Özgün Metin
Vezin: Mefā‘ilün Fe‘ilātün Mefā‘ilün Fe‘ilün
Leb-i ḥabīb olur ise cinānda cām baña
Ṭahūra māyil olursam ola ḥarām baña
Olalı zülf ü ruḫuñ dūr dīdeden iy meh
Beyāż ṣubḥ ile birdür sevād-ı şām baña
Lebüñ ġamında gözüm cāmını ḳılup pür ḫūn
Ṣunar ṭolu ṭolu sāḳī-i ġam müdām baña
İtüñ geçünmek ile şehr içinde meşhūrum
Murād şöhret ise ger yeter bu nām baña
Ululadı beni itüm didi o sulṭānum
Yeter cihānda be Fażlī bu iḥtirām baña
Günümüz Türkçesiyle
1. Cennette sevgilinin dudağı bana kadeh olursa, cennetin temiz şarabına (şarāb-ı ṭahūr) meylim olursa o bana haram olsun.
2. Ey ay, zülfün ve yanağın gözümden uzak olalı, sabahın beyazı ile akşamın karası bana birdir.
3. Gam sakisi, dudağının gamında gözümün kadehini kanla doldurup bana sürekli dolu dolu sunar.
4. Senin köpeğin geçinmekle şehirde meşhurum; murat şöhret ise bu ad bana yeter.
5. O sultanım "köpeğim" diyerek beni yüceltti; ey Fazlî, dünyada bu itibar bana yeter.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun müctes bahrinden "mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "baña" kelimesidir; kafiye "cām, ḥarām, şām, müdām, nām, iḥtirām" kelimelerindeki "-ām" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde on üçüncü gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 219a) bulunur. İlk mısradaki "cām" kelimesi nüshada "Cem" biçimindedir; Özkat metni "cām" olarak kurmuştur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla beyti, cennet nimetlerini sevgilinin dudağıyla karşılaştırır. Cennette sunulacak temiz şarap bile, sevgilinin dudağı kadeh olunca âşığa haram sayılır. "Ṭahūr" (temiz şarap), "cinān" (cennetler) ve "ḥarām" kelimeleri dinî bir dil kurar; şair bu dili sevgilinin dudağını cennetten üstün tutmak için kullanır.
İkinci beyit, Özkat'ın Fazlî'nin söz sanatlarını gösterirken leff ü neşr için seçtiği örnektir. İlk mısrada "zülf" ve "ruḫ" (yanak) sayılır; ikinci mısrada bunlara karşılık "sevād-ı şām" (akşamın karası) ve "beyāż-ı ṣubḥ" (sabahın beyazı) gelir. Siyah zülf akşama, parlak yanak sabaha karşılık gelir; ama ikinci mısrada sıra ters çevrilerek önce sabah, sonra akşam anılmıştır. Sevgili gözden uzak olunca gece ile gündüz arasındaki fark kalmamıştır.
Üçüncü beyitte gam bir sakiye dönüşür: âşığın gözü kadeh olur, bu kadeh kanlı gözyaşıyla dolar ve gam sakisi onu sürekli sunar. "Sāḳī", "cām", "ṭolu" ve "müdām" kelimeleri bir tenasüp kurar; "müdām" hem "sürekli" hem de "şarap" anlamına geldiği için beyte bir tevriye de katar. Son iki beyit, divan şiirinde âşığın kendini sevgilinin kapısındaki köpekle bir tutması mazmununa dayanır. Âşık sevgilinin köpeği olmakla şehirde ün kazanmıştır ve sevgilinin ona "itüm" (köpeğim) demesini bir yüceltme sayar. Alçalma ile yücelme arasındaki bu tezat, kul ile sultan ilişkisini en uç noktasına taşır; "şöhret", "nām" ve "iḥtirām" kelimeleri de bu tezadı vurgular.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 291-292, gazel no. 13 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 219a); ayrıca s. 45 ve 84 (söz sanatları) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






