Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

İçmege yār ile pür-ṣāfī ṣafādan kim ḳaçar
Ṣūfi inṣāf eyleye ṣāfī ṣafādan kim ḳaçar
Cüft olup aġyāre tek mihr ü vefālar itmesün
‘Āşıḳa yār itdügi cevr ü cefādan kim ḳaçar
Derd odur kim yārüñi aġyāre hem-dem göresin
Yoḫsa rāh-ı ‘ışḳda derd ü belādan kim ḳaçar
Bir lebi ‘Īsī ki geh geh būsesinden cān vire
Yolına ölmeklige ol dil-rübādan kim ḳaçar
Biñ kez ursañ tīġ-ı cevri Fażlī’ye dönmez yüzi
İy kemān ebrū vefādur ol vefādan kim ḳaçar

Günümüz Türkçesiyle

1. Yâr ile dopdolu saf (şarabı) içmenin safasından kim kaçar? Sofu insaf etsin; saf safadan kim kaçar?

2. (Sevgili) ağyarla (rakiplerle) çift olup yalnız onlara sevgi ve vefa göstermesin; yoksa yârin âşığa ettiği cevir ve cefadan kim kaçar?

3. Asıl dert, yârini ağyarla dost görmendir; yoksa aşk yolunda dertten ve beladan kim kaçar?

4. Dudağı İsa gibi olan, ara sıra öpücüğüyle can veren o gönül alıcının yolunda ölmekten kim kaçar?

5. Fazlî'ye bin kez cevir kılıcını vursan yüzünü döndürmez; ey kaşı yay, bu vefadır, o vefadan kim kaçar?

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dan kim ḳaçar" sözüdür; Özkat bu gazeli ek ve Türkçe kelimeden oluşan ek grubu redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ṣafā, ṣafā, cefā, belā, dil-rübā, vefā" kelimelerindeki "-ā" sesiyle kurulur; matla beytinin iki mısraı da "ṣafādan kim ḳaçar" diye biter. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde elli yedinci gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 235a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün beyitleri bir soruyla biter ve her soru, âşığın kaçmadığı bir şeyi gösterir: şarap meclisinin safası, yârin cefası, aşk yolunun belası, sevgili uğrunda ölmek ve vefa. Matla, Özkat'ın iştikak sanatına verdiği örneklerdendir: "ṣāfī", "ṣafā" ve "ṣūfi" kelimeleri aynı ya da yakın kökten ve aynı seslerden kurulur, sofunun kaçındığı "saf safa" ile kendi adı arasında bir ses yakınlığı doğar. Sofuya "insaf" çağrısı yapılması da bu ses dizisine katılır.

İkinci beyitte "cüft" (çift) ile "tek" (yalnız) arasında bir tezat vardır: sevgilinin rakiplerle çift olup onlara tek başına vefa göstermesi âşığı incitir, cefası ise incitmez. Üçüncü beyit aynı düşünceyi açıkça söyler: âşık için asıl dert, sevgiliyi rakiplerle bir arada görmektir; aşk yolunun bilinen belaları onu korkutmaz. Dördüncü beyitte sevgilinin dudağı İsa'ya benzetilir; İsa'nın nefesiyle ölüleri dirilttiği inancı, öpücükle can veren dudak imgesine bağlanır. Özkat bu beyti "yoluna ölmek" deyiminin örneği olarak verir. Son beyitte kaşın yaya, cevrin kılıca benzetilmesiyle bir savaş tablosu kurulur; kılıç bin kez inse de âşık yüzünü döndürmez ve bunu "vefa" diye adlandırır.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 318, gazel no. 57 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 235a); ayrıca s. 69 (redifler), s. 83 (söz sanatları), s. 93 (deyimler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar