Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Künc-i ġamda olalı ben ḫaste cānāndan cüdā
Gūyiyā bir mürde-i pejmurdeyem cāndan cüdā
Baḥr-ı vaṣluñdan beni dūr ideli emvāc-ı hicr
‘Aynıyam şol ḳaṭrenüñ kim ola ‘ummāndan cüdā
Āh u efġān oldı kārum hicrde sensüz benüm
Nāle itmez gerçi kim bülbül gülistāndan cüdā
Cānum al sevdā-yı küfr-i kākülinde ol bütüñ
Yā İlāhī eyleme ṣoñ demde īmāndan cüdā
Dirlügüm it dirlügidür itlerinsüz Fażliyā
Olmasun itler daḫı ġurbetde yārāndan cüdā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ben hasta, gam köşesinde sevgiliden ayrı düşeli, sanki candan ayrılmış, perişan bir ölüyüm.
2. Ayrılığın dalgaları beni vuslatının denizinden uzaklaştıralı, ummandan (okyanustan) ayrı düşmüş damlanın ta kendisiyim.
3. Ayrılıkta sensiz işim gücüm ah ve feryat oldu; oysa gülistandan ayrı düşen bülbül inlemez. (Mısra "gülistandan ayrı düşen bülbül inlemez mi?" diye bir soru olarak da okunabilir.)
4. O putun (sevgilinin) kâkülünün küfür sevdası içinde canımı al; ama Allah'ım, son nefeste beni imandan ayırma.
5. Ey Fazlî, onun köpekleri olmadan benim dirliğim köpek dirliğidir (sefil bir hayattır); köpekler de gurbette dostlarından ayrı düşmesin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dan cüdā" (-dan ayrı) sözüdür; Özkat bu gazeli bir ek ile Türkçe ve Farsça unsurlardan oluşan ek grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "cānān, cān, ‘ummān, gülistān, īmān, yārān" kelimelerindeki "-ān" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yirminci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 231b) bulunur. Özkat'ın dipnotuna göre ilk beytin ikinci mısraındaki "bir" kelimesi nüshada "bu" biçiminde yazılmıştır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu redifin söylediği ayrılıktır ve her beyit bu ayrılığa başka bir benzetme bulur. İlk beyitte sevgiliden ayrı düşen âşık, candan ayrılmış bir ölüdür; "cānān" ile "cān" arasındaki ses yakınlığı, sevgilinin âşık için canın kendisi olduğunu hissettirir. İkinci beyitte vuslat bir denizdir, ayrılık onun dalgalarıdır, âşık ise ummandan kopmuş bir damladır; "baḥr", "emvāc" (dalgalar), "ḳaṭre" ve "‘ummān" kelimeleri bir tenasüp kurar. Üçüncü beyitte gül ile bülbül mazmunu kullanılır. Mısra iki türlü okunabilir: ya bülbül gül bahçesinden ayrı düşünce susar da âşık sensiz susmaz, ya da bülbül nasıl gülistandan ayrı düşünce inlerse âşık da öyle inler.
Dördüncü beyit küfür ile iman arasındaki tezada dayanır. Sevgilinin kâkülü karanlığı yüzünden küfre benzetilir ve âşık canının bu küfrün sevdası içinde alınmasını ister; ikinci mısrada ise Allah'a dönüp son nefeste imandan ayrılmamayı diler. Aşkın diliyle dinin dili aynı beyitte karşı karşıya getirilmiştir. Son beyit gazelin en sade ve en Türkçe beytidir. Âşık kendini sevgilinin köpekleri arasında sayar; onlardan ayrı yaşamak "it dirliği", yani sefil bir hayattır. "Dirlügüm" ile "dirlügidür", "it" ile "itler" kelimelerinin tekrarı beyte bir ahenk verir. Özkat bu beyti iki yerde anar: XV. yüzyıl sonunda İran edebiyatının etkisine bir tepki olarak doğan Türkî-i Basit akımının özelliklerini taşıyan söyleyişlere ve Fazlî'yi bu anlayışa yaklaştıran, konuşma diline yakın sade ve samimi ifadelere örnek olarak.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 295-296, gazel no. 20 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 231b); ayrıca s. 44 (Türkî-i Basit), s. 69 (redifler), s. 103 (sade Türkçe) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






