Amasya Merkez ilçesinin 40 mahallesinden biri olan Aşağı Mahallesi, şehir dokusunun içinde aranacak bir mahalle olmayıp Ziyaret beldesinin iki ana mahallesinden biridir. Ziyaret, Amasya'nın kuzeydoğusunda, Akdağ'dan Yeşilırmak'a doğru inen küçük bir dağın eteğinde, önünden akan derenin doğu kıyısında kurulmuş eski bir yerleşimdir. Adı bugün yalnızca bir yön bildiriyor gibi görünse de arkasında yedi yüz yılı aşan bir yerleşim geçmişi, Selçuklu döneminden kalma bir cami ve hamam külliyesi, Osmanlı vakıfları ve XIX. yüzyılın başında Amasya'da tanınan bir Nakşibendî şeyhinin tekkesi vardır. Mahallenin tarihini yazmak, bu yüzden Ziyaret'in tarihinden Aşağı'ya düşen payı ayırmak demektir.

Nüfus derlemelerinde mahalle yalnızca "Aşağı Mah." adıyla geçer ve Ziyaret'e açıkça bağlanmaz. Eşleştirme beldenin mahalle yapısına dayanır. Ziyaret üzerine yapılan akademik çalışmada İçişleri Bakanlığı verilerine dayanılarak beldenin Aşağı, Yukarı ve Saraycık mahallelerinden oluştuğu belirtilir ve Merkez ilçenin mahalle listesinde bu adlardan Aşağı ile Yukarı başka bir yerleşimle karışmaz. 2019'da üç mahallenin nüfusu 2.109, 1.455 ve 183 olup toplam 3.747 eder; aynı çalışmada belde nüfusu 3.901 olarak verilir. Rakamlar birbirine yakındır ve eşleştirmeyi destekler, ama bunu doğrudan söyleyen bir belge görülmemiştir.

Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi, Ziyare'yi kentin mahalleleri arasında sayar ve onu "Aşağı Mahalle" ile "Yukarı Mahalle" adlarıyla iki mahalle olarak anar. Yasar'ın anlatısında Aşağı'nın ayırt edici yanı, Ziyare'nin en eski yapılarını içinde barındırmasıdır: Keçioğlu Camii, yanındaki eski hamam, zaviye ve mektep bu mahalleye aittir; kuzey yönünde de Ziyareli İbrahim Çelebi'nin yaptırdığı bir mescit durur. Aşağı bu yüzden Ziyaret'in dinî ve kurumsal çekirdeği olarak okunabilir.

Ad ve Eski Yerleşim

Mahallenin içinde bulunduğu yerleşimin bilinen en eski adı Zemendu ya da Semendu'dur. Yasar, Bedreddin Aynî'nin Ikdü'l-Cümân'ından ve İbn Bibi'nin Selçuklu tarihinden aldığı satırlarla bu adın sağlam bir kaleye ve güzel bir beldeye verildiğini, Ziyare biçiminin onun halk ağzındaki karşılığı olduğunu yazar. Halk arasında bugün de Ziyere denir. Yerleşimin çevresi eskiden duvarla kuşatılmıştı; bağların kenarında ve dağ eteğinde görülen temel taşları ile duvar kalıntıları Yasar'ın bu kanıya varmasının dayanağıdır. Kale, Yasar'ın Amasya çevresinde saydığı yedi kaleden biridir; kalıntıları bugün seçilemez.

Yasar yerin suyunun çok soğuk, havasının sağlam olduğunu, ama eski kalenin şehrin kuzeyinde, körfez gibi çukur bir yerde durması yüzünden oranın havasının ağır geldiğini söyler. Bu kaleye Selçuklu yönetimi, Sivas emiri Harezmli Kır Han'ı sürmüş, Kır Han kısa süre sonra orada ölmüştür; İbn Bibi'ye dayanan bu haber, Amasya valisi Berke Han'ın isyanında etkili olmuştur. Adın nereden geldiği konusunda ise kesin belge bulunmadığını açıkça belirtir. Vâzıh Efendi'nin Ziyere'yi bir manastır adına bağlamasına güvenmez, çünkü o yazarın bilemediği eski adları manastır adı saydığını görmüştür. Kendi önerisi iki ihtimalden oluşur: Amasya'da oturan Sanitli Türklerin yere "Sanit" demesi sonradan Semendu'ya dönüşmüş olabilir ya da Selçuklu Sultanı Mesud, Amasya'yı başkent edindiği sırada burayı yenileyip bir köşk yaptırdığı ve bahar günlerini orada geçirdiği için, ziyaret edilen yer anlamında Ziyare adı Zemendu'nun yerine geçmiş olabilir.

Cumhuriyet'ten sonra yerleşimin adı resmen Ziyaret'e çevrilmiştir. Kurt'un aktardığına göre bu değişikliğin nedeni Hicabi Baba Türbesi'ne gösterilen yoğun ilgidir. Aşağı ve Yukarı adlarının ne zaman verildiği ise belirsizdir. Yasar'ın Ziyareli İbrahim Çelebi'nin 1075'te (1664-1665) yaptırdığı mescidi anlatırken "Aşağı Mahalle'nin kuzey tarafı" diye konum vermesi, adın en geç XVII. yüzyılda kullanımda olduğunu düşündürür; metin Yasar'ın kendi dönemindeki adlandırmayı da yansıtıyor olabileceğinden bu bir çıkarımdır. 1844-1845 sayımında köy üç mahalleli görünür ve üçüncü mahalle Soğukpınar'dır. Bugün Soğukpınar ayrı bir mahalle olarak yaşamaz; Aşağı Mahalle'nin sınırları içinde bir cadde adı olarak durur. Beldenin üçüncü mahallesi günümüzde Saraycık'tır. Soğukpınar'ın hangi tarihte Aşağı'ya katıldığı konusunda bir belge görülmemiştir.

Mevdud Camii'nden Keçioğlu Camii'ne

Yasar'a göre mahallenin en eski yapısı, Selçuklu emirlerinden Hoca Muhibbeddin Mevdud-ı Ziyari'nin yaklaşık 1281-1282'de (680 dolayı) yaptırdığı camidir. Temeli taştan, duvarı ve minaresi kırmızı tuğladan, üstü ahşap olan bu cami iki hamam ve dere kıyısında yüksek duvarla çevrili bir gölle birlikte anılır. Muhibbeddin Mevdud aynı kaynakta 1291 dolayında Rum ülkesinin müstevfîsi, yani başmuhasebecisi olarak geçer. Ziyari nisbesini taşıyan ilim adamlarının soyu da ondan türer: Yasar'ın 1-4. ciltlerde torunu dediği Saîdeddin Mevhûb, 1385'te ölmüş ve Şadgeldi Paşa Türbesi'nin önüne gömülmüştür; mezar taşında şöhretinin yazılı olduğu belirtilir. Yasar tabakat ciltlerinde aynı kişiyi soy zinciriyle Mevdud'un torununun oğlu olarak da gösterir, yani kuşak sayısı kaynağın kendi içinde tutarsızdır.

Camiyi sonraki yüzyıllarda depremler ve başka afetler yıkıma uğratmıştır. Yasar, 970 dolayında (1562-1563) Keçioğlu el-Hac Ali Çelebi'nin onu yeniden yaptırdığını, vakıflarını düzenlediğini ve halk arasındaki ile resmî kayıtlardaki adın bundan sonra "Keçioğlu Camii" olduğunu yazar. Yapının yanında eski bir hamam, bir zaviye ve bir mektep bulunur; Yasar camiyi, hamamı ve öbür eklentileri açıkça Aşağı Mahalle'de sayar. Bugün Hicabi Baba Camii adıyla da anılan yapının günümüzdeki dokusunda ne kadar eski unsur kaldığı, ulaşılabilen kaynaklarda anlatılmamıştır.

Camiyi yenileyen ailenin izi Yasar'ın tabakat ciltlerinde sürer. Keçizâde el-Hac İbrahim Kemâleddin Efendi, Ziyareli bir hâfızdır ve oranın eşrafından Hac Ali Çelebi'nin oğlu olarak tanıtılır. Babasından sonra ceddinin mescidinde imamlık yapmış, "cami vakfı"na mütevelli olmuş, birkaç yıl Amasya şehir emini görevinde bulunmuş, 1011'de eşkıya saldırısı sırasında vakfın mütevellisi olarak yerinde bulunmuş ve 1026'da (1617) ölmüştür. Oğlu Hac İsa Çelebi ile torunu Hac Mehmed Çelebi'nin de adı geçer. Metin cami adını vermez, ama Keçizâde adı, Ziyareli oluşu ve Keçioğlu Camii'nin mütevellilik geleneği bir arada düşünüldüğünde kastedilen yapının bu cami olması çok olasıdır.

Göl, Hamam ve Mescitler

Mahallenin su yapıları da Yasar'ın anlatısında öne çıkar. Mevdud'un yaptırdığı göl için Yasar "derenin garb-ı şimâlîsi", yani kuzeybatısı der; Ziyere üzerine yapılan çalışmanın özetinde aynı bilgi kuzeydoğu olarak geçer. Göl bugün izlenemediği için iki yönden hangisinin doğru olduğu denetlenemez; aynı çalışma, sözü edilen gölün yapay olduğunu da ekler. Mevdud'un gölünden ayrı olarak Şehzade Bayezid, Amasya valisiyken 870 dolayında (1465-1466) "aşağı göl"ü yaptırmış ve altındaki bağların tümünü has bahçe haline getirmiştir. Bu bahçeler 1143'e (1730-1731) kadar bostancılar kethüdasının idaresinde kalmıştır. Yasar gölün hangi mahalleye düştüğünü söylemez; adı "aşağı" olduğu için Aşağı Mahalle ile ilişkilendirmek akla yatkındır, ama bu belgeye dayanmaz.

Aşağı'nın kuzeyindeki mescit, Yasar'ın Ziyare bölümünde adı geçen ikinci yapıdır. Ziyareli el-Hac İbrahim Çelebi, 1075'te (1664-1665) "Aşağı Mahalle'nin kuzey tarafında" bir mescit yaptırmış, önüne bir çeşme koymuş ve vakıflarını düzenlemiştir. Camiin yanındaki mektep ile çeşmenin yaptırılışı ve bir bâb dükkânla bir parça bağın vakfedilişi de Yasar'ın tabakat ciltlerinde Ziyareli ileri gelenlerden Hüseyin Ağa-Kazancıoğlu'nun maddesinde geçer. Madde, onu servet ve nüfuz sahibi, Keçioğlu Camii vakfının mütevellisi bir hayır sahibi olarak tanıtır ve 1210 dolayında (1795-1796) öldüğünü yazar. E-kitaptaki madde iki sütunlu baskı düzeninde başka bir maddenin cümleleriyle iç içe geçmiştir; yukarıdaki ayrıntılar cümlelerin dizilişinden ayıklanmıştır.

Yukarı Mahalle'nin yapıları farklı bir kronolojiye aittir. Yasar'a göre orada Amasya kethüdası el-Hac Mehmed Çelebi 1080 dolayında (1669-1670) bir cami yaptırmış, eşraftan Çilingiroğlu el-Hac Ali Efendi 1198'de (1783-1784) camiyi taştan genişletip bir minare eklemiş ve yapı 1243'te (1827-1828) bir kez daha onarılmıştır; yanında bir hamam ve mektep bulunur. Aşağı'daki yapı grubunun kökü ise Selçuklu dönemine iner. İki mahallenin camileri arasındaki bu yaş farkı, Ziyare'nin ilk çekirdeğinin Aşağı tarafında oluştuğunu düşündürür, ama Yasar'ın anlattığı yapılarla sınırlı bir çıkarımdır.

Cami Çevresinin İnsanları

Keçioğlu Camii'nin kürsü şeyhliği ve vaizliği, Ziyare'nin ilim hayatını belirleyen görevlerdi ve Yasar bu görevi yapanlardan birkaçını anar. Camiin vaizi Şeyh Mustafa Efendi'nin oğlu Sa'deddin Mehmed Efendi, 1140'ta (1727-1728) babasının ölümü üzerine yerine vaiz olmuş, ama 1141'in Şevval ayında görevden feragat etmiş ve yerine Yahya Efendi geçmiştir. Bu satır, cami vaizliğinin XVIII. yüzyılda babadan oğula geçebildiğini ve bu geçişin her zaman kalıcı olmadığını gösteren az sayıdaki ayrıntıdan biridir.

Ziyârelizâde el-Hac Hüseyin Efendi, Amasya'da öğrenimini tamamlayıp ders vermeye başladıktan sonra Ziyare'de Keçioğlu Camii kürsü şeyhi olmuş ve 1205'te (1790-1791) ölmüştür. Yasar onu bilgin, fakih, Arapça ve akıl bilimlerinde usta, doğru sözlü, ölçülü ve yönetim işlerini bilen biri olarak anlatır; oğulları Abdullah, Mehmed ve Ahmed Efendilerdir. Bir sonraki kuşakta Süleyman Efendi, Ziyare Mahallesi'nden Seyyid Osman Efendi'nin oğludur ve Müftüzâde diye anılır. Hâfız Ali Efendi'nin yanında öğrenimini tamamladıktan sonra Keçioğlu Camii kürsü şeyhi olarak Ziyare'ye çekilmiş, Abdülbâki Hicâbî Efendi'nin zikir halkasına devam etmiş ve 1243'te (1827-1828) ölmüştür. Süleyman Efendi'nin hayatı, mahallede cami ile tekke arasındaki ilişkinin nasıl işlediğini gösterir: medrese eğitimi görmüş bir kürsü şeyhi aynı zamanda tarikat halkasının müridi olabiliyordu.

Camiin yakınına gömülen en üst düzeydeki isim Deli Zülfikâr Paşa'dır. Yasar'a göre Zülfikâr Paşa, Ziyare Mahallesi ahalisinden Baloğlu Sipahi Mehmed Ağa'nın oğludur; dedesi Abadlı Behlül Bey Ziyare'ye yerleşmişti. Zülfikâr Paşa, 1020'de (1611) Diyarbekir valisi olmuş, 1022'de ikinci kez Erzurum valiliğine getirilmiş, 1023'te Öküz Mehmed Paşa'nın sadrazamlığından sonra azledilerek Amasya'da oturmaya memur edilmiş ve 1024'te (1615) ölmüştür. Yasar onu cesur, tedbirli ve akıllı bir vezir diye niteler ve Ziyare'de onarttığı Keçioğlu Camii civarında gömülü olduğunu yazar. Oğulları Mehmed ve Ali Beyler, kethüdası Ahmed Ağa ve hazinedarı Yahya Ağa da anılır. Bu bilgiden, Keçioğlu Camii'nin 1562-1563'teki yenilemesinden yaklaşık yarım yüzyıl sonra bir vezirin yeniden onardığı bir yapı olduğu anlaşılır.

Hicabi Baba ve Tekke

Mahallenin XIX. yüzyıldaki en tanınan kişisi, halk arasında Gül Baba ve Hicabi Baba diye anılan Abdülbâki Hicâbî Efendi'dir. Kırım'ın Bahçesaray kentinde doğmuştur ve kaynaklara göre 1774'te Kırım'ın Rusya tarafından işgali üzerine Anadolu'ya göçüp Amasya'ya yerleşmiştir. Orada Ürgüplü Ahmed Efendi'nin derslerinden icazet almış, ardından Nakşibendiyye'nin Müceddidiyye koluna mensup Turhallı Şeyh Mustafa'ya bağlanmıştır. Şeyhliğe geçtikten sonra Ziyaret'e yerleşmiş, Keçioğlu Camii'nde ve zaviyesinde irşada başlamıştır. Yasar'ın Hicâbî Tekkesi maddesine göre tekke 1212'de (1797-1798) caminin bitişiğinde kurulmuştur; yani Hicabi, Aşağı Mahalle'nin eski cami ve zaviye çekirdeğinin yanına bir tarikat ocağı eklemiştir.

Tekkeyi yaptırdığı gibi camiyi de onarmış, bundan sonra Keçioğlu Camii Hicabi Baba Camii adıyla da anılmıştır. Derslerini verdiği ve kaynaklarda adı geçmeyen bir medresesi olduğu da bilinir. Yasar, Rus Savaşı sırasında Taşköprülü Abdullah Efendi'nin başında bin kadar talebenin toplanıp Rumeli'ye gittiğini, bu tabur içinde "Ziyare şeyhi Hicâbî Abdülbâki Efendi"nin de bulunduğunu yazar; sefer 1224-1225'e (1809-1810) denk düşer ve bir yıl kadar sürmüştür. Hicabi, 1238'de (1822) Ziyaret'te ölmüş ve camiye bitişik türbeye gömülmüştür. Türbedeki sandukalardan birinde Müderris Hâfız Mehmed Efendi adlı oğlunun, bir başkasında İsmail İzzettin adlı torununun adı okunur. Kızıyla evli olan damadı İbrahim Zühdî Efendi ile Dağıstanlı Yasin Efendi onun iki halifesidir.

Yasar, İbrahim Zühdî Efendi'nin ölümünden sonra tekkenin mektep olarak kullanılmaya başlandığını yazar; tekke geçmişte kalmış, ama türbe çevresindeki ziyaret sürmüştür. Hicabi'nin dört risalesi bilinir: Zübdetü'l-İslam, Risâle-i Hicâbî, Arapça Risâle fi't-Takvâ ve el-Ebkiretü'l-Mu'telife fî Şerh-i Emsileti'l-Muhtelife. Bursalı Mehmed Tahir ona bunlardan başka sekiz eser daha atfeder. Zübdetü'l-İslam, Ziyaret Belediyesi tarafından 2013'te günümüz alfabesine aktarılarak yayımlanmıştır. Halifelerinden Şehir Kethüdâsızâde Mehmed Ârifî Efendi ise Amasya kentindeki Acem Ali Mahallesi'nde evinin selamlık kısmını zaviye yapmış ve yaklaşık otuz yıl şeyhlik etmiştir; böylece Aşağı Mahalle'deki ocağın çizgisi kente de ulaşmıştır.

1840 ve 1844-1845 Sayımlarında Aşağı

Mahalleye ait en ayrıntılı belge 1844-1845 temettuat defterleridir. Songül Keçeci Kurt'un incelediği üç defterin başlığında Ziyere, Sivas eyaleti Amasya kaymakamlığı içinde Akdağ nahiyesine bağlı bir köy olarak anılır ve Soğukpınar, Aşağı ve Yukarı mahallelerinde oturan Müslüman halkın emlak, arazi ve temettüleri deftere geçirilir. Bu sayıma göre Aşağı Mahalle'de 59 hane vardır; Soğukpınar'da 43, Yukarı'da 151, köyün tümünde 254 hane yazılıdır. Hane başına beş kişi hesabıyla köy nüfusu 1.270, Aşağı'nın nüfusu yaklaşık 295 kişidir. 1840 nüfus defterinde Aşağı'nın hane sayısı 70, Soğukpınar'ınki 54, Yukarı'nınki 129'dur. Kurt, iki sayımdaki bu farkı mahalle sınırlarının keskin çizilmemesine ve bazı hanelerin farklı mahallelere yazılmasına bağlar.

Gayrimüslim haneler 1844-1845'te yalnızca Yukarı Mahalle'de görülür; Aşağı tümüyle Müslüman bir mahalledir. 1914'te yapılan sayımda da durum aynıdır: Aşağı'da 292 Müslüman, Soğukpınar'da 285 Müslüman ile 27 Rum, Yukarı'da 796 Müslüman ile 23 Rum yaşar ve belde toplamı 1.423 kişidir. Aşağı'nın nüfusu 1845 tahmini ile 1914 arasında hemen hemen değişmemiştir. Ziya Paşa'nın 1863'te Amasya mutasarrıfı olduğu dönemde Ziyere'ye giden yolu yaptırdığı ve köyün o sırada 200 hane kadar olduğu da Kurt'un aktardığı belgelerden anlaşılır.

Hane reislerinin adları mahallenin toplumsal dokusunu gösterir. Aşağı'nın defterinde ilk hane "Davulcu Oğlu Mehmed"e aittir; ardından "Çanakçı Oğlu Hacı Hasan", "Dümbelekçi Oğlu Ömer", "Etlikçi Oğlu Abdullah" ve "Berber Oğlu Mustafa" gibi meslek lakaplı adlar gelir. Kabakçı ve Kirlioğlu aileleri üçer haneyle mahallenin en kalabalık soylarıdır. "Canikli Mehmed", "Yenicelili Mehmed" ve "Yozgatlı Süleyman" gibi kişiler memleket adlarıyla anılır. 59 hane reisinin sekizi, yani yüzde 13,5'i hacı unvanını taşır. 31. hanede Hatip Şerif, 42. hanede Derviş Mehmed, 53. hanede Hacı Osman Ağa kayıtlıdır. Mahallede iki hanede kadınlar mal sahibi olarak yazılmıştır: Emine Hatun, Çercili Mehmed Efendi'nin kızı olarak 55. hanede, Azime ise 46. hanede yer alır. Kurt'un görüştüğü Ziyaret sakinleri, bu lakapların birçoğunun bugün de aileleri ayırt etmek için kullanıldığını söylemiştir; örneğin 50. hanedeki "Kabzeli Ahmed" lakabı bugün "Kamzeli" biçiminde yaşar.

Dut, Bağ ve Hayvan

Mahallenin geçimi bahçıvanlığa dayanır. Aşağı'da 59 hane reisinin 48'i, yani yüzde 81,3'ü bahçıvandır; bu oran Ziyere'nin üç mahallesi içinde en yüksektir (Soğukpınar'da yüzde 67,4, Yukarı'da yüzde 66,8). Geri kalanlar iki amele, iki ipek tartma ustası, iki satıcı, bir derviş ve bir imamdır. Mahalledeki ekili ve dikili arazi 108 dönüm dut bahçesi, 23 dönüm bağ ve 6 dönüm tarladan oluşur. Dut bahçelerinden 28 dönüm, yaklaşık dörtte biri, yarı yarıya bölünmüş, yani ortaklaşa işlenen bahçelerdir. Dut ipekböcekçiliğine, Amasya'nın eski bir uğraşına işaret eder; Kurt, 1865 dolayından itibaren ipekböceği hastalığının üretimi büyük ölçüde düşürdüğünü, bugün dutun yerini kiraz gibi meyvelerin aldığını belirtir.

Hayvancılık Aşağı'da Yukarı'ya göre cılızdır. Mahallede 40 inek ve düve, 12 buzağı, 64 keçi, 38 oğlak, 16 merkep, 8 katır ve 12 arı kovanı yazılıdır; toplam 178 hayvan eder. Yukarı'da bu sayı 1.511'dir ve çoban hanelerinin tümü orada oturur. Aşağı'da mülk geliri olarak yalnızca değirmenler görünür: üç haneye ait değirmenden 750 kuruş hasılat hesaplanmıştır. Olcay'ın Amasya Hâtıraları'nda "Ziyere'nin yaylacıları" kentteki Madenüzcü Hacı Mustafa Ağa'nın manav dükkânının sürekli müşterisi olarak anılır ve kaymağın, sütün, yoğurdun en iyisinin oraya geldiği söylenir; bu satır Ziyere'nin bütünü için söylenmiştir ama beldenin hayvancılık geleneğinin XX. yüzyılın başında da sürdüğünü gösterir.

Vergi dökümünde Aşağı, üç mahalle arasında orta yerde durur. 1844-1845'te Aşağı'dan 6.222 kuruş yıllık vergi, 2.050 kuruş ipek öşrü, yaklaşık 510 kuruş üzüm öşrü, 23 kuruş kovan öşrü ve 5 kuruş koyun ve keçi vergisi alınmıştır; mahallenin toplam vergisi 6.310 kuruştur. Yıllık temettuat geliri 29.296 kuruş, ticaret geliri 21.449 kuruştur. Hane başına düşen ticaret geliri 363,5 kuruşla üç mahalle içinde en yüksektir; Soğukpınar'da 260,8, Yukarı'da 336,7 kuruş yazılmıştır. Hane başına gelir 885, hane başına vergi 106 kuruştur ve verginin gelire oranı yüzde 11,9 ile Ziyere'nin en yüksek oranıdır. Kurt defter toplamlarında tutarsızlıklar bulunduğunu da belirtir; yine de hanelerin gelirleri birbirine yakındır ve köyde belirgin bir zenginlik farkı görülmez.

Nüfus

Mahallenin yakın dönemdeki sayısal geçmişi, TÜİK'in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerinden derlenen seriyle izlenebilir. Aşağı Mahallesi'nin nüfusu 2012'de 2.094, 2013'te 2.151, 2014'te 2.249, 2015'te 2.203, 2016'da 2.235, 2017'de 2.258, 2018'de 2.213 ve 2019'da 2.109 olarak kaydedilmiştir. Yedi yıllık dönem boyunca nüfus 2.100 ile 2.260 arasında kalmış, en yüksek değerine 2017'de ulaşmış, 2012 ile 2019 arasında yalnızca on beş kişilik, yüzde birin altında bir artış göstermiştir. 2017'den sonraki iki yıllık düşüş toplam 149 kişidir. Bu seri 1914'teki 292 kişilik Müslüman nüfusun, sınırlar değişmediyse, yüz yıl içinde yaklaşık yedi katına çıktığını gösterir.

Bu rakamların anlamı Merkez ilçenin geneliyle karşılaştırılınca belirginleşir. Aynı derlemenin 40 mahalleli 2013 tablosuna göre Merkez'in toplam nüfusu 99.965 iken 2019'da 120.850'ye çıkmıştır; bu altı yılda yüzde 20'yi aşan bir artıştır. Artışın büyük bölümü şehrin yeni gelişen mahallelerinde yaşanmış, 2019'da Şeyhcui 23.145, Hacılar Meydanı 14.837, Bahçeleriçi 11.821 kişiyle listenin başında yer almıştır. Aşağı Mahallesi'nin payı ise 2013'te yaklaşık yüzde 2,2 iken 2019'da yüzde 1,7'ye inmiştir. Mahalle 2013'te nüfus bakımından Merkez'in onuncu, 2019'da on dördüncü büyük mahallesidir. Mahalle küçülmemiştir, ama şehrin geri kalanı büyüdüğü için görece ağırlığını yitirmiştir.

Komşu mahalle Yukarı'nın serisi 2012'de 1.418, 2017'de 1.529 ve 2019'da 1.455'tir. İki mahalle aynı yıllarda aynı biçimde, 2017 dolayında zirve yapıp sonra hafifçe gerilemiştir. Aşağı her yıl Yukarı'dan yaklaşık yüzde 45 ile 52 arasında daha kalabalıktır. Oysa 1844-1845'te Yukarı hane sayısıyla Aşağı'nın iki buçuk katı, 1914'te nüfusuyla da yaklaşık 2,7 katıydı. Tablonun tersine dönmesi 1914'ten sonra gerçekleşmiştir ve nedenini gösteren bir belge ulaşılabilen kaynaklarda bulunmamaktadır; Soğukpınar'ın Aşağı'ya katılması, mahalle sınırlarının değişmesi ve yeni konut yapımı akla gelen ihtimallerdir.

Kurt'un aktardığı İçişleri Bakanlığı verilerine göre beldede Aşağı'da 481, Yukarı'da 512, Saraycık'ta 67 bina bulunur. 2016 bina sayısı ile 2019 nüfusu birlikte okunursa bina başına düşen kişi sayısı Aşağı'da yaklaşık 4,4, Yukarı'da yaklaşık 2,8'dir; bu yalnızca bir gözlemdir ve farklı yılların verisine dayandığı için dikkatle okunmalıdır. Ziyaret Belediyesi'nin adresi Yukarı Mahalle'dedir. Aşağı'nın muhtarı, okulu ve kamusal yapıları hakkında ulaşılabilen kaynaklarda ayrıntı yoktur; bunlar için belediye ve mahalle muhtarlığı doğru başvuru yerleridir.

Kronoloji

1281-1282 dolayı (680): Hoca Muhibbeddin Mevdud-ı Ziyari'nin Ziyare'de cami, iki hamam ve göl yaptırması.

1291 dolayı (690): Muhibbeddin Mevdud'un Rum ülkesi müstevfîsi olarak anılması.

1385 (787): Saîdeddin Mevhûb'un ölümü.

1465-1466 dolayı (870): Şehzade Bayezid'in Amasya valiliği sırasında aşağı gölü yaptırması.

1562-1563 dolayı (970): Keçioğlu el-Hac Ali Çelebi'nin camiyi yenilemesi ve vakıflarını düzenlemesi.

1611-1615 (1020-1024): Deli Zülfikâr Paşa'nın valilikleri ve 1615'te ölümü; Keçioğlu Camii civarına gömülmesi.

1617 (1026): Keçizâde el-Hac İbrahim Kemâleddin Efendi'nin ölümü.

1664-1665 (1075): Ziyareli el-Hac İbrahim Çelebi'nin Aşağı Mahalle'nin kuzeyinde mescit ve çeşme yaptırması.

1727-1728 (1140): Cami vaizi Şeyh Mustafa Efendi'nin ölümü ve oğlu Sa'deddin Mehmed Efendi'nin vaiz olması.

1774: Kırım'ın işgali üzerine Hicabi Baba'nın Anadolu'ya gelişi.

1797-1798 (1212): Hicâbî Tekkesi'nin Keçioğlu Camii'nin bitişiğinde kuruluşu.

1809-1810 (1224-1225): Hicabi'nin talebe taburuyla Rus Savaşı'na katılması.

1822 (1238): Hicabi Baba'nın ölümü ve camiye bitişik türbeye gömülmesi.

1840: Nüfus defterinde Aşağı Mahalle'nin 70 hane olarak yazılması.

1844-1845: Temettuat sayımında Aşağı Mahalle'nin 59 hane olması; köyün 254 hane, tahminen 1.270 kişi.

1914: Aşağı Mahalle'de 292 Müslüman nüfus.

2012-2019: Aşağı Mahallesi nüfusunun 2.094 ile 2.258 arasında seyretmesi; 2019'da 2.109.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar