Amasya ümerâsından ve birinci Melik İsmâil Gâzi ahfâdından el-Hâc Bayram Bey bin Süleyman Gâzi bin Melik Yunus Gâzi Bey’in mahdûmudur. Ceddi Melik Gâzi vakfına mütevellî ve Çelebi Sultân Mehmed Hân devrinde ümerâdan olup 818’de Amasya Vâlisi olan Şehzâde Sultân Murâd’ın vezîri ve lalası oldu.
Amasya hükümdârı el-Hâc Şadgeldi Paşa’nın dâmâdı olan el-Hâc Osmân Paşa bin Selamiş Bey’in kerîmesi Sitti Paşa Hâtun ile evlendi. Çelebi Sultân’ın mu’temedi olup Amasya vilâyetini idârede Sultân Murâd’a muîn oldu. 822 [119] senesi cumâdelâhiresinin ikinci günü kırk iki yaşında vefât etdi.
Âlim, âkil, müdebbir bir zât-ı necîb idi. Amasya‘da zâviyesi, mescidi ve evkâfı vardır. Mahdûmları Ahmed, Yûsuf, Yunus Beylerdir. Melik Ahmed Bey kendisinden sonra 825 senesi şa’bânında onbeş yaşında vefât edib yanında medfûndur. Kerîmeleri İhsan Paşa, Hüsnâ Paşa, Şâhruz Hâtunlardır.
Bu zâtın vakfı mütevellîsi Sünbülzâde el-Hâc Mehmed Tâhir Efendi ceddi olan Gâzi Bey’in türbesini Yörgüç Paşa İmâreti ittisâlinde kâin mezârlığın şarkında zâviyesi ittisâlinde göstermişti. Gösterilen kabrin bir kitâbesi olmadığı cihetle pek de i’timâd edemedim.
1323 senesi rebîülevvel’nde bir gece âlem-i ma’nâda uzunca boylu, takrîben kırkbeş yaşlarında gâyet yakışıklı, eski kıyafetli bir zâtı Halfet Gâzi Türbesi’nin şarkında kâin arsada gördüm. Bana beşûşâne iltifât ederek, “Melik Gâzi kabrini bulabildin mi?” diye sordu. “Hayır” cevabını verdim. Kendisinin Melik Gâzi olduğunu beyân ederek; “benim kabrim [120] işte buradadır” dedi. Mezkûr arsanın garb tarafında geniş bir dâire çizdi. “Bu arsa zâviye ve mescidimin arsasıdır” diyerek gözümün önünden gâib oldu. Müteâkıben hayretle uyandım. Sabah ezânı okunuyordu.
Derhal yatakdan kalktım. Sultân Bâyezîd câmi-i şerîfine gitdim. Namazı edâdan sonra hâneme gitmeden biri kazmacı ve diğeri kürekci olarak iki rençber tuttum. Beraberce o zâtın bana gösterdiği arsaya gitdim. Çizdiği dâireyi kazdırdım.
Takrîben bir metre derinlikde bir kabir taşı bulundu. Bu kabrin her tarafını eşdirdim. Kabri meydana çıkardım. Taşda mahkûk olan şu kitâbeyi buldum. Tam aradığım Melik Gâzi’nin türbesi olduğunu anladım. Kitâbe şudur:
Kabrin üst taşı üzerinde:
نزلنا هاهنا ثم إرتحلنا كذا الدنيا نزول و ارتحال¹¹⁵
Baş tarafında;
هذا مرقد العالم الكبير الوزير الخطير ملك إسماعيل بن حاجى بيرام بك¹¹⁶
Yan tarafında;
قد وصل الوزير المرحومملك إسماعيل الى رحمة ربه وهو ابن اثنى واربعين زيدت [121] رحمته¹¹⁷
Ayak tarafında;
قد اقدم بنقل دار الفناء الى دار البقاء في ثانى جمادى األخرة سنة اثنى و عشرين وثمانمائة¹¹⁸
Sübhanallah! Bu kabir, Melik Gâzi’nin rüyâmda tam ayak bastığı yerin altında çıktı. Bu kabrin sol tarafında mahdûmu Melik Ahmed Bey’in kabri bulundu. Kitabesi şudur:
Üst kapağı üzerinde:
کوديد كه در عمر تو نمناك نشد
تا جست كه در خاتم تو چاك نشد
سوکند بجان تو از بشت زمين
مثل تو شهى در شكم خاك نشد¹¹⁹
Baş tarafında;
وصل الشاب المعصوم ملك أحمد وهو ابن خمسة عشر سنة¹²⁰
Yan tarafında;
من دار الفناء الى دار البقاء نقل الى رحمة هللا تعالى فى شهر شعبان سنة خمس و عشرين و ثمانمائة¹²¹
Melik Gâzi’nin kabri etrafında diğer evlâdının kabri de olması melhûz olduğundan hafriyâta devam edilirken define aradığım hükûmete ihbâr edilmiş, gelen polisin [122] müdâhalesiyle hitâm verilmişdir.
Melik İsmâil Bey’in diğer mahdûmu Melik Yûsuf Bey de 837’de vefât etmişdir. Öbür mahdûmu Melik Yunus Bey kibâr-ı ümerâdandır. Bunun mahdûmu da Melik Ahmed Bey’dir. Tercemesi yukarıda yazılan kâdı’l-haremeyn Melik es-Seyyid Ahmed Efendi bin Mazlum Melik es-Seyyid Abdal Mehmed Çelebi bunun hafîdidir.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya emirlerinden ve birinci Melik İsmâil Gâzi'nin torunlarından el-Hâc Bayram Bey bin Süleyman Gâzi bin Melik Yunus Gâzi Bey'in oğludur. Dedesi Melik Gâzi'nin vakfına mütevelli idi. Çelebi Sultân Mehmed Han devrinde emirlerden olup 818'de [1415-16] Amasya Valisi olan Şehzâde Sultân Murâd'ın veziri ve lalası oldu.
Amasya hükümdarı el-Hâc Şadgeldi Paşa'nın damadı olan el-Hâc Osmân Paşa bin Selamiş Bey'in kızı Sitti Paşa Hatun ile evlendi. Çelebi Sultân'ın güvendiği kişi olup Amasya vilâyetini yönetmede Sultân Murâd'a yardımcı oldu. 822 [1419] yılı cemâziyelâhirinin ikinci günü kırk iki yaşında vefat etti.
Bilgili, akıllı, tedbirli, soylu bir zattı. Amasya'da zâviyesi, mescidi ve vakıfları vardır. Oğulları Ahmed, Yûsuf ve Yunus Bey'dir. Melik Ahmed Bey, babasından sonra 825 [1422] yılı şa'bân ayında on beş yaşında vefat etmiş ve babasının yanına gömülmüştür. Kızları İhsan Paşa, Hüsnâ Paşa ve Şâhruz Hatun'dur.
Bu zâtın vakfının mütevellisi Sünbülzâde el-Hâc Mehmed Tâhir Efendi, atası olan Gâzi Bey'in türbesini, Yörgüç Paşa İmâreti'ne bitişik mezarlığın doğusunda, zâviyesinin yanında göstermişti. Gösterilen kabrin kitâbesi olmadığı için buna pek güvenemedim.
1323 [1905] yılı rebîülevvel ayında bir gece rüyâmda, uzunca boylu, yaklaşık kırk beş yaşlarında, çok yakışıklı, eski kıyafetli bir zâtı Halfet Gâzi Türbesi'nin doğusundaki arsada gördüm. Bana dostça iltifat ederek, "Melik Gâzi'nin kabrini bulabildin mi?" diye sordu. "Hayır" cevabını verdim. Kendisinin Melik Gâzi olduğunu söyleyerek, "benim kabrim işte buradadır" dedi. Söz konusu arsanın batı tarafında geniş bir daire çizdi. "Bu arsa zâviye ve mescidimin arsasıdır" diyerek gözümün önünden kayboldu. Hemen ardından şaşkınlıkla uyandım. Sabah ezanı okunuyordu.
Hemen yataktan kalktım. Sultân Bâyezîd Camii'ne gittim. Namazı kıldıktan sonra evime gitmeden, biri kazmacı, diğeri kürekçi olmak üzere iki işçi tuttum. Birlikte o zâtın bana gösterdiği arsaya gittik. Çizdiği daireyi kazdırdım.
Yaklaşık bir metre derinlikte bir kabir taşı bulundu. Bu kabrin her tarafını kazdırdım. Kabri ortaya çıkardım. Taşa kazınmış şu kitâbeyi buldum. Tam aradığım Melik Gâzi'nin türbesi olduğunu anladım. Kitâbe şudur:
Kabrin üst taşı üzerinde:
"Burada konakladık, sonra göç ettik; dünya da böyle konaklama ve göçüştür." anlamındaki Arapça ibare.
Baş tarafında:
"Burası büyük âlim, kudretli vezir Melik İsmâil bin Hacı Bayram Bey'in dinlenme yeridir." anlamındaki Arapça ibare.
Yan tarafında:
"Merhum vezir Melik İsmâil, kırk iki yaşında Rabbinin rahmetine kavuştu, rahmeti bol olsun." anlamındaki Arapça ibare.
Ayak tarafında:
"822 yılı cemâziyelâhirinin ikinci günü fenâ yurdundan bekâ yurduna göçtü." anlamındaki Arapça ibare.
Sübhânallah! Bu kabir, Melik Gâzi'nin rüyâmda tam ayak bastığı yerin altında çıktı. Bu kabrin sol tarafında oğlu Melik Ahmed Bey'in kabri bulundu. Kitâbesi şudur:
Üst kapağı üzerinde, anlamı şöyle olan Farsça dörtlük:
Her kim senin mührünün ardına düştü de gözü nemli olmadı.
Ömrüne yemin ederim ki, yeryüzünün toprağı sen gibi bir padişahı içine almadı.
Baş tarafında:
"Günahsız genç Melik Ahmed on beş yaşında kavuştu." anlamındaki Arapça ibare.
Yan tarafında:
"Fenâ yurdundan bekâ yurduna göçtü; 825 yılı şa'bân ayında Allah'ın rahmetine teslim edildi." anlamındaki Arapça ibare.
Melik Gâzi'nin kabri çevresinde diğer çocuklarının da kabirleri bulunması beklendiğinden kazıya devam edilirken, define aradığım hükûmete ihbâr edilmiş; gelen polisin müdahalesiyle kazıya son verilmiştir.
Melik İsmâil Bey'in diğer oğlu Melik Yûsuf Bey de 837'de [1433-34] vefat etmiştir. Öbür oğlu Melik Yunus Bey büyük emirlerdendir. Bunun oğlu da Melik Ahmed Bey'dir. Hayatı yukarıda yazılan Haremeyn kadısı Melik es-Seyyid Ahmed Efendi bin Mazlum Melik es-Seyyid Abdal Mehmed Çelebi bunun torunudur.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ümerâ: emirler, beyler
- ahfâd: torunlar, soyun devamı
- mütevellî: bir vakfın yönetiminden sorumlu kişi
- lala: şehzadenin eğitimi ve yönetim işlerinde yanında bulunan sorumlu eğitmen-vezir
- mu'temed: güvenilen kişi
- muîn: yardımcı
- zâviye: dervişlerin ve yolcuların kaldığı küçük tekke
- evkâf: vakıflar
- âlem-i ma'nâ: rüya âlemi
- kitâbe: taşa yazılmış yazı
- rençber: gündelikçi işçi
- hafriyât: kazı
- hafîd: torun
Şehzade Murad ve Amasya
Metindeki "Şehzâde Sultân Murâd", sonradan II. Murad olarak tahta çıkacak olan şehzadedir. Haziran 1404'te Amasya'da doğmuştur; annesinin Amasya ileri gelenlerinden Divitdâr Ahmed Paşa'nın kızı olduğunu Hüsameddin'in kendi eserinden aktarılan bir bilgi olarak biliyoruz. On iki yaşına girince Amasya, Tokat, Sivas, Çorum ve Osmancık bölgelerini kapsayan Rum vilâyeti idaresiyle Amasya'ya gönderilmiştir. Atanma yılı kaynaklarda farklı verilir: bir kaynak 1414 der, doğum tarihinden hesaplanan on iki yaş 1416 dolaylarına denk gelir, Hüsameddin ise 818 [1415-16] yazar. Aradaki bir iki yıllık fark, şehzadenin yaşının nasıl hesaplandığıyla ilgili olabilir.
Genç şehzadeye lala olarak Yörgüç Paşa verilmişti. Murad bir yıl sonra Amasya kuvvetleriyle Börklüce Mustafa isyanını bastırmak üzere Saruhan ve İzmir tarafına gönderilmiş, Amasya çevresindeki Moğol göçebeleri onun yokluğunda kargaşalık çıkarmıştı. 1417-1421 arasında yeni atabeği Rum beylerbeyi Hamza Bey ile birlikte Samsun'u İsfendiyaroğlu'ndan almıştır. Kaynaklarda şehzadenin lalası olarak öne çıkan ad Yörgüç Paşa'dır; Hüsameddin'in Melik İsmâil'i de "vezir ve lala" diye anması, bu görevin yerel bir bey için de söylendiğini gösterir. Melik İsmâil'in bu görevini doğrulayan başka bir kaynağa rastlanmadı.
Melik Gazi Kimdir
Amasya'da Melik Gazi adı iki ayrı kişiye bağlanır. Birincisi, Danişmendli hanedanından Melik Gazi'dir; Amasya'nın en eski Türk yapısı olarak, şehrin kalesinin hemen doğusunda, bugünkü Şamlar Camii yerinde onun yaptırdığı cami gösterilir. İkincisi, Hüsameddin'in burada anlattığı ve "birinci Melik İsmâil Gâzi'nin ahfâdından" saydığı on beşinci yüzyıl başındaki Melik İsmâil'dir. Metindeki "Ceddi Melik Gâzi vakfı" ifadesi, ailenin bu eski vakfın mütevellisi olduğunu söyler. İki kişiyi karıştırmamak gerekir; kaynaklarda bu soy bağını doğrulayan ayrı bir kayıt bulunamamıştır.
Şadgeldi Paşa ve Damatlık
Hüsameddin, Melik İsmâil'in eşinin Hacı Şadgeldi Paşa'nın damadının kızı olduğunu bildirir. Şadgeldi, 1359'dan 1381'e kadar Amasya'yı yönetmiş, Kutlu Şah'ın oğlu olan bir emirdir; Amasya'ya çeşme, köprü, cami ve medreseler kazandırmış, Kadı Burhâneddin ile yaptığı savaşta öldürülmüştür. Melik İsmâil'in 822 [1419] yılında kırk iki yaşında ölmesi doğum yılını 1377-78 dolaylarına götürür; yani Şadgeldi'nin ölümünden (1381) yalnızca birkaç yıl önce doğmuş olmalıdır. Bu hesap, Hüsameddin'in verdiği rakamların kendi içinde çelişmediğini gösterir.
Mezar Keşfi Anlatısı
Metnin en dikkat çekici bölümü, Hüsameddin'in 1905 dolaylarında gördüğünü anlattığı rüya ve ardından yapılan kazıdır. Anlatı, kitabeleri tam metin olarak aktardığı için belge değeri taşır. Hüsameddin önce vakıf mütevellisinin gösterdiği, kitâbesiz bir kabre güvenmediğini yazar; rüyada gördüğü kişinin işaret ettiği arsada yaklaşık bir metre derinlikte iki mezar taşı çıkar. Taşlardaki yazılar, Melik İsmâil'in 42 yaşında 822'de, oğlu Melik Ahmed'in ise 15 yaşında 825'te öldüğünü bildirir; bunlar metnin başında verilen tarihlerle birebir örtüşür. Kitâbeler yalnızca Hüsameddin'in aktarımıyla bilinmektedir. Mezarların bugünkü durumu ve konumu için başka bir kaynak bulunamadı, bu yüzden bugün erişilebilir olup olmadıkları söylenemez. Hüsameddin'in yer işareti olarak andığı Halifet Gazi Medresesi ve Türbesi ise Şamice mahallesinde bulunur; Halîfet Gazi, 1222'de Amasya valisi olmuş, 1232'de Gürcülere karşı savaşta şehit düşmüştür.
Yörgüç Paşa İmâreti
Metinde yer işareti olarak geçen Yörgüç Paşa İmâreti, Rum beylerbeyi Yörgüç Paşa'nın Amasya'da yaptırdığı külliyenin bir parçasıdır. Yörgüç Paşa, Amasya'da bir cami, medrese, imaret ve iki hamam yaptırmış; 1442'de ölünce yaptırdığı caminin türbesine gömülmüştür. Camisi bugün ayaktadır.
Doğrulanamayanlar
Melik İsmâil Gâzi'nin hayatı, Sitti Paşa Hatun ile evliliği ve çocukları hakkında aramalarda Hüsameddin dışında bir kayda rastlanmadı. Mezar keşfi ve kitâbeler, Hüsameddin'in aktarımıyla bilinir; bağımsız bir doğrulama bulunamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 300–301. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar