İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İbrâhim Paşa-Hattât

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 39–40 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Fuzalâdan Amasyalı Hacı Nefîszâde Mustafa Efendi’nin birâderi Mehmed Efendi’nin mahdûmu olup “Ebe Dâmâdı” demekle meşhûrdur. Ceddi Hacı Nefîs Çelebi Âşık Paşazâde Elvân Çelebi ahfâdından olduğu bâlâda yazıldı.

Amcası sâyesinde İstanbul’a gelip tahsîl-i ilm ü ma’rifet etdi. Hutût-ı mütenevvi’âyı Timurcu Kulu Yûsuf Efendi’den ahz ü temeşşuk ederek mâliye kalemine girdi. Sultân İbrâhim’in ebesine dâmâd olup tefeyyüz ederek Bayram Paşa’nın sadâretinde mukâta’ât emîni, ba’dehû baş-muhâsib olup Hacı Efendizâde İbrâhim Paşa’nın defterdârlığında orta defterdâr ve 1054 muharreminde Kara Hasan Paşa üzerine baş-defterdâr oldu. [96]

1054 cumâdelevvelinde mevki’ini yeniçeri ağası Bosnalı Sâlih Ağa’ya kapdırdığından ma’zûl oldu. 1055 şevvâlinin yirmi sekizinde Sâlih Paşa’nın sadr-ı a’zam ve Kara Hasan Paşa da defterdâr oldukta Hasan Paşa’nın yerine Trablusşâm beylerbeyi ve 1057’de Anadolu vâlisi ve 1058’de vezâretle kubbe-nişîn oldu.

1058 recebinde Sultân İbrâhim’in hal’i ve dördüncü Sultân Mehmed Hân’ın cülûsu vak’asında tekâ’üde sevk edilerek Ayasofya ve Şehzâde vakıfları zevâidinden vazîfe ta’yîn edilip 1060 senesi saferinin on sekizinci günü vefât eylediği Ayasofya mahzeninde ele geçen “Defter-i Zevâ’id-i Havârân-ı Selâtîn” unvânlı defterde görüldü.

Vezîr-i müşârün-ileyh gerek defterdârlığı gerek vezâreti, Defâtîr-i Mâliye’de bulunabildi. Nâ’imâ Târîhi’nde “Ebe Dâmâdı İbrâhim Efendi” unvânıyla defterdâr olduğu yazılıdır. Defâtîr-i Mâliyye’de “Nefîszâde İbrâhim Efendi” diye mukayyed ve Defter-i Zevâ’id-i Havârân-ı Selâtîn”de “Vezîr-i Hattât İbrâhim Paşa” diye mestûrdur. Bunların üçü de [97] bir zât olduğu Mâliye Defterlerinden anlaşıldı.

Vezîr-i müşârün-ileyh, âlim, muhâsib, hattât-ı meşhûr olup Gülzâr-ı Savâb adlı hatt u hattâta dâ’ir bir eseri vardır. Yazdığı kitaplara İbrâhim bin Mehmed en-Nefîsî diye imzâ vaz’ ederdi. Şöhreti Nefeszâde’dir.

Müstakîmzâde Süleyman Sa’âdeddîn Efendi “Tuhfetü’l-Hattâtîn” adlı eserinde diyor ki: “Seyyid İbrâhim bin Mustafa bin Nefes. Nefeszâde şehrîdir. Pederleri mezkûrdur. Hüsn-i hat risâlelerinden Gülzâr-ı Savâb nâm kitap kendi eser-i kalem-i tedvînleridir. Ol eser-i mu’teber şehâdetiyle sâhib-i şi’r ü inşâ ve mâlik-i meleke-i külliye-i âlem-bahâ oldukları sâbitü’l-fehvâdır. İbrâhim el-Halîl 1060 târîhi hudûdunda murâkabe-i eltâf-ı hafiye-i rabbâniye ile habs-i nefs ve andelîb-i revânî gülzâr berd ü selâm-ı bekâya pervâz ile gonce-i bağ-ı visâle dest-res buldu.”

Pederi dediği Mustafa Efendi hakkında da diyor ki: “Mustafa bin Nefes. Amasya’da pederi el-Hâc Nefes nâm zât-ı enfesdir. Bu cihetten kendileri Nefeszâde demekle şöhr-dâdedir. Atâyî kavlince Süleymaniye müderrisi iken Hâkâniye [98] Medresesine nakl olunup ol esnâda (Bahçe 1011) târîhinde bağ-ı cinâne vuslatla âzâde oldu. Hüsn-i hatt-ı şâhâneyi Şükrüllah Halîfe’den temeşşuk edib hutût-ı vaktinde izn ü nefes almıştı. Ferzend-i ercümend-i seyyid İbrâhim Efendi dahi mezkûrdur.”

Şeyhü’l-Hattâtîn olan Amasyalı Hamdullah Efendi’nin dâmâd ve şâkirdi Amasyalı Şükrullah Halife 950 târîhinden mukaddem vefât etdiği münâsebetle Mustafa Efendi’nin bundan temeşşuk etmesinde bir yanlışlık olduğu gibi Nefiszâde Hattât İbrâhim Efendi’nin de Mustafa Efendi’nin mahdûmu olmasında bir yanlışlık vardır.

Çünkü Amasyalı Nefeszâde Mustafa Efendi, Amasya’da tahsîl-i ulûm ve hutût etdikden sonra İstanbul’a gitdiği Atâyî Efendi’nin nakletdiği terceme-i hâlinden anlaşılır. Mustafa Efendi, hutûtu Amasya’da kendi amcası Hamdullah Hamdi Efendi’den temeşşuk etmişdir. Pederinin adı mazbût olduğu üzere el-Hâc Nefîs Çelebi’dir. Halk arasında Hacı Nefes demekle meşhûr idi. Hattât İbrâhim Paşa, amcası Mustafa Efendi’nin nezdinde büyüdüğü münâsebetle mahdûmu [99] zann edilmiş olmalıdır.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Âlimlerden Amasyalı Hacı Nefîszâde Mustafa Efendi'nin kardeşi Mehmed Efendi'nin oğludur; "Ebe Dâmâdı" (ebenin damadı) diye tanınır. Dedesi Hacı Nefîs Çelebi'nin, Âşık Paşazâde Elvân Çelebi'nin torunlarından olduğu yukarıda yazıldı.

Amcası sayesinde İstanbul'a gelip ilim ve irfan öğrendi. Çeşitli yazı türlerini Timurcu Kulu Yûsuf Efendi'den öğrenip yazı çalışması yaptı ve maliye kalemine girdi. Sultan İbrâhim'in ebesine damat olup yükseldi; Bayram Paşa'nın sadaretinde mukataat emini, sonra baş muhasip, Hacı Efendizâde İbrâhim Paşa'nın defterdarlığında orta defterdar oldu. 1054 muharreminde [1644] Kara Hasan Paşa'nın yerine baş defterdar oldu.

1054 cumâdelevvelinde [1644] makamını yeniçeri ağası Bosnalı Sâlih Ağa'ya kaptırdığından görevden alındı. 1055 şevvalinin yirmi sekizinde [1645] Sâlih Paşa sadrazam ve Kara Hasan Paşa da defterdar olunca, Hasan Paşa'nın yerine Trablusşam beylerbeyi, 1057'de [1647] Anadolu valisi ve 1058'de [1648] vezirlik payesiyle kubbe vezîri oldu.

1058 recebinde [1648] Sultan İbrâhim'in tahttan indirilmesi ve dördüncü Sultan Mehmed Han'ın tahta çıkışı olayında emekliye ayrılarak Ayasofya ve Şehzade vakıflarının artan gelirlerinden maaş bağlandı. 1060 yılı saferinin on sekizinci günü [1650] öldüğü, Ayasofya mahzeninde bulunan "Defter-i Zevâ'id-i Havârân-ı Selâtîn" (Sultan Vakıflarının Artan Gelirleri Defteri) adlı defterden görüldü.

Adı geçen vezirin gerek defterdarlığı gerek vezirliği Maliye Defterleri'nde bulunabildi. Na'îmâ Tarihi'nde "Ebe Dâmâdı İbrâhim Efendi" unvanıyla defterdar olduğu yazılıdır. Maliye Defterleri'nde "Nefîszâde İbrâhim Efendi" diye kayıtlıdır; Defter-i Zevâ'id-i Havârân-ı Selâtîn'de ise "Vezîr-i Hattât İbrâhim Paşa" diye yazılmıştır. Bunların üçünün de aynı kişi olduğu Maliye Defterleri'nden anlaşıldı.

Adı geçen vezir âlim, muhasip ve ünlü bir hattat olup yazı ve hattatlara dair Gülzâr-ı Savâb adlı bir eseri vardır. Yazdığı kitaplara "İbrâhim bin Mehmed en-Nefîsî" diye imza atardı. Şöhreti Nefeszâde'dir.

Müstakîmzâde Süleyman Sa'âdeddîn Efendi Tuhfetü'l-Hattâtîn adlı eserinde şöyle der: "Seyyid İbrâhim bin Mustafa bin Nefes. Nefeszâde diye şehirce tanınmıştır. Babaları anılan zattır. Güzel yazı risalelerinden Gülzâr-ı Savâb adlı kitap, kendi kaleminden çıkma eseridir. O güvenilir eserin tanıklığıyla şiir ve inşa sahibi, dünya değerinde büyük bir yetenek sahibi oldukları sabittir. İbrâhim el-Halîl, 1060 [1650] dolaylarında, Allah'ın gizli lütuflarını murakabe ederek nefsini tutmuş, ruh bülbülü olarak gül bahçesinden ebedî selâm yurduna uçmuş ve kavuşma bağının goncasına erişmiştir."

Babası dediği Mustafa Efendi hakkında da şöyle der: "Mustafa bin Nefes. Amasya'da babası el-Hâc Nefes adlı, enfes bir zattır. Bu yüzden kendileri Nefeszâde diye ün almıştır. Atâyî'nin sözüne göre Süleymaniye müderrisi iken Hâkâniye Medresesi'ne nakledilmiş, o sırada ('Bahçe' 1011 [1602-03] tarihinde) cennet bahçesine kavuşup kurtulmuştur. Şahane yazıyı Şükrullah Halîfe'den öğrenip kendi zamanındaki yazılarda izin ve nefes (yetki) almıştı. Değerli oğlu Seyyid İbrâhim Efendi de anılmıştır."

Hattatların şeyhi olan Amasyalı Hamdullah Efendi'nin damadı ve öğrencisi Amasyalı Şükrullah Halîfe 950'den [1543-44] önce öldüğünden, Mustafa Efendi'nin ondan yazı öğrenmesinde bir yanlışlık olduğu gibi, Nefîszâde hattat İbrâhim Efendi'nin Mustafa Efendi'nin oğlu olmasında da bir yanlışlık vardır.

Çünkü Amasyalı Nefeszâde Mustafa Efendi'nin Amasya'da ilim ve yazı öğrendikten sonra İstanbul'a gittiği, Atâyî Efendi'nin aktardığı hâl tercümesinden anlaşılır. Mustafa Efendi, yazıyı Amasya'da kendi amcası Hamdullah Hamdi Efendi'den öğrenmiştir. Babasının adı, kayıtlara geçtiği üzere el-Hâc Nefîs Çelebi'dir; halk arasında Hacı Nefes diye tanınırdı. Hattat İbrâhim Paşa, amcası Mustafa Efendi'nin yanında büyüdüğü için onun oğlu sanılmış olmalıdır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • Ebe Dâmâdı: sultanın ebesinin (sütannesi ya da bakıcısının) damadı
  • ahfâd: torunlar, soyun devamı
  • hutût-ı mütenevvi'a: çeşitli yazı türleri
  • mukâta'ât emîni: mukataa gelirlerinin mali işlerinden sorumlu görevli
  • baş-muhâsib: baş hesap görevlisi
  • kubbe-nişîn: kubbealtı vezirliği, divanda oturma hakkı olan vezir
  • cülûs: tahta çıkış
  • hal': tahttan indirme
  • mahzen: depo, arşiv odası
  • murâkabe: içe dönüp Allah'ı düşünme
  • sâbitü'l-fehvâ: söylenenin doğruluğu bilinen, sabit
  • temeşşuk: yazı meşki

Hattat ve Defterdar

Nefeszâde İbrâhim Efendi, hat sanatı tarihinin başlıca kaynaklarından Gülzâr-ı Savâb'ın yazarıdır. Eser hattatlar, kâğıt ve mürekkep yapımı, kalem ve malzemeler hakkında bilgi verir; kitap sanatlarının araç ve gereçlerini ele alan en önemli çalışmalardan biri sayılır. Kitabın ilk bölümü "Tabakât-ı Küttâb" (Yazıcılar Tabakaları) adını taşır; yazar IV. Murad'ın ta'lik yazıyla uğraştığını belirtir ve giriş bölümünü onun adıyla süslemiştir. Eserin yazma nüshası Mustafa Âşir Efendi Kütüphanesi'nde saklanır; 1938'de Kilisli Muallim Rıfat tarafından yayımlanmıştır. Nefeszâde 1060'ta [1650] ölmüştür; bu tarih Hüsameddin'in verdiği tarihle aynıdır. Yazıyı Demircikulu Yusuf Efendi'den öğrenip icazet aldığı bildirilir; Hüsameddin'in "Timurcu Kulu Yûsuf Efendi" dediği hoca aynı kişi olmalıdır, ancak lakap iki kaynakta farklı yazılmıştır.

Babası mı, Amcası mı?

Modern hat kaynaklarında Nefeszâde İbrâhim Efendi, İstanbul doğumlu ve Amasyalı müderris-hattat Nefeszâde Mustafa Efendi'nin oğlu olarak anılır. Hüsameddin ise bunun yanlış olduğunu savunur: ona göre İbrâhim, Mustafa Efendi'nin kardeşinin oğludur ve amcasının yanında büyüdüğü için oğlu sanılmıştır. Hüsameddin'in gerekçesi tarihlere dayanır. Müstakîmzâde'nin, Mustafa'nın Şükrullah Halîfe'den yazı öğrendiği yolundaki sözü, Şükrullah'ın 950'den önce ölmesiyle çelişir; Şükrullah, Şeyh Hamdullah'ın damadı ve öğrencisidir. Hamdullah, Amasya doğumludur; altı yazı türünü (aklâm-ı sitte) Hayreddin Mar'aşî'den öğrenmiş ve Şehzade Bayezid'in yazı hocası olmuştur. Şeyh Hamdullah ile 101. maddedeki divan kâtibi Hamdullah Hamdi Çelebi farklı kişilerdir; Hüsameddin'e göre Mustafa Efendi yazıyı ikincisinden, yani amcasından öğrenmiştir. Ulaşılan hat kaynaklarında hattatın defterdarlık ve vezirlik kariyeri anılmaz; bu bilgi Hüsameddin'in Maliye Defterleri'ne dayanan araştırmasından gelir.

Hüsameddin'in bu maddedeki en dikkat çekici yanı, tek bir kişinin üç ayrı kayıtta üç ayrı unvanla görünmesini defterlerden birleştirmesidir: Na'îmâ'daki Ebe Dâmâdı İbrâhim Efendi, Maliye Defterleri'ndeki Nefîszâde İbrâhim Efendi ve Zevâ'id defterindeki Vezîr-i Hattât İbrâhim Paşa. Metindeki "ceddi Hacı Nefîs Çelebi" ifadesi, 101. maddede kardeşleri arasında sayılan Hacı Nefîs Çelebi'ye gönderme yapar; böylece Nefeszâde ailesi, Âşık Paşa ve Elvân Çelebi soyunun bir koluna bağlanmış olur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 39–41. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Nefeszâde İbrahim Efendi, Gülzâr-ı Savâb, Kilisli Muallim Rıfat (yay.), Güzel Sanatlar Akademisi, 1938.

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.