Amasya'yı iki kayalık yamaç arasında ikiye bölerek akan Yeşilırmak, Anadolu'nun kuzeyinde Karadeniz'e dökülen büyük akarsuların biridir ve antik çağda İris adıyla bilinirdi. Yaklaşık 519 kilometrelik bir yolun sonunda Samsun'un Çarşamba ilçesinde denize ulaşan nehir, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık yüzde beşini kaplayan geniş bir havzanın sularını toplar. Adının, yaz aylarında vadinin yeşiline karışan durgun görünüşünden geldiği söylenir; oysa bu sakin yüzün altında mevsimden mevsime büyük dalgalanmalar gösteren, kimi yıl taşkınlarla yatağından taşan, kimi yıl yaz sonunda neredeyse bir dere kadar daralan bir akım rejimi vardır. Nehrin kaynaktan denize uzanan yolu, kollarının getirdiği sular, debisinin yıl içindeki seyri, taşıdığı alüvyon ve yirminci yüzyılda üzerine kurulan barajlar, Amasya vadisini biçimlendiren bu akarsuyun hidrolojik kimliğini oluşturur.
Adı ve Antik Kaynaklarda İris
Yeşilırmak'ın bilinen en eski adı Hitit metinlerinde geçer. Kuzey-orta Anadolu'nun Hitit dönemindeki tarihî coğrafyasını inceleyen Roger Matthews ve Claudia Glatz, nehrin Hititçe kaynaklarda Kumeşmaha olarak anıldığını kabul eder. Yunanca kaynaklarda ise nehir Iris adını taşır ve Bergamalı Menippos'un MÖ 1. yüzyıldaki kıyı tasvirinde bu adla anılır. Dionysios Periegetes'ten itibaren bazı antik yazarlar İris'i, Çarşamba Ovası'nın öbür ucunda denize dökülen ve ondan çok daha küçük, daha berrak bir akarsu olan Thermodon (bugünkü Terme Çayı) ile karıştırmıştır.
Nehrin akışını en ayrıntılı biçimde anlatan antik yazar, Amasyalı coğrafyacı Strabon'dur. Geographika'nın on ikinci kitabında İris'in Pontos topraklarının içinden doğduğunu, Pontos Komana'sının ortasından ve verimli Dazimonitis ovasından (bugünkü Kazova) batıya doğru aktığını, eski bir kraliyet merkezi olan Gaziura'nın (büyük olasılıkla Turhal) önünde kuzeye döndüğünü yazar. Strabon'a göre nehir Skylaks'ın (Çekerek) ve başka akarsuların sularını aldıktan sonra yeniden doğuya kıvrılır, "vatanım" dediği Amaseia'nın surlarının dibinden geçerek Phanaroia ovasına ulaşır; burada Armenia'dan gelen Lykos (Kelkit) ona katılır ve birleşik ırmak İris adıyla Themiskyra ovasından geçip denize dökülür. Strabon, bu ovanın daima nemli ve otlu olduğunu, sığır ve at sürülerini besleyebildiğini, darı ve sorgum ekimine sınırsız denecek ölçüde elverişli bulunduğunu, suyun bolluğu sayesinde kuraklığın orada kıtlığa dönüşmediğini de kaydeder. İki bin yıl önce yazılmış bu satırlar, bugünkü hidrografyanın ana hatlarıyla şaşırtıcı ölçüde örtüşür.
Kaynağı, Kolları ve Havzası
Yeşilırmak, Sivas'ın Suşehri ilçesinin güneybatısındaki Köse Dağları'nın eteklerinden doğar; kaynak bölgesinin yüksekliği kimi kaynaklarda 2.800 metre olarak verilir. Ana kol, çevredeki kaynakları ve dereleri toplayarak önce Tozanlı Suyu adıyla akışa geçer, Tokat'ın Almus ilçesi yakınındaki Almus Baraj Gölü'ne girer, ardından Tokat Nehri adıyla Tokat ve Turhal ovalarından geçer. Turhal'dan sonra Çengel Boğazı'nı aşan nehir Geldingen Ovası'ndan itibaren kuzeye yönelir, Canik Dağları'nı yararak Topuzlu ve Eğrikazık dağları arasından Çarşamba Ovası'na açılır ve bu ovada geniş bir delta oluşturarak denize ulaşır. Denize döküldüğü nokta bazı resmî metinlerde Civa Burnu, bazılarında Çatlı Burnu olarak anılır.
Nehri büyük bir ırmak hâline getiren, kendi başlarına da önemli akarsular sayılan kollarıdır. Bunların en büyüğü Kelkit Çayı'dır. Erzincan'ın kuzeybatısındaki yüksek dağlardan, Gümüşhane'de Çimen Dağları çevresinden inen derelerin birleşmesiyle doğan Kelkit, doğudan batıya Kelkit, Suşehri, Koyulhisar, Reşadiye, Niksar ve Erbaa'dan geçer ve Amasya ile Tokat sınırında, Taşova ile Erbaa arasında Yeşilırmak'a karışır. Çekerek Irmağı, Sivas'ın kuzeybatısındaki Yıldız Dağları'ndan doğar, batıdan gelen Çorum Çayı'nı alarak Amasya'nın yaklaşık 15 kilometre güneyinde, Kayabaşı mevkiinde ana kolla birleşir. Üçüncü büyük kol Tersakan Çayı'dır; Akdağ eteklerinden doğar, Ladik Gölü'nün fazla suyunu alır, Havza ilçesinden ve Suluova'dan geçerek Amasya'nın kuzeyinde Yeşilırmak'a dökülür. Önce batıya, sonra güneye, sonra doğuya dönen bu akış yönü, çayın Tersakan adını almasına yol açmıştır. Şeyhsuyu, Gümüşsuyu, Derinöz ve Salhan çayları Tersakan'ın başlıca kollarıdır.
Bu kolların ölçüleri kaynaktan kaynağa değişir ve rakamların karşılaştırılmasında dikkatli olmak gerekir. Kelkit'in uzunluğu kimi çalışmalarda 320, kimilerinde 356, resmî havza belgelerinde ise 400 kilometre olarak verilir; Çekerek için 200 ve 256 kilometre değerleri, Tersakan için 91,4 ve 100 kilometre değerleri birlikte dolaşır. Aynı durum ana nehrin kendisi için de geçerlidir: Türkçe kaynakların neredeyse tamamı 519 kilometreyi esas alırken, bazı yabancı başvuru eserlerinde 418 kilometre gibi daha kısa bir değer görülür. Farkın büyük bölümü, ana kolun hangi kaynaktan başlatıldığı ve baraj gölleriyle değişen yatak uzunluğunun nasıl hesaplandığıyla ilgilidir.
Havzanın büyüklüğü için de birbirine yakın ama özdeş olmayan rakamlar kullanılır. Yerel kurumların tanıtımlarında 36.114 ya da 36.144 kilometrekare, akademik çalışmalarda 38.730 kilometrekare, taşkın yönetim planında ise 39.626 kilometrekare yağış alanı verilir. Hangi değer alınırsa alınsın, havza Türkiye'nin 25 akarsu havzasından biri olarak ülke yüzölçümünün yüzde beşine yakın bir alanı kaplar. Tokat, Samsun, Amasya, Çorum, Yozgat, Sivas, Gümüşhane, Giresun, Erzincan, Ordu ve Bayburt olmak üzere on bir ilin topraklarına uzanır. Tokat'ın tamamı havza içindedir; Amasya'nın ise yaklaşık yüzde 86'sı Yeşilırmak'a, Gümüşhacıköy çevresindeki küçük bir bölümü Kızılırmak'a akar. Havza en dar yerinde, Koyulhisar dolaylarında 30,5 kilometreye iner; en geniş yerinde, Ladik ile Zile ve Akdeğirmen arasında 170 kilometreye ulaşır. Kazova, Geldingen, Taşova ve Çarşamba ovaları nehrin ana yatağı boyunca sıralanan başlıca düzlüklerdir; Ladik, Borabay ve Kaz gölleri de havza sınırları içinde kalır.
Amasya Kesiminde Nehir ve Kolları
Yeşilırmak'ın Amasya il sınırları içindeki uzunluğu 129 kilometredir. Nehir ilin topraklarına güneyden girer ve Kayabaşı'nda Çekerek'i aldıktan sonra kente doğru dar bir boğaza yönelir. Kayabaşı köyünden Amasya'daki Hacılar Meydanı'na kadar uzanan yaklaşık 10 kilometrelik Ferhatarası Vadisi bu girişin adıdır. Kentin aşağısında Boğazköy ile Tersakan ağzı arasındaki 8,5 kilometrelik Beşgöz Vadisi, Tersakan ağzından Ziyaret ve Yenice'den geçerek Kuzgeçe köyüne kadar süren 20 kilometrelik Onlukköprü Vadisi ve Kuzgeçe'den Taşova'nın Çambükü köyüne uzanan 18 kilometrelik Durucasu Vadisi gelir. Nehir buradan Taşova düzlüğüne çıkar ve Kelkit'le buluşur. Daha yukarıda, Kuruçay ağzından Deliçay ağzına kadar 39 kilometre süren Karaçavuş Vadisi ise içinde Şahin Kayası Kanyonu'nu barındıran, Sarıtaş Dağı ile Buzlu Dağ arasına sıkışmış dar bir geçittir.
İl sınırları içinde ana kola katılan daha küçük akarsuların rejimi, Yeşilırmak'ın ani kabarmalarında önemli bir rol oynar. Sakarat Dağı'nın Buğalı yaylalarından doğan 48 kilometrelik Deliçay'ın en düşük debisi saniyede yarım metreküpe kadar inerken, ölçülen en yüksek debisi saniyede 212 metreküpe çıkmıştır. Karaömer Dağı ile Canik Dağları arasından akıp Taşova'da nehre karışan 35 kilometrelik Destek Çayı'nın debisi de saniyede 0,5 ile 130 metreküp arasında değişir. Amasya ile Tokat sınırını izleyen 50 kilometrelik Kuruçay ve Canik Dağları'ndan inen, Taşova'daki 40 kilometrelik Gökdere Çayı da ana kolu besleyen dereler arasındadır. Bu dereler yaz aylarında neredeyse kurur; ilkbahar sağanaklarında ise birkaç saat içinde yataklarından taşacak kadar kabarırlar. İlin en alçak noktası, Taşova'nın Umutlu köyü yakınında Hasan Uğurlu Baraj Gölü'nün başladığı yerde, deniz seviyesinden 160 metre yüksekliktedir.
Jeolojik Gelişimi
Yeşilırmak'ın en dikkat çeken özelliği, Karadeniz Dağları'nı dikine kesmesidir. Nizamettin Kazancı, Esra Gürbüz ve Alper Gürbüz'ün 2015'te yayımladıkları çalışmaya göre ana kol ve yan kollar, yukarı ve orta yataklarında aktif fay hatlarını izleyerek doğu-batı doğrultusunda akar. Kolların başlangıç yükseklikleri 1.600 ile 2.050 metre arasında değişirken orta yatakta, Erbaa yakınlarında, yatak yüksekliği 190 metreye kadar düşer. Araştırmacılar, Kelkit başta olmak üzere bütün kolların yukarı yataklarında "testere düzeninde" aktığını, yani dar ve derin vadilerin tabanını âdeta bir testere gibi aşındırdığını ve taşıdıkları tortul yükünün neredeyse tamamını bu kesimlerden topladığını belirtir. Eğimin azaldığı ova kesimlerinde ise akarsular "tava düzeninde" akar ve yatak yükünün önemli bir bölümünü buralarda bırakır.
Suşehri, Turhal, Pazar, Niksar, Taşova, Erbaa, Amasya ve Suluova gibi tava nitelikli düzlükler, tektonik açıdan birer çöküntü havzasıdır. Devlet Su İşleri'nin bu alanlarda yaptığı sondajların karot kayıtları, 50 ile 200 metre kalınlıkta kiltaşı, marn, kumtaşı ve çamurtaşından oluşan Pliyosen-Kuvaterner yaşlı göl çökellerinin varlığını göstermiştir. Kazancı ve arkadaşlarının önerdiği gelişim modeline göre Karadeniz Dağları'nın iç Anadolu'ya bakan yamaçlarında akarsu aşındırması Geç Miyosen başlarında kurulmuş, dağlar yükselirken yılda ortalama 0,4 ile 1,2 milimetre hızla aşınmaya başlamıştır. Bu dönemde Çekerek ile Yeşilırmak bir "Amasya Gölü"ne, Tersakan Suluova Gölü'ne, Kelkit ise Taşova-Erbaa Gölü'ne dökülüyordu. Kuzey Anadolu Fayı'nın etkisiyle derinleşen bu göller kalın delta çökelleriyle doldu. Orta Pleyistosen'de dağların aşınmaya dayanıksız volkanik temel kayaları derin biçimde yarılınca kuzeye akan akarsular iç göllerin sularını kaptı; göller boşaldı ve bugünkü drenaj ağı ortaya çıktı. Araştırmacılara göre Yeşilırmak'ın bugünkü düzeni ve Çarşamba deltası son yedi bin yıl içinde biçimlenmiştir.
Debi ve Akım Rejimi
Yeşilırmak'ın Amasya kesimindeki yıllık ortalama debisi saniyede yaklaşık 121 metreküptür ve bu kesimden yılda ortalama 5.707 milyon metreküp su geçer. Bu ortalama, nehrin gerçek karakterini tam olarak yansıtmaz. Amasya'da bugüne kadar ölçülen en yüksek debi saniyede 1.914 metreküp, en düşük debi ise saniyede yalnızca 1,83 metreküptür; yani en kabarık hâli ile en cılız hâli arasında bin katı aşan bir fark vardır. Taşkınlar çoğunlukla mart, nisan ve mayıs aylarında görülür. Kar erimesinin ilkbahar yağmurlarıyla birleştiği bu dönemde nehir yatağını doldurur; yaz sonu ve sonbaharda ise su seviyesi belirgin biçimde geriler. Düzensiz rejimli bir akarsu olarak sınıflandırılmasının nedeni budur.
Kolların katkısı bu tablonun anlaşılmasında önemlidir. Çekerek Irmağı'nın ortalama debisi saniyede 20 metreküp, yıllık akımı 842 milyon metreküptür; ölçülen en yüksek debisi saniyede 362 metreküpe çıkarken en düşük debisi saniyede 0,09 metreküpe inmiştir. Tersakan'ın ortalama debisi saniyede 3,96 metreküp gibi küçük bir değerde kalır, ancak sağanaklarda saniyede 317 metreküpe kadar kabarabilir; en düşük debisi ise saniyede 0,021 metreküptür. Bu çayın taşkınları ilkbaharın yanı sıra yaz sağanaklarında da görülür. Kelkit Çayı ise saniyede ortalama 70 metreküpü aşan debisi ve yılda 2.526 milyon metreküpe varan akımıyla ana kola Amasya'nın aşağısında katılan en güçlü koldur; en yüksek debisi saniyede 905 metreküp olarak ölçülmüştür. Kelkit en çok suyu nisan ayında, en az suyu ekim ayında taşır ve yağmur ile karın birlikte beslediği karmaşık bir rejime sahiptir.
Nehrin ağzına yakın Çarşamba'daki ölçüm istasyonunun 1995-2015 yıllarına ait aylık değerleri, rejimin mevsimlik seyrini açıkça gösterir. Elif Sürücü ve Yasin Demir'in bu verilere dayanan çalışmasına göre ortalama akım ocakta saniyede 165, şubatta 153 metreküp düzeyindeyken martta 244, nisanda 290 metreküpe yükselir ve mayısta saniyede 376,4 metreküple zirveye ulaşır. Hazirandan itibaren hızla düşen akım temmuzda saniyede 74,51 metreküpe iner; yani mayıstan temmuza yaklaşık yüzde 80 oranında bir azalma yaşanır. Ağustos, eylül ve ekimde saniyede 75 ile 100 metreküp arasında seyreden akım, sonbahar yağmurlarıyla kasımda yeniden toparlanır. Aynı dönemde istasyonun yıllık ortalaması saniyede 170,78 metreküp olarak hesaplanmış, tek bir mayıs ayının ortalaması saniyede 1.176 metreküpe kadar çıkmıştır. Bu aylık dağılım, ilkbahar kabarmasının nehir için ne kadar belirleyici olduğunu gösterir.
Kurak Yıllar ve Debideki Düşüş
Uzun dönemli ölçümler, son kırk yılda Yeşilırmak'ın akımında belirgin bir azalma eğilimine işaret eder. Kadri Yürekli, Amasya ile Taşova arasındaki Durucasu istasyonunun 1984-2002 yıllarına ait aylık verilerini incelemiş ve yaklaşık 21.650 kilometrekarelik bir alanın sularını toplayan bu noktada nisan, mayıs ve haziran dışındaki dokuz ayda akımın istatistik olarak anlamlı biçimde azaldığını saptamıştır. İlkbahar kabarması varlığını korurken yılın geri kalanında nehrin daha az su taşıması, kar erimesi döneminin dışında havzadan gelen beslenmenin zayıfladığını gösterir.
Devlet Su İşleri'nin Samsun'daki bölge müdürlüğünün otuz yıllık ölçümlerine göre Yeşilırmak'ın denize döküldüğü kesimdeki uzun yıllar ortalama debisi saniyede 149 metreküptür. 2014-2023 döneminde nehir bu ortalamanın yalnızca 2016'da saniyede 165, 2018'de ise 164 metreküple üzerine çıkmış, 2015'te tam ortalama düzeyinde akmıştır. Öteki yıllarda debi ortalamanın altında kalmış; 2014'te saniyede 64, 2017'de 104, 2019'da 125, 2020'de 133, 2021'de 85, 2022'de 129 ve 2023'te 136 metreküp ölçülmüştür. 2024 yılının ilk dokuz ayında ortalama saniyede 94,1 metreküpte kalmıştır. Aynı on yılda havzadaki yağışın yalnızca yüzde bir dolayında azalmış olması dikkat çekicidir. Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden coğrafyacı Muhammet Bahadır ve Devlet Su İşleri'nin bölgedeki rasat mühendisleri, bu düşüşü yağıştan çok havzada artan nüfusa, sulama ve içme suyu kullanımına bağlar. Havzada ana ve yan kollar üzerinde 92 noktada anlık seviye ölçümü yapılmaktadır.
Taşkınlar
Düzensiz rejimin en görünür sonucu taşkınlardır. Cumhuriyetin ilk on yıllarına ait arşiv belgeleri ve gazete haberleri, Amasya ve çevresinin 1930 ile 1960 arasında defalarca sel ve su baskınına uğradığını gösterir. Bu dönemde Yeşilırmak'ın yanı sıra il sınırları içinde ona katılan Tersakan, Çekerek, Deliçay ve Kelkit de zaman zaman yataklarına sığmamış, kimi yıllarda birkaç akarsu aynı anda taşmıştır. Hemen her yıl ilkbaharın başında karların erimesi ve yağmurların birleşmesiyle kabaran sular evleri yıkmış, bahçeleri ve tarlaları uzun süre bataklığa çevirmiş, ekili ürünleri yok etmiştir. Uzun süre su altında kalan arazilerde sıtma yayılmış, karayolu bağlantıları kesilmiş, demiryolu hattı ve istasyonlar hasar görerek ulaşım durmuştur.
Turgut İleri'nin 1931-1941 dönemine odaklanan çalışması, bu on yıl içinde Amasya'da neredeyse her yıl sel felaketi yaşandığını ve küçük su baskınlarının dışında kalan büyük taşkınların ev yıkımlarına, ekili arazilerde ağır zarara ve can kayıplarına yol açtığını belgeler. Vali başkanlığında Kızılay ile toplantılar yapılmış ve felaketzedelere yardım ulaştırılmıştır. 1930-1960 dönemini ulusal basın üzerinden inceleyen bir başka çalışma ise ele aldığı taşkınlarda can kaybı olmadığını, zararın daha çok konut, işyeri ve tarım alanlarında yoğunlaştığını belirtir; iki çalışmanın kapsadığı olaylar ve kullandığı kaynaklar farklı olduğundan bu ayrım dikkate alınmalıdır. Yukarı havzada Almus Barajı'nın, Çekerek üzerinde Süreyyabey Barajı'nın taşkın önleme amacını da taşıması, bu tarihî deneyimin doğrudan sonucudur.
Alüvyon, Sediment ve Delta
Yeşilırmak, dağlardan söküp getirdiği ince malzemeyi vadi tabanlarına ve ovalara serer. Yüzyıllar boyunca biriken bu alüvyon, Amasya ile Taşova arasındaki vadinin koyu renkli, verimli topraklarını oluşturmuştur. Vadide hüküm süren mikroklima ile birleşen bu topraklar meyve ve sebze tarımının temelidir; Amasya'ya ün kazandıran misket elmasının yetiştiği Onlukköprü Vadisi de nehrin alüvyal tabanında yer alır. Çiçek bamyası gibi yöreye özgü ürünler de aynı kıyı bahçelerinde yetişir. Nehrin yılın büyük bölümünde sarımtırak ve bulanık akması, taşıdığı askı yükünden kaynaklanır.
Havzanın sediment yükü Türkiye ölçeğinde çok yüksektir. Kelkit Çayı, birim alandan taşıdığı katı madde miktarıyla ülkede birinci sırada gösterilir ve bu değer yılda kilometrekare başına 692 ton olarak hesaplanmıştır. Yukarı yataklardaki dar vadilerde koparılan bu malzeme, yukarıda anlatılan testere düzeninin doğrudan ürünüdür. Barajlar açısından bu durumun ağır bir bedeli vardır; bir baraj gölünün ekonomik ömrü, havzasından gelen sediment miktarıyla belirlenir ve bu kadar yüklü bir akarsu üzerindeki rezervuarlar zamanla dolmaya mahkûmdur.
Nehrin taşıdığı alüvyonun son durağı Çarşamba Ovası'dır. Karadeniz'in en büyük deltaları arasında sayılan bu ova, güneyde denizden 60-70 metre yükseklikte kalan eski alüvyonlar ile kuzeydeki genç alüvyonlardan oluşur. Hamit İnandık'ın 1957'de yayımlanan ayrıntılı incelemesinden bu yana delta, Kuvaterner boyunca sık sık yatak değiştiren bir nehrin eseri olarak tanımlanır. İsmail Atalay deltanın bu ölçüde büyümesini, nehrin bol katı malzeme taşımasına, kıyıdaki denizin sığlığına ve akıntıların zayıflığına bağlar. Bataklıklar, lagünler ve kopuk menderes halkaları gelişmenin yakın zamana kadar sürdüğünü gösterir.
Barajlar bu dengeyi bozmuştur. Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları başta olmak üzere nehir üzerindeki rezervuarlarda biriken sediment kıyıya ulaşamadığından delta denize doğru ilerleyemez olmuş ve dalgaların etkisiyle geri çekilmeye başlamıştır. Derya Öztürk ile Sibel Uzun'un 1985-2022 dönemine ait uydu görüntülerine dayanan çalışması, deltanın yaklaşık 18,5 kilometrelik kıyısında kıyı çizgisinin yüzde 61'inde aşınma yaşandığını ortaya koymuştur. Nehir ağzının batısındaki kesimde aşınma hızı yılda 25,8 metreye, doğusunda ise yılda 7,7 metreye ulaşmış; otuz yedi yılda batıda 179,23, doğuda 82,22 olmak üzere toplam 261,45 hektar kara denize kaybedilmiştir. Kimi araştırmacılar, eskiden her bahar ovaya yayılan taze milin artık gelmemesinin tarım topraklarının beslenmesini de zayıflattığına dikkat çeker.
Su Kalitesi
Yeşilırmak'ın suyu hafif bazik karakterdedir. Çarşamba istasyonunda 1995-2015 arasında yapılan aylık ölçümlerde ortalama pH 8,10 bulunmuş, aylar arasında 8,02 ile 8,16 arasında değişen küçük farklar görülmüştür. Suyun tuz içeriğinin göstergesi olan elektriksel iletkenlik ortalama 464 mikrosiemens dolayındadır; en yüksek değerler şubatta, en düşük değerler nisanda ölçülür. Bu farkın nedeni seyrelmedir. Debi arttıkça suyun içindeki çözünmüş tuzlar azalır ve aynı çalışmada debi ile iletkenlik, sodyum, kalsiyum ve magnezyum, bikarbonat ve sülfat arasında anlamlı ters bir ilişki saptanmıştır. Aynı istasyonda debinin yalnızca ocak ayında artan bir eğilim gösterdiği, öteki aylarda belirgin bir değişim olmadığı belirlenmiştir; araştırmacılar bunda mevsimlik yağışların ve istasyonun yukarısındaki barajların payı olabileceğini belirtir.
Durucasu istasyonunda ise 1984-2002 döneminde akım azalırken suyun pH değerinin sekiz ayda, klorür değerinin ocak ve haziranda, sülfat ve sodyum adsorpsiyon oranının ocak ayında yükseldiği görülmüştür. Kadri Yürekli bu değişimi havzadaki sanayi ve kentleşme alanlarının büyümesine, arıtılmadan bırakılan hayvancılık atıklarına, aşırı mineral gübre kullanımına ve toprak bozulmasına bağlar. Tersakan Çayı'nın sulama suyu olarak alkalilik bakımından birinci, tuzluluk bakımından ikinci sınıf olduğu bilinmektedir; çayın Suluova ve Merzifon ovalarından topladığı kirlilik yükü, Amasya'nın hemen aşağısında ana kola karışır.
Barajlar ve Hidroelektrik Santraller
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Yeşilırmak, taşkın kontrolü, sulama ve enerji üretimi amacıyla bir dizi baraj ve santralle düzenlendi. Bu dizinin ilk büyük halkası, Tokat'ın 35 kilometre doğusunda, ana kol üzerinde 1964-1966 yıllarında inşa edilen Almus Barajı'dır. Toprak dolgu gövdesi akarsu yatağından 78 metre yükselen baraj, normal su seviyesinde 950 milyon metreküp su tutar ve 31,30 kilometrekarelik bir göl oluşturur. 21.350 hektarlık alanı sulayan barajın 27 megavatlık santrali yılda 99 gigavatsaat elektrik üretir. Almus'un hemen aşağısında daha küçük Ataköy Barajı yer alır.
Nehrin denize yakın kesimindeki iki büyük baraj, havzanın enerji üretiminin ağırlık merkezidir. Samsun'un Ayvacık ilçesinde 1971-1981 yıllarında inşa edilen Hasan Uğurlu Barajı, kil çekirdekli kaya dolgu gövdesiyle yataktan 175 metre yükselir. 1.073 milyon metreküplük gölü 22,66 kilometrekare alan kaplar ve 500 megavatlık santrali yılda yaklaşık 1.217 gigavatsaat elektrik üretir. Japon hükümetinden sağlanan kredilerle yapılan barajda su, cebri borular yerine yandaki dağın içine açılan bir tünelle türbinlere iletilir. Baraja, inşaatın başlangıcında, 1971'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Devlet Su İşleri Samsun Bölge Müdürü Hasan Uğurlu'nun adı verilmiştir. Aynı kazada ölen eşi Suat Uğurlu'nun adı ise 18 kilometre aşağıda, 1975-1982 yıllarında inşa edilen ikinci baraja verilmiştir. Yataktan 51 metre yükselen Suat Uğurlu Barajı 182 milyon metreküp su tutar ve Çarşamba Ovası'nda 83.312 hektarlık bir alana sulama suyu sağlar; santralinin kurulu gücü kimi kaynaklarda 46, kimilerinde 69 megavat olarak verilir.
Kollar üzerinde de büyük yapılar vardır. Kelkit Çayı üzerinde 1989'da işletmeye açılan Kılıçkaya Barajı 120 megavatlık gücüyle bu kolun en büyük santralidir; Kelkit üzerindeki on santralin toplam gücü 570 megavata ulaşır. Çekerek Irmağı üzerinde Yozgat sınırları içinde 1996-2004 yıllarında inşa edilen ve Çekerek Barajı adıyla da bilinen Süreyyabey Barajı, yataktan 103 metre yükselen kaya dolgu gövdesiyle 1.310 milyon metreküp su depolar, 66.165 hektar alanı sular ve yılda 51 gigavatsaat enerji üretir. Bu barajın amaçları arasında Amasya'yı Çekerek taşkınlarından korumak ve yaz aylarında suyun çok azaldığı Geldingen Ovası'nın sulama sorununu çözmek de yer alır. Amasya'nın yan kolları üzerinde ise Tersakan havzasındaki Yedikır (1979-1986), Derinöz (2003) ve Gümüşhacıköy (1991), Göynücek'teki Gediksaray (1994) ve Taşova'daki Destek (2001) gibi sulama amaçlı daha küçük barajlar bulunur.
Amasya kesiminde nehrin eğimi, büyük rezervuarlardan çok nehir tipi santrallere uygundur. Merkez ilçede Çarıklı ve Amasya Kale santralleri, Merkez ile Taşova arasında Midilli santrali, Taşova'da Umutlu, Yavuz ve Yenidereköy santralleri bu türdendir. Kimi derlemelere göre ana nehir üzerinde toplam kurulu gücü 904 megavata ulaşan 19 baraj ve hidroelektrik santrali bulunmakta, bunlar yılda ortalama 2.300 gigavatsaat elektrik üretmektedir. Baraj göllerinin kalıcı bir etkisi de nehrin akım rejimini yumuşatmalarıdır; ilkbahar kabarmasının bir bölümü rezervuarlarda tutulur ve yaz aylarında kontrollü olarak bırakılır.
Havza Yönetimi ve Planlama
Yeşilırmak'ın su kaynakları bugün havza ölçeğinde hazırlanan planlarla yönetilmektedir. Avrupa Birliği'nin taşkın risklerinin değerlendirilmesi ve yönetimine ilişkin 2007/60/AT sayılı direktifi doğrultusunda hazırlanan Yeşilırmak Havzası Taşkın Yönetim Planı için sözleşme 27 Eylül 2013'te imzalanmış, plan 2015'te tamamlanmıştır. Plan kapsamında havzanın taşkın riski ön değerlendirmesi yapılmış, taşkın tehlike ve risk haritaları hazırlanmış, riskli alanlar iki boyutlu hidrodinamik modellerle incelenmiş ve erken uyarı sistemleri için ölçüm ağına dair öneriler geliştirilmiştir. Plana göre havzanın yıllık ortalama yağışı 528 milimetre, ortalama yıllık akışı 6,10 kilometreküp ve ortalama havza verimi kilometrekare başına saniyede 5,1 litredir.
Planda öngörülen önlemler 2017'den itibaren bakanlığın izleme sistemiyle, 2020'den itibaren ise Ulusal Su Bilgi Sistemi üzerinden takip edilmektedir. Taşkın yönetim planının güncellenmesi çalışmalarına 2021'de başlanmış, aynı yıl Yeşilırmak Havzası Nehir Havza Yönetim Planı da tamamlanmıştır. Bunlara ek olarak havza için kuraklık yönetim planı ve sektörel su tahsis planı hazırlanmış, iklim değişikliğinin havzanın su kaynaklarına etkisini inceleyen bir proje yürütülmüştür. Yağışın değişmediği hâlde debinin düştüğü bir dönemde bu planların ortak konusu, sınırlı suyun sulama, içme suyu, enerji ve doğal yaşam arasında nasıl paylaştırılacağıdır.
Kronoloji
MÖ 1. yüzyıl: Bergamalı Menippos, kıyı tasvirinde nehri Iris adıyla anar.
MÖ 1. yüzyıl sonu - MS 1. yüzyıl başı: Strabon, Geographika'da İris'in Komana'dan denize uzanan akışını ve Skylaks ile Lykos kollarını tarif eder.
1930-1960: Amasya ve çevresi Yeşilırmak ve kollarının taşkınlarına defalarca maruz kalır; 1931-1941 arasında neredeyse her yıl sel yaşanır.
1957: Hamit İnandık, Yeşilırmak deltasına (Çarşamba Ovası) ilişkin ayrıntılı incelemesini yayımlar.
1964-1966: Almus Barajı ana kol üzerinde inşa edilir.
1971: Hasan Uğurlu Barajı'nın inşaatına başlanır; Hasan ve Suat Uğurlu bir trafik kazasında hayatını kaybeder.
1975-1982: Suat Uğurlu Barajı inşa edilir.
1979-1986: Tersakan havzasında Yedikır Barajı inşa edilip işletmeye açılır.
1981: Hasan Uğurlu Barajı ve santrali tamamlanır.
1984-2002: Durucasu istasyonunda dokuz ayda anlamlı akım azalması gözlenen ölçüm dönemi.
1985-2022: Yeşilırmak deltasında toplam 261,45 hektar kıyı alanı aşınmayla kaybedilir.
1989: Kelkit Çayı üzerindeki Kılıçkaya Barajı işletmeye açılır.
1996-2004: Çekerek Irmağı üzerinde Süreyyabey Barajı inşa edilir.
2013: Yeşilırmak Havzası Taşkın Yönetim Planı için sözleşme imzalanır (27 Eylül).
2015: Taşkın Yönetim Planı tamamlanır; Yeşilırmak'ın jeolojik gelişimine dair Kazancı, Gürbüz ve Gürbüz'ün çalışması yayımlanır.
2021: Nehir Havza Yönetim Planı tamamlanır, taşkın yönetim planının güncellenmesine başlanır.
2014-2023: Nehrin denize döküldüğü kesimdeki yıllık ortalama debi on yılın yedisinde uzun yıllar ortalamasının (saniyede 149 metreküp) altında kalır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Strabon, Geographika XII.3.15 (H. L. Jones çevirisi, Loeb, 1924).
Akademik çalışmalar
- Kazancı, Nizamettin; Gürbüz, Esra; Gürbüz, Alper. "Yeşilırmak'ın Jeolojik Olarak Doğuşu ve Gelişmesi, Kuzey Anadolu, Türkiye". 68. Türkiye Jeoloji Kurultayı Bildiri Özleri, Ankara, 2015, s. 140-141.
- Sürücü, Elif; Demir, Yasin. "Yeşilırmak Nehrinde Bazı Sulama Suyu Kalite Parametrelerinin Eğilim Analizi ve Değerlendirilmesi". Türk Tarım ve Doğa Bilimleri Dergisi 11(4), 2024, s. 992-1000.
- Yürekli, Kadri. "Variability Analysis on Water Quality of Streamflow from Yesilirmak Basin in Turkey". Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 34(1), 2017, s. 33-37.
- Öztürk, Derya; Uzun, Sibel. "Yeşilırmak Deltası'nda Kıyı Erozyonunun Doğrusal Regresyon Oranı Yöntemiyle Analizi". Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dergisi 28(3), 2023, s. 847-866.
- Matthews, Roger; Glatz, Claudia. "The Historical Geography of North-Central Anatolia in the Hittite Period". Anatolian Studies 59, 2009, s. 51-72.
Resmî kaynaklar
- T.C. Amasya Valiliği, "Yeryüzü Şekilleri" (Yeşilırmak Havzasının Genel Durumu, Akarsular, Vadiler, Barajlar): https://amasya.gov.tr/yeryuzu-sekilleri
- T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Yeşilırmak Havzası Taşkın Yönetim Planı, Yönetici Özeti, 2015.
- T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Yeşilırmak Havzası (havza tanıtım belgesi).
Kitaplar
- İleri, Turgut. "Amasya'da Meydana Gelen Sel Baskınları (1931-1941)". Kesit Akademi, 2024. amasya.gov.tr
Diğer kaynaklar
- "Amasya'da Sel ve Su Taşkınlarının Ulusal Basındaki Yansımaları (1930-1960)". Ondokuz Mayıs Üniversitesi Açık Erişim.
- Anadolu Ajansı, "Kızılırmak ve Yeşilırmak'ta debi son 10 yılın 7'sinde ortalamanın altında kaldı", 2024. aa.com.tr
- Devlet Su İşleri verilerine dayanan baraj bilgileri: Almus, Hasan Uğurlu, Suat Uğurlu ve Süreyyabey barajları.
- Enerji Atlası, "Yeşilırmak" (baraj ve hidroelektrik santralleri listesi): https://www.enerjiatlasi.com/akarsular/yesilirmak.html
- Vikipedi, "Yeşilırmak", "Kelkit Çayı", "Tersakan Çayı" ve "Yeşilırmak Deltası" maddeleri (yardımcı kaynak).
Çevrimiçi kaynaklar
- https://www.tarimorman.gov.tr/SYGM/Belgeler/Taşkın Yönetim Planları 26.12.2022/YESILIRMAK HAVZASI TASKIN YONETIM PLANI YONETICI OZETI .pdf
- https://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/de46a1f738085cb_ek.pdf
- https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4060782
- https://dergipark.org.tr/tr/pub/uumfd/article/1248184









