Resmî kayıtlarda Amasya Merkez ilçesinin Bahçeleriçi Mahallesi olarak geçen, posta kodu 05200 olan yerleşim, şehrin Dereboyu semti içinde yer alır ve nüfus bakımından Merkez ilçenin en kalabalık mahalleleri arasında sayılır. Bugün bir konut mahallesine verilmiş olan bu ad, Amasya'nın yerel tarihçisi Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kitabında "Bahçeler İçi" biçiminde, Yeşilırmak'ın kuzey kıyısındaki bağ ve bahçe kuşağının adı olarak karşımıza çıkar. Mahallenin kuruluşunu, ilk sakinlerini ya da tapu ve tahrir defterlerindeki yerini belgeleyen bir çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu yüzden anlatı iki katmandan kurulur: bir yanda eski kaynaklarda bu ad altında anılan bahçeler ve onların çevresindeki yapılar, öte yanda bugünkü mahallenin konum ve nüfus verileri bulunur. İkisinin birbirine tam olarak oturup oturmadığı, mahalle sınırları zaman içinde değiştiği için kesin biçimde söylenemez.

Adın Kökeni

"Bahçeleriçi" Türkçenin yalın bir ad tamlamasıdır: bahçelerin içi. Amasya'da bu söz, bir mahalleden çok önce bir mevkiin adı olarak kullanılmıştır. Hüsâmeddîn Yasar, Yeşilırmak boyunca uzanan bağların adlarını sayarken Kuş Köprü başından başlayarak ırmağın kuzey kıyısında önce "Bahçeler İçi"nin, ardından "Filingir, Firingir ya da Firenkler" denen bağların, sonra da Ziyâre Bağları'nın geldiğini yazar. Bu sıralama, adın bir yerleşim biriminden önce bir bahçe bölgesini gösterdiğine işaret eder.

Aynı pasajda mülkiyete dair bir bilgi de yer alır. Yazara göre Bahçeler İçi eskiden sarayın tamamlayıcı mülkleri arasındaydı ve hicrî 1000 dolaylarında, yani 1590'lı yılların başında, ileri gelenlere ve kişilere satılmıştır. Hangi sarayın kastedildiği, satışın hangi belgeye dayandığı ve bahçelerin kaç parçaya bölündüğü metinde belirtilmez. Yine de bu cümle, bahçelerin bir dönem hanedan ya da devlet mülkü olduğunu, sonradan özel ellere geçtiğini gösterir. Bağ ve bahçe sahipliğinin bu biçimde dağılması, mevkiin ilerleyen yüzyıllarda parçalanarak konut alanına dönüşmesinin de ilk halkası sayılabilir; ancak bunu doğrudan anlatan bir kayıt elimizde yoktur.

Osman Fevzi Olcay da Amasya Hâtıraları'nın içindekiler bölümünde şehrin bağlarını tek tek sayar ve bunlar arasında "Bahçeleriçi Mevki Bağları" başlığına yer verir. Başlığın altındaki metin elimizdeki taramada bulunmadığından Olcay'ın ne yazdığını aktaramıyoruz. Buna karşılık başlığın Frenkiler, Yenice ve Kuz Kilise bağlarının yanında, Ters Dolap ve Boğaz bağlarından önce sıralanması, mevkiin yirminci yüzyılda da ayrı bir bağ bölgesi olarak tanındığını gösterir.

Konumu ve Coğrafyası

Harita ve posta kodu derlemelerine göre Bahçeleriçi, Amasya Merkez ilçesinin Dereboyu semti içinde yer alır ve şehir merkezine yaklaşık bir kilometre uzaklıktadır. Rakımı yaklaşık 395 metre olarak verilir. Amasya'nın eski çekirdeği, Harşena Dağı'nın eteğinde ve nehrin kıyısında uzanan dar bir şerit üzerindedir; şehir bu şeridin dışına doğru yayıldıkça Dereboyu gibi geniş ve düz alanlar konut bölgesine dönüşmüştür.

Eski kaynaklarda ise Bahçeler İçi, Şamlılar Mahallesi'nin kuzeyindeki bağlar olarak tanımlanır. Hüsâmeddîn Yasar, Şamlılar Mahallesi'nin sınırlarını anlatırken doğuda Yeşilırmak'ı, batıda mezarlığı, güneyde Kale'nin eteğini ve kuzeyde "Bahçeler İçi bağlarını" gösterir. Medrese bölümünde de aynı yeri işaret eder: Büyük Ağa Medresesi, Şamlılar Mahallesi'nde, Bahçeler İçi demekle tanınan bağların başında, yol üzerinde bulunan yapı olarak tarif edilir. Bugün Şamlar ile Bahçeleriçi arasındaki idarî sınır bu eski tarifle birebir örtüşmez. Kapı Ağası Medresesi'ni anlatan ansiklopedi maddesi yapıyı Şamlar Mahallesi'nde, güncel rehberler ise Bahçeleriçi Mahallesi'nde gösterir. Aradaki farkın sonradan yeniden çizilen mahalle sınırlarından doğduğu düşünülebilir, fakat bunu doğrulayan bir belgeye ulaşılamamıştır.

Bölgenin suyu, bu bahçelerin var olmasının ilk nedenidir. Yeşilırmak'ın kollarından Tersakan Irmağı, Hüsâmeddîn Yasar'ın anlattığına göre Lâdik'in kuzeyinden doğar, Havza'nın doğusundan ve Suluova'nın ortasından geçtikten sonra Amasya'nın kuzey boğazından şehre girer ve "Bahçeler İçi'nin üstünde" Yeşilırmak'a karışır. Kuzeyden güneye aktığı için Tersakan adını almıştır; bahar sularıyla coşup çevresine zarar verdiğinde Deliçay diye de anılırdı. Yazar, iki yakasındaki değirmenlerin, fabrikaların, bağların ve bahçelerin bu çaydan yararlandığını ayrıca belirtir. Çayın ırmağa karıştığı yere yakın bir noktada, Ziyâre yolu üzerinde, Selçuklu Sultanı Mesud'a atfedilen eski bir köprü durur. Bahçeler İçi'nin iki akarsuyun birleştiği düzlüğe yakın bir yerde bulunması, bu toprağın neden bahçeye elverişli sayıldığını açıklar.

Gülüs Çayırlığı ve Cülüs Adı

Mahallenin bugünkü caddelerinden biri Cülüs Caddesi adını taşır. Bu adın kaynağına dair doğrudan bir belge yoktur, fakat Hüsâmeddîn Yasar aynı çevrede çok eski bir yer adını kaydeder. Şamlar Mezarlığı'nın kuzeyinde, Tatar Mahallesi'nin yakınında "Gülüs" denen bir mevki bulunur; mevkiin kuzey tarafı çayırlıktır. Yazar, bu adın eski vesikalarda hicrî 573, 635 ve 727 tarihlerine kadar aynı biçimde geçtiğini, dolayısıyla Amasya'nın Türkler tarafından alınmasından önce de var olduğunu söyler. Gülüs'ün kuzeydoğusundaki bağlara da aynı gerekçeyle "Taraput Bağları" dendiğini ekler.

Adın kökeni için iki ihtimal sunar. Birincisi, Pontus Kralı Mithridates'in komutanlarından Arkilaus'un adının kısalmış hâli olması, ikincisi Mithridates'i yenen Roma komutanı Lucullus'un burada konaklaması nedeniyle onun adından türemiş olmasıdır. "Taraput" sözü için ise bir belge bulamadığını, bunu "Tora Pont" tamlamasına bağlayan tahminini destekleyecek bir ipucuna da rastlamadığını açıkça yazar. İkinci ihtimalin arka planı kitabın başka bir yerinde anlatılır: Lucullus M.Ö. 71 dolaylarında şehre kuzey boğazından girmiş ve bugün "Bahçeler İçi" denen bahçelerin kuzeyindeki, "Gülüs" adıyla anılan çayırlığa konaklamıştır. Askerleri şehri yıkmamış, ama yağmaya girişmiştir.

Bu iki pasajın birlikte okunması, Bahçeler İçi ile Gülüs'ü aynı çevrede, yan yana duran iki ad olarak gösterir. Cülüs Caddesi'nin adının bu eski mevki adından mı, yoksa tahta çıkış anlamına gelen "cülus" sözünden mi geldiği bilinmemektedir. Aynı belirsizlik, 1919'da Mustafa Kemal Paşa ve heyetinin Amasya'ya gelişinde karşılandığı anlatılan Cülüstepe mevkii için de geçerlidir. Ad benzerliği dikkat çeker, fakat bu mevkiin Gülüs çayırlığıyla aynı yer olduğunu yazan bir kaynağa ulaşılamamıştır.

Büyük Ağa Medresesi

Bahçeler İçi'nin bilinen en önemli yapısı Büyük Ağa Medresesi'dir; Kapı Ağası Medresesi ve Medrese-i Hüseyniyye adlarıyla da anılır. Yapıyı II. Bayezid'in Amasya'daki kapı ağası Hüseyin Ağa yaptırmıştır. Kitabeye göre yapım tarihi hicrî 894'tür; bu yıl miladî takvimde 1488 sonu ile 1489 sonu arasına denk geldiği için kaynaklarda kimi yerde 1488, kimi yerde 1489 yazılır. Hüsâmeddîn Yasar kitabeyi aktarır ve aynı ibarenin Hüseyin Ağa'nın yaptırdığı bedestenin üzerinde de görüldüğünü belirtir. Kitabenin bugün yerinde bulunmayıp parçalar hâlinde Amasya Müzesi'ne taşındığı ansiklopedi maddesinde yazılıdır.

Yazarın yıl yıl derlediği olay listesinde aynı medrese hicrî 890 yılının olayları arasında anılır ve Hüseyin Ağa ile Küçük Kapı Ağası Ayas Ağa'nın Şamlılar Mahallesi'ndeki medreseleri ve Ayas Ağa'nın camisinin o yıl tamamlandığı söylenir. Medreseleri tek tek anlatan bölümde ise yapının 894'te yaptırıldığı kayıtlıdır ve Ayas Paşa'nın camisi hicrî 900 tarihine bağlanır. Bu fark, yazarın iki ayrı derlemeyle çalışmasından doğmuş görünür; kitabe tarihi 894 olduğu için yapı bu yıla ait kabul edilir.

Medrese, Osmanlı medrese mimarisinde pek benzeri bulunmayan sekizgen bir plana sahiptir. Ortadaki sekizgen avlunun çevresinde her kenarda dörder payeyle taşınan sivri kemerli revaklar sıralanır, revakların arkasında kubbeli hücreler yer alır ve güneyde, öğrenci odalarından daha yüksek tutulmuş kubbeli dershane ve mescit bulunur. Ansiklopedi maddesine göre bu planın ortaya çıkmasında biçim arayışı kadar arazinin topografyası da etkili olmuş, bu yüzden giriş kapısı ile dershane aynı eksende yer almamıştır. Aynı plan, küçük değişikliklerle Mimar Sinan tarafından 1550 tarihli İstanbul Rüstem Paşa Medresesi'nde yeniden kullanılmıştır. Yapı üç sıra tuğla ve bir sıra taşla örülmüş, hücre cephesinde Bursa kemerleri kullanılmış, sıvalarda malakârî süslemenin izleri görülmüştür. Medresenin önünde klasik üslupta bir çeşme vardır; kemerinin üzerinde boş bir mermer levha durur ve çeşmenin de Hüseyin Ağa'nın hayratlarından biri olabileceği düşünülür.

Medresenin vakfı geniş tutulmuştur. Hüsâmeddîn Yasar, gelirler arasında Amasya'nın tanınmış Bedesten'ini sayar. Bedestenin tamamının sahih vakıf olduğunu, sonradan bazı dükkânların özel mülke geçtiğini, orta bedestenin on yıllığına "Abranusyan Birâderler"e kiralandığı hâlde yirmi yıla yakın bir süre vakfa geri verilmediğini yazar ve bunun incelenmeye değer bir durum olduğunu ekler. Vakfın ayrıntıları Semavi Eyice'nin 1978'de yayımladığı "Kapu Ağası Hüseyin Ağa'nın Vakıfları" makalesinde ele alınmıştır.

Medresenin derecesi konusunda kaynaklar ayrışır. Hüsâmeddîn Yasar yapıyı altmışlı, yani Amasya'da birinci sınıf sayılan medreseler arasında gösterir. Ansiklopedi maddesine göre ise medrese ilk yıllarında otuzlu derecededir ve 963 (1556) tarihinde kırklılar arasında bulunmaktadır. Elimizdeki metinler bu farkı açıklamaz; derecenin zamanla yükselmesi ya da sıralamanın farklı ölçütlere dayanması akla gelir. Müderrisler arasında en tanınmışı, hicrî 911'de göreve gelip 918'de İstanbul'a atanan Taşköprülü Musliheddin Efendi'dir. Yazara göre ondan önce Koca Emir es-Seyyid İbrahim Efendi görev yapmıştır. Yıllık olay listesinde ise ilk müderris olarak Ustaoğlu Tâceddîn İbrâhim Efendi anılır; bu iki adın aynı kişiye mi, ardışık görevlilere mi ait olduğu açık değildir.

Sonraki yüzyıllarda tedris görevi birkaç ailenin elinde dolaşmıştır. Kayyımzâde el-Hâc İsmâ'îl Efendi hicrî 1141'de ölünce yerine Ayıntâbî el-Hâc Kara Osmân Efendi geçmiş, 1151'de Hâfız Mehmed Efendi, 1168'de İbatsalı es-Seyyid Abdullah Efendi, 1179'da Halîl Efendi, ardından es-Seyyid Mustafa Efendi ve oğlu es-Seyyid Mehmed Emîn Efendi görev almıştır. 1193'te Şeyhzâde Abdullah Vecîh Efendi, 1218'deki ölümünün ardından oğulları es-Seyyid Mehmed Şerîf, Abdurrahmân ve Ahmed Rüşdî Efendiler, sonra es-Seyyid eş-Şeyh Ahmed Rüşdî Efendi ve oğulları el-Hâc Hâfız Ali ile İsmâ'îl Efendiler gelir. Son kayıt, 1312'de Hacı Hâfız Ali Efendizâde el-Hâc Ali Efendi'nin tedris görevini üstlenmesidir. Medresenin adı Hüsâmeddîn Yasar'ın ulema biyografilerinin bulunduğu ciltlerde de tekrar tekrar geçer; Bahçeler İçi'nde ders veren âlimlerin izi bu yoldan sürülebilir.

Yazar kitabını hazırlarken yapı harap hâldeydi ve onu görenleri üzüyordu. Ansiklopedi maddesine göre 1940'tan sonra terk edilen medrese 1942'deki depremde zarar görmüş, 1965'ten sonra dershane kubbesi yıkılmış, öndeki revak neredeyse ortadan kalkmıştır. Başka bir kaynak hasarı 1939 depremine bağlar. Kültür Portalı onarımı 1978'e, ansiklopedi maddesi 1980'li yıllara tarihler; Vakıflar İdaresi'nin yürüttüğü bu çalışmada dershane kubbesi, revak kemerleri ve sütunlar yeniden yapılmış, avlunun ortasına bir şadırvan konmuştur. Medrese bugün Kur'an kursu olarak kullanılmaktadır.

Olcay da Amasya Hâtıraları'nda bölgenin medreselerini sayar. "Şamlar (Şamlılar) Medresesi" için bânisini bilmediğini, yapıda bir kitabe ya da işaret bulunmadığını ve kendi zamanında müderrisinin Ardahanlı Hoca Efendi olduğunu yazar. Metne düştüğü bir dipnotta bu medresenin II. Bayezid'in kapı ağası Hüseyin Ağa tarafından 894'te yaptırılan Büyük Ağa Medresesi "olsa gerek" olduğunu ve medresenin bakımlı bir duruma getirildiğini belirtir. Aynı bölümde Şamlar Mahallesi'ne paralel yolun sağında harap hâlde duran, 768'de yapıldığı söylenen Gazanfer Ağa (Firuz Ağa) Medresesi'ne de değinir.

Çevresindeki Yapılar

Hüsâmeddîn Yasar'ın anlatısında Büyük Ağa Medresesi'nin çevresi Şamlılar Mahallesi ve Kuş Köprü ile birlikte anılır. Kuş Köprü, Şamlılar Mahallesi'nin önünde ve Kumacık Hamamı'nın karşısındadır; kavsi çok geniş olduğu için üzeri düz görünen, taştan sağlam bir Türk eseridir. Eski kayıtlarda Selçuklu Sultanı Mesud'un annesi Hundî Hatun'un yaptırdığı yazılıdır. Yazar, İkdü'l-Cümân'a dayanarak Mesud'un annesinin Orbay Hatun olduğunu belirtir ve Hundî Hatun'un sultanın annesi değil kızı olması gerektiği sonucuna varır. Köprü hicrî 768 tarihli kayıtlarda "Hundî Köprüsü", sonradan "Kondı Köprüsü" olarak geçer, adı sonraki dönemde bozulmuştur. Kuş Köprü başında, derenin batı kıyısında, Dersi Tamâm diye bilinen Müftüzâde el-Hâc Ömer Efendi'nin küçük bir hücre biçimindeki türbesi bulunur. Yazar, kitabesi olmayan bu mezarın sahibini yedi yıl süren bir araştırmanın sonunda belirleyebildiğini anlatır.

Şamlılar Mahallesi'nin adı da bir göç öyküsüne dayanır. Hüsâmeddîn Yasar'a göre bölge eskiden Dânişmendli Mülkü diye biliniyordu, çünkü Melik İsmâ'îl Dânişmendî burada oturmuştu. Hicrî 791'de Mısır'daki Memlûk hükümdarı Melik Eşref Şa'ban ile Çerkes Melik Zâhir Berkuk arasındaki iç çatışmada Eşref'i destekleyen Şamlılar yurtlarından ayrılmak zorunda kalmış, bir bölümü Amasya'ya sığınıp bu mahalleye yerleşmiştir. Yazar, Vâzıh Efendi'nin mahalle adını Emevîler dönemindeki bir göçe bağlamasını yanlış bulur. Mahallede Melik Gâzi Bey'in cami ve türbesi bulunduğu yazılıdır; yapılar harap olunca Küçük Kapı Ağası Ayas Paşa hicrî 900'de taştan bir cami, minare, medrese ve mektep yaptırmıştır. Hüseyin Ağa'nın medresesi de mahalleyi canlandıran yapılardan biri sayılır.

Bahçeler İçi'nin yakınında, Şamlar Mezarlığı'nın kuzeyinde Tatar Mahallesi bulunur. Hüsâmeddîn Yasar'a göre bu mahalle hicrî 1295 dolaylarında Amasya'ya yerleştirilen Tatarlarla oluşmuş, resmî defterlerde "İhsâniye Mahallesi" adıyla kayıtlı olduğu hâlde halk arasında "Tatar Mahallesi" adı ağır basmıştır. Çalışkan ve dindar oldukları belirtilen Tatarlar mahallenin ortasına bir mescit yaptırmış, 1316'da Zileli Hacı Velizâde el-Hâc Hasan Efendi mescidin yanında bir mektep açmıştır. Gülüs çayırlığıyla bağlantılı bu yerleşme, bahçe kuşağının hemen çevresinde on dokuzuncu yüzyılın sonunda göçmenlerle büyüyen bir mahalle olarak görünür.

Bugün Bahçeleriçi'nde Yapılar

Konum derlemelerinde mahalle içinde, Cülüs Caddesi üzerinde bir Fatih Sultan Mehmet Camii'nden söz edilir ve caminin adresi caddede 24 numara olarak gösterilir. Bu cami için yapım tarihi ve banisine dair doğrulanmış bir kaynağa ulaşılamamıştır. Adı, Fatih Sultan Mehmed'in şehzadeliği sırasında Amasya'da bulunmasını hatırlatsa da bu bağlantının caminin kuruluşuyla ilgisi belgelenmemiştir.

Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin bir derlemede Bahçeleriçi semti altında listelendiği görülür; aynı derleme fakülteyi Akbilek Mahallesi altında da göstermektedir. Bu çelişki, kesin konumun resmî kaynaklardan doğrulanması gerektiğini gösterir ve fakülte bu nedenle mahallenin yapıları arasında sayılmamıştır.

Nüfus ve Değişim

Mahallenin nüfusuna ilişkin elimizdeki en sağlam veri, TÜİK'in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarından derlenmiş yıllık seridir. Bu seriye göre mahalle nüfusu 2007'de 8.940 kişiydi; 2008'de 9.201, 2009'da 9.956'ya yükselmiştir. 2010'da bir sıçrama görülür: nüfus 11.902'ye çıkmış, ertesi yıl 10.617'ye inmiştir. Bu ani iniş çıkışın göçten çok adres kaydı düzenlemelerinden ya da sınır değişikliğinden kaynaklanmış olması mümkündür, fakat bunu belgeleyen bir açıklama bulunmadığı için yalnızca olası bir neden olarak anılabilir. Eski bahçe kuşağının bugünkü mahalle sınırlarının neresine denk düştüğü bilinmediğinden, bu artışın bahçelerin konuta açılmasıyla ilişkisi de ortaya konamaz.

2011'den sonra nüfus kademeli olarak artmıştır: 2012'de 10.879, 2013'te 11.122, 2014'te 11.253, 2015'te 11.293 ve 2016'da 11.429. 2017'de 11.232'ye gerileyen sayı 2018'de 11.406'ya, 2019'da 11.821'e yükselmiş, bu sonuncusu 2010 sıçramasından sonraki en yüksek değer olmuştur. 2019'dan sonra ise her yıl düşüş görülür: 2020'de 11.679, 2021'de 11.539, 2022'de 11.163, 2023'te 10.841, 2024'te 10.722 ve 2025'te 10.419. Böylece 2020 ile 2025 arasında 1.260 kişi, yani yaklaşık yüzde 10,8 oranında azalış kaydedilmiştir.

2025 verisine göre nüfusun 5.028'i erkek, 5.391'i kadındır; kadınların oranı yaklaşık yüzde 51,7'dir. Son yıllardaki düşüşün nedeni bu rakamlardan okunamaz. Konut stokunun yaşlanması, daha yeni konutlara yönelen taşınmalar ya da genç nüfusun büyük şehirlere gitmesi gibi açıklamalar akla gelir, ancak hiçbiri mahalleye özgü bir araştırmayla doğrulanmış değildir. Bununla birlikte 10 binin üzerindeki nüfusuyla Bahçeleriçi, Merkez ilçenin kalabalık mahalleleri arasında anılmaya devam etmektedir.

Günümüzde Bahçeleriçi

Bahçeleriçi bugün bir konut mahallesidir. Apartmanlar, esnaf dükkânları, okullar, sağlık kuruluşları ve sabahları işine ya da okuluna giden insanlar mahallenin gündelik görüntüsünü oluşturur. Eski bahçelerden geriye kalanlar azdır, ama mahallenin adı hâlâ bu geçmişi taşır. Büyük Ağa Medresesi'nin sekizgen avlusu ve onarılmış kubbeleri, mahallenin belgeli tarihini somut biçimde gösteren tek yapı olarak durur. Mahalleyi baştan sona anlatacak şer'iyye sicili taramaları, tapu kayıtları ve sözlü tarih derlemeleri henüz yapılmamıştır; bu çalışmalar yapıldığında bahçe sahiplerinin, bölünen parsellerin ve gelen göçlerin ayrıntıları da öğrenilebilecektir.

Kronoloji

M.Ö. 71 dolayı: Lucullus, Hüsâmeddîn Yasar'a göre Amasya'ya kuzey boğazından girip "Bahçeler İçi" denen bahçelerin kuzeyindeki Gülüs çayırlığına konaklar.

1389 (hicrî 791): Mısır'daki iç çatışma sonucu Şamlıların bir bölümü Amasya'ya sığınır ve Şamlılar Mahallesi'ne yerleşir.

1488-1489 (hicrî 894): Kapı Ağası Hüseyin Ağa, Bahçeler İçi bağlarının başında Büyük Ağa Medresesi'ni yaptırır.

1556 (hicrî 963): Medrese, ansiklopedi maddesine göre kırklılar arasındadır.

1590'lı yılların başı (hicrî 1000 dolayı): Bahçeler İçi, saray mülkü olmaktan çıkarılıp ileri gelenlere ve kişilere satılır.

1894-1895 (hicrî 1312): Hacı Hâfız Ali Efendizâde el-Hâc Ali Efendi medrese tedrisine atanır.

1940-1942: Medrese terk edilir, depremde zarar görür.

1978-1980'ler: Medrese Vakıflar İdaresi tarafından onarılır.

2007-2010: Mahalle nüfusu 8.940'tan 11.902'ye çıkar.

2019: Mahalle nüfusu 11.821 ile 2010'dan sonraki en yüksek değerine ulaşır.

2025: ADNKS'ye göre mahalle nüfusu 10.419'dur (5.028 erkek, 5.391 kadın).

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. ciltler, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022 (Bahçeler İçi bağları, Tersakan Irmağı, Gülüs, Şamlılar ve Tatar mahalleleri, Kuş Köprü, Büyük Ağa Medresesi, Lucullus anlatısı) amasya.bel.tr
  • Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. ciltler, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022 (Hüseyniyye Medresesi müderrisleri) amasya.bel.tr
  • Osman Fevzi Olcay, Amasya Hâtıraları, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları (bağlar listesi, Şamlar Medresesi) amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

  • Semavi Eyice, "Kapu Ağası Hüseyin Ağa'nın Vakıfları", Edebiyat Fakültesi Araştırma Dergisi, sy. 9 (1978), s. 149-246

Resmî kaynaklar

  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı, "Kapı Ağası Medresesi - Amasya" kulturportali.gov.tr

Kitaplar

  • Gülay Burgaz, "Kapı Ağası Medresesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, İstanbul 2001, s. 342-343 islamansiklopedisi.org.tr

Diğer kaynaklar

  • nufusune.com, "Bahçeleriçi Mahallesi Nüfusu, Merkez Amasya" (ADNKS 2007-2025 nüfus serisi) nufusune.com
  • haritatr.com, "Bahçeleriçi Mahallesi Haritası Amasya Merkez" (konum, rakım)