Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Zülfüñ-içün āh idersem eşk-i bī-pāyān yaġar
Bād-ı maġrib esse zīrā ḥükmdür bārān yaġar
Seyle virdi ḫūn-ı ‘āşıḳ kūyuñı şol resme kim
Dir görenler ne ‘alāmetdür ki gögden ḳan yaġar
Dil ‘aceb mi sen lebi cān-baḫşa ‘Īsī’dür disem
Aġız açsañ güft ü gūya leblerüñden cān yaġar
Bāġ-ı cān ḫurrem olur bārān raḥmetdür baña
Sīneme kim ġamze-i dil-dārdan peykān yaġar
Aġlasam āh eylesem gördükçe ruḫsāruñ n’ola
Nev-bahār eyyāmı eks̱er bād olur bārān yaġar
Her ḳaçan dendān u lā‘lüñ vaṣfın itmek istesem
Ebr-i nīsān gibi ḫālümden dür ü mercān yaġar
Dir şerār-ı āhumı iy Fażlī kūyuñda gören
Ne günāh itdüñ ki gögden āteş-i sūzān yaġar
Günümüz Türkçesiyle
1. Zülfün için ah edersem sonsuz gözyaşı yağar; çünkü batı rüzgârı eserse yağmur yağacağı hükmolunmuştur (bellidir).
2. Âşığın kanı senin mahalleni öyle sele verdi ki görenler "Bu ne alamettir ki gökten kan yağar" der.
3. Gönül, sana "can bağışlayan dudaklı İsa'dır" desem şaşılır mı; konuşmak için ağzını açsan dudaklarından can yağar.
4. Sevgilinin gamzesinden göğsüme oklar (temrenler) yağdıkça can bahçesi şenlenir; bu bana rahmet yağmurudur.
5. Yanağını gördükçe ağlayıp ah etsem şaşılır mı; ilkbahar günlerinde çoğu zaman rüzgâr eser, yağmur yağar.
6. Dişlerini ve la'l dudağını vasfetmek istediğim her zaman nisan bulutu gibi halimden inci ve mercan yağar.
7. Ey Fazlî, mahallende ahımın kıvılcımlarını gören "Ne günah ettin ki gökten yakıcı ateş yağar" der.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "yaġar" kelimesidir; Özkat bu gazeli Türkçe kelime redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "bī-pāyān, bārān, ḳan, cān, peykān, bārān, mercān, sūzān" kelimelerindeki "-ān/-an" sesiyle kurulur; "bārān yaġar" sözü ilk ve beşinci beyitlerde iki kez geçer. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde elli dokuzuncu gazeldir ve yalnız Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 235a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beytinde bir şey "yağar": gözyaşı, kan, can, ok temreni, yağmur, inci ve mercan, ateş. İlk beyit Özkat'ın incelemesinde iki yerde geçer. Özkat'a göre şair, sevgilinin saçları için ah çektiğinde gözyaşlarına hâkim olamayacağını söylerken o devirde halk arasında yaygın bir inanışa da parmak basar: "Rüzgâr batıdan eserse yağmur yağar." Özkat aynı beyti, halk arasında atasözü olarak kullanılıp kullanılmadığı bilinmeyen veciz sözler arasında da verir. Beyitte ah rüzgâra, gözyaşı da yağmura benzetilir; "maġrib" (batı) kelimesi ile zülfün karanlığı arasında da bir ilgi sezilebilir, ancak bu bizim yorumumuzdur.
Beşinci beyit aynı benzetmeyi bahar mevsimine taşır: âşık sevgilinin gül yanağını gördükçe ağlayıp ah eder, tıpkı ilkbaharda rüzgârın esip yağmurun yağması gibi. Özkat bu beyti leff ü neşr sanatının örnekleri arasında gösterir; ilk mısradaki ağlamak ve ah etmek, ikinci mısrada yağmur ve rüzgâr ile karşılanır. Gül yanak ile "nev-bahār" arasında da bir tenasüp vardır. İkinci ve yedinci beyitler aynı kalıpla kurulur: görenler mahallede kan ve ateş yağdığını görüp bunun neyin alameti olduğunu sorar. Üçüncü beyitte sevgilinin dudağı İsa'ya benzetilir; konuşunca dudaklarından can yağar. Dördüncü beyitte gamzeden yağan oklar rahmet yağmuru sayılır; acının nimet bilinmesi divan âşığının bilinen tavrıdır. Altıncı beyitte nisan yağmurunun inciye dönüştüğü inancına dayanan "ebr-i nīsān" (nisan bulutu) imgesiyle dişler inciye, dudak mercana benzetilir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 319, gazel no. 59 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 235a); ayrıca s. 69 (redifler), s. 80 (halk inanışları), s. 84 (söz sanatları), s. 89 (veciz sözler) ve s. 119-120 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






