Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilātün Fe‘ilün
Mey ile ṭolmaya meclisde çü rindāne ṣafā
Virmez iy sāḳi-i gül-çihre ḳadeḥ cāne ṣafā
Ben müdāmī çekeyin cām-ı belādan cür‘a
Sen mey-i nāz içün ol iy gözi mestāne ṣafā
Ḳo riyā ṣuffesin ol ṣāf ṣaf-ı ‘āşıḳa gel
Ṣūfiyā ṣāfi mey iç ṣāfi virüp cāne ṣafā
Ger tehī ola ġamuñdan dil-i pür-ġam bir dem
Cānda ne ẕerre ḳadar ẕevḳ ola cānā ne ṣafā
Vireyin cāne ṣafā yolına cānum vireyin
Beni öldürmek ile ger gele cānāne ṣafā
Şād olur yāreler açsa müjesi sīnemde
Ki fütūḥ olsa gelür ḫāṭır-ı sulṭāne ṣafā
Fażliyā çün [dem] urur lâ‘l-i leb-i sāḳīden
Yāda virürse n’ola ḫāṭır-ı yārāne ṣafā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gül yüzlü saki, meclis rintçesine şarapla dolmadıkça kadeh cana safa vermez.
2. Ben sürekli bela kadehinden yudum çekeyim; ey mest gözlü, sen naz şarabını içip safa sür. ("Müdāmī" kelimesi hem "sürekli" hem de "şaraba ait" anlamını çağrıştırır.)
3. Ey sofu, riya sekisini bırak, arın, âşıkların safına gel; saf şarap iç, cana saflık katıp safa ver.
4. Gamla dolu gönül bir an senin gamından boş kalsa, ey can, canda zerre kadar ne zevk olur ne safa.
5. Beni öldürmekle sevgilinin gönlüne safa gelecekse, cana safa vereyim, yoluna canımı vereyim.
6. Kirpikleri sinemde yaralar açsa sevinirim; çünkü fetihler olunca sultanın gönlüne safa gelir.
7. Ey Fazlî, (şiirin) sakinin lal dudağından dem vurduğuna göre, anılınca dostların gönlüne safa verirse şaşılır mı? (İkinci mısraın okunuşu kesin değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ṣafā" kelimesidir; kafiye "rindāne, cāne, mestāne, cānā ne, cānāne, sulṭāne, yārāne" kelimelerindeki "-āne" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer; bu beyitteki "[dem]" kelimesi Özkat'ın vezin için eklediği bir kelimedir. Gazel, Özkat'ın neşrinde on beşinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 219b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel baştan sona redifteki "ṣafā" kelimesinin çeşitli anlamları üzerinde döner: neşe, gönül ferahlığı, saflık ve berraklık. Her beyit, kimin neyle safa bulacağını söyler: kadeh şarapla, sevgili naz şarabıyla, sofu saf şarapla, sevgili âşığın ölümüyle, sultan fetihle, dostlar da şiirle.
Üçüncü beyit Özkat'ın iştikak sanatı için seçtiği örnektir ve gazelin en çok dikkat çeken yeridir. "Ṣuffe" (seki, sofa), "ṣāf" (arı, temiz), "ṣaf" (sıra), "ṣūfī", "ṣāfī" (saf) ve "ṣafā" kelimeleri aynı seslerden kurulmuş bir dizi oluşturur. Şair sofuyu "riya sekisini" bırakıp âşıkların safına katılmaya çağırır; sofunun gerçek safası, saf şaraptadır.
Özkat, Fazlî'nin gazellerinde mısra sonlarında cinaslı söyleyişlere yer verdiğini söyler ve dördüncü ile beşinci beyitleri cinaslı kafiye örneği olarak gösterir: dördüncü beyitteki "cānā ne" (ey can, ne) ile beşinci beyitteki "cānāne" (sevgiliye) aynı seslerle kurulmuştur. Beşinci beyitte ayrıca "can vermek" deyimi kullanılır; Özkat bu beyti deyimler listesinde de anar. "Cāne ṣafā vireyin" ile "cānum vireyin" sözleri birbirini yankılayarak bir tekrir oluşturur.
Altıncı beyit bir hüsn-i talil örneği sayılabilir. Kirpiklerin sinede yara açması bir fetihtir; fetihler sultanın gönlünü şenlendirdiği için âşık da yaralandıkça sevinir. "Fütūḥ" kelimesi hem fethi hem açılmayı karşılar ve yaraların "açılması" ile bir tevriye kurar. İkinci beyitteki "müdāmī" kelimesi de "sürekli" anlamının yanında şarabın adı olan "müdām"ı çağrıştırır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 292-293, gazel no. 15 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 219b); ayrıca s. 45 ve 83 (iştikak), s. 72 (cinaslı kafiye), s. 91 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






