[238] Merzifonludur. Oranın ulemâsından Mustafa Efendi bin Mehmed Efendi bin Abdî Efendi’nin mahdûmu ve şâir-i meşhûr Nedim Ahmed Efendi’nin pederi akrâbasından olup Merzifon’da Gelgiras hatîbi İbrâhim Efendi’den mukaddimât-ı ulûmu görüp Amasya‘ya geldi.
Amasya Müftüsü Çorumlu Ahmed, İnallı Mehmed, Eyraklı Yûsuf Efendizâde es-Seyyid Mehmed, Merzifonî el-Hâc Mustafa, Müderriszâde es-Seyyid Mehmed, Lâdik’de Şeyhülislâm Medresesi müderrisi Ayıntâbî Yûsuf Efendilerden ikmâl-i tahsîl edib İstanbul’a gitdi.
Orada rüûs imtihânını kazanıp müderris olarak avdet ve Merzifon’da bir müddet ders-i âm oldu. Ba’dehû Sultâniye-i Merzifon müderrisi, 1136’da Merzifon Müftüsü olup 1143’de İstanbul’a gitdi. Bu esnâda Sahn’a kadar devre-i medâris-i mu’tâdeyi ikmâl etdiğinden Kıbrıs mevleviyyeti verildi.
Yine Merzifon’a avdet edib 1151’de dâr-ı bekâya irtihâl etdi. Âlim, fâzıl, şâir, kâmil, edîb bir zât idi. “Mir’âtü’s-Safâ”, “Tezkiretü’l-Hikem”, “Uyûnü’l-Ulûm”, [239] “Şerh-i Risâle-i Muammâ-yı Câmî”, “Dîvân-ı Eş’âr” gibi müellefât-ı adîdesi fazl ve kemâline şâhid-i beliğdir.
Şu birkaç beyit eş’âr-ı latîfesindendir:
Ne dest-âvîzini gördük bu dehrin bağbânından
Bahârından ne memnûnuz, ne efsürde hazânından
Hadeng-i nâvek-i âzarı lütf it der kemân etme
Meded dil murgunu eyler remîde âşiyânından
Merhûmun tezkiresi Şemsî-i Sivasî’nin “Manzûme-i Menâkıb-ı A’zam”ı kenârında matbû’dur. Bu tezkirenin zeylinde kendisinden tahsîl-i ulûm etdiği zevât-ı sabıkanın vesâir-i ba’zı ulemânın terâcim-i ahvâli yazılıdır. Bunlar da matbû’dur.
Mahdûmları Mustafa, Mehmed Efendilere Ammizâde dendi. Çünkü Iydî Bayram Efendizâde el-Hâc Akif Mustafa Efendi’nin ammizâdesi idi. Mehmed Efendizâde Mustafa Adil Efendi de şuarâ-yı kudâtdandır. Mustafa Efendizâde Kazım Abdurrahman Efendi ve Kamil İsmâil Efendi meşhûrdur. Bunların ahvâli aşağıda gelir. Amasya‘da Ammizâdeler vardır. [240]
Günümüz Türkçesiyle
Merzifonludur. Oranın âlimlerinden Mustafa Efendi'nin, o Mehmed Efendi'nin, o da Abdî Efendi'nin oğludur; ünlü şair Nedim Ahmed Efendi'nin babasının akrabasındandır. Merzifon'da Gelgiras hatibi İbrahim Efendi'den ilimlerin giriş bilgilerini öğrenip Amasya'ya geldi.
Amasya müftüsü Çorumlu Ahmed, İnallı Mehmed, Eyraklı Yusuf Efendi'nin oğlu Seyyid Mehmed, Merzifonlu Hacı Mustafa, Müderris oğlu Seyyid Mehmed ve Lâdik'te Şeyhülislam Medresesi müderrisi Ayıntâbî (Antepli) Yusuf Efendiler'den öğrenimini tamamlayıp İstanbul'a gitti.
Orada rüûs imtihanını (müderrislik diploması sınavını) kazanıp müderris olarak döndü ve Merzifon'da bir süre herkese açık ders verdi. Sonra Merzifon Sultâniye Medresesi müderrisi, 1136'da [1723-24] Merzifon müftüsü oldu; 1143'te [1730-31] İstanbul'a gitti. Bu sırada Sahn medreselerine kadar olağan medrese basamaklarını tamamlamış olduğundan kendisine Kıbrıs mevleviyeti (kadılığı) verildi.
Yine Merzifon'a dönüp 1151'de [1738-39] öldü. Âlim, erdemli, şair, olgun ve edip bir zattı. "Mir'âtü's-Safâ", "Tezkiretü'l-Hikem", "Uyûnü'l-Ulûm", "Şerh-i Risâle-i Muammâ-yı Câmî", "Dîvân-ı Eş'âr" gibi çok sayıda eseri, bilgisinin ve olgunluğunun açık bir tanığıdır.
Şu birkaç beyit, güzel şiirlerindendir:
Ne dest-âvîzini gördük bu dehrin bağbânından
Bahârından ne memnûnuz, ne efsürde hazânından
Hadeng-i nâvek-i âzarı lütf it der kemân etme
Meded dil murgunu eyler remîde âşiyânından
Beyitlerin kabaca anlamı şöyledir: Bu dünyanın bahçıvanından tutunacak bir şey görmedik; baharından da memnun değiliz, solgun sonbaharından da. Eziyet okunu lütfet, yaya koyma. İmdat, o ok gönül kuşunu yuvasından ürkütüp kaçırır.
Merhumun tezkiresi, Şemsî-i Sivasî'nin "Manzûme-i Menâkıb-ı A'zam" adlı eserinin kenarında basılmıştır. Bu tezkirenin ekinde, kendisinden ilim öğrendiği yukarıda anılan zatların ve başka bazı âlimlerin hâl tercümeleri yazılıdır. Bunlar da basılmıştır.
Oğulları Mustafa ve Mehmed Efendiler'e "Ammizâde" denildi. Çünkü Iydî Bayram Efendi'nin oğlu Hacı Akif Mustafa Efendi'nin amcasının oğluydular. Mehmed Efendi'nin oğlu Mustafa Adil Efendi de kadı şairlerdendir. Mustafa Efendi'nin oğlu Kazım Abdurrahman Efendi ile Kâmil İsmail Efendi ünlüdür. Bunların hâlleri aşağıda gelir. Amasya'da Ammizâdeler vardır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mukaddimât-ı ulûm: ilimlerin başlangıç dersleri
- ders-i âm: herkese açık ders veren hoca
- ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
- rüûs imtihânı: müderrislik için yapılan sınav
- devre-i medâris-i mu'tâde: olağan medrese basamakları
- Sahn: Fatih döneminde kurulan Sahn-ı Semân medreseleri
- mevleviyet: büyük şehirlerin kadılığı, molla rütbesi
- dâr-ı bekâya irtihâl: ölme
- müellefât-ı adîde: çok sayıda eser
- şâhid-i beliğ: güçlü tanık
- tezkire: şair ve âlim biyografilerini toplayan eser
- zeyl: ek bölüm
- ammizâde: amca oğlu
Kıbrıs Mollası Abdurrahman Eşref
Maddedeki Abdurrahman Eşref Efendi, kaynaklarda "Kıbrıs Mollası" adıyla da tanınan Osmanlı müellifi Abdurrahman Eşref'tir. Ölüm yılı 1151'dir (1738-39) ve Hüsameddin'in verdiği tarihle birebir uyuşur. Hüsameddin'in sıraladığı eserlerin birkaçı, kaynaklarca da ona atfedilir. "Mir'âtü's-Safâ" 1710'da yazılmış, dönemin sadrazamı Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'ya sunulmuştur. Eser dört bab ile bir hâtimeden oluşur; Mekke, Medine, Kudüs ve Halîlürrahman'ın faziletlerini, sonunda da peygamber, evliya ve sahabe kabirlerini anlatır. "Tezkiretü'l-Hikem fî Tabakati'l-Ümem" ise 1728'de Türkçe kaleme alınmış, bir mukaddime, otuz altı tezkire ve bir hâtimeden oluşan ansiklopedik bir kitaptır. Çeşitli kavimlerden, ilk devir İslâm şairlerinden, Arap dilinin inceliklerinden, kıraat imamlarından, lügatçilerden, müfessir ve muhaddislerden söz eder. "Uyûnü'l-Ulûm" ve "Şerh-i Muammâ-yı Sagîr li-Mevlânâ Câmî" de aynı tarzda ansiklopedik eserler olarak anılır. Ayrıca bir divanı ve ahlâkî hikâyeler içeren bir risalesi bulunduğu belirtilir.
Hüsameddin'in "tezkiresi Şemsî-i Sivasî'nin Manzûme-i Menâkıb-ı A'zam'ı kenarında basılıdır" bilgisi de kaynaklarca doğrulanır: Tezkiretü'l-Hikem 1252'de (1836-37) Mısır'da tek cilt olarak, 1291'de (1874) İstanbul'da Şemseddin Sivâsî'nin manzum Menâkıb-ı İmâm-ı A'zam adlı eserinin kenarında basılmıştır.
Hüsameddin'in Ayrıldığı Yerler
Kaynaklardaki bilgiyle Hüsameddin'in verdiği bilgi iki noktada ayrılır. Birincisi, babanın adıdır. Hüsameddin onu Mustafa Efendi bin Mehmed Efendi bin Abdî Efendi'nin oğlu olarak gösterir; ansiklopedi maddesi ise Merzifonlu Şerefeddin Ali'nin oğlu olduğunu yazar. İkincisi, şair Nedim'le ilişkidir. Hüsameddin Abdurrahman Eşref'i, Nedim Ahmed Efendi'nin babasının akrabasından sayar; ansiklopedi maddesi bazı kaynaklarda onun yanlışlıkla Nedim'in amcası gösterildiğini, oysa Nedim'le herhangi bir akrabalığı bulunmadığını bildirir. Bu iki farkın hangisinin doğru olduğu, bu çalışmada okunan kaynaklar arasında kesin biçimde çözülemedi. Ansiklopedi maddesi, hayatı hakkında fazla bilgi bulunmadığını, medrese öğrenimini bitirdikten sonra kadılık mesleğine girdiğini yazar; Hüsameddin'in verdiği Merzifon müderrisliği, müftülüğü ve Kıbrıs mevleviyeti ayrıntılarına yer vermez.
Hocalar ve Merzifon Bağlantıları
Hüsameddin'in andığı hocaların, Amasya müftüsü Çorumlu Ahmed, İnallı Mehmed, Eyraklı Yusuf Efendizâde Seyyid Mehmed, Merzifonî Hacı Mustafa, Müderriszâde Seyyid Mehmed ve Lâdik'teki Şeyhülislam Medresesi müderrisi Ayıntâbî Yusuf Efendi'ye dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Gelgiras hatibi İbrahim Efendi için de durum aynıdır. "Ammizâde" adını taşıyan oğulların ve torunların kayıtları Hüsameddin'in kitabında ayrı maddelerde geçer.
Bu maddede dikkat çeken bir ayrıntı, kitabın yazarının da "Abdîzâde" adını taşımasıdır. Maddedeki Abdî Efendi ile yazar arasında bir bağ bulunup bulunmadığı kaynaklarda belirtilmez ve doğrulanamamıştır.
Kaynakça