İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebûbekir Vahdetî Efendi-Kadı Baba

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 101–102 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasya’nın Pervâne Bey Mahallesi’nde ikâmet eden Zileli el-Hâc [309] Mehmed Efendi’nin oğludur. Gençliğinde Gökmedrese Mahallesi’ndeki Bektâşî tekkesi müdâvimlerinden olup Çırçırlı oğlu Arslan Ali Baba’nın terbiyesini gördü. Biraz ilm ü ma’rifet öğrendi. Ba’dehû Kırşehir’den Amasya’ya menfiyen gelen Bektâşî erenlerinden Hamdullah Baba’ya dâmâd ve mürîd oldu.

Mu’ahharan Hacı Bektâş velî âsitânesi şeyhi olan Merzifonî İbrâhim Baba’nın tavsiyesiyle İstanbul’a gidip müderris olarak kazâ niyâbetleriyle kayrıldı. Bu esnâda devriyye Mevlevîyeti aldı. 1263’de Merzifon’da Pîrî Baba Tekkesinde Nakşıbendîye şeyhi olan es-Seyyid el-Hâc Sâlih Efendi’nin vefâtıyla kendisine Nakşıbendî süsü vererek mezbûr tekke şeyhi oldu.

Bu târîhden i’tibâren tekkede Bektâşî ocağını uyandırdı. Züvvârın cehl ve gafleti sâyesinde müreffeh bir hayâta erdi. Ancak 1284’de tekkeye misâfir gelen bir zengini oğulları Hamdullah, İbrâhim Selâmet adlı süfehâ ile öldürdükleri altı ay sonra anlaşıldığından her üçü de habs edilip 1285’de mahbus-hânede vefât etdi. Âilece fâsık, câhil, ahlaksızdı. [310]

Kuyûd-ı resmiyyede Ebûbekir Vahdetî Efendi’nin vefâtı üzerine Pîri Baba Tekkesine Mehmed Şükrî Dede şeyh olup 1288 senesi zilka’desinde mûmâ ileyhin ref’iyle Ebûbekir Vahdetî’nin veled-i kebîri Hamdullah veled-i sagîri İbrâhim Selâmet müştereken tekke-i mezbûre şeyhi olmuşlardır.

Derler ki 1288 recebinin ikisinde Şeyhülislâm olan Koca Yûsuf Paşazâde Ahmed Muhtâr Bey tarîkat-i Bektâşîye ricâlinden olduğu münâsebetle Hamdullah ve İbrâhim Selâmet, katl maddesinden berâ’at edib müşârün-ileyhin emriyle şeyh oldular. 1299 ramazânında Muhtâr Bey’in Meşîhat-i İslâmiyye mesnedinden azli üzerine bunlar yine ma’zûl olup Hâfız Mehmed Şükrî Dede sânîyen şeyh oldu. 1317’de Merzifon’a gidip Şirvânî Hacı Yûsuf Efendi’yi tekkede şeyh olarak ziyâret etdim.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya'nın Pervâne Bey Mahallesi'nde oturan Zileli Hacı Mehmed Efendi'nin oğludur. Gençliğinde Gökmedrese Mahallesi'ndeki Bektaşî tekkesinin müdavimlerindendi ve Çırçırlıoğlu Arslan Ali Baba'nın terbiyesini gördü. Biraz ilim ve bilgi öğrendi. Daha sonra Kırşehir'den Amasya'ya sürgün olarak gelen Bektaşî erenlerinden Hamdullah Baba'ya damat ve mürit oldu.

Sonradan Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı şeyhi olan Merzifonlu İbrâhim Baba'nın tavsiyesiyle İstanbul'a gitti ve müderris olarak kaza naipliklerine getirilerek kayırıldı. Bu sırada devriye mevleviyeti (dönüşümlü büyük kadılık rütbesi) aldı. 1263 [1846-47] yılında Merzifon'da Pîrî Baba Tekkesi'nde Nakşibendî şeyhi olan Seyyid Hacı Sâlih Efendi'nin ölümü üzerine, kendine Nakşibendî görünüşü vererek bu tekkenin şeyhi oldu.

Bu tarihten itibaren tekkede Bektaşî ocağını yeniden canlandırdı. Ziyaretçilerin bilgisizliği ve gafleti sayesinde bolluk içinde bir hayata kavuştu. Ancak 1284 [1867-68] yılında tekkeye misafir gelen zengin bir adamı, oğulları Hamdullah ve İbrâhim Selâmet adlı iki beyinsizle birlikte öldürdükleri altı ay sonra anlaşıldığından, üçü de hapsedildi ve kendisi 1285 [1868-69] yılında hapishanede öldü. Aile boyu günahkâr, cahil ve ahlaksızdılar.

Resmî kayıtlara göre Ebûbekir Vahdetî Efendi'nin ölümü üzerine Pîrî Baba Tekkesi'ne Mehmed Şükrî Dede şeyh oldu; 1288 yılı Zilkade ayında [Ocak-Şubat 1872] adı geçenin görevden alınmasıyla Ebûbekir Vahdetî'nin büyük oğlu Hamdullah ile küçük oğlu İbrâhim Selâmet ortaklaşa bu tekkenin şeyhi oldular.

Anlatıldığına göre 1288 yılı Receb ayının ikisinde [17 Eylül 1871] şeyhülislam olan Koca Yûsuf Paşazâde Ahmed Muhtâr Bey, Bektaşî tarikatının ileri gelenlerinden olduğu için Hamdullah ile İbrâhim Selâmet cinayet suçundan aklanmış ve onun emriyle şeyh olmuşlardır. 1299 yılı Ramazanında [Temmuz-Ağustos 1882] Muhtâr Bey'in şeyhülislamlık makamından azli üzerine bunlar da yine görevden alındı ve Hâfız Mehmed Şükrî Dede ikinci kez şeyh oldu. 1317 [1899-1900] yılında Merzifon'a gidip tekkede şeyh olarak bulunan Şirvanlı Hacı Yûsuf Efendi'yi ziyaret ettim.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • müdâvim: devamlı gelip giden
  • menfiyen: sürgün olarak
  • erenler: Bektaşîlikte yol ehli dervişler
  • âsitâne: tarikatın merkez dergâhı
  • kazâ niyâbeti: kaza naipliği, kadı vekilliği
  • devriyye mevleviyeti: dönüşümlü verilen büyük kadılık rütbesi
  • züvvâr: ziyaretçiler
  • müreffeh: bolluk içinde
  • süfehâ: beyinsizler, ölçüsüz yaşayanlar
  • mahbus-hâne: hapishane
  • fâsık: dinin buyruklarını çiğneyen
  • kuyûd-ı resmiyye: resmî kayıtlar
  • ref': görevden alma
  • veled-i kebîr, veled-i sagîr: büyük oğul, küçük oğul
  • berâ'at: aklanma
  • Meşîhat-i İslâmiyye: şeyhülislamlık makamı
  • sânîyen: ikinci kez

1826'dan Sonra Bektaşîlik ve Amasya

Ebûbekir Vahdetî Efendi'nin hikâyesi, 1826'da Yeniçeri Ocağı ile birlikte kaldırılan Bektaşî tarikatının sonraki yıllarda nasıl ayakta kaldığını gösteren bir örnektir. O yıl Bektaşî tekkeleri kapatılmış, dervişlerin bir kısmı ulemanın yoğun olduğu şehirlere sürülmüştür. Fahri Maden'in arşiv belgelerine dayanan çalışmasına göre Bektaşîlerin 1826'da sürgün edildiği yerler arasında Amasya da vardır. Hüsameddin'in "Kırşehir'den Amasya'ya sürgün olarak gelen" dediği Hamdullah Baba bu çevreye mensuptur. Hüsameddin, Hamdullah Baba'nın kendi maddesinde onun Bektaşî tekkelerini teftişle görevli Çerkeşli Mehmed Efendi'nin bildirimi üzerine 1244 [1828-29] yılında Amasya'ya gönderildiğini, bir süre kendini Ehl-i sünnet gösterdiğini, II. Mahmud'un ölümünden sonra ise Bektaşî âyinini yeniden yaptığını ve 1271'de [1854-55] öldüğünü anlatır. Damadı olarak andığı kişi de "meşhur Zilelizâde Ebûbekir Vahdetî Efendi"dir.

Pîrî Baba Tekkesi

Merzifon'daki Pîrî Baba Tekkesi, XV. yüzyılda yaşadığı kabul edilen ve Kalenderî bir derviş olduğu düşünülen Pîrî Baba'nın adını taşır. Evliya Çelebi 1647'de Merzifon'dan geçerken zaviyeyi Bektaşî zaviyesi olarak tanıtır; ancak araştırmacılar tekkenin XVII. yüzyılda Bektaşîlerin denetiminde bulunduğunu, baştan Bektaşî zaviyesi olarak kurulduğunun ise söylenemeyeceğini belirtir. Pîrî Baba'nın türbesi Merzifon'un Tekke Mahallesi'ndedir ve en son 1977'de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.

Fahri Maden'in çalışmasına göre tekke 1826'da diğer Bektaşî tekkeleriyle birlikte kapatılmış, dervişlerin toplanıp ibadet ettiği meydan odası yıktırılmış, tekkeye minber konarak cami hâline getirilmiş ve bir hatip atanmıştır. Türbeye dokunulmamış; tekkedeki Bektaşî şeyhi İbrâhim Dede ile dervişleri uzaklaştırılmış, türbedarlığa Merzifon ulemasından Nakşibendî Osman Efendi getirilmiştir. Bugün türbenin güneybatısındaki Pîrî Baba Camii'nin bu dönüşümle ortaya çıkan yapı olduğu düşünülmektedir. Hüsameddin'in anlattığı "Nakşibendî görünüşüne bürünen Bektaşî şeyh" tablosu, 1826'dan sonra bu tekkenin başına Nakşibendî şeyhlerinin getirildiği göz önüne alınınca daha iyi anlaşılır.

Arşiv Kayıtları ile Hüsameddin'in Anlatısı

Arşiv kayıtları Hüsameddin'in anlatısının ana çizgilerini doğrular, bazı ayrıntılarda ise ondan ayrılır. Maden'in kullandığı Evkaf kayıtlarına göre tekke vakfına mutasarrıf olan Şeyh Hacı Sâlih 1845'te ölmüş ve yerine Şeyh Hasan bin Hasan Halife atanmıştır; Hüsameddin ise Sâlih Efendi'nin ölümünü 1263 [1846-47] yılına koyar ve yerine Ebûbekir Vahdetî'nin geçtiğini söyler. Ahmed Rıfkı da tekkenin Bekir Vahdetî Efendi'nin yönetimine bırakıldığını yazar; ama onu Nakşibendî değil "tarîk-i Bedeviye şeyhlerinden" sayar.

Sonraki yıllar için kayıtlar şöyledir: 1870'te tekkeye zaviyedar olarak Şükrü Dede atanmış, bir yıl sonra Ebûbekir Vahdetî'nin oğulları Hamdullah ve İbrâhim Selâmet Efendiler ortaklaşa zaviyedar olarak görünmektedir. Hüsameddin'in 1288 [1871-72] tarihli kaydı bununla uyuşur. Aynı belgelere göre Hamdullah Efendi bir öldürme olayı yüzünden hapse girdiği için şeyhlikten uzaklaştırılmış, 1873'te Şükrü Dede yine zaviyedar olarak görünmektedir. 1886'da İbrâhim Selâmet Efendi'nin yaşının küçük olduğu gerekçesiyle yerine Nakşibendî Şeyh Hamza Efendi getirilmiş; 1891'de cezaevinden çıkan Hamdullah Efendi görevine dönmek istemiş, ama Şeyh Hamza Efendi'nin itirazıyla dönememiştir. İbrâhim Selâmet Efendi çocuksuz ölmüş ve hissesi Şeyh Hamza Efendi'ye verilmiştir.

Şeyhülislam Ahmed Muhtâr Bey

Hüsameddin'in "derler ki" diye aktardığı rivayetin tarihlerinden biri doğru, öteki yanlıştır. Ahmed Muhtâr Beyefendi (Molla Bey), sadrazam Koca Yûsuf Paşa'nın torunudur ve 17 Eylül 1871'de şeyhülislam olmuştur; bu, Hüsameddin'in verdiği 2 Receb 1288 tarihiyle aynıdır. Ancak Ahmed Muhtâr Bey bu görevden 5 Kasım 1872'de ayrılmış, 18 Nisan - 4 Aralık 1878 arasında ikinci kez şeyhülislam olmuş ve 22 Aralık 1882'de ölmüştür. Hüsameddin'in azil tarihi olarak verdiği 1299 Ramazanı [Temmuz-Ağustos 1882] onun görev yıllarıyla uyuşmaz. Muhtâr Bey'in Bektaşîliğe yakınlığına ve kardeşlerin aklanmasında bir rolü olduğuna dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Arşiv kayıtlarında Hamdullah Efendi'nin 1891'e kadar hapiste kaldığının görülmesi de "katil suçundan aklandılar" rivayetini zayıflatır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 101–102. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9. Cilt, "Hamdullah Baba-Bektaşî" maddesi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022.

Akademik çalışmalar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.