Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün
Cigerüm ḳanı şarāb oldı gözüm cām saña
İçürür zehr-i ġamı iy göñül eyyām saña
Murġ-ı zīrüñ geçinüp degmeye ṣayd olmaz iken
Zülf ü ḫāl oldı göñül dāne ile dām saña
Ṭāli‘üñ ġāyet iti olmasa iy kelb-i raḳīb
O ġazālum bu ḳadar niçün ola rām saña
Merḥabā itse senüñle ne gün ol şāh göñül
Rūz-ı mātem daḫi olsa ola bayrām saña
Zülfi sevdāsına düşdüñ gibi iy Fażlī yine
Rūz-ı rūşen görinür ẓulmet ile şām saña
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, ciğerimin kanı sana şarap, gözüm kadeh oldu; zaman (eyyām) sana gam zehri içirir.
2. Ey gönül, sen her önüne gelene av olmayan akıllı bir kuş geçinirken, zülf ve ben sana tuzak ve yem oldu.
3. Ey rakip köpeği, talihin pek keskin olmasaydı o ceylanım sana niçin bu kadar uysal olsun? ("İti" kelimesi eski Türkçede "keskin" demektir; "it" (köpek) ile ses oyunu kurar.)
4. Ey gönül, o şah seninle hangi gün merhabalaşsa, o gün yas günü bile olsa sana bayram olsun.
5. Ey Fazlî, yine onun zülfünün sevdasına düştüğün için aydınlık gün sana karanlıkla akşam gibi görünür.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "saña" kelimesidir; kafiye "cām, eyyām, dām, rām, bayrām, şām" kelimelerindeki "-ām" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde on dördüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 219a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin muhatabı çoğunlukla âşığın kendi gönlüdür; üçüncü beyitte ise söz rakibe döner. İlk beyit bir meclis tablosunu âşığın bedenine taşır: ciğerin kanı şarap, göz kadeh olur, zaman da sakinin yerine geçip gam zehri içirir. "Şarāb", "cām" ve "içürür" kelimeleri bir tenasüp kurar.
İkinci beyit av imgelerine dayanır ve bir leff ü neşr içerir. Gönül, her tuzağa düşmeyen akıllı bir kuş olduğunu sanmaktadır; ama sevgilinin zülfü ve beni ona tuzak ve yem olmuştur. Zülf uzun ve kıvrımlı olduğu için tuzağa (dām), siyah ben de küçük ve tek olduğu için yeme (dāne) karşılık gelir; ikinci mısrada önce yem, sonra tuzak anılarak sıra karıştırılmıştır. "Murġ" (kuş), "ṣayd" (av), "dāne" ve "dām" bir tenasüp oluşturur.
Üçüncü beyit, kelime oyunu bakımından gazelin en zengin yeridir. Rakip "kelb" (köpek) diye anılır; "ṭāli‘üñ ġāyet iti" sözündeki "iti" ise eski Türkçede "keskin" demektir ve "it" (köpek) kelimesiyle bir ses oyunu kurar. Sevgili bir "ġazāl" (ceylan) olarak anılır; ceylan ile köpek arasındaki av ilişkisi, sevgilinin rakibe "rām" (uysal) olmasını şaşırtıcı kılar. Âşık bunu ancak rakibin talihinin keskinliğine bağlayabilir. Dördüncü beyitte "rūz-ı mātem" (yas günü) ile "bayrām" arasında bir tezat vardır. Son beyitte "sevdā" kelimesi hem aşkı hem de siyah renkle ilişkilendirilen kara safrayı anar; zülfün siyahlığı, aydınlık günü karanlık bir akşama çevirir. "Rūz-ı rūşen" (aydınlık gün) ile "ẓulmet" ve "şām" (karanlık, akşam) bu son tezadı kurar.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 292, gazel no. 14 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 219a); ayrıca s. 61-62 (gazeller üzerine) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






