Amasya'dan geçen Yeşilırmak, Karadeniz'e ulaşmadan önce bir dizi akarsuyu yatağına katar ve debisinin büyük bölümünü bu kollara borçludur. Amasya il sınırları içinde ana nehre karışan akarsulardan ikisi, şehrin güneyinde ve kuzeyinde tarım düzenini belirleyen Çekerek Irmağı ile Tersakan Çayı'dır. Biri Orta Anadolu'nun iç kesimlerinden uzun bir yol kat ederek gelir, öteki Ladik çevresindeki göl ve kaynaklardan beslenip Suluova ovasından geçerek nehre ulaşır. Geldingen Ovası'nın sulanması da, Suluova Ovası'nın bir zamanlar bataklık olan topraklarının tarıma açılması da bu iki akarsuyun kaderiyle iç içedir. İkisinin de adı Hitit tabletlerinden Strabon'a, Arap coğrafyacılarından Osmanlı vakıf kayıtlarına kadar uzanan bir belge zincirinde izlenebilir. Yeşilırmak vadisinin genel anlatımı ayrı bir yazıda yer aldığından burada yalnızca bu iki kolun kaynaklarına, yataklarına, adlarına, yöreye etkilerine ve üzerlerine kurulan yapılara bakılacaktır.
Yeşilırmak Havzasında İki Kol
Yeşilırmak, Sivas'ın Suşehri ilçesinin güneybatısındaki Köse Dağları'ndan doğan, 519 kilometre uzunluğunda bir akarsudur ve Amasya il sınırları içinde kalan bölümü 129 kilometredir. Nehir ve başlıca kolları olan Çekerek, Tersakan ile Kelkit çaylarının oluşturduğu havza 36.144 kilometrekarelik çok geniş bir alanı kapsar. Yeşilırmak'ın ölçülmüş ortalama debisi saniyede 121 metreküp, yıllık toplam akımı 5707 milyon metreküptür. Aynı ölçümlerde Çekerek'in yıllık akımı 842 milyon, Tersakan'ın 125 milyon metreküp olarak verilir; yani Çekerek bu büyük akımın yaklaşık yedide birini, Tersakan ise küçük bir bölümünü taşır. Bu fark, iki akarsuyun yöredeki rolünü anlamak için iyi bir başlangıçtır: Çekerek büyük bir iç havzanın suyunu toplayan irice bir ırmak, Tersakan ise kaynak ve yağış suyuyla beslenen, yaz aylarında zayıflayan ama ovaları sulayan bir çaydır.
Üçüncü büyük kol olan Kelkit Çayı, Erzincan'ın kuzeybatısındaki 2600 metre yükseklikteki dağlardan doğar, yaklaşık 400 kilometre uzunluğundadır ve Amasya ile Tokat sınırında Yeşilırmak'a karışır; ortalama debisi saniyede 70,5, yıllık akımı 2526 milyon metreküp olarak ölçülmüştür. Sayılar karşılaştırıldığında Çekerek ve Tersakan'ın Kelkit'ten küçük, ama Amasya ovalarına çok daha yakın ve doğrudan kullanılan kollar olduğu görülür. Yeşilırmak üzerinde ayrıca Almus, Ataköy, Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları bulunur; yani nehir ve kolları bütünüyle düzenlenmiş bir su sistemi oluşturur.
İki kol, nehrin Amasya içindeki seyrini farklı noktalarda etkiler. Çekerek, Yeşilırmak'a şehrin güneyinde, Kayabaşı mevkiinde karışır ve Amasya'ya o noktadan itibaren iki akarsuyun birleşmiş suyuyla girilir. Tersakan ise nehre şehrin kuzeyinde kavuşur ve ardından Yeşilırmak, Amasya elmasının yetiştiği vadiye doğru yoluna devam eder. Hüseyin Hüsâmeddîn'in yüzyıl başında yazdığı Amasya Tarihi bu iki noktayı kendi döneminin yer adlarıyla verir: Çekerek, Kayabaşı denilen yerin batısını dolanıp Serçoban Tepesi önünde ana nehre karışır; Tersakan ise şehrin kuzey boğazına girip Bahçeler İçi denilen bağlık kesimin üstünde Yeşilırmak'a dökülür. Hüsâmeddîn, şehrin bağlarını ve meyvesini anlatırken de bu üç ırmağın iki yakasındaki bağları birlikte anar ve Amasya'nın bağ ekonomisini bu su ağının ürünü olarak görür.
Çekerek Irmağı
Kaynağı ve Yolu
Çekerek'in kaynağı konusunda kaynaklar aynı şeyi söylemez. İl kayıtlarındaki yeryüzü şekilleri bölümü ırmağın Sivas'ın yaklaşık elli kilometre kuzeybatısındaki, 2500 metre yükseklikteki Yıldız Dağları'ndan doğduğunu bildirir; aynı metnin Yeşilırmak'ı anlatan bölümünde ise Çekerek, Yozgat topraklarından doğan bir akarsu olarak anılır. Yabancı dildeki bir ansiklopedi maddesi kaynağı Tokat yakınlarına yerleştirir. Bu çelişki kesin olarak giderilmiş değildir. Güvenle söylenebilecek olan, ırmağın Sivas ve Yozgat dolaylarından yola çıkıp Yozgat'ın Çekerek ilçesi çevresinden ve Zile yöresinden geçtikten sonra Amasya'ya güneyden girdiğidir. Hüsâmeddîn de ırmağı yalnızca "Zile tarafından gelen" bir akarsu olarak tanıtır.
Uzunluk için de benzer bir değişkenlik vardır. İl kayıtları ırmağın uzunluğunu bir yerde 200, başka bir yerde 256 kilometre olarak verir; bazı yabancı kaynaklar yaklaşık 270 kilometre der. Amasya il sınırları içinde kalan bölüm ise 45 kilometredir. Yolu boyunca batıdan gelen Çorum Çayı'nı alır; Efennik Çayı da önemli kollarından biridir. Çekerek, Amasya'nın yaklaşık on beş kilometre güneyinde, Kayabaşı yakınında Yeşilırmak'a katılır. Kayabaşı'ndan Amasya'daki Hacılar Meydanı'na uzanan, yaklaşık on kilometrelik Ferhatarası Vadisi, iki akarsuyun birleşmesinden sonra nehrin şehre ulaşmadan önce izlediği kesimdir.
Adları: Zuliya, Skylaks, Askilakis
Çekerek'in en eski adı, belki de Hitit çağından kalmadır. Zile yakınlarında, ırmağın kıyısındaki Maşat Höyük'te 1973-1977 yıllarında Tahsin Özgüç başkanlığında yapılan kazılarda bulunan tabletler, Hitit döneminde Tapigga adını taşıyan bu yerleşimin çevresine dair yeni yer adları ortaya çıkarmıştır. Hititolog Sedat Alp, 1977'de yayımladığı incelemede, buradan çıkan bir mektupta adı geçen Şakaddunuva dağını, Hitit metinlerinin başka bir grubunda anılan Zuliya ırmağıyla ilişkilendirmiştir. O metinlerde Tuthaliya adlı bir Hitit prensinin Kaşkalılara karşı verdiği bir savaş anlatılır: Kaşkalılar Zuliya ırmağı üzerindeki köprüyü tutup yıkarlar, ırmağın suları yüksektir, Şamuha kentinin tanrıçası İştar prensi kemerinden tutup sudan çıkarır ve ok, yay ve taşlarla saldıranlara karşı üstüne kalkan tutar; ardından prens karşı yakaya harp arabasıyla geçer. Kimi araştırmacılar Zuliya'yı Yeşilırmak'ın kendisi ya da Kızılırmak havzasındaki Delicesu ile eşleştirmeyi önermişti. Alp ise Şakaddunuva dağının Maşat Höyük'ten uzak olamayacağını göz önüne alarak Zuliya'nın antik Skylaks, yani Çekerek olması gerektiğini savunur ve Skylaks ile Çekerek adlarında Zuliya'nın binlerce yıl içinde değişmiş biçimlerinin yaşıyor olabileceğini düşünür. Bu eşleştirme bir öneridir; Hitit coğrafyasındaki pek çok yer adı gibi kesinleşmiş sayılmaz.
Antik Yunan ve Roma kaynaklarında ırmağın adı Skylaks'tır. Amaseia'lı coğrafyacı Strabon, Yeşilırmak'ın (antik adıyla Iris) seyrini anlatırken nehrin Gazioura'dan sonra yeniden doğuya döndüğünü, Skylaks'ı ve başka akarsuları da alarak vatanı Amaseia'nın surlarının dibinden geçtiğini, Phanaroia'da Lykos ile birleştikten sonra Themiskyra ovasına ve Karadeniz'e ulaştığını yazar. Strabon'un tarifinde Skylaks, Amaseia'ya varmadan nehre katılan kollardan biridir; Lykos ise bugünkü Kelkit Çayı'dır ve Yeşilırmak'a Amasya'nın aşağısında kavuşur. Çekerek'in kıyısındaki Maşat Höyük'te ele geçen Hitit yazışmaları askerî niteliklidir. Kazı sonuçlarını aktaran kaynaklar yerleşimin en az M.Ö. 1420-1340 arasında iskân edildiğini kaydeder. Strabon'un Zelitis diye andığı bölgenin merkezi Zela, bugünkü Zile ile eşleştirilir.
Hüsâmeddîn, ırmağın eski adını "Askilakis" biçiminde kaydeder; bu, Skylaks adının başına bir ünlü eklenerek okunmuş hâlidir. Yazara göre Avrupalı gezginler ırmağı incelerken Çekerek adını yanlış duyup "Çöterlik" diye yazmışlardır. Hüsâmeddîn, ırmağın kimi zaman hafif aktığını, kimi zaman tamamen kesildiğini göz önüne alarak Askilakis adının Türkçe "Sengilik" sözcüğünün bozulmuş biçimi olabileceğini ileri sürer. Bu açıklama yazarın kendi döneminin köken yorumu anlayışını yansıtır ve bugünkü bilgilerle desteklenmez; kaydettiği adın Skylaks'a karşılık geldiği ise doğrudur.
Debisi ve Taşkınları
Çekerek'in rejimi, beslendiği iç bölgenin iklimini yansıtır. Ölçülmüş en yüksek debisi saniyede 362 metreküp, en düşüğü ise yalnızca 0,09 metreküptür; ortalama saniyede yirmi metreküp dolayındadır. Taşkınlar mart, nisan ve mayıs aylarında, kar erimesi ile bahar yağmurlarının birleştiği dönemde yaşanır. İki uç değer arasındaki bu büyük fark, ırmağın yazın çok zayıfladığını, ilkbaharda ise Amasya için ciddi bir taşkın tehdidi oluşturduğunu gösterir. Sulama ihtiyacı en çok yaz aylarında doğduğu için, suyun bol olduğu mevsimle gerekli olduğu mevsim birbirini tutmaz. İl kayıtları da Geldingen Ovası'nda yazın suyun çok azalmasından ve sulama kaynaklarının kirliliğinden kaynaklanan bir sulama sorunu bulunduğunu açıkça belirtir.
Hüsâmeddîn'in yüz yıl önceki gözlemi bu tabloya şaşırtıcı ölçüde yakındır ama değerlendirmesi daha iyimserdir. Ona göre Çekerek "çay gibi ufak" bir ırmaktır, bahar mevsimlerinde coşar, bazen de tamamen kesilir; "akarsa faydası çoktur, coşarsa zararı yoktur." Sonraki dönemin belgeleri bu son yargıyı doğrulamaz. 1930 ile 1960 arasında Amasya'yı etkileyen sel ve taşkınları arşiv belgeleri ve ulusal basın üzerinden inceleyen bir yüksek lisans tezi, Yeşilırmak ile birlikte Tersakan, Çekerek, Deliçay ve Kelkit çaylarının zaman zaman yataklarına sığmadığını, hatta aynı anda taşarak tahribata yol açtığını gösterir. Bu yıllarda neredeyse her ilkbahar başında kar erimesi ve yağmurlarla taşan sular şehri ve çevresini göle çevirmiş, evler yıkılmış, bahçe ve tarlalar bataklığa dönmüş, uzun süre su altında kalan arazilerde sıtma yayılmış, istasyon sular altında kalmış ve Samsun-Amasya-Sivas demiryolu ulaşımı kesilmiştir.
Geldingen Ovası
Çekerek'in Amasya'daki en belirgin eseri, merkez ilçenin güneyinde, Yeşilırmak vadisinin başlangıcını oluşturan Geldingen Ovası'dır. Kayıtlar bu ovanın Çekerek, Çorum ve Efennik çaylarının aşındırmasıyla oluştuğunu belirtir. Yaklaşık 48.400 hektarlık alanıyla il yüzölçümünün yüzde 8,8'ini kaplayan ova, ilin en önemli ovasıdır. Rakımı 450 metre dolayındadır ve yıllık yağışın 400 ile 500 milimetre arasında kaldığı, il sınırlarındaki en az yağış alan bölgedir; iklim karasaldır. Bu kıt yağış, ovanın verimini büyük ölçüde nehir sularına bağımlı kılar. Gökhöyük Tarım İşletmesi de bu ova üzerinde kurulmuştur.
Ovanın adı da eski bir yerleşme hikâyesi taşır. Hüsâmeddîn, Amasya'nın batısını kaplayan ve merkezi Ortaköy olan eski Geldiklan nahiyesinin adını Danişmendliler devrinin başlarında, hicrî 490 dolaylarında (1097) buraya yerleşen Afşar boyu beylerinden Baygeldi'ye bağlar: önce "Baygeldi Alan" denmiş, kısalarak "Geldi Alan", sonra bozularak "Geldiklan" olmuştur. Yazar nahiyedeki Afşar, Doğan, Alikadı, Yağmur, Karlı ve Akçakoyunlu gibi köy adlarını da Afşar ve Bayındır uluslarından ayrılan obaların büyüklerine bağlar. Bugünkü Geldingen adının bu Geldiklan'ın devamı olduğu, adların benzerliğine ve aynı coğrafyayı göstermelerine dayanarak düşünülebilir; ancak bu bir çıkarımdır ve iki ad arasındaki geçişi gösteren bir belgeye ulaşılamamıştır.
Süreyyabey Barajı
Çekerek üzerinde yapılan en büyük müdahale, Yozgat'ın Çekerek ilçesi sınırlarında kurulan Süreyyabey Barajı'dır. Çekerek Barajı adıyla da anılan yapı 1996 ile 2004 yılları arasında inşa edilmiş, kaya dolgu tipinde bir barajdır; yüksekliği 103 metre, gövde dolgu hacmi 7,5 milyon metreküptür. Baraj gölünün su hacmi 1310 hektometreküp, yüzölçümü 41,34 kilometrekaredir. Yapının amacı enerji üretimi, sulama ve taşkın önlemedir; kurulu gücü 14 megavat, yıllık üretimi yaklaşık 51 gigavatsaattir. Sulama alanı olarak 66.165 hektar gösterilir. İl kayıtlarındaki anlatım barajın yapım aşamasında kaleme alındığı için, tamamlandığında Amasya'nın taşkınlardan korunacağını ve Geldingen Ovası'ndaki sulama sorununun büyük ölçüde çözüleceğini bir beklenti olarak dile getirir.
Barajın sulama payının dağılımı uzun süre tartışma konusu oldu. 2015'te yayımlanan bir ajans haberinde bir Tokat milletvekili, inşaatın 1998'de başladığını ileri sürmüş (başka kaynaklarda başlangıç 1996 olarak geçer), barajın Amasya, Tokat, Yozgat ve Çorum'da toplam 653.230 dekar araziyi sulama kapasitesi bulunduğunu, ancak o tarihte bu imkândan yalnızca Amasya'nın yararlandığını söylemiştir. Aynı haberde Devlet Su İşleri yetkilileri, Zile'deki tarım arazilerine su götürecek kanal için proje ihalesinin yapıldığını ve kanal inşaatının 2016'da başlayacağını bildirmiştir. Bu haber, Çekerek suyunun Geldingen Ovası'na ulaşan sulama düzeninin, ırmağın geçtiği öteki ovalardan önce kurulduğunu düşündürür. 2026 baharında yayımlanan bir başka ajans haberi ise kuraklık yüzünden bir önceki yıl yüzde 20,6'ya inen doluluğun yağışlı bir kışın ardından yüzde 42,7'ye çıktığını, kuraklık yıllarında baraj gölünde balık ölümleri yaşandığını ve gölde kafeslerde balık yetiştirildiğini aktarır.
Tersakan Çayı
Kaynağı ve Ladik Gölü
Tersakan, Ladik Gölü'nden çıkan, yaklaşık yüz kilometre uzunluğunda bir akarsudur; uzunluğu 91,4 kilometre, su toplama havzası 2684 kilometrekare olarak verilir. İl kayıtları çayın 1925 metre yükseklikte Akdağ eteklerinden doğduğunu, Ladik Gölü'nün fazla suyunu aldığını ve Havza ilçesinden geçerek Amasya sınırları içinde Yeşilırmak'a katıldığını belirtir. İlçe kayıtlarında ise kaynak olarak Ladik Gölü ve Derinöz Çayı anılır. Derinöz üzerinde sulama amaçlı Derinöz Barajı vardır; 3,5 milyon metreküplük bu göl, Ladik Ovası ile Suluova Ovası'nın bir bölümünü sular.
Hüsâmeddîn'in tarifinde çayın doğduğu göl, Ladik kasabasının yaklaşık on kilometre doğusunda, altı kilometre uzunluğunda, üç kilometre genişliğinde ve altı metre kadar derinliğinde büyük bir göldür. Seki, Kızoğlu, Polad, Çakır ve Gümüş yaylalarından doğan altı çay bu göle dökülür ve gölden çıkan su Tersakan adıyla bilinen ırmağı oluşturur. Gölün balığı ve sazlığı ünlüdür; sazdan güzel hasırlar dokunur ve göl yöreye önemli bir gelir sağlar. Yazar, kendi zamanında gölün kurutulmasının düşünüldüğünü de not eder. Göl kurutulmamış, çayın kaynağı olarak bugün de anılmaktadır.
Adı ve Eski Adları
Çayın adı akış yönünden gelir. Ladik Gölü'nden çıkan su önce batıya, sonra güneye, sonra da doğuya dönerek Yeşilırmak'a ulaşır; bu dönüşler çaya "ters akan" anlamında Tersakan adını kazandırmıştır. Hüsâmeddîn adı biraz farklı açıklar: ona göre çay kuzeyden güneye aktığı için bu adı almıştır. Yazar, Ahbârü'l-İbâd adlı eserde ırmağın Arapça "en-Nehrü'l-Maklûb", yani "ters çevrilmiş ırmak" adıyla kayıtlı olduğuna dikkat çeker ve bundan, Tersakan adının Türkler arasında fethin ilk yıllarından beri yaygın olduğu sonucunu çıkarır. Ikdü'l-Cümân'da da "Nehr-i Maklûb" doğudan batıya ve güneye akan ırmak diye açıklanmıştır. İki açıklama, ayrıntıda ayrılsa da, çayın bölgedeki öteki akarsuların genel yönüne aykırı bir yay çizdiği gözleminde birleşir.
Hüsâmeddîn daha eski belgelerde çayın "Astifonos" ve "İstiyotos" adlarıyla kayıtlı olduğunu söyler ve ikincisini Türkçe "Setit" sözcüğünün bozulmuş biçimi sayar. Bu iki ada başka bir kaynakta rastlanamamıştır. Yazar ayrıca, taşkın zamanlarında çevreye zarar verdiği için çaya "Deliçay" da dendiğini kaydeder. Bugün Amasya yöresinde Deliçay adı ayrı bir akarsu için de kullanılır; Tersakan'ın bu lakabı o akarsuyla karıştırılmamalıdır.
Hüsâmeddîn'in kitabının Pontus dönemini anlatan cildinde ileri sürdüğü bir görüş ise bugünkü bilgilerle çelişir. Yazar, Mithridates ile Lucullus savaşları sırasında adı geçen Lykos ırmağının "şimdi Tersakan dediğimiz çay olması gerektiğini" düşünür ve Mithridates'in ordusunu topladığı kaleyi bu ırmağın kaynağı saydığı Ladik Gölü kıyısına yerleştirir. Oysa Strabon'un tarifinde Lykos, Yeşilırmak'a Amasya'nın aşağısında, Phanaroia ovasında katılan koldur ve bugün Kelkit Çayı ile eşleştirilir. Hüsâmeddîn'in Lykos adını yerli bir hükümdar adından türetmesi de kendi döneminin köken yorumlarındandır.
Havza ve Ancere
Tersakan'ın kıyısındaki en eski kasabalardan biri Havza'dır. Hüsâmeddîn, kasabayı Tersakan'ın batı yakasında küçük bir şehir olarak tanıtır ve Arap kaynaklarında geçen Ancere ya da Hancere adlı şehrin burası olduğunu savunur. Dayanağı, Zekeriyyâ el-Kazvînî'nin Âsârü'l-Bilâd'ında yer alan bir kayıttır: Kazvînî'ye göre Anadolu'da Ancere adında bir şehir vardır ve orada Tersakan ırmağı akar; rivayete göre hicrî 442 yılında (1050) ağustos ayında bir pazartesi gecesi korkunç bir deprem olmuş, sarsıntılar ertesi güne kadar sürmüş, pek çok bina yıkılmış, bir kilise yere geçmiş, yerden çok sıcak su çıkarak yetmiş kadar ekili alanı harap etmiş ve birçok insanı boğmuş, halk dağ başlarına kaçmış, sıcak su dokuz gün sürdükten sonra çekilmiş ve bir miktarı yerinde kalmıştır. Hüsâmeddîn, Tersakan'ın yakınında Havza'dan başka bir şehir bulunmadığına ve Havza'nın kaplıcalarına bakarak Ancere'nin Havza olduğu sonucuna varır. Bu eşleştirme yazarın kendi çıkarımıdır; anlatıdaki sıcak su ayrıntısı Havza'nın kaplıcalarıyla uyuşsa da başka bir belgeyle doğrulanmış değildir.
Suluova'dan Amasya'ya
Tersakan, Suluova'ya Eski Çeltek'ten girer, ovada sağa doğru bir yay çizer ve Amasya'da Yeşilırmak'la birleşir. Suluova çevresinde Gümüşsuyu Deresi ile birleştikten sonra Amasya'nın kuzeyinde nehre dökülür. Çayın Amasya il sınırları içinde kalan bölümü 41 kilometredir. Şeyhsuyu, Gümüşsuyu, Derinöz ve Salhan çayları Tersakan'ın başlıca kollarıdır; bu kollar üzerinde Gümüşhacıköy Ovası, Merzifon Ovası ve Suluova yer alır. Hüsâmeddîn çayın Merzifon'un kuzeyindeki Taşan (bugünkü Tavşan) Dağı için de bir sınır olduğunu yazar: Akdağ'dan sonra sancağın en büyük dağı sayılan bu kütle, Tersakan Çayı'ndan başlayıp doğudan batıya uzanır ve Osmancık'ta Kızılırmak'a kadar sürer.
Birleşme noktası, Amasya vadilerinin tarifinde bir ölçüt olarak da kullanılır. Amasya'nın vadi tasniflerinde Beşgöz Vadisi, Boğazköy ile Tersakan Çayı'nın Yeşilırmak'a döküldüğü nokta arasında kalan 8,5 kilometrelik kesim olarak tanımlanır. Onlukköprü Vadisi ise Tersakan'ın döküldüğü yerde başlar, Ziyaret ve Yenice beldelerinden geçerek Kuzgeçe Köyü'nde biter ve yirmi kilometre uzunluğundadır; bu vadi Amasya elmasının yetiştiği vadi olarak anılır. Dolayısıyla Tersakan, nehrin şehirden sonra elma bahçeleriyle dolu vadiye girdiği noktada ana yatağa karışır.
Hüsâmeddîn'in döneminde çay sürekli akan, yazın azalıp baharda çoğalan bir akarsudur ve iki yakasındaki pek çok fabrika, değirmen, bağ ve bahçe ondan yararlanır. Çayın suyunun niteliği ise son yıllarda zaman zaman gündeme gelmiştir. Ocak 2022'de kurak geçen mevsimlerin ardından su seviyesi iyice düşen çayda, özellikle Boğazköy kesiminde beyaz köpükler oluşmuş, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekipleri köpürmenin nedenini belirlemek için sudan numune almıştır. Habere göre çayın Yeşilırmak'la birleştiği kesimde de köpük ve koku görülmüş; çevre köylüler tarlalarını ve hayvanlarını bu suyla sulamaktan çekindiklerini söylemiş, bir mahalle muhtarı Suluova bölgesindeki fabrika ve hayvansal atıkların burada biriktiğini belirterek Boğazköy mevkiinde bir arıtma tesisi kurulmasını istemiştir.
Çay Üzerindeki Eski Köprüler
Hüsâmeddîn, Tersakan üzerinde iki eski ve ünlü köprü sayar. Birincisi, çayın Yeşilırmak'a karıştığı yere yakın, Ziyare yolu üzerindeki Ziyare Köprüsü'dür. Yazar, eski belgelerdeki "Mes'ud Köprüsü" adından ve mimari üslubundan hareketle köprünün Selçuklu Sultanı I. Mesud tarafından yaptırıldığını düşünür. Ona göre köprü son derece sağlamdır, her yanıyla Selçuklu eseri olduğunu gösterir; kemer açıklığı bakımından şehirdeki Kuşköprü'ye benzer, ama biçimi daha zarif ve daha işlenmiştir. Köprünün yapımcısına dair bilgi yazarın çıkarımına dayanır; Sultan Mesud'u gösteren bir kitabe anılmaz.
İkincisi, Suluova'nın bitiminde Amasya yolu ile Merzifon yolunun ayrıldığı noktadaki Çeltek Köprüsü'dür. Tek gözlü bu köprünün kemer açıklığı dar olduğu için kemeri çok yüksek, sırtı son derece diktir. Hüsâmeddîn'e göre hicrî 1300 (1882-1883) yılından beri defalarca yenilenen şose yolu köprünün iki yanını doldurup düzlediğinden kemer aşağıya inmiş ve köprünün üstü düzlenmiştir. Köprünün hicrî 812 (1409-1410) yılında var olduğu belgelerden anlaşılır; yaptıranı bilinmez, yazar yükseltisine ve mimari tarzına bakarak onu hicrî sekizinci yüzyıla, yani on dördüncü yüzyıla tarihler. Bu iki köprü hakkında Hüsâmeddîn'in verdiklerinin ötesinde güvenilir bir bilgiye ulaşılamamıştır.
Debisi
Tersakan, Çekerek'ten çok daha küçük bir akarsudur. Ölçülmüş en yüksek debisi saniyede 317 metreküp, en düşüğü 0,021 metreküp, ortalaması 3,96 metreküptür. Yıllık toplam akımı 125 milyon metreküp olan çayda taşkınlar genellikle mart, nisan ve mayıs aylarında, ayrıca yaz aylarında sağanak yağışlar yüzünden olur. Ortalama ile en yüksek değer arasındaki büyük fark, çayın olağan zamanlarda küçük, ani yağışlarda ise taşan bir akarsu olduğunu gösterir; "Deliçay" lakabı da bu huyundan gelir. Havzada taşkına neden olan günlük en büyük akımların tekrarlanma sürelerini inceleyen akademik bir çalışma da yapılmıştır. Sulama suyu olarak çayın alkalilik bakımından birinci, tuzluluk bakımından ikinci sınıfta olduğu, ortalama pH değerinin 8,5 olduğu bildirilmiştir.
Suluova Ovası ve Yedikır
Tersakan'ın asıl önemi, Suluova Ovası'nın ortasından geçen sulayıcı bir akarsu olmasından gelir. Rakımı 550 metre dolayında olan, yaklaşık 40.000 hektarlık ova il topraklarının yüzde 7,3'ünü kapsar. Komşusu Merzifon Ovası ortalama 700 metre yükseklikte, 31.100 hektarlık alanıyla ilin en büyük üçüncü ovasıdır; Gümüş Ovası ise 750 metre yükseklikte, 5400 hektarlıktır. Üç ovanın suyu Tersakan'ın kollarından gelir.
Ovanın bugünkü görünümü görece yenidir. İlçe tarihçesine göre 1950 yılından önce ovanın önemli bir bölümü bataklıklarla ve su birikintileriyle kaplıydı; drenaj bozuk olduğu için taban suyu ve tuzluluk sorunu yaşanıyor, bu koşullar sıtma hastalığının yayılmasına yol açıyor ve ova yaz aylarında yaşanmaz hale geliyordu. Bazı aileler yazı Akdağ eteklerindeki yaylalarda geçiriyor, kurak yıllarda kıtlık görülüyordu. Tarımın gelişmesi 1950'de Marshall yardımıyla çiftçiye dağıtılan traktör ve makinelerle başladı; aynı yıllarda bataklıklar kurutuldu ve drenajı bozuk alanlar ıslah edildi. 1954'te hizmete giren Amasya Şeker Fabrikası ovada bilinçli tarımın yerleşmesini sağladı. Yerleşim 1902'de Suluca adıyla bucak, 1957'de ilçe oldu; meyve bahçeleri ve kavakçılık da bu dönemden sonra gelişti.
Ovanın sulanmasındaki ikinci aşama Yedikır Barajı'dır. Suluova'da, Tersakan havzasında sulama amacıyla 1982-1985 yıllarında toprak dolgu olarak yapılan baraj, Tersakan'dan 7,5 kilometrelik bir mesafededir ve suyunu kanallarla alır. Yaklaşık 60 milyon metreküplük hacmi ve 5,93 kilometrekarelik göl alanıyla çevrenin en büyük sulama göletidir. Gölde kızılkanat, sazan ve turna balıkları yaşar ve göl olta balıkçılığına elverişlidir; kuzeydoğusundaki araziler çam türleriyle ağaçlandırılmıştır. Üreme dönemi dışında burada konaklayan çok sayıda angıt, kışın ise çamurcun, yeşilbaş ve büyük karabaş martı gibi su kuşları gölü önemli bir sulak alan yapar. Çevresindeki 817 hektarlık alan 1989'da yaban hayatı koruma sahası ve birinci derece doğal sit alanı ilan edilmiş, Yedikuğular Kuş Cenneti adıyla korunmuştur. Gölet sayesinde Suluova'da sulu tarıma geçilmiş, sanayi bitkilerinin yanında bağ, bahçe, meyvecilik ve sebzecilik de yaygınlaşmıştır.
Gani Baba Türbesi
Tersakan'ın kıyısında, Saygılı Köyü yakınında, yörenin en tanınmış ziyaretgâhlarından Gani Baba Türbesi bulunur. Türbenin yeri kaynaklarda küçük farklarla verilir: kimi tariflerde köyün altında, Osman Fevzi Olcay'ın Amasya'daki büyük mutasavvıfları sıraladığı listede ise "Saygılı Köyü kuzeyi, Tersakan Irmağı kıyısında" gösterilir. Yerel anlatıda burada yatan zat, Horasan'dan Anadolu'ya gelen Gazi Derviş Şeyh Abdülgani el-Halvetî olarak bilinir. Hüsâmeddîn de türbeyi "Tersakan Çayı'nın kenarında bulunan Gani Türbesi" diye anar, onu büyük velilerden Şeyh Abdülganî el-Halvetî'ye ait sayar ve hastaların sığınağı olduğunu söyler. Yazara göre bahar günlerinde türbenin çevresi insanlarla dolup bir panayır görünümü alır, her gün kurban eksik olmaz ve Amasya'daki ünlü Gani sülalesi bu zatın soyundan gelir.
Hüsâmeddîn'in Amasya'nın ünlü kişilerine ayırdığı biyografi cildindeki bir kayıt, türbeyi farklı bir geçmişe bağlıyor görünür. Buna göre Merzifonlu Abdülganî Efendi, öğrenimini tamamlayıp Emîr Buhârî şeyhi Amasyalı Abdüllatif Nakşibendî'den hilafet aldıktan sonra hicrî 946'da (1539-1540) şehre gelip ders vermeye başlamış, Amasya valisi Şehzade Mustafa'nın güvenini kazanarak Sultan Bayezid Camii'nin kürsü şeyhi ve şehzadenin şeyhi olmuştur. Şehzadenin hicrî 960 şevvalinde (1553) babasının öfkesine uğradığı sırada görevinden alınmış, çiftliğinin bulunduğu Suluova'ya gönderilmiş ve orada oturmaya mecbur edilmiştir. Köyünde mescit ve zaviye yaptırarak Suluova köylerinin başvuru yeri olmuş, II. Selim'in tahta çıktığı 974'te (1566) Amasya'ya dönmesine izin verilmiş, hicrî 981 şevvalinde (1574) çiftliğinde ölmüştür. Oğulları ve kızı Ayşe Molla Hatun da bilginler arasında sayılır, soyuna "Ganîoğulları" denir. Kaydın sonunda kabrinin Suluova'da Tersakan Irmağı'nın güney kıyısında, ünlü bir ziyaretgâh olduğu, köyünün de yakınında bulunduğu, mescidini kızı Ayşe Molla'nın genişletip camiye çevirdiği ve mülklerini bu camiye vakfettiği, çiftliğine de "Ganîköyü" dendiği yazılıdır. Eserin dijital metninde komşu biyografiler sütunlar hâlinde iç içe geçtiği için bu bilgilerin hangilerinin aynı kişiye ait olduğu dikkatle ayıklanmalıdır. Bu kayıttaki Abdülganî Efendi'nin Nakşibendî hilafeti, birinci ciltteki "el-Halvetî" nisbesiyle de tam uyuşmaz. Gani Baba'nın bu Abdülganî Efendi olduğu bu nedenle güçlü bir ihtimal olarak düşünülebilir, ama bir çıkarım olarak kalır ve Horasanlı derviş anlatısıyla bağdaştırılması mümkün olmamıştır.
Suluova'da İklim ve Tarım
Suluova ilçesi Amasya'nın yaklaşık 25 kilometre batısında, 510 metre rakımda yer alır; yüzölçümü 516 kilometrekaredir. Üç yanı yüksek olmayan dağlarla çevrilidir, en yüksek noktası 2064 metreyle Akdağ'dır. İç Anadolu karasal iklimi ile Karadeniz iklimi arasında kaldığı için geçiş iklimi özelliği taşır. Yıllık sıcaklık ortalaması 12 derecedir; temmuz ortalaması 21,5, ocak ortalaması 2,2 derece olarak ölçülmüştür. İlk donlar kasımda, son donlar nisanda görülür, kar ise en çok Akdağ bölgesine yağar. Ovadaki bitki örtüsü meyve bahçeleri ile kavak ve söğüt ağaçlarından oluşur. İlçenin yüzölçümünün 276.370 dekarı tarım arazisidir ve bunun 170.820 dekarlık bölümü sulanmaktadır; geri kalan 105.550 dekarda kuru tarım yapılır. Tersakan'ın ovada kapladığı yatak, taşlık ve kayalık alanlarla birlikte 89.055 dekarlık ayrı bir kalem olarak sayılır.
Merzifon Ovası'nda sulama Gümüşsuyu ve Salhan çaylarından, Yüzüncüyıl ile Alala göletlerinden ve Yedikır Barajı'ndan sağlanır. Gümüş Ovası'nın sulama kaynakları ise Gümüşsuyu, Büyük Dere ve Kavşak Çayı'dır; ovanın büyük bölümünde sulama ihtiyacı sürmektedir. Tersakan'ın en önemli kollarından Gümüşsuyu bu iki ovanın ortak suyudur.
İki Kolun Amasya'ya Etkisi
Çekerek ile Tersakan, Amasya'nın coğrafyasını iki ayrı yönde biçimlendirir. Çekerek, ilin güneyindeki Geldingen Ovası'nı oluşturan, büyük bir havzanın suyunu getiren, ama o suyun yazın azaldığı bir ırmaktır; bu yüzden barajla düzenlenmesi hem taşkın hem sulama bakımından önem taşır. Tersakan ise küçük debisine karşın Suluova, Merzifon ve Gümüşhacıköy ovalarının sulama ağını besleyen, Yedikır Barajı gibi yapay göllerle desteklenen bir kaynaktır. İl kayıtları Geldingen, Suluova, Merzifon ve Gümüş ovalarının il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 24'ünü kapsadığını ve ilin tarım açısından en önemli yerleri olduğunu bildirir. Dağlık yapısına karşın Amasya'nın, özellikle Amasya ile Taşova arasındaki Yeşilırmak vadisi çevresinde mikroklima özelliği gösteren verimli tarım alanlarına sahip olması, bu akarsu sistemine dayanır.
İki akarsuyun tarihi de bu ikiliği izler. Çekerek'in adı Hitit savaş metinlerinden Strabon'un coğrafyasına uzanan bir hat üzerinde, uzak bir iç bölgenin ırmağı olarak anılır; Tersakan ise Havza kaplıcalarından Selçuklu köprülerine, Suluova'daki çiftlik ve zaviyelere kadar yakın çevresinin gündelik hayatına karışmış bir çaydır. Verilen uzunluk, kaynak noktası ve debi değerleri farklı kurumların ölçümlerine dayandığı için kaynaktan kaynağa değişebilir; yazıda esas alınan sayılar il kayıtlarında yer alan değerlerdir.
Kronoloji
M.Ö. 1420-1340: Çekerek kıyısındaki Maşat Höyük'ün (Hitit Tapigga) en az bu yıllar arasında iskân edildiği kaydedilir.
M.Ö. 1. yüzyıl sonu - M.S. 1. yüzyıl başı: Strabon, Iris'in Skylaks'ı alarak Amaseia'dan geçtiğini ve Lykos ile birleştiğini yazar.
1050 (H. 442): Kazvînî'nin aktardığı rivayete göre Tersakan kıyısındaki Ancere'de büyük deprem ve sıcak su taşkını; Hüsâmeddîn Ancere'yi Havza ile eşleştirir.
1097 dolayı (H. 490): Hüsâmeddîn'e göre Afşar beyi Baygeldi'nin Geldiklan nahiyesine yerleşmesi.
1409-1410 (H. 812): Tersakan üzerindeki Çeltek Köprüsü'nün var olduğunun belgelendiği tarih.
1553 (H. 960): Hüsâmeddîn'in biyografi kaydına göre Abdülganî Efendi'nin Suluova'daki çiftliğine gönderilmesi.
1574 (H. 981): Abdülganî Efendi'nin Suluova'daki çiftliğinde ölümü.
1882-1883 (H. 1300): Çeltek Köprüsü'nün iki yanını dolduran şose yolu çalışmalarının başlangıcı.
1902: Suluova'nın Suluca adıyla bucak olması.
1930-1960: Çekerek, Tersakan ve Yeşilırmak taşkınlarının şehri ve ovaları defalarca su altında bırakması.
1950: Suluova'da makineli tarımın başlaması ve bataklıkların kurutulması.
1954: Amasya Şeker Fabrikası'nın hizmete girmesi.
1957: Suluova'nın ilçe olması.
1973-1977: Maşat Höyük kazıları; Hitit tabletlerinin bulunması.
1977: Sedat Alp'in Zuliya ırmağını Çekerek ile eşleştiren incelemesinin yayımlanması.
1982-1985: Yedikır Barajı'nın yapımı.
1989: Yedikır çevresinin doğal sit alanı ilan edilmesi.
1996-2004: Süreyyabey (Çekerek) Barajı'nın yapımı.
2022: Kuraklıkta Tersakan'da kirlilik kaynaklı köpürme ve numune incelemesi.
2026: Süreyyabey Barajı'nda doluluğun yüzde 20,6'dan yüzde 42,7'ye çıkması.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 95-97 (Çekerek ve Tersakan ırmakları, Ziyare ve Çeltek köprüleri): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page105.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 348-349 (Gani Türbesi, Geldiklan nahiyesi), s. 362-365 (Havza ve Ancere), s. 389 (Ladik Gölü), s. 408 (Taşan Dağı): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page189.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 2, s. 167-168 (Lykos ırmağı hakkındaki görüşü): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page277.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 530-534 (Abdülganî Efendi ve Ganîoğulları): https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page521.html
- Osman Fevzi Olcay, Amasya Hâtıraları: Bildiklerim, Gördüklerim, İşittiklerim ile Amasya, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, "Amasya'da Bulunan Büyük Mutasavvıflar". amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Sedat Alp, "Maşat-Höyük'te Keşfedilen Hitit Tabletlerinin Işığı Altında Yukarı Yeşilırmak Bölgesinin Coğrafyası Hakkında", Belleten 41/164 (1977), s. 637-648: https://belleten.gov.tr/tam-metin-pdf/1479/tur
- Mehmet Dümen, "Amasya'da Sel ve Su Taşkınlarının Ulusal Basındaki Yansımaları (1930-1960)", yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 2024: https://acikerisim.omu.edu.tr/entities/publication/2d9a5cf7-d2a5-4169-ac8e-40935c9c5251
- Tønnes Bekker-Nielsen, Marit Jensen, "Two Pontic Rivers" (Strabon XII.3.15): https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/929133
Resmî kaynaklar
- T.C. Amasya Valiliği, "Yeryüzü Şekilleri" (Yeşilırmak, Çekerek ve Tersakan; ovalar ve vadiler): https://amasya.gov.tr/yeryuzu-sekilleri
- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, "Amasya Sit Alanları ve Tabiat Varlıkları" (Yedikır Barajı-Yedikuğular Kuş Cenneti): https://webdosya.csb.gov.tr/db/samsun/editordosya/file/Amasya Sit Alanları ve Tabiat Varlıkları.pdf
- Suluova Kaymakamlığı, "İlçemizin Tarihi" ve coğrafi bilgiler: https://www.suluova.gov.tr/ilcemizin-tarihi
Diğer kaynaklar
- "Tersakan Çayı", Vikipedi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Tersakan_Çayı
- "Çekerek River", Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Çekerek_River
- "Süreyyabey Barajı ve Hidroelektrik Santrali", Vikipedi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Süreyyabey_Barajı_ve_Hidroelektrik_Santrali
- Yeşilırmak Havzası Koruma Birliği, "Yeşilırmak Havzası": https://www.yesilirmak.org.tr/yesilirmak_havzasi.php
- "'Tersakan Çayı' kirlilikten köpürdü", İHA, Posta, 5 Ocak 2022: https://www.posta.com.tr/son-dakika/tersakan-cayi-kirlilikten-kopurdu-2420706
- "Zile'nin Ovaları Süreyyabey Barajı'ndan Gelecek Suyu Bekliyor", İHA, Mynet, 22 Ekim 2015: https://www.mynet.com/zilenin-ovalari-sureyyabey-barajindan-gelecek-suyu-bekliyor-180102003276
- Sait Çelik, "Çekerek Sürayyabey Barajı'nda iki kat artan doluluk çiftçileri ve balıkçıları mutlu etti", AA, Habertürk, 28 Mart 2026: https://www.haberturk.com/yozgat-haberleri/40946903-cekerek-surayyabey-barajinda-iki-kat-artan-doluluk-ciftcileri-ve-balikcilari-mutlu-etti
Çevrimiçi kaynaklar









