kardeşi de "Amasyalı" diye anması bu bakımdan başka kaynaklarda bulunmayan bir kayıttır. Yavuz tahta çıkarken mirahur olan Mehmed Ağa, Şehzade Ahmed'e karşı öncü olarak gönderilmiş, 15 Nisan 1513'teki Yenişehir Savaşı'nda büyük yararlılık göstermiştir. Çaldıran Seferi sırasında Bayburt ve Kiğı'yı almış, 1515'te Kemah Kalesi'nin fethine katılmış, ardından Diyarbekir bölgesinin fethinde İdrîs-i Bitlisî ile birlikte başrolü üstlenmiştir. Diyarbakır halkı onu bugün de şehrin fatihi olarak anar; şehirde yaptırdığı ve kubbesi kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Cami diye bilinen Fâtih Paşa Camii ayaktadır. Mezar kitabesine göre 24 Muharrem 928'de (24 Aralık 1521) ölmüştür.

Bu kaynaklar Bıyıklı Mehmed Paşa'nın kardeşi olarak yalnızca, 1533-1534'te Bağdat ve Halep beylerbeyiliklerinde bulunan ve 1547'de Pehlivan Hasan adlı bir eşkıya tarafından öldürülen Üveys Paşa'yı anar. Ahmed Ağa adında bir kardeşten söz edilmez. Ahmed Ağa'nın Şehzade Ahmed'in pehlivanı olduğu için 918'de gözden düşmesi ise dikkat çekicidir: ağabeyi Selim'in safında savaşırken kendisi rakip şehzadenin hizmetindeydi. Hüsameddin'in kaydı doğruysa, sonradan yükselmesinde ağabeyinin Yavuz katındaki itibarının payı olmuş olabilir; fakat bu bir tahmindir.

Ünlü Okçu Mîrialem Ahmed Ağa ile İlişkisi

Osmanlı okçuluk tarihinde "Mîrialem Ahmed Ağa" adıyla tanınan bir pehlivan, XVI. yüzyılın en namlı ok atıcılarından sayılır. Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre bu Ahmed Ağa, Kanûnî Sultan Süleyman'ın şehzadeliğindeki içoğlanlarındandı; Süleyman tahta çıkınca onu Manisa'dan getirip saraydaki Has Oda ağaları arasına yerleştirmiş, buradan mîrialemlikle saray dışına çıkarmıştı. Okmeydanı'nda, meşhur Tozkoparan İskender'den beri kimsenin atamadığı lodos menzilinde, atıcılar risalesi sahibi Hasan Çelebi'nin yaptığı bir ok ve Edirneli Usta Ali'nin yaptığı bir yayla son rekoru otuz beş gez geçerek taş dikmişti. Manisa'da genç bir yiğitken odun yüklü bir merkebi bacaklarından tutup havaya kaldırdığı, bir deve yavrusunu omzunda gezdirdiği, kesilmiş iki koyunu serçe parmaklarına takıp taşıdığı anlatılır. Rodos kuşatmasında demirden bir gülleyi elle kale duvarından içeri attığı, yetmiş yaşını geçtikten sonra yaycılar çarşısında kendisine "artık kocadınız" diyen birine, atının üstünde zincire tutunup atıyla birlikte kendini yukarı çekerek cevap verdiği de rivayet edilir.

Daha popüler anlatımlarda bu Ahmed Ağa'nın Boşnak asıllı olduğu, rekorunu 1532'de 1271 gez ile kırdığı ve ödül olarak Gelibolu kaptanlığı aldığı da eklenir; bu ayrıntılar akademik bir kaynakla doğrulanamadı. Hüsameddin'in Ahmed Ağa'sı ile bu ünlü okçu arasında hem benzerlikler hem de açık çelişkiler vardır. İkisi de mîr-i alemdir, olağanüstü güçleri hayvan kaldırma hikâyeleriyle anlatılır, ikisinin adı da okçuluk risalelerinde geçer ve ikisi de Kanûnî devrinin ilk yıllarında yaşar. Öte yandan Hüsameddin'in kahramanı Amasyalıdır, Şehzade Ahmed'in pehlivanıdır ve 940 dolaylarında ölmüştür; İstanbul Ansiklopedisi'ndeki okçu ise Süleyman'ın Manisa'daki içoğlanıdır ve yetmiş yaşını aşacak kadar yaşamıştır. Hüsameddin'in iki ayrı kişiyi birleştirmiş olması da, aynı kişi hakkında farklı geleneklerin oluşmuş olması da mümkündür. Eldeki kaynaklarla bu sorunun kesin bir cevabı yoktur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.