İhsaniye, Amasya'da Şamlar semtinin ve Şamlar Mezarlığı'nın hemen kuzeyinde kurulmuş bir muhacir mahallesidir. Adı Arapça "ihsan" sözcüğünden gelir ve Anadolu'da aynı adı taşıyan pek çok yerleşim vardır; fakat Amasya'daki İhsaniye'nin kuruluşu, Osmanlı'nın son çeyrek yüzyılında Karadeniz'in kuzeyinden ve Balkanlar'dan kopup gelen Müslüman göçmenlerin iskânıyla doğrudan ilgilidir. Kırım ve Dobruca kökenli Tatarların yerleştirildiği bu semt, uzun süre halkın dilinde "Tatar Mahallesi" diye anıldı; resmî defterlerde ve kimlik belgelerinde ise "İhsaniye" ve "Mecidiye" adlarıyla göründü. Mahallenin hikâyesi, bu üç adın birbirine nasıl bağlandığını izlemekten geçer.

Şamlar'ın Göklüsu Mevkii

İhsaniye, bağımsız bir köy ya da eski bir şehir mahallesi olarak değil, Şamlar Mahallesi'nin bir mevkii olan "Göklüsu"nun ayrı mahalle sayılmasıyla ortaya çıkmıştır. Şamlar, Amasya'nın eski mahallelerindendir; 1520 ve 1576 tarihli tahrir defterlerinde "Şamlular" adıyla geçer ve Şamlıların buraya iskânının 1389'a kadar uzandığı söylenir. Hüseyin Hüsameddin Yasar, adın kaynağını Memlük hükümdarlarından Melik Eşref Şaban ile Çerkes Melik Zâhir Berkuk arasındaki iç çatışmaya bağlar. Ona göre 791'de Eşref'i destekleyen Şamlılar yurtlarından ayrılmak zorunda kalmış, bir kısmı Amasya'ya sığınarak bu mahalleye yerleştirilmiştir. Vâzıh Efendi'nin Emevi dönemine uzanan anlatısını ise tuhaf bulur. Osman Fevzi Olcay hatıralarında Emevilerin zulmünden kaçanların hikâyesini yinelemiştir. Aynı sayfada kendi zamanındaki Şamlar'ı da tarif eder: mahallenin sakinlerinin hemen hepsi çeşitli semtlerden gelip yerleşmiş muhacirlerdi.

Olcay'ın tarifine göre İhsaniye, "Şamlar Mahallesi'nin devamıdır"; Kulis Tepesi ile Ziyaret Kasabası'na giden yolun ayrımında biter ve Şamlar'ın üzerinde bulunduğu geniş, hâkim bir tepenin eteğine oturur. Hüsameddin'in Tatar Mahallesi için çizdiği sınırlar bu tarifle uyumludur: mahalle Şamlar Mezarlığı'nın kuzeyindedir, doğusunda şose yolu, batısında Ahmak Bağları, güneyinde mezarlık, kuzeyinde de "Gülüs" denen mevki bulunur. Yani mahallenin bir yüzü şehre giren yola, öbür yüzü bağlara ve mezarlığa bakar.

Mevkiin adı kaynaklarda iki biçimde geçer. Hüsameddin onu "Gülüs" diye yazar ve mahallenin kuzey kısmını kaplayan, geri kalanı çayırlık olan bu yerin çok eski bir ad taşıdığını belirtir. 727, 635 ve 573 tarihli kayıtlara kadar aynı biçimiyle bulunduğunu, bu yüzden adın Amasya'nın fethinden önceye gittiğini söyler. Adı, Pontus kralı VI. Mithridates'in komutanı Arkhelaos'tan ya da Mithridates'le savaşan Romalı kumandan Lucullus'tan bozma sayan bir yorum ileri sürer, ama bunu açıkça tahmin olarak sunar. Kuzeydoğusundaki bağlara verilen "Taraput" adı için de belge bulamadığını yazar. Zehra Hizmetli'nin makalesinde aynı yer "Göklüsu" olarak geçer. İki yazım arasındaki ilişkiyi kanıtlayan bir kayıt yoktur; ses benzerliği ve konum, aynı yerin kastedildiğini düşündürür, fakat bu bir çıkarımdır.

Tatarların Gelişi

Mahallenin asıl kuruluş hikâyesi, 1870'li yılların sonundaki Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından başlar. Hizmetli'nin makalesine göre 1878'de İhsaniye'ye iskân edilen Tatarların büyük çoğunluğu Romanya'nın Dobruca bölgesinde, Köstence'ye bağlı Mecidiye kasabasından gelmiştir. Amasya'da yerleşecekleri semte de bu yüzden önce "Mecidiye Mahallesi" denmiş; Tatarlara ait kimlik ve vergi belgelerinde mahalle adı Mecidiye olarak yazılıdır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında da bir süre bu ad kullanılmış, sonra bölge İhsaniye'ye katılmıştır. Olcay'ın anlatımı biraz farklıdır: ona göre mahalle halkı 1292 (1876-1877) yılında Kırım'dan gelen Kırım Tatarlarıdır ve Sultan II. Abdülhamid onların iskânını sağladığı için mahalleye "İhsaniye" denmiştir.

Kaynaklar birbiriyle tam örtüşmez, bu yüzden farkları açıkça yazmak gerekir. Hüsameddin Tatarların buraya "1295 tarihinden beri" iskân edildiğini söyler; Hizmetli bu tarihi 1878 olarak okur, ki hicrî 1295 Ocak 1878'de başlar. Olcay'ın 1292'si ise 1876-1877 anlamına gelir. Savaşın 1877 baharında başladığı ve büyük göçün ondan sonra yoğunlaştığı hatırlanırsa, Olcay'ın verdiği tarihin bir yıl kadar erken olduğu düşünülebilir; yine de bu bir yorumdur, belge değildir. Köken konusunda Olcay göçmenleri "Kırım'dan gelen" diye anar, Hizmetli ise Dobruca'daki Mecidiye'yi gösterir. İki anlatı birbirini dışlamak zorunda değildir; Hizmetli de mahallenin Kırım Tatarlarının yerleştirildiği yer olduğunu yazar. Yine de Amasya'ya gelen her ailenin yolculuğunu tek bir güzergâha indirmek doğru olmaz.

Hizmetli ayrıca iskânın iki aşamada gerçekleştiğini aktarır. Tatarlar önce Gözlek ile Kayabaşı arasındaki bölgeye yerleştirilmek istenmiş, ancak bölgenin bataklık olması, sıtma ve gelenlerin çiftçi olmaması yüzünden bu ilk yerden ayrılmışlardır. İkinci yer, Şamlar ile İhsaniye arasında kalan eski mezarlık alanıdır. İlk yerde devlet arazi vermiş, ikinci yeri ise Tatarlar devletten borçlanarak, taksitle ödemek üzere almıştır. Mahalleye yerleşme düzenini ve evlerin sıralanışını yine devlet belirlemiştir. Makalede, Ziraat Bankası Memleket Sandıkları'nın bu arazilerin satın alınması için düzenlediği senet örneklerinden söz edilir. Bu ayrıntılar, mahallenin geçici bir barınak olarak değil, planlı ve borçlandırmalı bir iskân alanı olarak kurulduğunu gösterir.

İskân politikasının genel ilkeleri bu seçimle örtüşür. Dönemin talimatnamelerine göre göçmen yerleşimleri bataklık olmayan, akarsuya ve ana yola yakın, nemli çukurlardan uzak yerlere kurulacaktı; iskân memurları gelenlere zengin fakir ayırmadan arazi verecek, yetmediği yerde Ziraat Bankası kredi açabilecekti. Göçmen yerleşimlerine sultanın lütfunu ya da hanedanı çağrıştıran adlar verilmesi de görülen bir uygulamaydı. Aynı makalede Amasya'daki Güllüce'nin Selimiye, Tuzsuz çiftliğindeki yeni köyün Hamidiye adını alması bu uygulamanın örneği olarak anılır. İhsaniye adının da sultanın "ihsanı" olarak verildiği fikri, Olcay'ın anlatısıyla örtüşür.

Adın Üç Biçimi

İhsaniye adı tek bir kayda bağlanamaz. Hüsameddin, mahallenin defter-i mîrîde yani resmî kayıtlarda "İhsaniye Mahallesi" adıyla yazıldığını, halk dilinde ise "Tatar Mahallesi" adının ağır bastığını söyler. Hizmetli, göçmenlerin elindeki belgelerde "Mecidiye" yazdığını aktarır. Olcay ise adı doğrudan sultanın iskân bağışıyla ilişkilendirir. Üç adın üç ayrı katmana ait olması mümkündür: devletin verdiği ad, göçmenlerin geldiği yerden getirdiği ad ve halkın söylemi. Ancak Hizmetli'nin makalesinde ikinci bir anlatım daha vardır. Osmanlı arşivinde bulunan 15 Mayıs 1905 tarihli bir belgeye dayanarak, Şamlar'ın Göklüsu mevkiinde 77 haneden oluşan Dağıstan muhacirlerinin iskân edildiğini ve burasının ayrı bir mahalle yapılarak "İhsaniye" adını aldığını yazar. Aynı makale başka bir yerde Tatarların "Dağıstan muhacirlerinden sonra" bu mahalleye yerleştirildiğini de söyler.

Bu anlatılar, tarihleri yan yana konunca bir çelişki doğurur. Tatarlar için verilen 1878 tarihi doğruysa, 1905'te adlandırılan mahalle Tatar yerleşiminden sonra kurulmuş olmalıdır; oysa Hüsameddin'in kaydı İhsaniye adının Tatar yerleşimi için defterlere işlendiğini söyler. Çözüm olarak iki ihtimal akla gelir. İlki, ad Tatar mahallesine verildikten sonra 1905'te komşu Dağıstanlı yerleşimi de kapsayacak biçimde genişlemiş olabilir. İkincisi, makaledeki "Dağıstan muhacirlerinden sonra" ifadesi ile 1905 belgesi aynı olaydan söz etmiyor olabilir. Elimizdeki kaynaklarla bu konuda kesin bir hüküm vermek mümkün değildir; yalnızca adın, II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) hem Tatarlar hem de Dağıstanlılar için kullanıldığı söylenebilir.

Dağıstanlı göçmenlerle Şamlar'ın ilişkisi başka bir belgede de görünür. Hizmetli'nin aktardığına göre, on ila yirmi yıl önce Dağıstan'dan gelerek Şamlar Mahallesi'ne misafir olarak iskân edilen muhacirler, Boğazbağları mevkiinde kendi paralarıyla satın aldıkları arazide oturuyordu. 6 Temmuz 1889 tarihli bir yazışmada bunların Boğazbağları'nda 44, Leylekli denen yerde 8 hane olmak üzere toplam 52 hane ve 165 nüfus oldukları, ziraatla uğraştıkları kaydedilir. Şamlar'da ne evleri ne emlakları bulunduğunu, yerleştikleri yerin iki saat uzakta olduğunu ve vergi ile tekâlif işlerinde zorluk çektiklerini belirterek Şamlar'dan ayrılmayı, yerlerine "Boğaz Mahallesi" adı verilmesini, bir imam ve muhtar atanmasını istemişlerdir. Bu dilekçe doğrudan İhsaniye'ye değil Boğazbağları'na aittir, fakat Şamlar'ın dışında yeni mahalleler kurulmasının nasıl işlediğini gösterir: göçmenler önce mevcut bir mahallenin hanesine yazılır, uzaklık ve vergi güçlüğü ortaya çıkınca ayrı muhtarlık ve imam talep eder.

Mahallede Hayat ve Meslekler

Hüsameddin'in kısa tarifi, mahalleyi yerli bir tarihçinin gözünden gösterir. Ona göre buradaki Tatarlar "gayet çalışkan" ve dindardır; mahallenin ortasında bir mescit yapmışlardır. 1316 yılında Amasya ileri gelenlerinden Zileli Hacı Velizâde Hacı Hasan Efendi bu mescidin yanına bir mektep yaptırmış, böylece mahalleye ve bilginin yayılmasına katkıda bulunmuştur. Aynı Hasan Efendi'nin hayırlarını Hüsameddin başka bir yerde de sayar. Meşrutiyetin ilanından sonra Amasya'da canlanan hayırseverlik hareketini anlatırken onun iki mektep yaptırdığını, birinin Tatar Mahallesi'nde, ötekinin Sultan Bayezid Camii avlusunda olduğunu yazar. Bayezid avlusundaki mektebin yapımına üç yüz lira kadar harcandığı ve 1328 Zilhicce'sinde açılışının yapıldığı da aynı kitapta geçer. Dikkat çeken nokta, Tatar Mahallesi'ndeki mektebin tarihidir. Mahalle maddesi 1316 der, meşrutiyet sonrası anlatı ise onu 1326'dan sonraki hareketin içine yerleştirir. İki kayıt aynı yapıyı kastediyorsa, tarih Hüsameddin'in kendi metninde de netleşmemiş demektir.

Mahalle halkının geçim yolları Hizmetli'nin makalesinde somutlaşır. Tatarların bir kısmı saraciye, yani at takımı, araba koşumu ve eyer yapımı işiyle uğraşıyordu. Bunlar ilk iskân yerlerinde mesleklerini sürdürememişti; İhsaniye'ye taşınınca atölyelerini kurabildiler. At yetiştiriciliği ve demircilik de mahallenin uğraşları arasındaydı. Makalenin ekinde yer alan at sıhhat belgesi, bu hayvancılığın resmî bir denetim altında yürütüldüğünü gösteren bir örnek olarak sunulur. Kırım'dan çıkan esnaf, zanaatkâr ve tüccarların iskân için tarım köylerinden çok şehirleri seçtiği ise makalede genel bir eğilim olarak kaydedilir.

Göç bir defada bitmemiştir. Hizmetli'nin Muzaffer Kaan Kırım'ın yüksek lisans tezine dayanarak aktardığına göre Tatarların mahalleye gelişi 1950 yılına kadar ara ara sürmüş, mahalleye yerleşen son aile Güney Dobruca'daki Silistre'den gelmiştir. Aradan geçen sürede Tatarcanın yerini Türkçe almış, ama dil unutulmamıştır; yaşlılar hâlâ Tatarca konuşur, gençlerin çoğu en azından anlar. Amasya halkıyla kurulan komşuluk ve akrabalık ilişkileri de mahallenin kültürünü, makalenin deyişiyle, yeni ve özgün bir yapıya dönüştürmüştür. Kırım'ın tezinin başlığı, mahalledeki Tatarların topluluklarını ve aidiyetlerini yeniden nasıl ürettiğini incelediğini gösterir. Tezin ayrıntılarına ulaşılamadığı için burada aktarılmamıştır.

Çevresindeki Yapılar

Mahallenin hemen kenarında, Şamlar Mezarlığı'nın üstünde, Şirvanlı İsmail Sirâceddin Efendi'nin türbesi yükselir. Hüsameddin türbeyi şöyle tarif eder: iki kubbeli, kârgir bir yapıdır, batısında mescit, doğusunda türbe bulunur. Türbeyi sadrazamlık yapmış Şirvanizade Mehmed Rüşdi Paşa yaptırmıştır; kitapta yapım tarihi bir yerde 1284, başka bir yerde 1286 olarak geçer, vakıflarının düzenlenmesi ise 1290'a verilir. Türbenin içinde Şirvanlı Şeyh İsmail Sirâceddin, oğlu İstanbul kadılığı yapmış Ahmed Hulusi Efendi ve damadı Hacı İsa Rûhî Efendi yatar. Hüsameddin, İsmail Sirâceddin'in oraya gömülmesinden önce bu tepeye "Şamlılar Üstü" dendiğini de yazar. Olcay'ın anlatımı bu bilgiyle birleşir: tepenin tam hâkim noktasında yatan Mevlana Siraceddin İsmail Şirvani Nakşibendî Halidî, sadrazam Mehmed Rüşdi Paşa'nın babası ve Mir Hamza Nigâri'nin hocasıdır. Türbenin avlusunda bir konak ve şadırvan bulunduğunu, Şamlılar Mahallesi çeşmesine akan suyun sonradan tümüyle bu türbeye çevrilip çeşmeden kesildiğini de Hüsameddin not eder. Aynı sayfada mahallenin yeri de belli olur: türbenin güneyi ve doğusu mezarlık, kuzeyi ise Tatar Mahallesi'dir.

Mahallenin batısındaki Ahmak Bağları da tarifte yer alır. Hüsameddin bu bağların 1300 tarihinden sonra kurulduğunu, havası sağlam ve konumu güzel olduğu hâlde suyu bulunmadığı için "Ahmak Bağları" denildiğini yazar. Bazı nüktedanlar "ahmak" sözcüğüne üç nokta ekleyerek "Uçmak Bağları", yani Cennet Bağları demek istemişlerdir. Şamlar Mezarlığı'nın kenarındaki Alagöz Baba Türbesi de aynı çevrededir. Hüsameddin, bu çok eski yapının Danişmendli Melik İsmail Gazi'ye nispet edildiğini ve biçiminin altıncı hicrî yüzyıl eserlerine benzediğini yazar. 807'de ölen Şeyh Şemseddin Ahmed Baba'nın buraya gömülmesiyle türbe bu adı almıştır; İsmail Gazi'nin burada yattığına dair rivayet dışında bir belge bulunamamıştır.

Şehrin Girişinde Bir Semt

Olcay'ın kitabında İhsaniye ile Sofular mahalleleri yan yana basılmış, iki başlığın altındaki metinler sütunlar hâlinde iç içe geçmiştir. İhsaniye paragrafının ardından Sofular'a ait anlatı gelir ve semtin tanınmış kişilerini tek tek sayar. Bu kişilerin arasında Oltu muhacirlerinden semaver tamircisi Ali Bey, İstanbul Emniyet Teşkilatı'nda görev yapmış, mütareke yıllarında Amasya'da maliye muhasebeciliği yapmış Lütfü Bey, şair Sebâtî Hoca ve oğlu Ali Hâver Bey bulunur. Aralarında bir cümle, bir mahallenin şehrin giriş noktası olmasına rağmen hiçbir gelişme göstermediğini söyler. Cümlenin İhsaniye'yi mi Sofular'ı mı kastettiği metinden anlaşılmaz. Bu nedenle bu adları İhsaniye sakinleri olarak yazmak doğru olmaz.

Olcay'ın İhsaniye'ye ayırdığı kısa paragraf yine de değerlidir. Mahallenin kuruluş nedenini, yani Kırım Tatarlarının iskânını ve ad kaynağını bir tanık ağzından kaydeder. Aynı kitapta başka mahalleler için de benzer gözlemler vardır: Şamlar'ın sakinleri "çeşitli semtlerden gelip yerleşen muhacirlerdir"; Aşağı Savadiye'de Türklerle birlikte Şirvan'dan gelen muhacirler oturur. Bu satırlar, İhsaniye'nin Amasya'nın göçle biçimlenen tek mahallesi olmadığını, ama adını doğrudan bu göçten alan mahallelerden biri olduğunu gösterir.

Nüfus

TÜİK/ADNKS verilerinin derlemesine göre İhsaniye Mahallesi'nin nüfusu 2012-2019 arasında şöyle seyretmiştir:

  • 2012: 2.000
  • 2013: 1.959
  • 2014: 1.988
  • 2015: 2.005
  • 2016: 2.054
  • 2017: 2.112
  • 2018: 2.240
  • 2019: 2.364

Nüfus 2013'te 1.959'a geriledikten sonra 2015'te 2012 düzeyine döner, 2016'dan itibaren yükselişe geçer ve 2019'da 2.364'e ulaşır. Sekiz yıllık artış yaklaşık yüzde 18'dir. Bugünkü nüfusun ne kadarının Tatar kökenli ailelere dayandığını gösteren bir veri bulunmamaktadır; Hizmetli'nin makalesi mahallenin kültürünü bugün de sürdüren bir topluluktan söz eder, ancak sayısal bir oran vermez. Daha yeni yıllar için derleme sitelerde farklı rakamlar dolaşmakta, doğrulanamadığı için burada kullanılmamıştır.

Araştırmada Eksik Kalanlar

Mahalle hakkında ulaşılabilen kaynak sınırlıdır ve bazı sorular açıktır. Tatar mescidinin adı, bugün ayakta olup olmadığı ve Hacı Hasan Efendi'nin yaptırdığı mektebin akıbeti, taranan kaynaklarda yer almamaktadır. Mahallenin 1878'de kaç haneyle kurulduğu bilinmemektedir; yalnızca 1905'teki Dağıstanlı grup için 77 hane sayısı verilmiştir. Hizmetli'nin dayandığı tez ve arşiv belgeleri bu ayrıntıları içeriyor olabilir. Şer'iyye sicilleri, tapu kayıtları ve Muhacirîn Komisyonu defterleri taranırsa mahallenin ilk sakinlerinin adları ve sayıları ortaya çıkabilir.

Kronoloji

1389: Şamlıların Şamlar Mahallesi'ne iskânının bu tarihe kadar uzandığı söylenir.

1520 ve 1576: Tahrir defterlerinde mahalle "Şamlular" adıyla geçer.

1284/1286-1290: Şirvanizade Mehmed Rüşdi Paşa, babası Şeyh İsmail Sirâceddin için mezarlığın üstündeki türbeyi yaptırır ve vakıflarını düzenler.

1292 (1876-1877): Olcay'a göre Kırım'dan gelen Tatarlar mahalleye iskân edilir; Sultan II. Abdülhamid'in bağışı nedeniyle adı İhsaniye konur.

1295 (1878): Hüsameddin'e göre Tatarların iskânı bu tarihten beri sürmektedir; Hizmetli, Dobruca'daki Mecidiye'den gelen Tatarların 1878'de yerleştirildiğini yazar.

1889: Dağıstan muhacirleri Şamlar'dan ayrılıp Boğaz Mahallesi adıyla ayrı mahalle olmak üzere imam ve muhtar talep eder.

1316: Zileli Hacı Velizâde Hacı Hasan Efendi, Tatar mescidinin yanına mektep yaptırır; aynı hayır başka bir anlatıda meşrutiyet sonrasına yerleştirilir.

15 Mayıs 1905: Arşiv belgesine göre Göklüsu'nda 77 haneli Dağıstan muhacir grubu iskân edilir ve mahalle İhsaniye adını alır.

1950: Mahalleye son Tatar ailesi, Silistre'den gelerek yerleşir.

2012-2019: Mahalle nüfusu 2.000'den 2.364'e çıkar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar