Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Senden ayru gözlerüm yaşı durur hem-dem baña
Künc-i miḥnetde belā vü ġam durur maḥrem baña
Zülf-i reyḥānuñ ġamından olalı ten ḳara ḫāk
Hep siyeh-pūş oldı sünbüller dutup mātem baña
Cām-ı la‘lüñ yādına ‘ālemde görse ‘ālimüm
Bezm-i şevḳ ü ẕevḳde reşk eyler-idi Cem baña
Ḳāmet ü zülf ü dehānuñ görmeyelden iy perī
Girmişem bir ṣūrete gören dimez ādem baña
Dūr olsam Fażliyā ġamdan beni ġum öldürür
Şöyle me’nūs oldı hicrinde o şāhuñ ġam baña
Günümüz Türkçesiyle
1. Senden ayrıyken gözlerimin yaşı bana soluk arkadaşıdır; mihnet köşesinde bela ve gam bana sırdaştır.
2. Reyhan kokulu zülfünün gamından ten kara toprak olalı, bütün sünbüller benim için yas tutup karalar giydi.
3. Senin lal dudağının kadehini anarak kurduğum şevk ve zevk meclisinde beni görseydi, Cem bile bana imrenirdi. (İlk mısradaki "‘ālimüm" kelimesinin okunuşu açık değildir; beyit genel anlamıyla aktarılmıştır.)
4. Ey peri, boyunu, zülfünü ve ağzını göremeyeli öyle bir kılığa girdim ki gören bana insan demez.
5. Ey Fazlî, gamdan uzak düşsem, (bu kez) gamsızlık beni öldürür; o şahın ayrılığında gam bana öyle alıştı. (İkinci "ġum" kelimesi neşirde bu biçimdedir; bağlam "gam" okunmasını düşündürür.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "baña" kelimesidir; kafiye "hem-dem, maḥrem, mātem, Cem, ādem, ġam" kelimelerindeki "-em/-am" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Fażliyā" biçiminde geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde on birinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 218b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor. Son beyitteki ikinci "ġum" kelimesi neşirde bu biçimde basılmıştır; anlam bakımından "ġam" okunması akla yakındır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, ayrılık içindeki âşığın yalnızlığını ve ona eşlik eden "dostları" anlatır. İlk beyitte gözyaşı "hem-dem" (soluk arkadaşı), bela ve gam "maḥrem" (sırdaş) olur. Bu iki kelime insanlar arasındaki yakınlığı anlatan sözlerdir; şair onları gözyaşına, belaya ve gama vererek yalnızlığını dolaylı yoldan anlatır. Son beyit bu düşünceyi bir paradoksla tamamlar: gam âşığa öyle alışmıştır ki ondan uzak düşmek bile onu öldürür.
Özkat, güzelliğinin farkında olan sevgilinin şaire karşı ilgisiz kalmasının şairi derinden yaraladığını söyler ve bu duruma örnek olarak gazelin ikinci beytini alıntılar. Beyitte âşığın teni, reyhan kokulu zülfün gamından kara toprak olmuştur; toprağın üstünde biten siyah sünbüller de onun için yas tutup karalar giymiştir. Siyah zülf, kara toprak ve kara sünbül arasında bir renk tenasübü kurulur; "siyeh-pūş" (karalar giymiş) ve "mātem" (yas) kelimeleri ölüm sonrasını düşündüren bir sahneyi tamamlar.
Üçüncü beyitte efsanevi kadehin sahibi Cem'e telmih vardır; "cām" ile "Cem" arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas da kurulur. Dördüncü beyitteki buluş, divan şiirinde boyun elif, zülfün dal ve ağzın mim harfine benzetilmesine dayanır. Bu üç harf yan yana gelince "âdem" (insan) kelimesi yazılır. Âşık sevgilinin boyunu, zülfünü ve ağzını göremediği için, yani "âdem"in harflerinden yoksun kaldığı için, gören ona "insan" demez. "Perī" hitabı da insan ile peri arasında bir tezat kurar.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 290, gazel no. 11 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 218b); ayrıca s. 62 (gazeller üzerine) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






